- Katılım
- 26 May 2013
- Mesajlar
- 6,225
- Tepkime puanı
- 2,614
- Puanları
- 113
- Yaş
- 57
- Adı
- Süleyman Vedal Kahramanoğlu
Değerli Balık Sevdam üyeleri, dostlarım ve arkadaşlarım, herkese can'ı gönülden merhaba 
Bu raporumu tur sonrası iş yoğunluğum sebebiyle zamanında açamadım. Üzerinden biraz zaman geçti ama, biliyorum ki, gecikmiş de olsa raporumu beğeneceğinizi umarak yaşadıklarımı sizlere aktarmaya çalışacağım. Yine az balıklı ama çok yazılı, çok fotoğraflı ve videolu bu raporumu dilim döndüğünce en ince detaylara kadar anlatmaya çalışacağım. Bu durum haliyle çok fazla yazmamı icab ettirecek ve konu çok uzun olacak. Tabii, bunu da yaparken sizleri sıkmamaya gayret edeceğim
Fethiye'ye balık avına gitme planım yoktu ama kankam Ali'nin bir telefonuyla onca işim olmasına rağmen çok hızlı bir program yaptım. Hatırlarsanız bu programı genele de açmıştım ( https://www.baliksevdam.com/forum/f...p-night-fishing-ile-balik-avi-turu-11474.html ). Kankam Ali ve ben hazırlıklara başladık ve kısa sürede organize olduk. Bu arada açmış olduğum konuda yazılan mesajlar daha sonrası için beni umutlandırsa da bu tur için karamsarlığa itiyordu. Belirlenen güne kadar sadece Alaeddin ağabey "ben de geliyorum" diyebilmişti. Tam buna göre yola çıkma planlarımızı yapıyorduk ki, kankam Ali'nin iş yerinde bir sorun çıktı ve Cumartesi günü dükkanda olması zorunlu hale geldi. Bunun için yapabileceğim bir şey yoktu, sonuçta işimiz hepimiz için çok önemli olduğundan elden bir şey gelmeyecekti. Bu gelişmeden Alaeddin ağabeye bahsettim ve o da bana sorun olmadığını ve her türlü geleceğini söylediğinde çok sevindim. Daha önce Assos Turu'muzda tanıştığım ihtiyar delikanlı ile çılgın bir maceraya yelken açacak olmam beni heyecanlandırdığı gibi yaşanacakların hayallerini kurdurmaya başlatmıştı. Her ne olursa olsun Arıza Team olarak bu tura gidecektik ve çok şükür bunu yapabildik
Alaeddin ağabey ile birkaç telefon görüşmesi yaptıktan sonra son hazırlıklarımı tamamladım. Onu evinden alacak ve Fethiye yollarına koyulacaktım. Nihayetinde Cuma günü İstanbul trafiğini hesaba katmadan akşam üzeri evden çıktım, 30 km. yolu iki saatte alabildim ve Alaeddin ağabeyin evine zar zor ulaşabildim. Kapıda değerli eşiyle beni heyecanla bekliyordu. Onun malzemelerini arabaya yükleyip değerli eşiyle vedalaşarak yola çıktığımızda saat 20:45'i gösteriyordu. Yolumuzun üzerinde bir benzilikte acil ihtiyaç molası verdikten sonra Fethiye yollarına düşmüştük. Daha yolun başında içimizdeki heyecanı anlatacak kelime bulamıyorum, muhteşem ötesi duygularla muhabbetimize başlamış, birbirmizi daha yakından tanımaya çalışıyorduk ama sanki kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi muhabbetimiz devam ediyordu. Saatler ilerliyor, kilometreler hızla azalıyordu ama heyecanımız da ona keza hızla artıyordu. Bozüyük'te yemek ve ihtiyaç molası verdiğimizde Deniz Kaptan ile görüştüm. Herşeyin hazır olduğunu söylediğinde içimdeki mutluluk duyguları katlanarak büyümeye başladı. Bu molanın ardından non-stop yola çıktığımızda gece yarısı olmuştu. Kalan yolu hesapladığımızda sabah suyuna yetişebileceğimizi anlamış olarak tekrar yola koyulduk. Yolumuzun sonuna doğru yoğun sis nedeniyle hızımız oldukça düşmüştü, Fethiye'ye 88 km. kala bir mola daha verme zorunluluğu oluştu. Burada içtiğimiz sıcak kahveler bizi daha da uyandırdı ve dinçlikle kalan yolu bitirmek ve bir an önce denizde olmak için tekrar yola koyulduğumuzda gözlerimizden okunan mutluluğun tarifini anlatacak kelime bulamıyorum
Saat 05:40 gibi Fethiye'ye vardığımızda Deniz Kaptan ile görüştüm, nerede buluşacağımızı netleştirdim ve o mevkiye yöneldim. Limana çok yakın bir yerde beklerken Deniz Kaptan yanımıza geldi, kısa bir merhabalaşmanın ardından konaklayacağımız teknesine doğru otoparka girdik. Eşyalarımızı arabadan tekneye indirdik ve o gün kullanacağımız ekipmanı alarak küçük teknenin bağlı olduğu yeni yapılan barınağa ve kahvaltı yapacağımız mevkiye doğru hareket ettik. Sanırım Sarıyer Börekçisi idi, orada güzel bir kahvaltı faslından sonra tekneye eşyalarımızı yükledik. Tek eksiğimiz depomuzu doldurmaktı, onu da barınağın hemen yanı başındaki benzinlikten hallettikten sonra artık denize açılma vaktimiz gelmişti. "Vira Demir" diyerek barınaktan Fethiye sularına doğru rotamızı çevirdik. Jigging yapacağımız meraya kadar Trolling yaparak gideceğimiz için takımlarımızı suyla buluşturduk. Silikon balığımıza küçük bir Lüfer (orada her boya Lüfer diyorlarmış) hatır sormaya geldiğinde teknemizde soluğu almıştı. Siftah Alaeddin ağabey tarafından yapılmıştı, bereketini ise yaradan verir düşünceleriyle hem av hem de koyu bir muhabbet yapıyorduk. Jigging takımlarımızı hazırlayarak yavaş yavaş ilerlerken arada küçük vuruşlar oluyordu ama takılan olmuyordu. Trolling avını şimdilik sonlandırıp, Jigging'e başlayacak olmamız beni fazlasıyla heyecanlandırmaya başlamıştı. İlk noktamıza vardığımız sanırım saat 10:00 olmuştu. Deniz Kaptan'ın noktaları o kadar çoktu ki, her noktada deneme yapabilmek ve etrafı görebilmek için her noktada iki-üç deneme yaparak hızlı bir şekilde avlanmaya başlamıştık. Bir saat geçmişti ama hiç vuruş alamamıştık ama bu morallerimizi bozmuyordu, nihayetinde Jigging sabır gerektiren bir disiplindi ve sabrımızın meyvelerini almaya başlamıştık. İlk balığı yakaladığımda adrenalin patlaması yaşadım ama o an aklımdan o kadar çok şeyi geçirdim ki, takımıma çok güvendiğim için balığa hiç şans tanımadan acele ederek tekneye alma çabalarım balığın oltamdan kurtulmasıyla son bulmuştu ve beni kendime getirmişti. Bundan sonra daha dikkatle ve azimle av yapmaya başladım. Fazla geçmeden ikinci balığımı aldım, bu seferki balık bir öncekine göre inatçı değildi, dipten havalandırdığım ve büyük olmadığı için direnci kesildi ve kısa bir mücadelenin ardından teslim oldu. Bu tekneye aldığımız ikinci balığımızdı, hızlıca fotoğraflarını çekip avlanmaya devam ettik
Alaeddin ağabey hızlı Jig denemelerinde yorulunca ona daha kolay bir sistem olan Inchuku'yu tavsiye eden Deniz Kaptan'ı dinledi ve av yapmanın keyfini tekrar yaşamaya başladı. Gerçi ona orada olmak bile yetiyordu ama oltasına güzel bir balık gelmesi çok daha iyi olurdu ama Jigging'de şansı yanında değildi. Bizim Deniz Kaptan'la denemelerimiz olanca hızıyla devam ediyordu. Ben iki vuruş daha aldım ama balığı kandıramadım. Jig üzerindeki diş izlerinden bir tanesinin Sinarit ya da Trança diğerinin de Orfoz ya da Lahos olduğunu öğrendim, zira iki vuruşu da dipteyken almıştım. İlk balığım Akya'yı yaklaşık 30 metre çektikten sonra ara suda yakalamıştım ve başka gelen giden olmayınca Trolling yaparak mola vereceğimiz sesiz sakin adaya doğru yola koyulduğumuzda derinlik ve ağırlık ayarlarını Deniz Kaptan'ın yaptığı Trolling