nediminal
Üye
Dostlar selamlar.
Denizde kıyıdan olta balıkçılığı oldukça zor.
Özellikle balık çevirmeye çalışan, nereye ağ atacağı belli olmayan balıkçı tekneleri ve sayısı bu bölgede at-çek avcısından çok daha fazla olan zıpkıncılar varken işimiz gerçekten zorlaşıyor.
Tabi ki herkes balıkçılığını yasal sınırlar içinde yapacak, yapacak ta bu saydığım iki faktör bizim kıyıdan yaptığımız avcılığı dakikasında heba edebiliyor.
Geçen günlerde yaptığım avların birinden lüferi oltama getirmiştim. Ben arka arkaya takipler alırken balıkçı teknesi derhal olaya müdahil olup tam da o bölgeye ağını güzelce atıp beni çoktan devre dışı bırakmıştı.
İlerleyen günlerde yaptığım sabah avının birinde cam sahteden kurtulan levrek için yeni bir sahte takmaya fırsat kalmadan zıpkıncının biri önümden salınarak geçip gitmişti. İki avımda 15 dakikada sona erivermişti.
Nasılsa o hava patlayacak ve avlarımda sevmediğim bu iki faktör bir süreliğinde olsa ortadan kalkacak diyordum içimden.
Bu sabah bu faktörlerin olmayacağı umuduyla uzun zamandır birlikte av yapmadığımız dostum Burak ile birlikte sabah 6 gibi levrek için yola çıktık.
Gecenin karanlığının gündüzün aydınlığına niyetlendiği ilk dakikalarda avlağımıza vardık. Ben köyün solunda kalan uzunca koya bırakan dostum, köyün sağındaki koya gitti. Dalgalar oldukça iyiydi. Tam da levrek havasıydı. Koyun sağında başladığım avıma, koyun en solunda favori kayalıklarımda son verecektim.
Su üstü sahteyle geçirdim ilk dakikaları.
Hava aydınlığa kestiğinde, eğer merada levrek varsa su üstü sahteye binmesi kuvvetli muhtemeldir. Bunu o dakikalarda en iyi su üstü sahteler başarıyor çünkü.
Bu anlarda kafamı sola bir anlığına çevirdiğimde favori kayalıklarımın orada bir araba olduğunu farkettim. Bunlarda nerden çıktı derken denize girenlerin zıpkıncı olduklarını fark ettim. Tamda yerinden, en fazla levrek umut edeceğim yerden denize gidiyorlardı.Neyse bende buralarda takılırım desem de canım sıkılmıştı.
Tamda o anlarda pancar motoru gibi ses çıkararak bir tekne geçmeye başladı.
Haa bir sen eksiktin!
Baktım ki oda benim kayalıklara gidiyor.
Sevmediğim otlar burnumun dibinde bitmişti.
Hava aydınlanalı çok olmamıştı ve aklım bu olumsuzluklara rağmen o kayalıklardaydı.
Kambersiz düğün olmazdı.
Koyu boydan boya olta atmadan geçerek,inadına bende o bölgeye gittim.
Kayalıkların ilk bölümünde nispeten daha temiz bir koridorda atışlar yaptım ve hemen ikinci ve son bölüme geçtim.
Bu bölümde işin içine birde erişteler girmişti.
Sahte çantası sağlam.
Hangi sahte? Max rap fb.
Makinemde, max rap gibi ilk avında



İlk atışlarım önemli, ilerde açıklara doğru giden zıpkıncılar, solumda ağ atan tekne, karşılarında Max rap fb.
Kabaran denize dik atışlara başlıyorum. Eriştelerle mücadele eden sahte bazen onları kandırmayı başarıyor.
Bugün bir şey olmaz derken ikinci atış.
Tam da kıyıya birkaç metre kala, sahte son nefeslerini alırken, tek hamlede müthiş bir güçle biniyor sahteye. Kalama balığın tepkisine anında karşılık veriyor. Dalga seslerini yırtan çok sert bir cırrrrrrrrr sesi geliyor
‘Bu kadar yakında binmek zorunda mısın!’ diyorum içimden ve eğilen kamışa yön vermeye çalışıyorum.
Kalamayı o an biraz kapatarak, balığın gitmesine engel oluyor ve çok sağlam çırpınışlara rağmen tek hamlede balığı arkamdaki kaya oyuklarının içine koymayı başarıyorum.
Müthiş keyifli ve heyecan verici saniyelerdi.



