@ozgurarslan'dan balıkçılık hakkında genel bilgiler...

Durum
Konu tartışmaya kapatılmıştır.
Kamışın tamirini Ergin Balıkçılık'ın halletmiş olduğu bugün 10 saat süren avımda kesinleşti. 220 gr attım. Balmumu ben de ilk kez duydum, meslek sırrı filan değil diye düşündüm ve paylaştım, umarım yanlış yapmamışımdır. Çok çok az sürülüyor, sürülüşünü gördüm. Katı kehribar rengi bir nesne bu. tebeşir sürer gibi sürülüyor.
bahsettiğin sahtelerin üst yan ve alt fotoğraflarını çektim. Oscar ın renk kodu CH1, willy'nin kutusunu atmış bulundum ne yazık ki... ama bu fotoğraflar işini görür sanırım @cem1 .
47289 dosyayı görüntüle 47290 dosyayı görüntüle 47291 dosyayı görüntüle
Tesekkurlr Ozgur.
 
Günaydın,

Ellerine sağlık Özgür Abi, kareler bir harika sağanağa rağmen gaz kesmemişsin. 🙂
Rast gelsin...
 
Atatürk’ün Savarona’yı beklediği gibi beklemiştim 10 Kasım günü (tamamen tesadüf) balığa gitmeyi. Devam etmekte olan kursum için her Perşembe günü olan ders yapılmayacağı mesajı bana o gün için bir boşluk vermişti. N’apacaktım ki, balığa gitmeyip? Perşembe sabahı saat 04:00’e kadar uyuyamadım, uyuduğumda ise saat 05:00’e kurduğum saat ötmeye başlamıştı. Söz verdiğim üzere saat 05:57’de Özgür’ün evinin önündeydim. Sonrası mı?🙂)

Avlağa vardık, çeyizlerime göz attık, takım taklavat arabadan indirildi, kamışlar açıldı. Hazırlıklar başladı. Bundan sonrasında ben hep sayın seyirci/acemi/öğrenci/kursiyer/misafir/angarya/safra……. Modundaydım. Özgür’ün gerek kendi takımlarından (ki çoğunlukla öyleydi) az da olsa benim malzemelerimden (her seferinde) kendisi hazırladığı takımı suya atmaya çalıştım,(atamadım ama samimi olarak denedim yahu). Özgür’ün abanmadan attığı noktanın sadece yarısına ulaşabildiğim atışlarımda saat 11:00’a kadar tek bir vuruş ve tek bir av yapamadan kendi tabirimle ‘’kıyıdan kamış+sahte ile balık tutma konusunda MİLLİ OLAMADAN’’ avı sonlandırdım. 🙂

10 KASIM 2016 Perşembe günü, Bebek Çamlıbahçe av raporumu sunuyorum.

Yapılan atış sayısı 40-50 arası. Kullanılan kurşun ağırlığı 150-210 gr. arası. Kullanılan sahteler ucuz piyasa ve Çin malı sahteler. Kaybedilen sahte sayısı 3-5 arası+ kurşunlar ve klips/fırdöndüler. Tutulan balık sayısı 0 (YAZIYLA SIFIR).

Kayıpları boşverelim, kazançları yazalım.

Perşembe günü, son derece samimi/efendi/düzgün/yardımsever/kibar/sabırlı/cömert/dost canlısı/öğretici/paylaşımcı birini tanıdım. Adı Özgür ARSLAN.

Özgür’ün sayesinde emekli uçak teknisyeni Mehmet Bey (abi) ile tanıştım. Ortak birçok tanıdığımız ve üzerinde konuşma fırsatı bulduğumuz ortak birçok noktamız olduğunu gördük.

Metin ve Nafiz Bey (sunroof🙂) ve anlık temaslarda diğer avlanan beyefendiler ‘’İstanbul’da böyle insanlar kaldı mı yahu?’’ dedirtecek kadar hayret ve hoşluk yaratan durumdu. Özgür, kısa bir süre olsa da, kendilerini tanıdığıma memnun ve mutlu oldum. Özgür onlara selam ve teşekkürlerimi ilet lütfen.

Değeri hiçbir para birimiyle ölçülemeyecek olan tanışmaların ve insanda hissettirdiği duyguların yanında birtakım ÖNEMLİ TESPİTLERE de yer vermeliyim.