takımlarımız suyla buluşmuştu. Daha on dakika geçmişti ki, Alaeddin ağabeyin oltası elinden fırlayacak gibi oldu, uğraşmaya başladı ama gelen balık o kadar hızlıca kayaların içine girmişti ki, hem balıktan hem de sahteden olmuştuk. Yeni sahtemizi takarak devam ettik ama başka hatırımızı soran olmadı ve takımları topladık. Mola vereceğimiz adaya yaklaştığımızda ortamın sessizliğini motorun sesi bozuyordu ama o anda o ses bile ruhumuzu dinlendirici gelmeye başlamıştı. Teknemizi karaya aldığımızda ortamda mis gibi kokan kekik ve diğer otların kokusunu ciğerlerimize doldurduk, kuş ve dalga sesleri tüm yorgunluğumuzu alıp götürmüştü
Deniz Kaptan çilingir soframızı hazırlarken arada biraz yürüş yaparak ve kendimizi dinleyerek geçirdiğimiz kısa süre içerisinde "Yeniden Doğdum" tabirini kullanabiliriz. Kendi bahçesinden getirdiği domates, biber ve soğanın yanına elleriyle yaptığı kekikli zeytin ve yanında yediğimiz peyaz peynirin tadını o anda hiçbir şeye değişemezdik. Tadı halen damağımızda kalan kısa yemek molasının ardından tekrar Jigging denemeleri yapacağımız meraya gitmek üzere ve güneşin erken batacak olması nedeniyle bu sessiz adadan ayrılma vaktimiz gelmişti. Merada yaptığımız birkaç deneme sonuçsuz kalmıştı ama dönüş yolunda Trolling yapacak olmamız içimizde halen balık yakalayabileceğimizi düşündürdüğü için mutluyduk. Nihayetinde o meraya hava kararmadan varabildik ve üç tane Lokum Balığı'nı kandırmayı başarabildik. Havanın kararmasıyla barınak yolu görünmüştü ve kısa zaman sonra barınağa vardık, teknemizi bağladıktan sonra tekrar konaklayacağımız büyük tekneye doğru yola koyulduk, otoparka arabalarımızı bıraktıktan sonra artık hem konaklayacağımız hem de Night Fishing yapacağımız büyük teknedeydik
İlk işimiz hemen çay yapmak oldu. Çay olurken tekneden kullanabileceğimiz takımlarımızı hazırladık, yemledik ve suyla buluşturduk. Bu arada Night Fising için denize açılmadık, zira günün sonunda pestilimiz çıkmış, bir yerlere yığılmak üzereydik ama içimizdeki balık yakalama aşkı bizi halen ayakta tutabiliyordu. Sıcak çaylarımızı ondan daha da sıcak muhabbetle yudumlarken Kayış Balığı ve Kefal ziyarete geldiler, onları da ağırladık. Teknenin ön tarafından yaptığım silikon yem ile at-çek denemelerim sonuçsuz kaldı. İlerleyen saatlerde iyice yorgunluk emareleri kendini belli etmeye başlamıştı. Ayrıca yarın yine denizde balık peşinde olacaktık ve artık yatıp dinlenme, yarın için enerji toplama vakti gelmişti. Deniz Kaptan ve miçosu Mehmet kardeşle vedalaştıktan sonra yorgun ama bir o kadar da mutlu bir şekilde kamaralarımıza çekildik. Yastığa başımı koyduktan sonra nasıl da dalmışım hatırlamıyorum. Sabah çalan alarmım ile gözlerimi açtığımda saat 06:00'dı, hemen kaptana mesaj yazdım ve bir saat daha sonra gelmesini, gelirken de kahvaltılıkları almasını rica ettim ve tekrar yattım. Zira her yerim ağrıyor ve gözlerim açılmıyordu. Bir saatlik ekstra uyku çok iyi gelmişti, yeniden kalktığımda artık kendimi patlamaya hazır bomba gibi hissediyordum ama ne zaman patlayacağımı bilmiyorum. Bunu konunun devamında hep birlikte göreceğiz. Fethiye Çıkarması'nın birinci gününü dilim döndüğünce sizlere özetlemeye çalıştım. İkinci ve üçüncü günlerin raporlarını da en kısa sürede hazırlayacağım ve sizlere aktaracağım
Ayrıca, bu tur için ne kadar harcama yaptığımızı da kaba taslak da olsa sizlere aktaracağım...
Şimdilik herşeyin gönlünüzce olması ve her zaman rast gelmesi dileklerimle…
Bu güne ait video ve fotoğraflarımızı sizler için hazırladım, keyifli seyirler dilerim…






















































Deniz Kaptan
Devam edecek…
Bu raporumu tur sonrası iş yoğunluğum sebebiyle zamanında açamadım. Üzerinden biraz zaman geçti ama, biliyorum ki, gecikmiş de olsa raporumu beğeneceğinizi umarak yaşadıklarımı sizlere aktarmaya çalışacağım. Yine az balıklı ama çok yazılı, çok fotoğraflı ve videolu bu raporumu dilim döndüğünce en ince detaylara kadar anlatmaya çalışacağım. Bu durum haliyle çok fazla yazmamı icab ettirecek ve konu çok uzun olacak. Tabii, bunu da yaparken sizleri sıkmamaya gayret edeceğim
Fethiye'ye balık avına gitme planım yoktu ama kankam Ali'nin bir telefonuyla onca işim olmasına rağmen çok hızlı bir program yaptım. Hatırlarsanız bu programı genele de açmıştım ( https://www.baliksevdam.com/forum/f...p-night-fishing-ile-balik-avi-turu-11474.html ). Kankam Ali ve ben hazırlıklara başladık ve kısa sürede organize olduk. Bu arada açmış olduğum konuda yazılan mesajlar daha sonrası için beni umutlandırsa da bu tur için karamsarlığa itiyordu. Belirlenen güne kadar sadece Alaeddin ağabey "ben de geliyorum" diyebilmişti. Tam buna göre yola çıkma planlarımızı yapıyorduk ki, kankam Ali'nin iş yerinde bir sorun çıktı ve Cumartesi günü dükkanda olması zorunlu hale geldi. Bunun için yapabileceğim bir şey yoktu, sonuçta işimiz hepimiz için çok önemli olduğundan elden bir şey gelmeyecekti. Bu gelişmeden Alaeddin ağabeye bahsettim ve o da bana sorun olmadığını ve her türlü geleceğini söylediğinde çok sevindim. Daha önce Assos Turu'muzda tanıştığım ihtiyar delikanlı ile çılgın bir maceraya yelken açacak olmam beni heyecanlandırdığı gibi yaşanacakların hayallerini kurdurmaya başlatmıştı. Her ne olursa olsun Arıza Team olarak bu tura gidecektik ve çok şükür bunu yapabildik
Alaeddin ağabey ile birkaç telefon görüşmesi yaptıktan sonra son hazırlıklarımı tamamladım. Onu evinden alacak ve Fethiye yollarına koyulacaktım. Nihayetinde Cuma günü İstanbul trafiğini hesaba katmadan akşam üzeri evden çıktım, 30 km. yolu iki saatte alabildim ve Alaeddin ağabeyin evine zar zor ulaşabildim. Kapıda değerli eşiyle beni heyecanla bekliyordu. Onun malzemelerini arabaya yükleyip değerli eşiyle vedalaşarak yola çıktığımızda saat 20:45'i gösteriyordu. Yolumuzun üzerinde bir benzilikte acil ihtiyaç molası verdikten sonra Fethiye yollarına düşmüştük. Daha yolun başında içimizdeki heyecanı anlatacak kelime bulamıyorum, muhteşem ötesi duygularla muhabbetimize başlamış, birbirmizi daha yakından tanımaya çalışıyorduk ama sanki kırk yıldır tanışıyormuşuz gibi muhabbetimiz devam ediyordu. Saatler ilerliyor, kilometreler hızla azalıyordu ama heyecanımız da ona keza hızla artıyordu. Bozüyük'te yemek ve ihtiyaç molası verdiğimizde Deniz Kaptan ile görüştüm. Herşeyin hazır olduğunu söylediğinde içimdeki mutluluk duyguları katlanarak büyümeye başladı. Bu molanın ardından non-stop yola çıktığımızda gece yarısı olmuştu. Kalan yolu hesapladığımızda sabah suyuna yetişebileceğimizi anlamış olarak tekrar yola koyulduk. Yolumuzun sonuna doğru yoğun sis nedeniyle hızımız oldukça düşmüştü, Fethiye'ye 88 km. kala bir mola daha verme zorunluluğu oluştu. Burada içtiğimiz sıcak kahveler bizi daha da uyandırdı ve dinçlikle kalan yolu bitirmek ve bir an önce denizde olmak için tekrar yola koyulduğumuzda gözlerimizden okunan mutluluğun tarifini anlatacak kelime bulamıyorum
Saat 05:40 gibi Fethiye'ye vardığımızda Deniz Kaptan ile görüştüm, nerede buluşacağımızı netleştirdim ve o mevkiye yöneldim. Limana çok yakın bir yerde beklerken Deniz Kaptan yanımıza geldi, kısa bir merhabalaşmanın ardından konaklayacağımız teknesine doğru otoparka girdik. Eşyalarımızı arabadan tekneye indirdik ve o gün kullanacağımız ekipmanı alarak küçük teknenin bağlı olduğu yeni yapılan barınağa ve kahvaltı yapacağımız mevkiye doğru hareket ettik. Sanırım Sarıyer Börekçisi idi, orada güzel bir kahvaltı faslından sonra tekneye eşyalarımızı yükledik. Tek eksiğimiz depomuzu doldurmaktı, onu da barınağın hemen yanı başındaki benzinlikten hallettikten sonra artık denize açılma vaktimiz gelmişti. "Vira Demir" diyerek barınaktan Fethiye sularına doğru rotamızı çevirdik. Jigging yapacağımız meraya kadar Trolling yaparak gideceğimiz için takımlarımızı suyla buluşturduk. Silikon balığımıza küçük bir Lüfer (orada her boya Lüfer diyorlarmış) hatır sormaya geldiğinde teknemizde soluğu almıştı. Siftah Alaeddin ağabey tarafından yapılmıştı, bereketini ise yaradan verir düşünceleriyle hem av hem de koyu bir muhabbet yapıyorduk. Jigging takımlarımızı hazırlayarak yavaş yavaş ilerlerken arada küçük vuruşlar oluyordu ama takılan olmuyordu. Trolling avını şimdilik sonlandırıp, Jigging'e başlayacak olmamız beni fazlasıyla heyecanlandırmaya başlamıştı. İlk noktamıza vardığımız sanırım saat 10:00 olmuştu. Deniz Kaptan'ın noktaları o kadar çoktu ki, her noktada deneme yapabilmek ve etrafı görebilmek için her noktada iki-üç deneme yaparak hızlı bir şekilde avlanmaya başlamıştık. Bir saat geçmişti ama hiç vuruş alamamıştık ama bu morallerimizi bozmuyordu, nihayetinde Jigging sabır gerektiren bir disiplindi ve sabrımızın meyvelerini almaya başlamıştık. İlk balığı yakaladığımda adrenalin patlaması yaşadım ama o an aklımdan o kadar çok şeyi geçirdim ki, takımıma çok güvendiğim için balığa hiç şans tanımadan acele ederek tekneye alma çabalarım balığın oltamdan kurtulmasıyla son bulmuştu ve beni kendime getirmişti. Bundan sonra daha dikkatle ve azimle av yapmaya başladım. Fazla geçmeden ikinci balığımı aldım, bu seferki balık bir öncekine göre inatçı değildi, dipten havalandırdığım ve büyük olmadığı için direnci kesildi ve kısa bir mücadelenin ardından teslim oldu. Bu tekneye aldığımız ikinci balığımızdı, hızlıca fotoğraflarını çekip avlanmaya devam ettik
Alaeddin ağabey hızlı Jig denemelerinde yorulunca ona daha kolay bir sistem olan Inchuku'yu tavsiye eden Deniz Kaptan'ı dinledi ve av yapmanın keyfini tekrar yaşamaya başladı. Gerçi ona orada olmak bile yetiyordu ama oltasına güzel bir balık gelmesi çok daha iyi olurdu ama Jigging'de şansı yanında değildi. Bizim Deniz Kaptan'la denemelerimiz olanca hızıyla devam ediyordu. Ben iki vuruş daha aldım ama balığı kandıramadım. Jig üzerindeki diş izlerinden bir tanesinin Sinarit ya da Trança diğerinin de Orfoz ya da Lahos olduğunu öğrendim, zira iki vuruşu da dipteyken almıştım. İlk balığım Akya'yı yaklaşık 30 metre çektikten sonra ara suda yakalamıştım ve başka gelen giden olmayınca Trolling yaparak mola vereceğimiz sesiz sakin adaya doğru yola koyulduğumuzda derinlik ve ağırlık ayarlarını Deniz Kaptan'ın yaptığı Trolling takımlarımız suyla buluşmuştu. Daha on dakika geçmişti ki, Alaeddin ağabeyin oltası elinden fırlayacak gibi oldu, uğraşmaya başladı ama gelen balık o kadar hızlıca kayaların içine girmişti ki, hem balıktan hem de sahteden olmuştuk. Yeni sahtemizi takarak devam ettik ama başka hatırımızı soran olmadı ve takımları topladık. Mola vereceğimiz adaya yaklaştığımızda ortamın sessizliğini motorun sesi bozuyordu ama o anda o ses bile ruhumuzu dinlendirici gelmeye başlamıştı. Teknemizi karaya aldığımızda ortamda mis gibi kokan kekik ve diğer otların kokusunu ciğerlerimize doldurduk, kuş ve dalga sesleri tüm yorgunluğumuzu alıp götürmüştü
Deniz Kaptan çilingir soframızı hazırlarken arada biraz yürüş yaparak ve kendimizi dinleyerek geçirdiğimiz kısa süre içerisinde "Yeniden Doğdum" tabirini kullanabiliriz. Kendi bahçesinden getirdiği domates, biber ve soğanın yanına elleriyle yaptığı kekikli zeytin ve yanında yediğimiz peyaz peynirin tadını o anda hiçbir şeye değişemezdik. Tadı halen damağımızda kalan kısa yemek molasının ardından tekrar Jigging denemeleri yapacağımız meraya gitmek üzere ve güneşin erken batacak olması nedeniyle bu sessiz adadan ayrılma vaktimiz gelmişti. Merada yaptığımız birkaç deneme sonuçsuz kalmıştı ama dönüş yolunda Trolling yapacak olmamız içimizde halen balık yakalayabileceğimizi düşündürdüğü için mutluyduk. Nihayetinde o meraya hava kararmadan varabildik ve üç tane Lokum Balığı'nı kandırmayı başarabildik. Havanın kararmasıyla barınak yolu görünmüştü ve kısa zaman sonra barınağa vardık, teknemizi bağladıktan sonra tekrar konaklayacağımız büyük tekneye doğru yola koyulduk, otoparka arabalarımızı bıraktıktan sonra artık hem konaklayacağımız hem de Night Fishing yapacağımız büyük teknedeydik
İlk işimiz hemen çay yapmak oldu. Çay olurken tekneden kullanabileceğimiz takımlarımızı hazırladık, yemledik ve suyla buluşturduk. Bu arada Night Fising için denize açılmadık, zira günün sonunda pestilimiz çıkmış, bir yerlere yığılmak üzereydik ama içimizdeki balık yakalama aşkı bizi halen ayakta tutabiliyordu. Sıcak çaylarımızı ondan daha da sıcak muhabbetle yudumlarken Kayış Balığı ve Kefal ziyarete geldiler, onları da ağırladık. Teknenin ön tarafından yaptığım silikon yem ile at-çek denemelerim sonuçsuz kaldı. İlerleyen saatlerde iyice yorgunluk emareleri kendini belli etmeye başlamıştı. Ayrıca yarın yine denizde balık peşinde olacaktık ve artık yatıp dinlenme, yarın için enerji toplama vakti gelmişti. Deniz Kaptan ve miçosu Mehmet kardeşle vedalaştıktan sonra yorgun ama bir o kadar da mutlu bir şekilde kamaralarımıza çekildik. Yastığa başımı koyduktan sonra nasıl da dalmışım hatırlamıyorum. Sabah çalan alarmım ile gözlerimi açtığımda saat 06:00'dı, hemen kaptana mesaj yazdım ve bir saat daha sonra gelmesini, gelirken de kahvaltılıkları almasını rica ettim ve tekrar yattım. Zira her yerim ağrıyor ve gözlerim açılmıyordu. Bir saatlik ekstra uyku çok iyi gelmişti, yeniden kalktığımda artık kendimi patlamaya hazır bomba gibi hissediyordum ama ne zaman patlayacağımı bilmiyorum. Bunu konunun devamında hep birlikte göreceğiz. Fethiye Çıkarması'nın birinci gününü dilim döndüğünce sizlere özetlemeye çalıştım. İkinci ve üçüncü günlerin raporlarını da en kısa sürede hazırlayacağım ve sizlere aktaracağım
Ayrıca, bu tur için ne kadar harcama yaptığımızı da kaba taslak da olsa sizlere aktaracağım...
Şimdilik herşeyin gönlünüzce olması ve her zaman rast gelmesi dileklerimle…
Bu güne ait video ve fotoğraflarımızı sizler için hazırladım, keyifli seyirler dilerim…






















































Deniz Kaptan
Devam edecek…
Moderatör tarafında düzenlendi:
