Fisher81
Aktif Üye
- Katılım
- 25 Mar 2016
- Mesajlar
- 402
- Tepkime puanı
- 1,150
- Puanları
- 93
- Yaş
- 44
- Konum
- Karadeniz daa
- Adı
- Mustafa
- Kan Grubu
- O Rh Pozitif
Merhaba arkadaşlar,
Nihayet elimize balık değdi ve sezonu açtık. Üzerinden fazla zaman geçmeden de raporunu yazayım, tarihe not düşeyim dedim
Bizim burada oltacıların çoğunluğu, birileri balık almadan ya da ağlara balık takılmadan olta atmaz, o yüzden teke ya da olta atacak yer bulma konusunda pek zorluk yaşamadan eşkina denemelerime başlamıştım.
İlk balığı geçtiğimiz perşembe günü aldım. Avın ilk 5 dakikasında oltamı ziyaret eden 30cm üzeri eşkina beni ve biraz solumdaki iki oltacıyı epey heveslendirmişti. Hatta bu arkadaşlardan biri "İşte bu bee, eşkina başladı" diye de bağırdı
Balık erkekti ve avın başlarında geldiği için alıkoydum ama maalesef tek kaldı. Başka hiçbir aksiyon olmadı.
Herhalde 5-6 ay aradan sonra tutulan bu balık çok iri olmasa da epey bir heyecan yaptırdı bana. Balık tutmayı özlemişiz resmen!
Bu ve biraz aşağıdaki tosuncuğu sosyal medyada paylaşmadım. Normalde hep paylaşımcı biri oldum ama eşkina türü için böyle bir karar aldım. Oltacıların tembelliği şöyle dursun, balık alındığı duyulunca herkes akın ediyor. Yanlış anlamayın ama bilen de geliyor bilmeyen de... Hani balık istavrit, sarıkanat olsa sorun yok ama eşkina avı biliyorsunuz ki çok hassas bir şey. Çoğu ihtiyaç fazlası teke topluyor yem bulamıyorsun. Hadi o da şöyle dursun, ışık yakanlar, bağıranlar, gürültü yapanlar zevk kaçırıyor. Limanda kayaların arasında karanlıkta sessizce fosfor izliyorum. Arkadan araba farı gibi ışığı vurup var gücüyle de bağıranlar oluyor. Ya güzel kardeşim ben bilmiyor muyum fener yakmayı, deli miyim karanlıkta oturuyorum
Neyse, şimdi gel gelelim bizim tosun paşaya
Geçen sene Kayhan arkadaşımla yaptığımız avları Mayıs - Haziran Eşkina Avlarımız - Büyük Balığın Tutkuya Dönüşmesi başlığında paylaşmıştım. Yine muhteşem avlarımız olmuştu ama sanırım aşağıdaki balık ağırlık olarak şuana kadarki en iyisi oldu
Hikayesiyle de belki hayatımın en zorlu avı oldu diyebilirim.
Limanda iyi verim aldığımız ama tek başıma inmekten çekindiğim iki kaya var. Yağmur ve dalga yokken yani kayalar kuru iken inilebilen iki kaya. Geçen sene izlediğim drone videosunda kayalardan birinin yarısının boşta olduğunu görünce artık tek başıma inmeye korkuyordum oraya. Önceki akşam üç arkadaş orada deneme yapıp boş dönmüştük. O cesaretle ertesi akşam bu kez tek başıma indim oraya. Yeni yaptığım fakat biraz daha ince takımla oltayı hazırlayıp suyla buluşturdum. Ve kayaya oturup beklemeye başladım. Hava yeni kararıyordu. Bir ara şamandıra oynadı.