Sırf bu av sezonu ve disiplini (Lüfer ve Surf) için almış olduğum kamışın (Lineaeffe Patriot 3,90) bu işe kesinlikle uygun olmadığını, almadan önce okuduğum onca forumda verilen bilgilerin çok da samimi olmadığını anladım. Belki Daiwa Entoh Tournament 5000 makine de uygun değil? Ama doğru kamış olmadığı için makinanın da doğru olup olmadığını tespit edemiyorsunuz ki? Dün şunu öğrendim. Bu işi doğru yapmak istiyorsanız ‘’SAHADA’’ /’’MERADA’’ kullanıcıları izlemek, konuşmak ve hatta mümkün olabilirse denemek kesinlikle şart. Yoksa benim yaşadığım gibi, zaman-para ve moral kaybını yaşamanız kuvvetle olası. Bu işi amatör olarak ve kesinlikle keyif almak isteyenler ‘’işin gereğini’’ doğru olarak yapmak istiyorlarsa ‘’şans’’ faktörünü ayrı tutmak kaydıyla; doğru ekipman ve ‘’mera’ya’’ özel doğru zaman ve bilgi gerekliliği mutlak önemli olarak ortaya çıkıyor. Orada da ‘’optimum’’ hesaplamalarınız sizi zorluyor. Senede kaç defa gideceğiniz bu tarz av için değer mi? Sorusu sizi gerçekten düşündürüyor. Ama gittiğinizde sahip olmanız durumunda aldığınız keyif? Ya da olmamanız durumunda can sıkıntısı?🙂)) zor bir seçim ve karar vesselam.

Kısa yazamıyorum ben de Özgür gibi.🙂 Ama sonlandırayım yoksa benim yazım da Milena’ya mektuplar gibi olacakJ)

@ozgurarslan, senin gibi bir kardeşi tanıdığım için, sahip olduğun ve gösterdiğin tüm samimiyetin için, birlikte avlandığımız (senin avlandığın benim sadece seni seyrettiğim🙂) kısa zaman parçası için tekrar teşekkürlerimle.
 
Son düzenleme:
197c88e8b621c3be38832298b9af74f9.jpg

Balık az idi zaten, olan da kesti, ama belli olmaz akşam suyu. Ben 15 tane aldım, kafi diyorum ve toplanıyorum. 3 yaprak attım, iki güzel balık kaçırdım

SM-N9000Q cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Atatürk’ün Savarona’yı beklediği gibi beklemiştim 10 Kasım günü (tamamen tesadüf) balığa gitmeyi. Devam etmekte olan kursum için her Perşembe günü olan ders yapılmayacağı mesajı bana o gün için bir boşluk vermişti. N’apacaktım ki, balığa gitmeyip? Perşembe sabahı saat 04:00’e kadar uyuyamadım, uyuduğumda ise saat 05:00’e kurduğum saat ötmeye başlamıştı. Söz verdiğim üzere saat 05:57’de Özgür’ün evinin önündeydim. Sonrası mı?🙂)

Avlağa vardık, çeyizlerime göz attık, takım taklavat arabadan indirildi, kamışlar açıldı. Hazırlıklar başladı. Bundan sonrasında ben hep sayın seyirci/acemi/öğrenci/kursiyer/misafir/angarya/safra……. Modundaydım. Özgür’ün gerek kendi takımlarından (ki çoğunlukla öyleydi) az da olsa benim malzemelerimden (her seferinde) kendisi hazırladığı takımı suya atmaya çalıştım,(atamadım ama samimi olarak denedim yahu). Özgür’ün abanmadan attığı noktanın sadece yarısına ulaşabildiğim atışlarımda saat 11:00’a kadar tek bir vuruş ve tek bir av yapamadan kendi tabirimle ‘’kıyıdan kamış+sahte ile balık tutma konusunda MİLLİ OLAMADAN’’ avı sonlandırdım. 🙂

10 KASIM 2016 Perşembe günü, Bebek Çamlıbahçe av raporumu sunuyorum.

Yapılan atış sayısı 40-50 arası. Kullanılan kurşun ağırlığı 150-210 gr. arası. Kullanılan sahteler ucuz piyasa ve Çin malı sahteler. Kaybedilen sahte sayısı 3-5 arası+ kurşunlar ve klips/fırdöndüler. Tutulan balık sayısı 0 (YAZIYLA SIFIR).

Kayıpları boşverelim, kazançları yazalım.

