Bugün kıyıya 10 metre mesafeye ağ atıp, balıklar takılsın diye sopalarla ses yapıp avuç kadar lidakileri avlayıp çupra diye satılmasına katkı sağlayanlar, yarın tutacak balık bulamayacak. Ben olta atıp balık tutamayacak olmamı önemsemem, sonuçta hobi ama çocuklarımıza balıksız bir deniz bırakmak ta istemem, buna sebep olanların da ''ekmek parası'' adı altında bunu yapmalarını haklı göremem.
Kıyıya ağ atılması başka bir konu. Kanunen yasak yoksa öncelik onların. Bu adamlara buraya ağ atamazsın diyemeyiz.
Küçük balıkların alıkonulması ise başka bir konu. O konu vicdana ve eğitime kalmış bir konu.
Mevcut av kanunlarına uyuyorsa, balıklar kanuni limitlerdeyse birebir bu kişilerle sorunu çözemezsiniz.
Mevcut kanunlar balık popülasyonunu korumuyor, balık boy limitleri çok küçük. Burada buna itirazı olan kimse yoktur ben dahil.
Ancak bunun çözüm adresi o balıkçı değil.
Kanun değiştirilir, limitler yükseltilir, denetim mekanizması kurulur ve o balıkçı da gider başka yerde avlanır veya başka bir iş yapar.
Yetkiyi veren halk. Kanunu çıkaran halkın yetkiyi verdiği siyasiler. Uygulayan bakanlık. Denetleyen kolluk güçleri.
Herkesin rolü belliyken çözümü yanlış adreste aramayalım.
Sen bugün ona sitem edersin, yarın bir başkası da burada olta atamazsın, benim otelimin önü burası der.
Umarım aynı tarafta olduğumuzu anlatabilmişimdir.