Eşkina her zaman şamandırayı dibe ya da yana çekmiyor bazen yemle oynarken yukarı kaldırıyor ve şamandıra yan yatıyor. Öyle bir durum mu oldu acaba diye kontrol ettim alttaki teke gitmişti. O an ufaktan bir heveslendim, dedim "işte bu bu eşkina!" Hemen yemi tazeleyip aynı noktaya gönderdim oltayı. Bir kaç saniye sonra yine ufak bir oynama oldu. Kamışın ucunu kaldırmamla tosuncuğu hissetmem bir oldu! Balığın ilk baskıları çok güçlüydü. İnanılmaz bir şeydi. Hani şu anlatılmaz yaşanır anlardan... Bir yandan kalama açıp ki çok güçlü baskılar sonucu açmak zorunda kaldım, bir yandan da ayağa kalkıp tosuncuğa saygı duruşuna geçtim
Sonra benim eski emektar makinanın cırlama sesleri eşliğinde tosuncukla zorlu mücadelemiz başladı. Ben kaldırıyorum o dibe basıyor. Ben kaldırıyorum o dibe basıyor. Crrrrrrr..... Ortada bir mücadele var ama kim galip gelecek henüz belli değil. İçimde bir yandan kaybedecek olma korkusu var ama bir yandan da müthiş keyif yapıyorum.
Sanıyorum ki eşkina ilk baskıları çok çok güçlü olan fakat sonrasında çabuk yorulabilen bir balık. Nitekim kısa bir süre sonra bulunduğum kayanın dibine gelip ara ara ufak baskılar yapmak üzere yan yatmaya başladı.
Balık yan yatmıştı ama, bir ara "levrek mi lan acaba" diye şüphelendiğim bu balık kamışla bir kaç metre yukarı ha deyince kaldırılacak bir balığa da benzemiyordu ve yanımda da geçen sene olduğu gibi misinadan tutup balık kaldıracak, kepçeci
@Apathetic Kayhan arkadaşım yoktu bu kez... Tek başımaydım. Kamışı kayaya bırakıp, misinayı yakalamam ve balığı bu şekilde elimle kaldırmam gerekiyordu. Misinayı yakalamam epey sürdü çünkü heyecan hat safhada, tabi bir yandan da balığı kaçıracak olma korkusu... Neyse ki bir şekilde başarıp balığı misinadan tutarak kaldırdım.
Tam zafer moduna girecektim ki balık tam kayanın üzerine geldiğinde nispeten ince dediğim takımın kösteği pattadanak koptu! Dar bir kayadayız ve kaya da eğimli! Tosuncuk da tam bu kayanın üzerine düştü! "Hassss......." demeye kalmadan ikinci hamlesinde kayanın ortasındaki çukura girdi ve yatmaya başladı. Üçüncü hamlesini de yapsa çok büyük ihtimal ters taraftan aşağı kayaların arasına düşecekti ama neyse ki o hamleyi yapmadı. Belki çukurdaki bir iki avuçluk su birikintisi o an iyi hissetmesini sağlamış da olabilir
Usuuulca, ürkütmeden elime aldım! Artık kazanan belliydi!
İşte dünyanın sadece iki şeyden ibaret olduğu bir kaç saniyelik o an...
Ben ve tosuncuk... Balığın heybetine hayran kalmıştım. Hele hele sezon açılışı olunca da müthiş bir keyif yaşadım. Bir tık kendime gelince de sağıp havyar kontrolü yaptım. Havyar göremeyince de biraz sonra tekrar kontrol etmek üzere şok poşetine (şok poşeti önemlidir!) koyup kayaya bağladım. Bir süre sonra erkek olduğunu anladım.
Tekrar olta atma telaşına düşmeden önce hemen, dün beraber deneme yaptığımız arkadaşları aradım. Daha onlarla konuşurken arkamda bir oltacı belirdi. Kaynanası seviyormuş!
O da tanıdık bir abimiz. Levent abi... Sonra ava onunla devam ettik, bir süre sonra telefonla gazladığım arkadaşlardan Yasin de bize katıldı.
Bir süre sonra Levent abi büyük heyecanla doğruldu ve makinayı sarmaya başladı. Eşkina oltasındaydı ve görünen o ki epey de büyüktü
Bu kez Yasin misinadan tutup balığı kaldırdı ve sahibine verdi, elinde muhteşem bir balıkla Levent abi ağzı kulaklarına varmış şekilde gülerek dizlerim titriyor deyiverdi!
Levent abi ile daha önce çok eşkina muhabbeti yaptık. Ben tuttuğumuz iri eşkinalardan bahsederken o sürekli hayranlıkla dinler ve "ben hiç o kadar büyüğünü tutmadım, çok merak ediyorum" derdi. Nihayet harika bir balıkla o da bu heyecanı yaşamış oldu. Bir süre sonra Levent abi orta boy bir balık ile ikinci skorunu da yaptı.
Başka bir aksiyon olmadı. Benim aşağıdaki tosuncuğu, ikidir benim gazımla balığa koşan ama boş dönüp hayal kırıklığı yaşayan Yasin arkadaşıma hediye ettim.
Eve giderken bir markete uğrayıp tarttırdık 1370gr. geldi balık. Levent abininki ise 1550gr idi 
Bu arada balık köstek koptuktan sonra işte bu fotoğrafta görünen pet şişelerin olduğu bölüme girdi.
Bu balıktan sonra epey bir rahatladım diyebilirim. Yine de denemelere devam ediyoruz ama şuan bölgemizde pek balık yok gibi. Sürüyle değil de tek tük geziyorlar sanki. Uygun şartlar oluşunca levrek peşine de koşacağım ilk fırsatta.
Herkese rast gelsin.
Nihayet elimize balık değdi ve sezonu açtık. Üzerinden fazla zaman geçmeden de raporunu yazayım, tarihe not düşeyim dedim
Bizim burada oltacıların çoğunluğu, birileri balık almadan ya da ağlara balık takılmadan olta atmaz, o yüzden teke ya da olta atacak yer bulma konusunda pek zorluk yaşamadan eşkina denemelerime başlamıştım.
İlk balığı geçtiğimiz perşembe günü aldım. Avın ilk 5 dakikasında oltamı ziyaret eden 30cm üzeri eşkina beni ve biraz solumdaki iki oltacıyı epey heveslendirmişti. Hatta bu arkadaşlardan biri "İşte bu bee, eşkina başladı" diye de bağırdı
Balık erkekti ve avın başlarında geldiği için alıkoydum ama maalesef tek kaldı. Başka hiçbir aksiyon olmadı.
Herhalde 5-6 ay aradan sonra tutulan bu balık çok iri olmasa da epey bir heyecan yaptırdı bana. Balık tutmayı özlemişiz resmen!
Bu ve biraz aşağıdaki tosuncuğu sosyal medyada paylaşmadım. Normalde hep paylaşımcı biri oldum ama eşkina türü için böyle bir karar aldım. Oltacıların tembelliği şöyle dursun, balık alındığı duyulunca herkes akın ediyor. Yanlış anlamayın ama bilen de geliyor bilmeyen de... Hani balık istavrit, sarıkanat olsa sorun yok ama eşkina avı biliyorsunuz ki çok hassas bir şey. Çoğu ihtiyaç fazlası teke topluyor yem bulamıyorsun. Hadi o da şöyle dursun, ışık yakanlar, bağıranlar, gürültü yapanlar zevk kaçırıyor. Limanda kayaların arasında karanlıkta sessizce fosfor izliyorum. Arkadan araba farı gibi ışığı vurup var gücüyle de bağıranlar oluyor. Ya güzel kardeşim ben bilmiyor muyum fener yakmayı, deli miyim karanlıkta oturuyorum
Neyse, şimdi gel gelelim bizim tosun paşaya
Geçen sene Kayhan arkadaşımla yaptığımız avları Mayıs - Haziran Eşkina Avlarımız - Büyük Balığın Tutkuya Dönüşmesi başlığında paylaşmıştım. Yine muhteşem avlarımız olmuştu ama sanırım aşağıdaki balık ağırlık olarak şuana kadarki en iyisi oldu
Limanda iyi verim aldığımız ama tek başıma inmekten çekindiğim iki kaya var. Yağmur ve dalga yokken yani kayalar kuru iken inilebilen iki kaya. Geçen sene izlediğim drone videosunda kayalardan birinin yarısının boşta olduğunu görünce artık tek başıma inmeye korkuyordum oraya. Önceki akşam üç arkadaş orada deneme yapıp boş dönmüştük. O cesaretle ertesi akşam bu kez tek başıma indim oraya. Yeni yaptığım fakat biraz daha ince takımla oltayı hazırlayıp suyla buluşturdum. Ve kayaya oturup beklemeye başladım. Hava yeni kararıyordu. Bir ara şamandıra oynadı.
Eşkina her zaman şamandırayı dibe ya da yana çekmiyor bazen yemle oynarken yukarı kaldırıyor ve şamandıra yan yatıyor. Öyle bir durum mu oldu acaba diye kontrol ettim alttaki teke gitmişti. O an ufaktan bir heveslendim, dedim "işte bu bu eşkina!" Hemen yemi tazeleyip aynı noktaya gönderdim oltayı. Bir kaç saniye sonra yine ufak bir oynama oldu. Kamışın ucunu kaldırmamla tosuncuğu hissetmem bir oldu! Balığın ilk baskıları çok güçlüydü. İnanılmaz bir şeydi. Hani şu anlatılmaz yaşanır anlardan... Bir yandan kalama açıp ki çok güçlü baskılar sonucu açmak zorunda kaldım, bir yandan da ayağa kalkıp tosuncuğa saygı duruşuna geçtim
Sonra benim eski emektar makinanın cırlama sesleri eşliğinde tosuncukla zorlu mücadelemiz başladı. Ben kaldırıyorum o dibe basıyor. Ben kaldırıyorum o dibe basıyor. Crrrrrrr..... Ortada bir mücadele var ama kim galip gelecek henüz belli değil. İçimde bir yandan kaybedecek olma korkusu var ama bir yandan da müthiş keyif yapıyorum.
Sanıyorum ki eşkina ilk baskıları çok çok güçlü olan fakat sonrasında çabuk yorulabilen bir balık. Nitekim kısa bir süre sonra bulunduğum kayanın dibine gelip ara ara ufak baskılar yapmak üzere yan yatmaya başladı.
Balık yan yatmıştı ama, bir ara "levrek mi lan acaba" diye şüphelendiğim bu balık kamışla bir kaç metre yukarı ha deyince kaldırılacak bir balığa da benzemiyordu ve yanımda da geçen sene olduğu gibi misinadan tutup balık kaldıracak, kepçeci
Tam zafer moduna girecektim ki balık tam kayanın üzerine geldiğinde nispeten ince dediğim takımın kösteği pattadanak koptu! Dar bir kayadayız ve kaya da eğimli! Tosuncuk da tam bu kayanın üzerine düştü! "Hassss......." demeye kalmadan ikinci hamlesinde kayanın ortasındaki çukura girdi ve yatmaya başladı. Üçüncü hamlesini de yapsa çok büyük ihtimal ters taraftan aşağı kayaların arasına düşecekti ama neyse ki o hamleyi yapmadı. Belki çukurdaki bir iki avuçluk su birikintisi o an iyi hissetmesini sağlamış da olabilir
Usuuulca, ürkütmeden elime aldım! Artık kazanan belliydi!
İşte dünyanın sadece iki şeyden ibaret olduğu bir kaç saniyelik o an...
Ben ve tosuncuk... Balığın heybetine hayran kalmıştım. Hele hele sezon açılışı olunca da müthiş bir keyif yaşadım. Bir tık kendime gelince de sağıp havyar kontrolü yaptım. Havyar göremeyince de biraz sonra tekrar kontrol etmek üzere şok poşetine (şok poşeti önemlidir!) koyup kayaya bağladım. Bir süre sonra erkek olduğunu anladım.
Tekrar olta atma telaşına düşmeden önce hemen, dün beraber deneme yaptığımız arkadaşları aradım. Daha onlarla konuşurken arkamda bir oltacı belirdi. Kaynanası seviyormuş!
Bir süre sonra Levent abi büyük heyecanla doğruldu ve makinayı sarmaya başladı. Eşkina oltasındaydı ve görünen o ki epey de büyüktü
Başka bir aksiyon olmadı. Benim aşağıdaki tosuncuğu, ikidir benim gazımla balığa koşan ama boş dönüp hayal kırıklığı yaşayan Yasin arkadaşıma hediye ettim.
Bu arada balık köstek koptuktan sonra işte bu fotoğrafta görünen pet şişelerin olduğu bölüme girdi.
Bu balıktan sonra epey bir rahatladım diyebilirim. Yine de denemelere devam ediyoruz ama şuan bölgemizde pek balık yok gibi. Sürüyle değil de tek tük geziyorlar sanki. Uygun şartlar oluşunca levrek peşine de koşacağım ilk fırsatta.
Herkese rast gelsin.
