Denizci Bora
Üye
Saygıdeğer üstadlar, değerli arkadaşlar;
Malum sitelerdeki kavga gürültüden sonra sitelerden, iş sebebiyle de maalesef balıktan da uzak kalmıştım. Ancak dün gece denediklerimi ve sonuçlarını sizlerle paylaşmadan; Özellikle geçen sene Cevat Abinin Kıyı Jigi ile yaptığı ve peşi sıra lüferleri dizdiği, bunun neticesinde yine kendisinin desteği ile dün gece denediğim ve başarı sağladığım Kıyı Jigi ve sonucunu bildirmeyi gerek bildim.
Dedim ya uzun zamandır balığa gidemedim. İlk dün akşam nasip oldu. Hanımın da çalışmasını fırsat bilerek akşam suyuna olta salladım. Ancak başarı sağlayamayınca kırılan umutlarla Cevat Abiye dert yandım. Cevat Abi her zamanki iyimserliği ve aslında tecrübesiyle diyelim "Bora ama öyle deme, bence bir de sabah suyuna bak, sizin orası sabah suyunda daha verimli" demesi ben de soru işaretleri ile alarmı sabahın 4 üne kurmama neden oldu. İnsanın umudu yitince dertleşeceği ve yeniden umutlanacağı bir dostu olması ne kadar güzel...
Nihayeten sabah 4'te çalan saatle uyandım. Dışarıya baktım. Bora yine yağmuru yiyip geleceksin dedim ve hazırlanmaya başladım.
5'te sahilde oltamı suya salmıştım. Biraz zaman geçti baktım kefaller zıplaya zıplaya kaçışıyor, hemen olay mahaline gidip birkaç at-çek... Fazla değil, 4-5 jig çalışmasını bitirmişken küt diye bir sarıkanat bindi jige... Zavallı sarıkanat, üç iğneyi de yutmuştu, ancak bıçak yardımı ile çıkarabildim kancaları... Ardından yine aynı bölgeye gayet sakince jigime devam ederken birden olta geriliverdi. Cevat Abiden ödünç aldığım Forcemaster bile zorlandı. Olta attığım yerde şiddetli de bir akıntı olduğundan büyük balığı getirmesi zor... Dedim herhelde bu sefer kofanayı aldık. Suya daldırdım kamışı, başladım sarmaya, buarada aklıma İstanbul da tutulan levrekler de gelmiyor değil, bir yandan sarıyorum bir yandan acaba kalomayı açsam diye şüphe ediyorum, sarmayı yavaşlattım, balık zorluyor ama suüstü yapmıyor, galiba dedim bu levrek... Buarada altımda parlayan gümüşi bedeni gördüm. Artık kaloma için çok geç balığı getirmişim, çektim aldım sudan... Sabah 0530... Ortalık bayram yeri... Bir ben bir de deniz üstünde gezinen martılar... Bacaklarım yağmurluğun korumasından aciz sırılsıklam, kollarım bitap, bedenim yorgun ama ben ilk levreğimle sahilde mutlu... Fotoğraf makinası unutuldu... Evde çekilenleri aşağıda sunuyorum... Cep tel ile çektiklerimi aktarmayı becerebilirsem yükleyeceğim...
Cepten fotoyu yüklemeyi başardım





Çok daha iyilerini tutmanın azmi ile tüm balık dostlarına saygılar, selamlar...
Malum sitelerdeki kavga gürültüden sonra sitelerden, iş sebebiyle de maalesef balıktan da uzak kalmıştım. Ancak dün gece denediklerimi ve sonuçlarını sizlerle paylaşmadan; Özellikle geçen sene Cevat Abinin Kıyı Jigi ile yaptığı ve peşi sıra lüferleri dizdiği, bunun neticesinde yine kendisinin desteği ile dün gece denediğim ve başarı sağladığım Kıyı Jigi ve sonucunu bildirmeyi gerek bildim.
Dedim ya uzun zamandır balığa gidemedim. İlk dün akşam nasip oldu. Hanımın da çalışmasını fırsat bilerek akşam suyuna olta salladım. Ancak başarı sağlayamayınca kırılan umutlarla Cevat Abiye dert yandım. Cevat Abi her zamanki iyimserliği ve aslında tecrübesiyle diyelim "Bora ama öyle deme, bence bir de sabah suyuna bak, sizin orası sabah suyunda daha verimli" demesi ben de soru işaretleri ile alarmı sabahın 4 üne kurmama neden oldu. İnsanın umudu yitince dertleşeceği ve yeniden umutlanacağı bir dostu olması ne kadar güzel...
Nihayeten sabah 4'te çalan saatle uyandım. Dışarıya baktım. Bora yine yağmuru yiyip geleceksin dedim ve hazırlanmaya başladım.
5'te sahilde oltamı suya salmıştım. Biraz zaman geçti baktım kefaller zıplaya zıplaya kaçışıyor, hemen olay mahaline gidip birkaç at-çek... Fazla değil, 4-5 jig çalışmasını bitirmişken küt diye bir sarıkanat bindi jige... Zavallı sarıkanat, üç iğneyi de yutmuştu, ancak bıçak yardımı ile çıkarabildim kancaları... Ardından yine aynı bölgeye gayet sakince jigime devam ederken birden olta geriliverdi. Cevat Abiden ödünç aldığım Forcemaster bile zorlandı. Olta attığım yerde şiddetli de bir akıntı olduğundan büyük balığı getirmesi zor... Dedim herhelde bu sefer kofanayı aldık. Suya daldırdım kamışı, başladım sarmaya, buarada aklıma İstanbul da tutulan levrekler de gelmiyor değil, bir yandan sarıyorum bir yandan acaba kalomayı açsam diye şüphe ediyorum, sarmayı yavaşlattım, balık zorluyor ama suüstü yapmıyor, galiba dedim bu levrek... Buarada altımda parlayan gümüşi bedeni gördüm. Artık kaloma için çok geç balığı getirmişim, çektim aldım sudan... Sabah 0530... Ortalık bayram yeri... Bir ben bir de deniz üstünde gezinen martılar... Bacaklarım yağmurluğun korumasından aciz sırılsıklam, kollarım bitap, bedenim yorgun ama ben ilk levreğimle sahilde mutlu... Fotoğraf makinası unutuldu... Evde çekilenleri aşağıda sunuyorum... Cep tel ile çektiklerimi aktarmayı becerebilirsem yükleyeceğim...
Cepten fotoyu yüklemeyi başardım





Çok daha iyilerini tutmanın azmi ile tüm balık dostlarına saygılar, selamlar...
Moderatör tarafında düzenlendi:
