Hamile Levrek

ek kelime ile takdir-e şayan bir davranış.
Tebrik ederim ve teşekkürler.
__________________
 
Çoban olan genç bir delikanlı bir kıza gönlünü kaptırmış o derece aşık olmuş ki derdini kimselere anlatamazmış onun bu hali çevresinde bulunan herkesi merak içinde bırakıyormuş birlikte çobanlik yaptıkları arkadaşından başkası bilmezmiş.
Günlerden bir gün günlük işlerini yapmış klübelerine dönmüşler aşık olan her zaman ki gibi klübelerinin az ilerisindeki kaya parçasına oturmuş yaşlı gözlerle güneşin batışını izlemekteymiş tam bu sırada klübelerinin önüne gelen ihtiyarın sesi duyulmuş ``hey delikanlı demiş`` delikanlı hiçbir şey duyacak halde değilmiş ihtiyar bir kaç kere daha seslenmiş ama delikanlının duyacağı yokmuş tabi.Sesi işiten diğer çoban klübeden çıkmış ``Buyrun efendim bir şey mi istediniz ?`` demiş.``Evladım ben yolcuyum bana içecek biraz su verebilirmisin?`` demiş.İçerden su gelmiş yaşlı adam bir yandan suyunu yudum yudum içerken diğer yandan da ilerde duran gencin durumunu merak ediyormuş.İhtiyar kendisine su getiren çobana sormuş``Arkadaşın hasta felan mı?`` demiş.Genç o demiş geceleri uykusuz geçiriyor kendine bakmıyor yemiyor içmiyor beslenmesi çok düzensiz kızdan başkada hiçbir düşüncesi yok yemesi kız içmesi kız uykusu kız çevresi kız onun herşeyi kız olmuş aşk herhalde bu olsa gerek arkadaşım bir kıza aşıkta.
Genç çobanı dikkatle dinleyen ihtiyar sormuş ``arkadaşın kime aşık`` diye.Çoban ``Padişahın kızına ``diye cevabını vermiş tabi ihtiyar biraz daha şaşkın az ilerde kaya parçalarının üzerinde oturan gence bakmış saçı sakalı birbirine karışmış zayıf çelimsiz bir genç gözüküyormuş gözüne... İhtiyar ``Çağır bakalım şu aşık çobanıda bir de ben konuşayım onunla`` Genç çoban arkadaşının yanına gitmiş beraber ihtiyarın yanına gelmişler durumun oldukça vahim olduğunu yanına gelince daha iyi görmüş.Genç çobanın takati yokmuş İhtiyar``Evladım bu halin nedir ? Üzülme çaresi olmayan dert şifası olmayan hastalık yoktur `` kısa bir sesizlikten sonra ihtiyar yere oturmalarını söylemiş başlamış anlatmaya...
Kapılarına kadar gelen bu ihtiyar devrin padişahının danışmanlarından biriymiş padişah ne zaman bir sıkıntısı olsa ilk danıştığı bu ihtiyar olurmuş padişahın onu sevdiği gibi o da padişahı çok severmiş gençler ihtiyarı dinledikçe şaşkın bir hal almışlar hele aşık çobanın içinde şaşkınlıkla beraber bir ümit belirmiş ve sormuş benim derdime bir çare bulabilirmisin peki İhtiyar ``benim oturduğum klübenin yukarısında bir mağara var oraya çekileceksin 40 gün hiç dışarı çıkmadan Allah Allah diye Allah`ı zikir de bulunacaksın sonra talebine kavuşacaksın`` aşık genç şaşırmış bu kadar kolay mı talebime ulaşabilmek o sevdiğime ulaşabilmek.İhtiyar ``evet`` demiş.
Çoban yarını beklemeden ihtiyarla yola koyulmuş yolda yürürken çobanın yüzüne renk gelmiş ayaklarına derman gelmiş ihtiyar çobana mağaranın kapısına kadar eşlik etmiş çoban hemen içeri girmiş Allahı zikretmeye başlamış niyetini padişahın kızına zikrinide Allah`a yöneltmiş çoban zaruri ihtiyaçlarının dışında sadecce zikirle meşgul oluyormuş bu arada civar köylerde bir söylenti kulaktan kulağa dolaşmaya başlamış herkes birbirine şu karşı dağdaki mağraya keramet ehli bir derviş yerleşmiş gece gündüz zikirle meşgul oluyormuş.Söylenti zamanla ülkenin her yerine yayılmış bu arada abrtılıp çobana bir çokta keramet yüklenmiş.
Çobanın mağaraya geçmesinden itibaren bir ay geçmiş çobanın arkadaşı mağaray çobanı ziyaret gelmiş kısa bir hasret gidermeden sonra çoban mağarada ki zikre devam etmiş kırk günün dolmasına üç beş gün kala çobanın ünü sayar`a kadar ulaşmış padişah veziriyle bu konuyu konuşmuş böyle Allah dostlarının yanımızda olaması bize çok büyük faydalar sağlar.Vezirde ``sultanım elimizi çabuk tutalım zikir ehli bir yerde fazla durmaz onlar dünyayı dolaşırlar bu dervişi saraya alıp burada ikamet ettirelim`` demiş padişah var git saraya getir demiş talimatı alan vezir dağın yolunu tutmuş çobanın yanına varmış çoban teklifi kabul etmemiş doğrudan padişahın kızının kendisine teklif edileceğini bekliyormuş.
Vezir olanları padişaha anlatınca padşah üzülmüş veziri dinleyen padişah birde kendi gitmeye karar vermiş çobanın yanına giderken ihtiyar danışmanına da haber salmış onuda yanıana almış çobanın bulundupu mağaranın kapısına gelmiş tevafuk bu padişahın kapıya geldiğinde çoban inzivada ki 40. gününün içindeymiş padişah tekrar tekliifte bulunmuş çoban yine zayıf ve kısık bir sesle ``hayır istemem`` demiş orada bulunanların hiçbiri bu işe bir anlam verememiş herkes bu durumu aşık çobanın maneviyatının yüksekliğine bağlamış biri hariç o da padişahın danışmanı olan ihtiyarmış ve padişaha demiş ki ``padişahım bu derviş efendiyi kıznızla evlendirirseniz siz amacınıza ulaşırsınız`` Padişay acaba kabul eder mmi diye sormuş danışmanı bir deneyelim demiş
Bu arada padişahın çobanını ziyaret ettiği haberi çevre köylerede ulaşmış duyan dağa akın etmiş.Kısa zamanda dağda çok kalabalık bir toplluluk oluşmuş.Padişahla danışman arasında bu konuşma geçerken akşam olmuş güneş batmak üzere olmuş aşık çobanda huşû içerisinde zikrinin sonlarına yaklaşmış padişah ve danışmanı mağaranın kapısına gelmiş ve çobana öneriyi yapmışlar .Derviş efendi demişler seni kızımla evlendirmek isterim demiş bu arada çobanın arkadqaşıda mağaranı n kapısına gelmiş teklifi duyunca sevinci yüzünden okunmakta.Arkadaşı kaç yıldan beri hasretini çektiği sevdiğine kavuşacakmış.
Günaş batmış ortalığı güneşin bıraktığı kızıllık kaplamış çoban elindeki tesbihi cebine koymuş mağaranın kapısına gelmiş ve vermiş cevabını padişaha ``Hayır padişahım kızınızlada evlenmek istemiyorum``Şaşırma sırası ihtiyar danışmanda ve çobanın arkadaşındaymış.Nasıl olur çoban bu mağaraya padişahın kızını alabilmek için kapandı diye düşünmüşler.Dağ derin bir sesizliğe bürünmüş herkes hayret içinde.Dervişin Allah dostu olduğuna kimsenin şüphesi kalmamış çünkü ona yapılan teklifler kimsenin reddedemiyeceği tekliflermiş.Sessizliği çobanın arkadaşı bozmuş``Ya sen ne yaptığının farkındamısın sen padişahın kızını elde edebilmek için neler çektin neredeyse hayatını kaybedecektin şimdi bunu elde ettin kabul etmiyorsun sen kendii değilsin deyince aşık çoban gülmüş arkadaşına padişaha kalabalığa özellikle de ihtiyar danışmana dönmüş ``Ben kırk gün padişahın kızına kavuşabilmek için Allah dedim Rabbimda padişahı maiyetini ve şu kadar insanı ayağıma getirdi imkanları önüme serdi ben eğer padişahın kızı için değilde Allah için Allah ndemiş olsaydım kim bilir neler olur neler kazanırdım...


