Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

çaparide misina sorunu

abt22

Yeni Üye
Katılım
10 Ağu 2012
Mesajlar
23
Tepkime puanı
8
Puanları
3
Yaş
55
Konum
Tekirdağ
Adı
Hüseyin Balkan
Yardımı olursa güzel olur tabi ki bende rahmetli babamdan öğrenmiştim.
çapari bedeni için Powerline misina, köstek yapımı için ise gam yapmayan powerline kalitesinde kilo ile aldığım misinaları kullanıyorum. Kösteklerin yapımı biraz uğraştırıcı, uygun boylarda kesip daha sonra kumaş boyası ile boyayıp hazırlıyorum. Ama yapa yapa hızlanıyorsun.
Bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim
 

ozgurarslan

Daimi Üye
Katılım
18 Ocak 2013
Mesajlar
1,433
Tepkime puanı
2,876
Puanları
113
Yaş
52
Konum
İstanbul (Avrupa)
şimdi kapanmış konuya dışarıdan müdahale gibi olacak ancak, ben de bildiğimi sandığım birkaç şeyi paylaşayım.

kendi çaparini yapmak, keyifli olmasının yanı sıra gerçekten yararlı da, hazır köstek değil tümünü yapmaktan bahsediyorum.

ben kıyıdan çapari pek az yapıyorum. yazın tekneden yaptığımız için bu işi ve çok balık aldığımızdan ben keyif almıyorum kıyıdan çapari işinde, sadece yemli için yem amaçlı tutuyorum desem yeridir.

TR angler bahsetmiş, sandaldan çapari kalınılıkları farklıdır diye. teknede "atma/savurma" gibi bir mevzu olmadığından beden kalınlıkları düşecektir. biz av istavrit ise 20, kolyoz ve diğerleri için 25 kullanıyor, kesinlikle 30'a çıkmıyoruz. ben fc misinaların verimli olduğuna inananlardanım.

ancak şaşırtıcı olacak (bunlar benim gözlemim ve deneyimlerim) ancak biz köstekleri de kalın yapıyoruz. mesela takımı 20ye 20 hazırlıyoruz. ben 10/20 takım ile 20/20 takımın arasında verim farkı görmedim denemelerimde. bu dediğim çırpıntılı deniz için geçerli. deniz göl gibi ise ve özellikle berrak ise daha ince köstek kullanıyorum. o da yine 10-12 değil o numaraları sadece kraça için kullanıyorum, inceden kastım 14-16...

ben balığın misina kalınlığını gördüğünü ya da ürktüğünü düşünmüyorum. 4 yıldır her yaz bazen 3 ay bazen 5 ay neredeyse her gün tekne ile avlandım ve marmara denizinin benim bulunduğum beldesi Silivri için söylemek gerekirse ( hiçbir bilgi her zaman her denizde geçerli değildir) kösteklerini .20 olmasında belık verimi hiç düşmediği gibi dolaşma ve gam yapma da minimuma iniyor. hedef balık istavrit ise 20 ye 20 takım çakı gibi duruyor ve av veriyor.

biz genelde 8 numara iğne kullnaıyoruz ancak ben 9 numaranın daha avcı olduğunu düşünüyorum. 10/11/12 no iğnelerin kıraça için olduğunu düşünüyorum. hatta ben geçenlerde sarkıta ile yemlik kıraça tuttum tekne aralarında kullandığım iğne piyasada pek rastlamayacağınız 16 numara idi.

derin suda avlanıyorsanız 30 mt ve üstü derinliklerde, o zaman takımı 25 e 25 yapmakta fayda var. bu sefer takımı 10' iğneli değil de en az 15 iğneli yapıp başka bir biçimde toplamak gerekiyor. neyse bu konu dışı ama bu durumda iğne 7 de olabilir. aynı balık aynı ağız neden 7 diye sorarsanız; balık 7 no iğneye de takılır, 7 no iğnede daha uzun tüy sim kullanabilirsiniz, ve .25 köstek 7 no iğneyi iyi taşır.

senin meselene gelince; boğazda genelde atış için 100-140 gr kurşun kullanıyorlar. balık sığa sokulmuşsa zaten 100 gr kurşun 420 ve üseri kamış ile kolaylıkla 50-60 mt kadar atılabilir. tutmuyorum ama tutmam gerekir ise 100-115 gr kurşun kullanıyorum, kurşunun ağır olmayışı denizde süzülmesini sağlıyor ve serbest düşme/akma esnasında da balık alabiliyor takım.

bu kurşunu göndermek için .25 .26 kalınlıklar kafi. ancak daha kesin olmak gerekirse en az 11 kg çekeri olsun misinanın. tekneden fc tercih etmeme rağmen boğazda monofilament kullanıyorum. tekrar hatırlatayım, dişli için avlandığımım 1/100 ü kadar tecrübem var, sadece yemliğimi çıkarıyorum. bu bilgiler, teknedeki istavrit avı veya kıyıdan dişli avı bilgilerime göre çok daha az tecrübe ile yazılmaktadır.

bir takım da benim söylediğim gibi yap, sonuçları paylaşırsın. 9 no iğne ile sadece sim (sarı yeşil) kullan. simi bol bol koyma, hazır çaparilerde gördüğün miktar kadar koy. sim çok da yumuşak olmasın bu da dolanma yapabiliyor. takımın kösteğini .20 den hazırla. (biliyorum alışılmadık ama dene) köstekler 11-13 cm uzunlığunda olsun. ben berkley in .20 sini kullanıyorum ve çok ama çok memnunum.

.25 beden ve .20 köstek ile çok az dolaşma yaşayacağını göreceksin. arıca verim olarak özellikle akıntılı bulanık suda, yanındaki arkadaşlardan geri kalmayacağını düşünüyorum. özellikle onların köstek çözmek kopan kösteğin yerine yenisini takmak, takımı komple değiştirmek için harcadığı zamanları da düşünerek daha hızlı bile çalışırsın.

burada önemli olan düğümsüz köstek bağlama işine elinin alışması. bu inan video izleyerek olmuyor. tekrar tekrar günlerce çapari hazırlayınca bu iş oluyor. ben yine bu forumda - şimdi arayıp bulamam ama sen meraklı isen bulursun- nasıl hazırlanır konulu bir konu paylaştım. hem sordum hem bildiklerimi paylaştım.

nihayetinde benim formülüm: 2 tur fırdöndü tarafı + 2 tur fırdöndü tarafı + iki tur kurşun taraı+ 2 tur fırdöndü tarafı. burada iki önemli nokta var, yazarak filan anlatılamıyor bu ama deneyeceğim. ilk iki turu attığında sağ elinin baş parmağı altında tuttuğunu hissetmen lazım, çok güç verme, verirsen düğüm henüz oluşmadığından kösteği eline alırsın, ancak sıktığını hissedecek kadar, işte onun bir ayarı var. ikinci önemli nokta da 3. aşamada kurşun tarafından çift attığım zaman, bir yandan kösteği çekerken bir yandan da kısa misinayı (kesilecek misina parçasını) dişimle çekerek "çıt" sesi duyana kadar sıkıyorum. bu dediğim zaruri değildir, ancak ben faydasını gördüm. olmasa da olur ama yaparsan garanti olur. sonrasında yine fırdöndü tarafına çift attığında kaymasının imkanı yok.

kayma meselelerinde senin becerin kadar misina düğüm tutma kalitesi de önemlidir. en iyisi ile dene, sonra boş yere kendini suçlama. elin alışınca her misina ile hemen hemen iyi sonuç alırsın. kösteklerde ince .10 ve .12 misinalar özellikle de kalitesiz ise daha kösteği yaparken dalgalanır.

ben köstek düğüm noktasını çok az ıslatıyorum. bu kösteğin dibinin dalga yapmasını engelliyor. ancak .20 berkley ile ona bile gerek yok.

bu anlattıklarım , benim yoğurt yiyişim. bir adet de dediğim gibi 10 lu çapari yap, dene, bir şey kaybetmezsin.

rastgele...
 

guerella

Yeni Üye
Katılım
14 Ara 2012
Mesajlar
5
Tepkime puanı
3
Puanları
3
Yaş
55
Konum
istanbul
Adı
ibrahim gürel
özgür bey çapari konusundaki yazılarınızın tamamını okudum bende çaparilerimin tamamını kendim yaparım doksanlı yılların başlarında menekşeden teknemizle açılırdık o dönemlerde simli çapariler yoktu veya biz bilmiyorduk yalnız bir arkadaşımın getirdiği fosforlu koyu yeşil markasını bilmediğim iğnelerle yaptığımız takımlar balığın çok nazlı olduğu zamanlarda güzel balık alıyordu şimdilerde böyle iğneler yok zannedersem iğne konusunda sizin fikriniz nedir takımın avcılığında şimdilerde yaptığımız simli çaparilerde etkili olurmu veya iğne konusuna fazla takılmamakmı gerekir
 

ozgurarslan

Daimi Üye
Katılım
18 Ocak 2013
Mesajlar
1,433
Tepkime puanı
2,876
Puanları
113
Yaş
52
Konum
İstanbul (Avrupa)
ben de genelede bu hususta tüm yazılanları okuyorum. hatta bu yanıtı yazmadan önce minik çalışma masamda (İstanbul'daki evde yazlıktaki gibi geniş çalışma tezgahım yok ne yazık ki) üç -5 köstek hazırladım. şu aralar hazırlık olsun diye değişik renklerde simlerle 10 ar tane 10 ayrı köstek hazırlıyorum, bunları rengarenk karıştırıp dizeceğim, sonucunu merak ediyorum.

iğne hususunda okuduklarım arasında bir arkadaş illa ki düz iğne diye uyarmış ve ısrar etmiş. ben şu an çapraz kullanıyorum mustad 1522 no:9

ben kendi denemelerimde siyah beyaz iğne farkı pek görmedim.

ben kendi denemelerimde çapraz düz iğne farkı pek görmedim.

ben kendi denemelerimde istavrit için .10-.14 arası kösteğe ince, .16-.20 kösteğe kalın dersek, kalın köstekle daha çok verim aldım. verimden kasıt olta daha az dolaştı, ancak balık seyrelmedi. bu kıraça için geçerli değil.

ben kendi denemelerimde kendi yaptığım çapariler ile hazır olanlara göre daha çok verim aldım, ancak arada da uçurum yok. hazır ile 3 kg, el yapımı ile 5 kg gibi oranlayabilirim.

ben kendi denemelerimde balık bulucunun çok ama çok büyük faydasını gördüm.

ben kendi denemelerimde 10-30 mt su arasında 2.10 mt kamış ve 40 lık spin makinası ile el oltası ile (benim de yaşımın yetiştiği ve çok avlandığım klasik usul) e açık fark attım. balığın bollaştığı vakitler bellidir ve o vakitlerde hızlı çalışmak, hızla balığı sandala döküp suya indirmek gerekir. kamış ile çalışmak büyük avantaj.

ben kendi denemelerimde hafif çırpıntı ve akış var ise 10-30 mt derinliklerde motor üstü dediğimizi rölantide çalışan motor ile avlanmak ile durup kendini akıntıya bırakarak avlanmak arasında fark göremedim.

ben kendi denemelerimde balık kıraça değil ise en uygun iğnenin no:8-9 olduğuna kanaat getirdim. genelde boğazda kullanılan ve çokça satılan, hazır takımlarda kullanılan 10-11-12 no iğneler elbette avcıdır, ancak onlar da .10-.14 köstek isterler, bunun adı da " ince takım"dır. ben takımın çalışması açısından balık nazlı değil ise nispeten kalın takım tercih ediyorum. şöyle bir örnek ile ifade edeyim. iki kişi bir sandal bir arkadaşta ince takım bende nispeten kalın takım. kalından kasıt da .20 beden .18 köstek .9 iğne. arkadaş 10 iğnenin 8 i dolu çeksin. ben 6 sı dolu çekeyim. bu 5 indir bindirde böyle olsun. onun balığı 40 oldu, benimki 30. sonra onun çapari dağılmaya başlıyor, gamlar, kopmalar, burkulmalar... o tek köstek değişimi ile tabir-i caiz ise "pit'e giriyor" haliyle. ben devam. sonra onun uzun bir molası başlıyor, tamamen takımı değiştirmek, ben devam. bu arada konsantrasyon da bozulmamış oluyor. nihayetinde tariflediğim takım çok daha fazla balık alıyor, ayrıca ben aynı takımı küçük evde revizyonlar yaparak ertesi güne de kullanıyorum. ayrıca tesadüf kolyoz ya da dipten mezgit, ya da izmarit gelirse de benim avantajıma oluyor.

iğne meselesinde benim dikkat ettiğim bir tek şey var. tarifi yazı ile zor, iğnede terminlojisini tam bilmiyorum. biz mimarlıkta çelikleri tarif ederken, buna "et kalınlığı" deriz. yani iğnenin kendisi ince olacak. istavritin ağzı narin, gücü az, dişi yok. sağlam ve ince bir iğneyi hiçbir surette kıramaz, ancak şimdi model veremeyeceğim, bazen denk geldim, gerçekten yanyana koyunca gözle görülür derecede narin yapılı iğneler var.

bir dönem, iyi balık yakalayınca bunun sebebini bir şeye bağlarız. bunu yaparken dikkat etmek gerekir. mesela o yeşil iğnelerle avlanırken bir takım siyah/ bir takım beyaz iğne de biri suya indirmiş olsa, belki sonuç aynı olacaktı. belki olmayacaktı. ancak benim arkadaşım olan tüm balıkçıların, ben dahil, hepimizin hurafeleri var. bazı denk düşmeleri bir şeylere bağlıyoruz, hele bir kaç kez benzer durum benzer şekilde oluşursa körü körüne inanıyoruz.

... bu durum daha ziyade "bu rapala bu havada çalışır" gibi inanç dolu cümlelerde gözleniyor. ben sırf bu sebeple balık alırken bile zaman zaman " kazanan takımı" bozuyorum. yine aynı örnekten yola çıkarsak; bazen rapalam ardı ardına iki balık alıyor, değiştiriyorum. hemen peşi sıra üç atışta diğer rapala ile alamazsam o zaman onu değerlendiriyorum. bu bildiler o gün iki üç balık yakalamakta daha değerli bence.

birilerinin "bu çapari canavar" "bu rapala katil" "bu iğne tasmalamadan bile alır" demesi ile olmuyor o işler. o ona o gün öyle denk gelmiştir. zaten intihara meyilli derecede aç bir sürüye denk gelmiştir belki, bundan ötürü aracı övmemek lazım.

iğne hususunda, ve diğer hususlarda aklıma gelenler bunlar...