Perşembe günü, son derece samimi/efendi/düzgün/yardımsever/kibar/sabırlı/cömert/dost canlısı/öğretici/paylaşımcı birini tanıdım. Adı Özgür ARSLAN.

Özgür’ün sayesinde emekli uçak teknisyeni Mehmet Bey (abi) ile tanıştım. Ortak birçok tanıdığımız ve üzerinde konuşma fırsatı bulduğumuz ortak birçok noktamız olduğunu gördük.

Metin ve Nafiz Bey (sunroof🙂) ve anlık temaslarda diğer avlanan beyefendiler ‘’İstanbul’da böyle insanlar kaldı mı yahu?’’ dedirtecek kadar hayret ve hoşluk yaratan durumdu. Özgür, kısa bir süre olsa da, kendilerini tanıdığıma memnun ve mutlu oldum. Özgür onlara selam ve teşekkürlerimi ilet lütfen.

Değeri hiçbir para birimiyle ölçülemeyecek olan tanışmaların ve insanda hissettirdiği duyguların yanında birtakım ÖNEMLİ TESPİTLERE de yer vermeliyim.

Sırf bu av sezonu ve disiplini (Lüfer ve Surf) için almış olduğum kamışın (Lineaeffe Patriot 3,90) bu işe kesinlikle uygun olmadığını, almadan önce okuduğum onca forumda verilen bilgilerin çok da samimi olmadığını anladım. Belki Daiwa Entoh Tournament 5000 makine de uygun değil? Ama doğru kamış olmadığı için makinanın da doğru olup olmadığını tespit edemiyorsunuz ki? Dün şunu öğrendim. Bu işi doğru yapmak istiyorsanız ‘’SAHADA’’ /’’MERADA’’ kullanıcıları izlemek, konuşmak ve hatta mümkün olabilirse denemek kesinlikle şart. Yoksa benim yaşadığım gibi, zaman-para ve moral kaybını yaşamanız kuvvetle olası. Bu işi amatör olarak ve kesinlikle keyif almak isteyenler ‘’işin gereğini’’ doğru olarak yapmak istiyorlarsa ‘’şans’’ faktörünü ayrı tutmak kaydıyla; doğru ekipman ve ‘’mera’ya’’ özel doğru zaman ve bilgi gerekliliği mutlak önemli olarak ortaya çıkıyor. Orada da ‘’optimum’’ hesaplamalarınız sizi zorluyor. Senede kaç defa gideceğiniz bu tarz av için değer mi? Sorusu sizi gerçekten düşündürüyor. Ama gittiğinizde sahip olmanız durumunda aldığınız keyif? Ya da olmamanız durumunda can sıkıntısı?🙂)) zor bir seçim ve karar vesselam.

Kısa yazamıyorum ben de Özgür gibi.🙂 Ama sonlandırayım yoksa benim yazım da Milena’ya mektuplar gibi olacakJ)

@ozgurarslan, senin gibi bir kardeşi tanıdığım için, sahip olduğun ve gösterdiğin tüm samimiyetin için, birlikte avlandığımız (senin avlandığın benim sadece seni seyrettiğim🙂) kısa zaman parçası için tekrar teşekkürlerimle.


çok güzel bir yazı olmuş abi, ben de tanıştığıma çok memnunum, sen fırsat bul, çok siftahlar yaparız beraber.
 
bir adet 1000, 1 adet de 250 mt ip sipariş etmiştim. 1000 mt olan geldi. deneme fırsatım yakın zamanda olmayacak inşallah, sarılı olanın başına bir şey gelmesin...
20161111_132200[1].jpg
 
Kamışın tamirini Ergin Balıkçılık'ın halletmiş olduğu bugün 10 saat süren avımda kesinleşti. 220 gr attım. Balmumu ben de ilk kez duydum, meslek sırrı filan değil diye düşündüm ve paylaştım, umarım yanlış yapmamışımdır. Çok çok az sürülüyor, sürülüşünü gördüm. Katı kehribar rengi bir nesne bu. tebeşir sürer gibi sürülüyor.
bahsettiğin sahtelerin üst yan ve alt fotoğraflarını çektim. Oscar ın renk kodu CH1, willy'nin kutusunu atmış bulundum ne yazık ki... ama bu fotoğraflar işini görür sanırım @cem1 .
47289 dosyayı görüntüle 47290 dosyayı görüntüle 47291 dosyayı görüntüle
Tesekkurler Ozgur.
 
moderatör arkadaşlar,
Şeref abi @agartan
vega potenza supercore kamışımda oluşan hasarla ilgili doğru olmayan bir bölümde (İstanbul boğazı av raporu) soru sorduğumdan ötürü bir iki arkadaş eleştirdi, haklısınız dedim, kendim bildiğim gibi yazabileceğim bir köşe açtım ve köşeme çekildim. ayrıca forum işleyişini bozmamak adına rapor paylaşıyorsam raporun linkini yerine attım, takım paylaşıyorsam takımdan herkes faydalansın diye linkini yerine attım. arkadaşların yazdıklarına yanıt yazsam sıklıkla rastlanılan ve hoş olmayan tartışmalara dönecekti iş, bunun içinde bulunmak istemedim, balığımı tutmaya, raporumu yazmaya devam ettim, şahıslara takılıp da balıkçılık dışı işlere girmedim.

şimdi rapor yazmak için giriyorum kendime ait minicik alana, bir bakıyorum zaten 4 sayfa olan konunun 3 sayfası yok ortada...

ben yine de raporu vereyim ancak bir açıklama yapılmazsa bu son raporum olacak. üyeliğimin de gereği yok zaten o zaman...

11.11.2016 Çamlıbahçe sabah suyu raporu.

Hava aynı dünkü gibi, bir sağanak yağıyor bir açıyor. Yağmur yağdığında kuvvetli yağıyor.
yağmur.jpg
sabah Engin kardeşim ile saat 07:00 da ava başladık, güzel bir de sohbet ettik av öncesi, gün doğmadan. Engin, arabaya binince bana mesaj atacaktın, unuttun, okuyorsan mesajı yolla.
Ardından ava başladık ancak saat 08:04 e kadar tek balık alabildim. Bu arada Serdar bir lüfer çekti, lüfer de lüfer, ne yazık ki GoPro yoktu o esnada başımda. Helal olsun.
Ardından balık başladı, dünkü gibi değil, dünün at-çek bölümü gibi hiç değil ama ara ara av verecek gibi...


deniz dün de öyleydi, yazmayı unutmuşum silinen raporumda, tam bir çöplük. yani...
çöp.jpg

Bu kez dünden farklı olarak balık açıkta biniyor idi, en kötü orta uzaklıktaki suda. Yakından hiç balık almadım. Bu sayının düşük olmasının sebeplerinden biri ayrıca. İki balık düşürdüm ama biraz da suç bende galiba, çok sert sudan çıkartıyorum balığı, daha sakin (Serdar kadar sakin değil yine de, o balığı yüzdürüyor bir müddet kıyıda) 🙂 davranınca kaçırmamaya başladım kıyıya alırken. ama kaçanlar güzeldi... Seri sarımla da balık aldım bugün, oyunlu da, yavaş da, değişik değişik her şeyi denedim. Güzel bir sohbet de oldu çalışırken...

arkadaşlar.jpg

Gazi atacağı stili bulurken izliyoruz... 🙂

gazi atacak.jpg

kalite kamışlar güzel enstantaneler yarattı....

kamış enstantanesi.jpg

balık boylarına gelince, sabah lüfer çıktığı gibi, ben iki sarıkanat, 3 kaba çinekop aldım, çinekop çıktı, yaprak da çıktı. genelde balık ince ve küçük iken, nispeten iri balık da aynı suda geziyordu, kısmet... dün çekerken ne geleceğini üç aşağı beş yukarı bilirken, bugün sürprize gebe idi. "su basması" nedir, teknik olarak nasıl olur bilmiyorum ama su basıyor iki gündür. gelen balık olduğundan daha çok zorluyor makinayı. akıntı yine zayıf idi bugün... 185-205 gr arası kurşun kullandım, bugün 220 atmadım.


bir balığı bindir, bir arkadaşın çeksin klasiği... dün Nafiz'e bugün Gazi'ye vurdu piyango.