alıntıdır.
 
Bu davranişinizdan dolayi gerçekten teşekkür ediyorum.
Umarim yaptiğinizi dier balik sevdalisi arkadaşlarim anlar.
İşte bu haraketi her av yapan arkadaşim yapabilirse o zaman hayal diye adlandirdiğimiz yerler levreklerle dolar ve o bundan 30/40 / 50 sene önceki zamanlara belki dönebiliriz.
 
10 Numara iş yapmışsın onur valla tebrik ediyorum helal olsun bende dün yakaladım çok iyi bilmediğim için evde farkettim çok pişman oldum çok üzüldüm ama bundan sonra yakalarsam kesinlikle bırakırım.
 
saygı duydum yaptığınız bu davranışa dostum..hala var ise sizin gibi insanlar inanın mutlu oldum..videonuzu yeni gördüğüm için anca cevap yazdım..yahuu gerçekten çok şaşkınım..🙂
başımın üstünde yeriniz var saygı sevgi...
kolay gelsin...
 
Düşünceli davranış güzel..yalnız bu konuda araştırma yapanlar (su ürünleri fakülteleri) için ve bizler için levreğin en kötü 1 sefer üreme sistemine dahil olması gerekiyor.Dişi levreklerin 3 yaş ve 40 cm yakın boylarda ilk olgun üreme gerçekleşiyor.Diğer bir husus levreğin zaten uzun süre havyarlı kalması kimine göre 3-5 ay kimine göre çok daha uzun zaman dilimi.Yani bir oluşumun sonucu son olarak karnının şişmesi ve yumurtaların bırakılması.bende araştırıyorum benim bildiğim 40 cm üstü levrekler(bir araştırmaya göre ortalamarı 35 cm) zaten en kötü bir sefer üreme yapmış demektir, yanlış anlamayın beni bence bundan 1 ay öncede havyarlı bir balığı yakalamak (anlamadığımız haliyle) ile şimdi yakalamak arasındaki fark nedir? (40 cm altı için konuşuyorum)
 
Back