Bu kadar ince düşünmeye kalkınca size bu dünyada yer yok maalesef...
Ben çiftlik çipurasını da, çiftlik levreğini de beğenerek yiyorum.
Bütün dünya da yiyor.
Barbun tekir dip balığı ama üzerlerinde korkulacak kadar yabancı madde olmaz. Zaten büyümeye fırsatları olmadan tavaya giriyorlar.
Lüfere de laf etmişsin ki bunun affedilecek yanı yok.
Bence sen bakliyatlarla idare et..
agartan
Moderatör
agartan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: Apr 2010
Bulunduğu yer: İstanbul
Yaş: 47
Mesajlar: 9.934
Konular: 42
agartan - MSN üzeri Mesaj gönder Standart
--------------------------------------------------------------------------------
Bu kadar ince düşünmeye kalkınca size bu dünyada yer yok maalesef...
ben bu cümlenize çok takıldım ağartan bey,benide ne demek istediğinize çok yorarak bir hayli saçlarımı ağarttınız..bu forumda demek istediyseniz eyvallah..
diğer yazılardaki yorumlarınızıda inceleyerek okudum.
eski ve yeni zıpkıncılara düşmansınız.
idareten,pek bilgi vermeyen,yuvarlama şeyler yazıyorsunuz genellikle.
bir görev değişikliğine ihtiyacınız var gibi.
yorulduysanız yerine talibim..
ilk defa bir forumda yöneticilik yapmayacağım,
admin olarak bir psikoloji sitesinde uzun bir tecrübem var,
teknolojiye,ve cagın gereklerine,gündeme uyumum var.
kuzey buz denizinden taylanda kadar balıkları görmüşlüğümde var.
arz ederim..
Öncelikle yazılanları iyi okumanızı isterdim. Böylece ne demek istediğimi kolayca anlayabilirdiniz.
Günümüzde doğal denilebilecek gıda kalmadı. Bakmayın siz sağda solda organik vs gibi satılanlara..
Denizlerimiz varolan kirlilikten en çok etkilenenlerin başında geliyor. Buna rağmen balıklarımız yenmeyecek durumda değil. Çok uzun yaşayan dip balıkları için özellikle Maramara denizinde yakalananlara daha temkinli davranabilirsiniz ama Ege, Akdeniz ve Karadeniz, hatta Saros körfezi için şimdilik bir tehlike olduğu kanısında değilim. Tehlike olsa bile her gün her öğün balık tüketmelisiniz ki belki uzun yıllarda size bir zararı olsun. Buda kesin değil.
Bu şartlarda balık yemenizde bir sakınca olmadığını anlatmaya çalışmıştım. Siz konuyu başka yerlere çekmişsiniz...
Benim net ya da yuvarlak bilgiler vermem hiç bilgi vermememden iyidir. Balıkçılık matematik gibi değildir. Kesin doğruları yoktur.
Balık aynı dönemlerde aynı yerlere gelebilir, aynı yem be taktiklerle av verebilir ama bu döngü kesin değildir. Her türlü doğa olayı, hatta basit bir yağmur bile bu döngüyü bozabilir.
Olta çeşitleri kişilerin alışkanlıkları, bütçeleri, avlakları göz önüne alınarak seçilmelidir. Bu kadar değişkeni olan ve kesin kuralları olmayan bir işte buyrun siz net bilgiler verin, biz de yararlanalım.
Her avlak, her derinlik, her balık içinde bulunduğunuz ana göre farklı özellikler gösterebilir. Bir avlakta belli bir yemi yiyen balık, yakındaki başka bir avlakta o yeme bakmaz bile. Bu nedenle de ava giderken yanımıza çeşitli yemler, boy boy iğneler, farklı kalınlıklarda misinalar alırız.
Yerime geçmek istemenizi anlıyorum. Biz gönül işi yapıyoruz. Kendi özel zamanlarımızdan feragat ederek burada görev yapıyoruz. Bu görevi sizde aynı koşullarda yapmak isteyebilirsiniz ve anlaşılan o ki istiyorsunuz. Ancak bunun için istemek değil yazı ve yorumlarınızla fark edilerek davet almanız gerekir. Bir gün bu daveti alırsanız beraber çalışmaktan mutluluk duyarım..
