Yorumsuz!!!!

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan KaNKuRT
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi

KaNKuRT

Daimi Üye
Kayıt
12 Ara 2017
Mesaj
4,273
Tepki
8,099
Ödül
113
Yaş
56
Şehir
İSTANBUL
Alıntıdır;

Davranışsal çöküş deneyi ...

Barbun Senegal'den geliyor.
Kalamar Hindistan'dan.
Ahtapot İspanya'dan.
Karides Endonezya'dan.
Lagos Mısır'dan.
Kalkan Romanya'dan.

Norveç'ten getirilen seyit balığını restoranlarda mezgit diye kakalıyorlar. Lüks otellerimizde yediğiniz kılıç şiş'ler aslında Çin'den ithal köpekbalığı… Mercan Gine'den. Sinarit Gana'dan.

Her mevsim dilbalığı olmaz, bizde oluyor, çünkü mevsimine göre bazen Afrika'nın batısındaki Senegal'den, bazen Afrika'nın doğusundaki Somali'den geliyor.

Yemek için değil, bakmak için olanları bile yurtdışından getiriliyor, mülteci ayaklarıyla sınırı geçen kamyon kasalarında süs balıkları yakalanıyor, Suriye Japonu deniyor.

Karadeniz'de 26 balığın neslini tükettik, Marmara'da 125 balığın neslini kuruttuk. Midye Şili'den getiriliyor. Tekir Gabon'dan.

Üç tarafımız denizlerle çevrili, Türk havuzu denilen kendimize ait denizimiz var, denizi olmayan Konya'da Uşak'ta Diyarbakır'da tarla balıkçılığı yapıp, arazide levrek yetiştirmeye çalışıyoruz.

Fas'tan Moritanya'dan orfoz getiriyorlar, Kızıldeniz'den karagöz getiriyorlar.

İzlanda'da 2010 senesinde volkan patladı, kül ve lav yağmuru nedeniyle kıyıları zehirlendi, toplu balık ölümleri meydana geldi, balıkları analiz ettiler, ağır kurşun, radyoaktif madde ve insana zararlı kimyasallar tespit edildi, bütün dünya İzlanda'dan balık ithalatını durdurdu, aynı dönemde Türkiye'nin İzlanda'dan balık ithalatı yüzde 250 arttı!

Elalemin almadığı kansere yol açan balıkları, ki, çoğunluğu somondu, afiyetle bize yedirdiler.

Istakoz ABD'den Kanada'dan.
Bataklıklarda yetiştirilen panga'yı, kılçıksız deniz balığı filetosu diye taaa Vietnam'dan getiriyorlar.

Güya Sardalya festivali düzenliyoruz, o sardalya Yunanistan'dan geliyor.
Belediyeler balık festivali düzenler Norveç'ten ithal edilen uskumru dağıtılır.

Norveç'te sadece 6 bin 400 balıkçı teknesi var, 150 ülkeye balık ihracatı yapıyor.

Türkiye'de 16 bin 450 balıkçı teknesi var, 100 ülkeden balık ithal ediyor!

Norveç'in tüm dünyada en çok balık ihracatı yaptığı ikinci ülke, Türkiye… En büyük balıkçının Galata Köprüsü'nde yediğiniz balık ekmek bile Norveç uskumrusu.

Balıkçılık tarihimizin en önemli kitaplarından biri olan ve İstanbul balıkhanesi müdürü Karekin Deveciyan tarafından kaleme alınan “Türkiye'de Balık ve Balıkçılık” isimli eserde…

1920'li yıllarda sırf İstanbul'da sekiz milyon ton balığın işlem gördüğü anlatılıyor.

Bugün, tüm Türkiye'de bir milyon ton bile değil!

1920'li yıllarda İstanbul balık haline 2 milyon 200 bin çift torik geliyordu… Bugün torik gören var mı?
Lakerda artık palamuttan yapılıyor.
İthal somondan bile lakerda var!

Bizim lüferi neredeyse kuruttuk… Atlantik ringası geliyor, Pasifik ringası geliyor, Avustralya uskumrusu geliyor, Japon kolyozu geliyor.

Avrupa Birliği ülkeleri kişi başına 26 kilogram balık yiyor, dünya ortalaması 19 kilogram… Türkiye ortalaması sadece 8 kilo!

Marmara Denizi tüm balıkların göç ve yumurtlama yeriydi. Tekirdağ, Şarköy, Marmara Adası arasındaki üçgen, orkinosların aşk üçgeniydi. Taaa Atlas Okyanusu'ndan gelirler, bu aşk üçgeninde ürerlerdi.

Bu Marmara Denizi'ne en başta İstanbul, çevresindeki tüm şehirlerin kanalizasyonunu bağladık, aşk üçgenini lağım çukuru haline getirdik.

HES kurulmayan dere bırakılmadı.
Mersin balıkları artık Çoruh'a inmiyor.
Gediz'e Büyük Menderes'e Seyhan'a Ceyhan'a artık balık girmiyor.

Balık avlanan göllerimiz imha edildi.
Eber Gölü kurudu, geriye sadece kırık sandallar kaldı.
Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü bile kurudu.

E bu denizlerde balık kalır mı?

Yılmaz Özdil
 
Alıntıdır;

Davranışsal çöküş deneyi ...

Barbun Senegal'den geliyor.
Kalamar Hindistan'dan.
Ahtapot İspanya'dan.
Karides Endonezya'dan.
Lagos Mısır'dan.
Kalkan Romanya'dan.

Norveç'ten getirilen seyit balığını restoranlarda mezgit diye kakalıyorlar. Lüks otellerimizde yediğiniz kılıç şiş'ler aslında Çin'den ithal köpekbalığı… Mercan Gine'den. Sinarit Gana'dan.

Her mevsim dilbalığı olmaz, bizde oluyor, çünkü mevsimine göre bazen Afrika'nın batısındaki Senegal'den, bazen Afrika'nın doğusundaki Somali'den geliyor.

Yemek için değil, bakmak için olanları bile yurtdışından getiriliyor, mülteci ayaklarıyla sınırı geçen kamyon kasalarında süs balıkları yakalanıyor, Suriye Japonu deniyor.

Karadeniz'de 26 balığın neslini tükettik, Marmara'da 125 balığın neslini kuruttuk. Midye Şili'den getiriliyor. Tekir Gabon'dan.

Üç tarafımız denizlerle çevrili, Türk havuzu denilen kendimize ait denizimiz var, denizi olmayan Konya'da Uşak'ta Diyarbakır'da tarla balıkçılığı yapıp, arazide levrek yetiştirmeye çalışıyoruz.

Fas'tan Moritanya'dan orfoz getiriyorlar, Kızıldeniz'den karagöz getiriyorlar.

İzlanda'da 2010 senesinde volkan patladı, kül ve lav yağmuru nedeniyle kıyıları zehirlendi, toplu balık ölümleri meydana geldi, balıkları analiz ettiler, ağır kurşun, radyoaktif madde ve insana zararlı kimyasallar tespit edildi, bütün dünya İzlanda'dan balık ithalatını durdurdu, aynı dönemde Türkiye'nin İzlanda'dan balık ithalatı yüzde 250 arttı!

Elalemin almadığı kansere yol açan balıkları, ki, çoğunluğu somondu, afiyetle bize yedirdiler.

Istakoz ABD'den Kanada'dan.
Bataklıklarda yetiştirilen panga'yı, kılçıksız deniz balığı filetosu diye taaa Vietnam'dan getiriyorlar.

Güya Sardalya festivali düzenliyoruz, o sardalya Yunanistan'dan geliyor.
Belediyeler balık festivali düzenler Norveç'ten ithal edilen uskumru dağıtılır.

Norveç'te sadece 6 bin 400 balıkçı teknesi var, 150 ülkeye balık ihracatı yapıyor.

Türkiye'de 16 bin 450 balıkçı teknesi var, 100 ülkeden balık ithal ediyor!

Norveç'in tüm dünyada en çok balık ihracatı yaptığı ikinci ülke, Türkiye… En büyük balıkçının Galata Köprüsü'nde yediğiniz balık ekmek bile Norveç uskumrusu.

Balıkçılık tarihimizin en önemli kitaplarından biri olan ve İstanbul balıkhanesi müdürü Karekin Deveciyan tarafından kaleme alınan “Türkiye'de Balık ve Balıkçılık” isimli eserde…

1920'li yıllarda sırf İstanbul'da sekiz milyon ton balığın işlem gördüğü anlatılıyor.

Bugün, tüm Türkiye'de bir milyon ton bile değil!

1920'li yıllarda İstanbul balık haline 2 milyon 200 bin çift torik geliyordu… Bugün torik gören var mı?
Lakerda artık palamuttan yapılıyor.
İthal somondan bile lakerda var!

Bizim lüferi neredeyse kuruttuk… Atlantik ringası geliyor, Pasifik ringası geliyor, Avustralya uskumrusu geliyor, Japon kolyozu geliyor.

Avrupa Birliği ülkeleri kişi başına 26 kilogram balık yiyor, dünya ortalaması 19 kilogram… Türkiye ortalaması sadece 8 kilo!

Marmara Denizi tüm balıkların göç ve yumurtlama yeriydi. Tekirdağ, Şarköy, Marmara Adası arasındaki üçgen, orkinosların aşk üçgeniydi. Taaa Atlas Okyanusu'ndan gelirler, bu aşk üçgeninde ürerlerdi.

Bu Marmara Denizi'ne en başta İstanbul, çevresindeki tüm şehirlerin kanalizasyonunu bağladık, aşk üçgenini lağım çukuru haline getirdik.

HES kurulmayan dere bırakılmadı.
Mersin balıkları artık Çoruh'a inmiyor.
Gediz'e Büyük Menderes'e Seyhan'a Ceyhan'a artık balık girmiyor.

Balık avlanan göllerimiz imha edildi.
Eber Gölü kurudu, geriye sadece kırık sandallar kaldı.
Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü bile kurudu.

E bu denizlerde balık kalır mı?

Yılmaz Özdil


Herkes herşeyi görüyor. Herkes herşeyi biliyor. Herkes herşeyi anlıyor. Herkes her şeyi konuşuyor.
Ama değişen birşey yok. Sonuç hep aynı.
Yanlış olan bir şeyler yok. Yanlış olan çok şey var. Herkes bunun farkında. Ama durumu düzeltmek adına kimse en ufak bir adım atmıyor.
Bireysel olarak hepimiz birşeyler yapma çabasındayız. Görünen oki pek bir şey fayda etmiyor. Çünkü verilen zararı tamir etmiyor düzeltmiyor bu yapılanlar.
Toplum olarakta üç maymunu oynuyoruz. ( banane, sanane, kimene. )
Yönetim olarak yani bu işi denetleyenler koruyup kollamakla mükellef olanlarda bizlerden yani bireylerden veya toplumdan farklı değil.
Limit altı balığı avlıyoruz. Limit altı balığı alıp satıyoruz. Limit altı balığı alıp tüketiyoruz. Limit altı balığın avlanmasına alıp satılmasına tüketilmesine göz yumuyoruz. ( ben limit altı balıkla örnek verdim. Siz örnekleri çoğaltın. )
Gidişatın farkında olan bir avuç insanın ise bu kalabalık içinde sesi, feryadı duyulmuyor.
Bizim sesimizi çığlığımızı duyanlar, gidişatın farkında olan bir kesim ise duymamazlıktan geliyor, yada gözünü kaçırıyor. Diğerleri ise zaten hiç ama hiç umursamıyor.
Sonuç. Hep aynı. Devran hep aynı devran.
Görenler duyanlar ses çıkarıp konuşup yazanlar farkında olanlar 5 er 5er azalırken,
Banane diyenler görmezden gelenler, duymamazlıktan gelip kafasını çevirenler ve hala ve hala inat edercesine kanırta kanırta doğayı canlıları hayatımızı dünyamızı umarsızca katledenler 5 er 5 er çoğalıyor.
Maalesef görünen oki bizler bir avuç insan her ne yaparsak her ne yazarsak her ne konuşursak her ne önlem alırsak alalım insanlığın içindeki bu umursamazlık bizi dünyamızı bitirecek. Dünyanın kanunu bu değil ama bunu böyle görüp yaşayanlar olduğu müddetçe değişen birşey olmayacak. Sonuçta tüm çabalarımızla yavaşlatıcaz belki ama durduramayacağız.
Eeeer. Napalım pesmi edicez. Hayır. Ama sn. Özdil beyin yazıp sn. Kankurtun paylaştığı bu ve bunun gibi yazıları yorumları feryatları daha çoook görüp okuyacağız.
Ama vazgeçmek durmak susmak yok. Pes etmek yok.
Bir tık bile yavaşlatabilirsek ne mutlu bize. Bir gün bile kazanabilirsek ne mutlu bize.
 
Alıntıdır;

Davranışsal çöküş deneyi ...

Barbun Senegal'den geliyor.
Kalamar Hindistan'dan.
Ahtapot İspanya'dan.
Karides Endonezya'dan.
Lagos Mısır'dan.
Kalkan Romanya'dan.

Norveç'ten getirilen seyit balığını restoranlarda mezgit diye kakalıyorlar. Lüks otellerimizde yediğiniz kılıç şiş'ler aslında Çin'den ithal köpekbalığı… Mercan Gine'den. Sinarit Gana'dan.

Her mevsim dilbalığı olmaz, bizde oluyor, çünkü mevsimine göre bazen Afrika'nın batısındaki Senegal'den, bazen Afrika'nın doğusundaki Somali'den geliyor.

Yemek için değil, bakmak için olanları bile yurtdışından getiriliyor, mülteci ayaklarıyla sınırı geçen kamyon kasalarında süs balıkları yakalanıyor, Suriye Japonu deniyor.

Karadeniz'de 26 balığın neslini tükettik, Marmara'da 125 balığın neslini kuruttuk. Midye Şili'den getiriliyor. Tekir Gabon'dan.

Üç tarafımız denizlerle çevrili, Türk havuzu denilen kendimize ait denizimiz var, denizi olmayan Konya'da Uşak'ta Diyarbakır'da tarla balıkçılığı yapıp, arazide levrek yetiştirmeye çalışıyoruz.

Fas'tan Moritanya'dan orfoz getiriyorlar, Kızıldeniz'den karagöz getiriyorlar.

İzlanda'da 2010 senesinde volkan patladı, kül ve lav yağmuru nedeniyle kıyıları zehirlendi, toplu balık ölümleri meydana geldi, balıkları analiz ettiler, ağır kurşun, radyoaktif madde ve insana zararlı kimyasallar tespit edildi, bütün dünya İzlanda'dan balık ithalatını durdurdu, aynı dönemde Türkiye'nin İzlanda'dan balık ithalatı yüzde 250 arttı!

Elalemin almadığı kansere yol açan balıkları, ki, çoğunluğu somondu, afiyetle bize yedirdiler.

Istakoz ABD'den Kanada'dan.
Bataklıklarda yetiştirilen panga'yı, kılçıksız deniz balığı filetosu diye taaa Vietnam'dan getiriyorlar.

Güya Sardalya festivali düzenliyoruz, o sardalya Yunanistan'dan geliyor.
Belediyeler balık festivali düzenler Norveç'ten ithal edilen uskumru dağıtılır.

Norveç'te sadece 6 bin 400 balıkçı teknesi var, 150 ülkeye balık ihracatı yapıyor.

Türkiye'de 16 bin 450 balıkçı teknesi var, 100 ülkeden balık ithal ediyor!

Norveç'in tüm dünyada en çok balık ihracatı yaptığı ikinci ülke, Türkiye… En büyük balıkçının Galata Köprüsü'nde yediğiniz balık ekmek bile Norveç uskumrusu.

Balıkçılık tarihimizin en önemli kitaplarından biri olan ve İstanbul balıkhanesi müdürü Karekin Deveciyan tarafından kaleme alınan “Türkiye'de Balık ve Balıkçılık” isimli eserde…

1920'li yıllarda sırf İstanbul'da sekiz milyon ton balığın işlem gördüğü anlatılıyor.

Bugün, tüm Türkiye'de bir milyon ton bile değil!

1920'li yıllarda İstanbul balık haline 2 milyon 200 bin çift torik geliyordu… Bugün torik gören var mı?
Lakerda artık palamuttan yapılıyor.
İthal somondan bile lakerda var!

Bizim lüferi neredeyse kuruttuk… Atlantik ringası geliyor, Pasifik ringası geliyor, Avustralya uskumrusu geliyor, Japon kolyozu geliyor.

Avrupa Birliği ülkeleri kişi başına 26 kilogram balık yiyor, dünya ortalaması 19 kilogram… Türkiye ortalaması sadece 8 kilo!

Marmara Denizi tüm balıkların göç ve yumurtlama yeriydi. Tekirdağ, Şarköy, Marmara Adası arasındaki üçgen, orkinosların aşk üçgeniydi. Taaa Atlas Okyanusu'ndan gelirler, bu aşk üçgeninde ürerlerdi.

Bu Marmara Denizi'ne en başta İstanbul, çevresindeki tüm şehirlerin kanalizasyonunu bağladık, aşk üçgenini lağım çukuru haline getirdik.

HES kurulmayan dere bırakılmadı.
Mersin balıkları artık Çoruh'a inmiyor.
Gediz'e Büyük Menderes'e Seyhan'a Ceyhan'a artık balık girmiyor.

Balık avlanan göllerimiz imha edildi.
Eber Gölü kurudu, geriye sadece kırık sandallar kaldı.
Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı Akşehir Gölü bile kurudu.

E bu denizlerde balık kalır mı?

Yılmaz Özdil

Herkes herşeyi görüyor. Herkes herşeyi biliyor. Herkes herşeyi anlıyor. Herkes her şeyi konuşuyor.
Ama değişen birşey yok. Sonuç hep aynı.
Yanlış olan bir şeyler yok. Yanlış olan çok şey var. Herkes bunun farkında. Ama durumu düzeltmek adına kimse en ufak bir adım atmıyor.
Bireysel olarak hepimiz birşeyler yapma çabasındayız. Görünen oki pek bir şey fayda etmiyor. Çünkü verilen zararı tamir etmiyor düzeltmiyor bu yapılanlar.
Toplum olarakta üç maymunu oynuyoruz. ( banane, sanane, kimene. )
Yönetim olarak yani bu işi denetleyenler koruyup kollamakla mükellef olanlarda bizlerden yani bireylerden veya toplumdan farklı değil.
Limit altı balığı avlıyoruz. Limit altı balığı alıp satıyoruz. Limit altı balığı alıp tüketiyoruz. Limit altı balığın avlanmasına alıp satılmasına tüketilmesine göz yumuyoruz. ( ben limit altı balıkla örnek verdim. Siz örnekleri çoğaltın. )
Gidişatın farkında olan bir avuç insanın ise bu kalabalık içinde sesi, feryadı duyulmuyor.
Bizim sesimizi çığlığımızı duyanlar, gidişatın farkında olan bir kesim ise duymamazlıktan geliyor, yada gözünü kaçırıyor. Diğerleri ise zaten hiç ama hiç umursamıyor.
Sonuç. Hep aynı. Devran hep aynı devran.
Görenler duyanlar ses çıkarıp konuşup yazanlar farkında olanlar 5 er 5er azalırken,
Banane diyenler görmezden gelenler, duymamazlıktan gelip kafasını çevirenler ve hala ve hala inat edercesine kanırta kanırta doğayı canlıları hayatımızı dünyamızı umarsızca katledenler 5 er 5 er çoğalıyor.
Maalesef görünen oki bizler bir avuç insan her ne yaparsak her ne yazarsak her ne konuşursak her ne önlem alırsak alalım insanlığın içindeki bu umursamazlık bizi dünyamızı bitirecek. Dünyanın kanunu bu değil ama bunu böyle görüp yaşayanlar olduğu müddetçe değişen birşey olmayacak. Sonuçta tüm çabalarımızla yavaşlatıcaz belki ama durduramayacağız.
Eeeer. Napalım pesmi edicez. Hayır. Ama sn. Özdil beyin yazıp sn. Kankurtun paylaştığı bu ve bunun gibi yazıları yorumları feryatları daha çoook görüp okuyacağız.
Ama vazgeçmek durmak susmak yok. Pes etmek yok.
Bir tık bile yavaşlatabilirsek ne mutlu bize. Bir gün bile kazanabilirsek ne mutlu bize.
:tskler:

🙁
:uzgnm:
 
Az evel ithalat sahasını dolastım ithal ettiğimiz şeylere bakarmısınız!
Bildigin plastik çöp
Bizim çöpümüz bile bize yetmiyor demekki!
ccc5809f49c6b83849d9d36da2a6a111.jpg


SM-N920C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
 
Az evel ithalat sahasını dolastım ithal ettiğimiz şeylere bakarmısınız!
Bildigin plastik çöp
Bizim çöpümüz bile bize yetmiyor demekki!
ccc5809f49c6b83849d9d36da2a6a111.jpg


SM-N920C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

TÜRKİYE ÇİNİN PLASTİK ÇÖP ( ATIK MADDE ) ALIMINI DURMASI İLE TALAN VE MALEZYADAN SONRA EN ÇOK PLASTİK ATIK ALAN ÜLKESİ OLMUŞ.


çöp..PNG

anlaşılmayan şey ise koskoca avrupa ülkeleri kendi atıklarından bir fayda görmüyormuda biz alıyoruz bu çöpleri
yanlızca üçüncü dünya ülkesi diyebileceğimiz Taylan Malezya gibi ülkelerin ardından biz geliyoruz milletin çöpünü atığını toplayan.
millet özellikle plastik atıklar konusunda halkını bilinçlendirmeye çalışırken - plastik atıkların zararlarını okullara kadar indirgeyip öğretirken. < SIFIR ATIK YILI > diye dünya ayağa kalkmışken.
biz poşetleri para ile satılması mevzusu ile kaldık.

çöp.PNG
 

Dosyalar

  • çöp.PNG
    çöp.PNG
    43 KB · Okunma: 4
KISACASI KENDİ MEMLEKETİMİZİN ÇÖPLERİ ATIKLARI KENDİ DOĞAMIZDA DENİZ - GÖL VE AKARSULARIMIZDA YÜZERKEN

YURT DIŞINDAN ALDIĞIMIZ DİĞER ÜLKELERİN ÇÖP VE ATIKLARI İŞLENEREK GERİ DÖNÜŞÜME KAZANDIRILIYOR.

<< ELALEMİN ÇÖPÜ BİLE İŞE YARARKEN - BİZİM ÇÖPÜMÜZ HİÇ BİR İŞE YARAMIYOR >> DEMEKKİ...
 
Az evel ithalat sahasını dolastım ithal ettiğimiz şeylere bakarmısınız!
Bildigin plastik çöp
Bizim çöpümüz bile bize yetmiyor demekki!
ccc5809f49c6b83849d9d36da2a6a111.jpg


SM-N920C cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
muhtemel naylon fatura...

Şirketten şirkete çalışmadan ihracaat gösterip vergiden cebi doldurmaca..
vb... örnekleri dolu mesele bizim milletimiz ise iş vahim

Bu balık işinde geçekten vahşi ve arsız bir toplumuz...

sene bilmem kaç en az 10 yıl önce sarayburnu kapanmadan istavrit akın akın 20 25 çapariler full ( YERLER HERYER İSTAVRİT ) bol varya düşeni almıyoruz.

Mekan aynı saray burnu sene 8 10 yıl öncesi palamur başlıyacak çingene palamutları ( DEMEYE BİN ŞAHİT LAZIM ) 3 balık tutan insanları etrafından savuruyor neden denizde balık bitecek orası ona ait..

sene 6 7 sene önce istanbul boğazı lüfer alıyoruz kimsede tıkyok herkez sohbette ilk kofanam vurdu saat 00:00 takımları açalı 1 dk olmuş balık sudan çıktı yandan kendi kendi argo ve ahmakça konuşan şerefsizler ( HAYIRLI DOSTLARI TENZİH EDERİM ) PEŞİNE 11 ADET ALDIM KÖPEK DAYANAMADI EVİNE GİTTİ.

Sene bilmem kaç zeytinburnu setüstü eşkina zargana kilo üzeri ufaklar salınıyor BEN NASIL MUTLU.... maksimum 6 7 sene önce

ara verdim balığa bezdim sene 2016 göl de açılış heryer tatlısu levreği sazan turna maksimum boy yumurta tavası yurna sazanda 🙁 HERYER AĞ ADIM ATMAYA YER YOK ÇÖP DEN AĞDAN GÖLE OLTA ATAMIYORUZ ULO ORDA YALAK DA BALIKLARI SATAN HAYVANLAR ( YAYINLAR 1 2 3 ...7 KİLO )

SENE 2017 DEN SONRA 2018 2019 BALIK YOK HAYATIMIN EN MUTLU GÜNLERİ HAYVANLAR ZATEN TUTAMIYOR HİÇ BİRİ YOK TUTAN BİLİNÇLİ YANIMDA SALIYOR TEŞEKKÜR EDİYORUM TANIMIYORUM KİMLER NELER BİLMİYORUM AMA İNSANLAR BELLİ..

SENE 10,05,2019 DAN SONRASI TEK PİSLİĞİN BUKADAR BOL OLDUĞU MERA BU KADAR HAİNİ BU KADAR ŞEREFSİZİ BİR ARADA GÖRDÜĞÜM TEK YER ( DOSTLARI İNSAN OLANI KENDİNİ BİLE TENZİH EDERİM ) ÇATLADIKAPI SOSYAL TESİSLERİ ARKASI ALKOLİK ŞEREFSİZ İÇ İÇ KAFAYI BUL ŞİŞELER DENİZE AT MİLLETE KÜFRETMELER OLTALARI KURCALAMALAR ( KENDİNE DEĞİL YANINDA GELEN 10 KİŞİYE GÜVENCİ ) ALLAH YARATTI DEMEM TEKMELER O SERHOŞ'U DENİZE ATAR O ÇIRPINIRKEN SİGARAMI İÇERİM AMA KÖPEKLER İT SÜRÜSÜ GİBİ O KADAR AŞIRI VAR Kİ BUNLARDAN KENDİLERE İNSAN DİYORLAR !!!

BUNLAR SADECE KIYI BALIKÇILARI BİRDE TEKNECİLERİ DİNLESEK GÖRSEK HERHALDE AKLIMIZA MUKAYET OLAMAYIZ...


YAZIDIKALARIM İÇİN KUSURA BAKMAYIN SAYGI ÇERÇEVESİNİ AŞTIYSAM ÖZÜR DİLERİM KENDİMİ TUTAMIYORUM...

MİLLİ SERMAYE NEDİR BUNU ÖĞRENEMEDİK... ( GÖRECELİ OLARAK VATANA İHANETİN BAŞKA BİR YÖNÜDÜR )
 
Son düzenleme:
Back