harakiri
Yeni Üye
- Katılım
- 23 Nis 2011
- Mesajlar
- 10
- Tepkime puanı
- 0
- Puanları
- 1
- Yaş
- 46
- Adı
- ahmet rafi
Yer ve Tarih : 13/10/2012 Birecik Fırat Nehri
Suni Yem : Little Cleo 1/3 oz
Misina : 0.20 mm asso misina (Monoflament)
Makina ve Kamış : Shimano Catana 2500 fb, Cormoran Bullfighter 2.40
Merhaba arkadaşlar,
Telefonumun çalar saati ile uyandığımda saat 6'ya 10 vardı. Uyku mahmurluğu ile sabah namazını kıldıktan sonra tekrardan biraz uzanıp azıcık şekerleme yapayım dedim. Fakat aklımda balığa çıkayım mı acaba, çıksam zaten balıkta olmaz, nasıl olsa ağcılar yine süpürmüşlerdir her tarafı gibi düşüncelerle cebelleşirken saat 7'ye yakın ani bir kararla balığa gideyim diye uzandığım yerden doğruldum. Malzeme çantamı, kamışımı ve şapkamı kapıp sessizce merdivenlerden inip fırat nehrine doğru emin adımlarla yola koyuldum. Yolda aniden bişeyin eksikliğini hissettim kendimde bide ne göreyim telefonumu yanıma almamıştım. Sonra kendi kendime nede olsa balıkta yok olsa da zaten çoğunlukla porsiyonluklar diyerek tekrardan eve dönüp telefonu alma gereği hissetmedim. Evimle fırat nehri arası yaklaşık 1 km civarı olduğu için bu yolu yürüyerek alarak kendimi nehir kenarında buldum. Ortada sabahın sessizliğini bozan hiç bişey yoktu ve güneşte yeni yeni aydınlatıyordu ortalığı. Benden başka kimselerde yok tabi meydanda. Yürüyerek nehre vardığım için her zaman olta attığım yere kadar at-çek yapmayım dedim. Uygun bulduğum bir kaç noktayı at-çek yaparak yokladıktan sonra her zamanki yerime doğru vardığımda. Bide ne göreyim her zamanki yerimde bir kişi olta atıyor. Biraz yaklaştığımda gördüm ki bu bizim Ahmet abi.
-Selamün Aleyküm Ahmet Abi.
-v.a.s. hocam
-Vuruş falan var mı? alabildın mı bişeyler?
-Yok valla hocam sabahın 6'sından beri atıyorum daha tık yok.
-hııııım,dur birde ben deneyeyim.
-Şu yukarıları yokla bakalım. Geçen hafta meppsle şu tarafta 5,5 kg bi tane aldım vallahi
-Şaka yapıyorsun heralde, Gerçekmi söylüyüyosun Ahmet Abi
-Vallahi dedik ya hocam
-Ahmet abi senki Türkiye rekorudur heralde, Keşke bizede nasip olsa böylesi
-İnşallah olur hocam,
Neyse aramızdaki bu diyaloglardan sonra at-çeke devam ettim. saat 8'e doğru yaklaşırken bide baktım Ahmet abim oltaları falan topluyor
-Ahmet abi hayrola gidiyomusun?
-Evet hoca, dükkanı açmam lazım (Kendileri profilci bu arada) zaten bugün bişeyler de yok
Kullandığım 3 no mepps aglia'dan sıkılınca ve netice alamayınca bi sahteyi değiştireyim düşüncesiyle malzeme kutumu çantamdan çıkarıp bi göz gezdirdim. O an ne hikmetse gözüme little cleo 1/3 oz kaşık takılınca kaşığı elime alarak
-Abi bu kaşık iş yapar heralde dedim
-Deminden beri neden kullanmadın, çok güzel bişeye benziyor hocam
-Evet, bunu da bi deneyeyim
Cleo kaşıkla at-çek yaparken aynı zamanda Ahmet abiyle bizim bu bölgeye has bir tür olan sis balıkları üzerine söyleşi yaparken aniden oltam da sert bir vuruş hissettim. O esnada halen benimle konuşmakta olan Ahmet abiyi uyarmaya kalmadan ikimizde suyun içinde bir çırpıntı ile birlikte büyük bir parlama gördük. O an balık makinamdan delicesine misina boşaltmaya başlamıştı bile. Kalamanın vızır vızır öttüğünü gören Ahmet abi;
-Hoca makinanda misina bitecek şimdi
-Bitmez abi 150 metre misina sarılı
-Ama bak hala uzaklaşıyor balık
kalamayı biraz daha sıktıktan sonra yorulmaya başlayan balık yaklaşık 50-60 metre ilerler de durdu. İşin kötü tarafı 0.20 mm mono misina kullanmamdaydı. Böyle büyük bir balığı kaçıracak olursam gerçekten çok üzülürüm düşüncesiyle makinayı yavaş yavaş sararak balığı kenara çekmeye başladım. Balık kenara 10-15 metre kadar yaklaştığında kendini suyun yüzüne vurup çırpınarak suyu bir birine katıyor tekrardan uzaklaşmaya çalışıyordu.Misinanın ince olmasının yanında aynı zamanda yosunlara girmesinden de korkuyordum. Misina 0.20 mm olduğu için yosuna girmesi benim için bi felaket olurdu çünkü. Balığı biraz daha kıyıya çektiğimde balığın iriliğini görünce heycanım ikiye katlandı tabi. Balık büyük olduğu için çok fazla zorlayamıyordum ve balık kenara yakın bir yerde olduğu noktada kafasını bir sağa bir sola sallayıp duruyordu. Ahmet abide hocam sakın acele etme, sakin davran, 5 kilodan fazladır bu balık aman dikkat et, yor balığı deyip duruyordu. Sonrasında Ahmet abi suya girebilirmisin dedim ben daha fazla kenara çekemem bu balığı misinam kopar dedim. Ahmet abi bir anlık tereddütten sonra pantlonunun paçalarını sıvadığı gibi dizine kadar suya girip balığı eliyle tutup dışarıya çıkarmaya çalıştı. ilk denemede başarısız olan abimiz 2. denemede elini iyice yorulan balığın solungacına sokup bu devasa alabalığı bir çırpıda dışarı çıkarıp çimlerin üzerine atı verdi. O esnada rahat bir nefes alıp içimden Allah'a şükürler ediyordum. Ama bir yandan da heyacandan soluk soluğayım tabi. Bir yandan Ahmet abiye bir yandan da balığa bakıp maşallah ne kadar da büyük, Bu hayatımın balığıydı, sen olmasaydın belkide çoktan kaçırırdım dedim. Olayın heyacanını üzerimden attıktan sonra bugünlük yeter heralde dedim.
-Telefonun yanında mı abi?
-Evet yanımda fotoğraf için mi sordun?
-Evet abi, böyle bir balık daha gelmez oltaya bir kaç poz çeksek çok iyi olur
-Benim telefonda kamera yok hocam
-Yapmaya abi, ne yapacağız şimdi ortalarda kimselerde yok
sonra malzemeleri toplayıp sıcağı sıcağına evde çekeyim dedim fotoğrafları. Balığı boyutuna göre olan çok küçük duran yanımda getirdiğim poşete zorla sığdırdıktan sonra Ahmet abime çokça teşekkür edip vedalaştıktan sonra eve doğru mutlu bir şekilde yola koyuldum. Balıkta poşete sığmadığından elimde balığı görenler oooo hocam yakalamışsın valla kısmetini, iyi balıkmış gibi yorumlar eşliğinde eve varıp tam olarak 6130 gr gelen bu gökalayı fotoğraflayıp sizlerle paylaşmak istedim. Saygılar...
Suni Yem : Little Cleo 1/3 oz
Misina : 0.20 mm asso misina (Monoflament)
Makina ve Kamış : Shimano Catana 2500 fb, Cormoran Bullfighter 2.40
Merhaba arkadaşlar,
Telefonumun çalar saati ile uyandığımda saat 6'ya 10 vardı. Uyku mahmurluğu ile sabah namazını kıldıktan sonra tekrardan biraz uzanıp azıcık şekerleme yapayım dedim. Fakat aklımda balığa çıkayım mı acaba, çıksam zaten balıkta olmaz, nasıl olsa ağcılar yine süpürmüşlerdir her tarafı gibi düşüncelerle cebelleşirken saat 7'ye yakın ani bir kararla balığa gideyim diye uzandığım yerden doğruldum. Malzeme çantamı, kamışımı ve şapkamı kapıp sessizce merdivenlerden inip fırat nehrine doğru emin adımlarla yola koyuldum. Yolda aniden bişeyin eksikliğini hissettim kendimde bide ne göreyim telefonumu yanıma almamıştım. Sonra kendi kendime nede olsa balıkta yok olsa da zaten çoğunlukla porsiyonluklar diyerek tekrardan eve dönüp telefonu alma gereği hissetmedim. Evimle fırat nehri arası yaklaşık 1 km civarı olduğu için bu yolu yürüyerek alarak kendimi nehir kenarında buldum. Ortada sabahın sessizliğini bozan hiç bişey yoktu ve güneşte yeni yeni aydınlatıyordu ortalığı. Benden başka kimselerde yok tabi meydanda. Yürüyerek nehre vardığım için her zaman olta attığım yere kadar at-çek yapmayım dedim. Uygun bulduğum bir kaç noktayı at-çek yaparak yokladıktan sonra her zamanki yerime doğru vardığımda. Bide ne göreyim her zamanki yerimde bir kişi olta atıyor. Biraz yaklaştığımda gördüm ki bu bizim Ahmet abi.
-Selamün Aleyküm Ahmet Abi.
-v.a.s. hocam
-Vuruş falan var mı? alabildın mı bişeyler?
-Yok valla hocam sabahın 6'sından beri atıyorum daha tık yok.
-hııııım,dur birde ben deneyeyim.
-Şu yukarıları yokla bakalım. Geçen hafta meppsle şu tarafta 5,5 kg bi tane aldım vallahi
-Şaka yapıyorsun heralde, Gerçekmi söylüyüyosun Ahmet Abi
-Vallahi dedik ya hocam
-Ahmet abi senki Türkiye rekorudur heralde, Keşke bizede nasip olsa böylesi
-İnşallah olur hocam,
Neyse aramızdaki bu diyaloglardan sonra at-çeke devam ettim. saat 8'e doğru yaklaşırken bide baktım Ahmet abim oltaları falan topluyor
-Ahmet abi hayrola gidiyomusun?
-Evet hoca, dükkanı açmam lazım (Kendileri profilci bu arada) zaten bugün bişeyler de yok
Kullandığım 3 no mepps aglia'dan sıkılınca ve netice alamayınca bi sahteyi değiştireyim düşüncesiyle malzeme kutumu çantamdan çıkarıp bi göz gezdirdim. O an ne hikmetse gözüme little cleo 1/3 oz kaşık takılınca kaşığı elime alarak
-Abi bu kaşık iş yapar heralde dedim
-Deminden beri neden kullanmadın, çok güzel bişeye benziyor hocam
-Evet, bunu da bi deneyeyim
Cleo kaşıkla at-çek yaparken aynı zamanda Ahmet abiyle bizim bu bölgeye has bir tür olan sis balıkları üzerine söyleşi yaparken aniden oltam da sert bir vuruş hissettim. O esnada halen benimle konuşmakta olan Ahmet abiyi uyarmaya kalmadan ikimizde suyun içinde bir çırpıntı ile birlikte büyük bir parlama gördük. O an balık makinamdan delicesine misina boşaltmaya başlamıştı bile. Kalamanın vızır vızır öttüğünü gören Ahmet abi;
-Hoca makinanda misina bitecek şimdi
-Bitmez abi 150 metre misina sarılı
-Ama bak hala uzaklaşıyor balık
kalamayı biraz daha sıktıktan sonra yorulmaya başlayan balık yaklaşık 50-60 metre ilerler de durdu. İşin kötü tarafı 0.20 mm mono misina kullanmamdaydı. Böyle büyük bir balığı kaçıracak olursam gerçekten çok üzülürüm düşüncesiyle makinayı yavaş yavaş sararak balığı kenara çekmeye başladım. Balık kenara 10-15 metre kadar yaklaştığında kendini suyun yüzüne vurup çırpınarak suyu bir birine katıyor tekrardan uzaklaşmaya çalışıyordu.Misinanın ince olmasının yanında aynı zamanda yosunlara girmesinden de korkuyordum. Misina 0.20 mm olduğu için yosuna girmesi benim için bi felaket olurdu çünkü. Balığı biraz daha kıyıya çektiğimde balığın iriliğini görünce heycanım ikiye katlandı tabi. Balık büyük olduğu için çok fazla zorlayamıyordum ve balık kenara yakın bir yerde olduğu noktada kafasını bir sağa bir sola sallayıp duruyordu. Ahmet abide hocam sakın acele etme, sakin davran, 5 kilodan fazladır bu balık aman dikkat et, yor balığı deyip duruyordu. Sonrasında Ahmet abi suya girebilirmisin dedim ben daha fazla kenara çekemem bu balığı misinam kopar dedim. Ahmet abi bir anlık tereddütten sonra pantlonunun paçalarını sıvadığı gibi dizine kadar suya girip balığı eliyle tutup dışarıya çıkarmaya çalıştı. ilk denemede başarısız olan abimiz 2. denemede elini iyice yorulan balığın solungacına sokup bu devasa alabalığı bir çırpıda dışarı çıkarıp çimlerin üzerine atı verdi. O esnada rahat bir nefes alıp içimden Allah'a şükürler ediyordum. Ama bir yandan da heyacandan soluk soluğayım tabi. Bir yandan Ahmet abiye bir yandan da balığa bakıp maşallah ne kadar da büyük, Bu hayatımın balığıydı, sen olmasaydın belkide çoktan kaçırırdım dedim. Olayın heyacanını üzerimden attıktan sonra bugünlük yeter heralde dedim.
-Telefonun yanında mı abi?
-Evet yanımda fotoğraf için mi sordun?
-Evet abi, böyle bir balık daha gelmez oltaya bir kaç poz çeksek çok iyi olur
-Benim telefonda kamera yok hocam
-Yapmaya abi, ne yapacağız şimdi ortalarda kimselerde yok
sonra malzemeleri toplayıp sıcağı sıcağına evde çekeyim dedim fotoğrafları. Balığı boyutuna göre olan çok küçük duran yanımda getirdiğim poşete zorla sığdırdıktan sonra Ahmet abime çokça teşekkür edip vedalaştıktan sonra eve doğru mutlu bir şekilde yola koyuldum. Balıkta poşete sığmadığından elimde balığı görenler oooo hocam yakalamışsın valla kısmetini, iyi balıkmış gibi yorumlar eşliğinde eve varıp tam olarak 6130 gr gelen bu gökalayı fotoğraflayıp sizlerle paylaşmak istedim. Saygılar...
