ben de genelede bu hususta tüm yazılanları okuyorum. hatta bu yanıtı yazmadan önce minik çalışma masamda (İstanbul'daki evde yazlıktaki gibi geniş çalışma tezgahım yok ne yazık ki) üç -5 köstek hazırladım. şu aralar hazırlık olsun diye değişik renklerde simlerle 10 ar tane 10 ayrı köstek hazırlıyorum, bunları rengarenk karıştırıp dizeceğim, sonucunu merak ediyorum.
iğne hususunda okuduklarım arasında bir arkadaş illa ki düz iğne diye uyarmış ve ısrar etmiş. ben şu an çapraz kullanıyorum mustad 1522 no:9
ben kendi denemelerimde siyah beyaz iğne farkı pek görmedim.
ben kendi denemelerimde çapraz düz iğne farkı pek görmedim.
ben kendi denemelerimde istavrit için .10-.14 arası kösteğe ince, .16-.20 kösteğe kalın dersek, kalın köstekle daha çok verim aldım. verimden kasıt olta daha az dolaştı, ancak balık seyrelmedi. bu kıraça için geçerli değil.
ben kendi denemelerimde kendi yaptığım çapariler ile hazır olanlara göre daha çok verim aldım, ancak arada da uçurum yok. hazır ile 3 kg, el yapımı ile 5 kg gibi oranlayabilirim.
ben kendi denemelerimde balık bulucunun çok ama çok büyük faydasını gördüm.
ben kendi denemelerimde 10-30 mt su arasında 2.10 mt kamış ve 40 lık spin makinası ile el oltası ile (benim de yaşımın yetiştiği ve çok avlandığım klasik usul) e açık fark attım. balığın bollaştığı vakitler bellidir ve o vakitlerde hızlı çalışmak, hızla balığı sandala döküp suya indirmek gerekir. kamış ile çalışmak büyük avantaj.
ben kendi denemelerimde hafif çırpıntı ve akış var ise 10-30 mt derinliklerde motor üstü dediğimizi rölantide çalışan motor ile avlanmak ile durup kendini akıntıya bırakarak avlanmak arasında fark göremedim.
ben kendi denemelerimde balık kıraça değil ise en uygun iğnenin no:8-9 olduğuna kanaat getirdim. genelde boğazda kullanılan ve çokça satılan, hazır takımlarda kullanılan 10-11-12 no iğneler elbette avcıdır, ancak onlar da .10-.14 köstek isterler, bunun adı da " ince takım"dır. ben takımın çalışması açısından balık nazlı değil ise nispeten kalın takım tercih ediyorum. şöyle bir örnek ile ifade edeyim. iki kişi bir sandal bir arkadaşta ince takım bende nispeten kalın takım. kalından kasıt da .20 beden .18 köstek .9 iğne. arkadaş 10 iğnenin 8 i dolu çeksin. ben 6 sı dolu çekeyim. bu 5 indir bindirde böyle olsun. onun balığı 40 oldu, benimki 30. sonra onun çapari dağılmaya başlıyor, gamlar, kopmalar, burkulmalar... o tek köstek değişimi ile tabir-i caiz ise "pit'e giriyor" haliyle. ben devam. sonra onun uzun bir molası başlıyor, tamamen takımı değiştirmek, ben devam. bu arada konsantrasyon da bozulmamış oluyor. nihayetinde tariflediğim takım çok daha fazla balık alıyor, ayrıca ben aynı takımı küçük evde revizyonlar yaparak ertesi güne de kullanıyorum. ayrıca tesadüf kolyoz ya da dipten mezgit, ya da izmarit gelirse de benim avantajıma oluyor.
iğne meselesinde benim dikkat ettiğim bir tek şey var. tarifi yazı ile zor, iğnede terminlojisini tam bilmiyorum. biz mimarlıkta çelikleri tarif ederken, buna "et kalınlığı" deriz. yani iğnenin kendisi ince olacak. istavritin ağzı narin, gücü az, dişi yok. sağlam ve ince bir iğneyi hiçbir surette kıramaz, ancak şimdi model veremeyeceğim, bazen denk geldim, gerçekten yanyana koyunca gözle görülür derecede narin yapılı iğneler var.
bir dönem, iyi balık yakalayınca bunun sebebini bir şeye bağlarız. bunu yaparken dikkat etmek gerekir. mesela o yeşil iğnelerle avlanırken bir takım siyah/ bir takım beyaz iğne de biri suya indirmiş olsa, belki sonuç aynı olacaktı. belki olmayacaktı. ancak benim arkadaşım olan tüm balıkçıların, ben dahil, hepimizin hurafeleri var. bazı denk düşmeleri bir şeylere bağlıyoruz, hele bir kaç kez benzer durum benzer şekilde oluşursa körü körüne inanıyoruz.
... bu durum daha ziyade "bu rapala bu havada çalışır" gibi inanç dolu cümlelerde gözleniyor. ben sırf bu sebeple balık alırken bile zaman zaman " kazanan takımı" bozuyorum. yine aynı örnekten yola çıkarsak; bazen rapalam ardı ardına iki balık alıyor, değiştiriyorum. hemen peşi sıra üç atışta diğer rapala ile alamazsam o zaman onu değerlendiriyorum. bu bildiler o gün iki üç balık yakalamakta daha değerli bence.
birilerinin "bu çapari canavar" "bu rapala katil" "bu iğne tasmalamadan bile alır" demesi ile olmuyor o işler. o ona o gün öyle denk gelmiştir. zaten intihara meyilli derecede aç bir sürüye denk gelmiştir belki, bundan ötürü aracı övmemek lazım.
iğne hususunda, ve diğer hususlarda aklıma gelenler bunlar...