100 metreyi geçemeyenin balık alamayacağı günlerden biri idi. iyi kamış , iyi atış isteyen günlerden. köşeden bir arkadaş geldi iki kez rapalana bir bakayım dedi, hiç balık alamadı, ben giderken de hiç alamamıştı. "dedim istersen sana vereyim ama rapala ile ilgisi yok, balık açıkta ve sen oraya düşüremiyorsun" diye. ama kibarca elbette... 🙂 kamışı, tekniği filan bu iş için değildi, bu işe o parayı vermezsen, o emeği vermezsen, böyle günlerde balık alamazsın, dünkü gibi (almayanı dövüyorlar) günlerinde balık alırsın ancak, balık kıyıladığında...

konusu açılmışken iki sahte kullandım sadece. ama bunlar olmasa başka sahteler de alabilirdi ve nitekim arkadaşlar da aldı. ama bunlar iyi çalıştı. bunu söylemeye korkuyorum, zira sarı olan Rapala marka. ben denizde buldum, fiyatı ne bilmiyorum ama çoktur. şimdi buna bakıp da gidip aynısını alıp bir ton para filan vermesin hevesli arkadaşlar. bende vardı, kullandım, yoksa daha uygun fiyatlı sahteler ile de olmaz değil bu iş...

kullanılan sahteler.jpg

ben çin işi fırdöndüler ile sade takım kullanıyorum ama asansörlü boncuklu sistem de çok iyi, belki daha bile iyi galiba, bugün sadece 2 kez beden dolaştırdım.
sistem aşağıda...

kullanılan takım.jpg

devamını ayrıca bir post olarak yayınlayacağım, internet ya da pc, ya da her ikisi birden kasmaya başladı...
 
tüm bunlar olurken iki haneli sayılara çıktım galiba. saymamıştım sayınca uğuru kaçıyor. 🙂
bir de biraz itiraf gibi olacak ama 3 tane filan yaprak attım denize, ama sonra kovama baktığımda, -dün de eve geldiğimde- atılması gereken balık buluyorum, attığımdan farkı olmayan. ama bu balıklar tam yaprak diyebileceğimiz balık da değil, videosu var zaten gelecek birazdan. yani aynı boy balığı bir atıp bir alıkoymuş gibi saçma bir şey oluyor.
bunun sebebi şu olabilir, bazen balık seyreliyor, yoruluyorsun, 18-19 cm bir şey gelince zihnin onu 20 ye tamamlıyor. bazen de balığın zaten bol, av da verimli devam ediyor, salıyorsun arkana bakmadan. benim balığa ihtiyacım yok biliyorsunuz, benim buzluk dolu, annemin hem buzluk hem deep freeze dolu, ben gelen balığı satamıyorum da, eşe dosta dağıtıyorum. bir de migros torbası ve emek harcıyorum, kapı çalıp taze balık veriyorum, sırf hayır duasına. o yüzden gidip de yapraktan çıkmaya aday balığı sayı olsun diye kovama atmam, oturup yemem, ama bazen oluyor yorgunluktan galiba, gözün onu büyütüyor, kovaya gidiyor galiba...
bu günah çıkarmanın ardından o zamanki kova durumu....

kova genel görünüm.jpg


Bizim orada bir minik toprak kuyu var. Serdar bir balığını oraya düşürdü, sahte ile oltanın ucunda. Çıkartana kadar akla karayı seçti. 🙂
Benim de başıma geliyordu aynı şey onlar gittikten sonra. Ancak gençliğimdeki futbolcu becerilerim ile kas hafızası ile gol olmasını engelledim... 🙂


Merada iyice az avcı kalmıştık ve saat öğlene yaklaşıyordu. Dünkü av tam gün idi, biliyorsunuz. Ya da görebilenler biliyor. Çok yordu beni, bugün yarım gün sonunda atış mesafem kısalmaya başladı yorgunluktan.
Kafi dedim. Ve avı noktaladım...


Peki şimdi bu balıklar ne yapacaktık?

Biraz yakın geçmişe gidelim. Benim annem 81 yaşında ve emekli eczacı. Sigortadan ilaçlarını yaptırdığı, çok da iyi ilişkiler kurduğu, benim de sahibini ve kalfasını tanıdığım Levent Eczanesi var bizim burada. Annemle bir uğrayışımızda konusu açıldı benim balık-sevda'mın, tutarsam getiririm dedim. gerçekten de 8+8 iki torba götürdüm ertesi gün.
Ertesi gün telefon ettiler, teşekkür için diye düşündüm. Teşekkür ettiler evet, ama devamlı müşteri olmak istediklerini söyledi eczane sahibi. Babaı hayatında böyle balık yememiş. Taze balık, günlük balık, olta balığı başkadır, bilen bilir damağının tadını. Ben dedim ki; "ücreti ile olmaz, ancak tuttukça fazla, hediye ederim yeniden"
Sonra dünkü 45 balıktan da 8+8:16 iki torba yapmıştım ve ulaştırmıştım. Anneme bir hediye bırakmışlar. Ben balıkta iken bugün. Benim 16 aylık oğlan için. 🙂
anorak.jpg
hediye.jpeg

Annem avın sonunda aradığımda söyledi. "Ya, şimdi ben mahçup oldum" dedim. İyi insanlara karşılıksız iyilik de yapmak zordur. 🙂
Zaten balığı ne yaparım diye düşünürken bunu da duyunca (ekteki fotoğraftaki hediyeleri görmemiştin henüz) hemen taksiyi oraya yönlendirip balığı bıraktım. 🙂

Dün yağmur altında kalan takımlar tam kuruyamadan balığa gitti, yeniden ıslandı. Kurutuyorum.

Cumartesi siz tutun. Pazar az ihtimal bakarım ama az ihtimal.
Pazartesi merada olacağım Allah izin verirse..
yağmuru yiyen takımlar.jpg


Rastgele...
 
Ayrıca evet yeri değil ama hani laf söyleyen de olursa bu sefer iş tatsızlaşır. Kişisel bir şey paylaşacağım buradan.
Yakın zamanda boşandım ancak eski eşim ile ayrı şehirlerde olmamıza sebebi ile 15 günde bir görüşüyoruz. Arada 16 aylık Ali Ömer var, başka duygusal bağlar da var.
GOPR8705.MP4_snapshot_06.12_[2016.11.11_20.54.19].jpg
Dünki 45 balık avımın raporunu yazarken eski eşim Whatsapp tan mesajlar atmış görmemişim. Sonra arayınca "internete bakıyorum" dedim. "Neler karıştırıyorsun internette" ile yanıtlandım. Anlatmaya çalıştım, balık sevdam, forum, filan. 🙂 İkna olmadı galiba. Dedim ki, "üye ol o zaman" hem raporlara bakarsın, hem de ne ile meşgulüm anlarsın. Ancak; "kendi isminle filan üye olma, bayan üye var mı inan bilmiyorum ben hiç görmedim, Mahmut N. Derman adı ile üye ol, aradaki "N." ile iyice inandırıcı olur. kendi isminle üye olursan, yanlış bir şey yapan olur, asılan olur, canımız sıkılmasın."
silinen sayfamdaki bıçağı gördünüz herhalde... 🙂

raporlarımı beğeniyorsunuz, beğenilerinizi iletiyorsunuz, sağ olun. ben de keyifle yazıyorum.
silinen sayfamdaki gibi bir raporun yazılması, videoların fotoğrafların hazırlanması, küçültülmesi, youtube'a upload edilmesi, 2 saatten fazla bir zaman alıyor, siz 5 dakikada okuyorsunuz ama mutfakta uzun pişen bir yemek bu.
iki dakikalık bir videoya siz tıklıyorsunuz, ilk 10 saniyede izlemek istemezseniz başkasına geçiyorsunuz, ama ben o iki dakikalık video için 10 dakika edit, 20 dakika upload ile uğraşıyorum. bunu da severek yapıyorum, amacım yakınmak değil.

ama eğer teknik bir arıza değil ise başıma gelen, bu kadar emeğin bir anda silinmesini de hazmedecek değilim.
oldukça kavgacı bir adam olarak 42 sene geçirdim ve çok insan kırdım, hem manevi hem de gerçek anlamı ile. çok şeyimi kendi sert kişiliğimden dolayı kaybettiğimi anlayacak olgunluğa ancak gelebildim. o yüzden ikili tartışmalara hayatımda girmemeye gayret gösteriyorum, forumda da öyle.

ancak yine de; bu kadar emeğin tek bir tuşa basarak silinmesini hazmedecek kadar peygamber olgunluğunda değilim. buna karşı tepkim çok net.
ilk bu konuyu okuyan moderatörden bir açıklama bekliyorum.

aksi takdirde, benim avlandığım mera belli, arkadaşlar ile orada görüşüp, beraber avlanırız.
forumda telefon sapığımız yok ise; 🙂 telefonum 0532 2362543. buluşup av yapmak isteyen her seviyeden avcı ile görüşmek dileği ile...
 
Durum
Konu tartışmaya kapatılmıştır.
Back