Şunu itiraf etmeliyim ki bu levrek şu ana kadar sahteye en sert şekilde binen balıklardan bir tanesiydi
Devamında çok sert olmayan bir vuruş alsam da balık sahteye oturmuyor. Pek te önemli değil ben adrenalini zaten yaşadım.
Güneşin kendini iyice belli ettiği saatlerde Burak geliyor ve deniz kenarında termosta çay keyfimizi yapıyoruz.
Balıkçı teknelerini ne yaptı bilmem ama biz eve dönmeye hazırlanırken denize açılan zıpkıncılardan biri eli boş olarak geri dönüyor. Levrek görmediğini söylüyor. Hayırlısı olsun.

Daha iyi avlar sizin olsun
rastgele
Denizde kıyıdan olta balıkçılığı oldukça zor.
Özellikle balık çevirmeye çalışan, nereye ağ atacağı belli olmayan balıkçı tekneleri ve sayısı bu bölgede at-çek avcısından çok daha fazla olan zıpkıncılar varken işimiz gerçekten zorlaşıyor.
Tabi ki herkes balıkçılığını yasal sınırlar içinde yapacak, yapacak ta bu saydığım iki faktör bizim kıyıdan yaptığımız avcılığı dakikasında heba edebiliyor.
Geçen günlerde yaptığım avların birinden lüferi oltama getirmiştim. Ben arka arkaya takipler alırken balıkçı teknesi derhal olaya müdahil olup tam da o bölgeye ağını güzelce atıp beni çoktan devre dışı bırakmıştı.
İlerleyen günlerde yaptığım sabah avının birinde cam sahteden kurtulan levrek için yeni bir sahte takmaya fırsat kalmadan zıpkıncının biri önümden salınarak geçip gitmişti. İki avımda 15 dakikada sona erivermişti.
Nasılsa o hava patlayacak ve avlarımda sevmediğim bu iki faktör bir süreliğinde olsa ortadan kalkacak diyordum içimden.
Bu sabah bu faktörlerin olmayacağı umuduyla uzun zamandır birlikte av yapmadığımız dostum Burak ile birlikte sabah 6 gibi levrek için yola çıktık.
Gecenin karanlığının gündüzün aydınlığına niyetlendiği ilk dakikalarda avlağımıza vardık. Ben köyün solunda kalan uzunca koya bırakan dostum, köyün sağındaki koya gitti. Dalgalar oldukça iyiydi. Tam da levrek havasıydı. Koyun sağında başladığım avıma, koyun en solunda favori kayalıklarımda son verecektim.
Su üstü sahteyle geçirdim ilk dakikaları.
Hava aydınlığa kestiğinde, eğer merada levrek varsa su üstü sahteye binmesi kuvvetli muhtemeldir. Bunu o dakikalarda en iyi su üstü sahteler başarıyor çünkü.
Bu anlarda kafamı sola bir anlığına çevirdiğimde favori kayalıklarımın orada bir araba olduğunu farkettim. Bunlarda nerden çıktı derken denize girenlerin zıpkıncı olduklarını fark ettim. Tamda yerinden, en fazla levrek umut edeceğim yerden denize gidiyorlardı.Neyse bende buralarda takılırım desem de canım sıkılmıştı.
Tamda o anlarda pancar motoru gibi ses çıkararak bir tekne geçmeye başladı.
Haa bir sen eksiktin!
Baktım ki oda benim kayalıklara gidiyor.
Sevmediğim otlar burnumun dibinde bitmişti.
Hava aydınlanalı çok olmamıştı ve aklım bu olumsuzluklara rağmen o kayalıklardaydı.
Kambersiz düğün olmazdı.
Koyu boydan boya olta atmadan geçerek,inadına bende o bölgeye gittim.
Kayalıkların ilk bölümünde nispeten daha temiz bir koridorda atışlar yaptım ve hemen ikinci ve son bölüme geçtim.
Bu bölümde işin içine birde erişteler girmişti.
Sahte çantası sağlam.
Hangi sahte? Max rap fb.
Makinemde, max rap gibi ilk avında



İlk atışlarım önemli, ilerde açıklara doğru giden zıpkıncılar, solumda ağ atan tekne, karşılarında Max rap fb.
Kabaran denize dik atışlara başlıyorum. Eriştelerle mücadele eden sahte bazen onları kandırmayı başarıyor.
Bugün bir şey olmaz derken ikinci atış.
Tam da kıyıya birkaç metre kala, sahte son nefeslerini alırken, tek hamlede müthiş bir güçle biniyor sahteye. Kalama balığın tepkisine anında karşılık veriyor. Dalga seslerini yırtan çok sert bir cırrrrrrrrr sesi geliyor
‘Bu kadar yakında binmek zorunda mısın!’ diyorum içimden ve eğilen kamışa yön vermeye çalışıyorum.
Kalamayı o an biraz kapatarak, balığın gitmesine engel oluyor ve çok sağlam çırpınışlara rağmen tek hamlede balığı arkamdaki kaya oyuklarının içine koymayı başarıyorum.
Müthiş keyifli ve heyecan verici saniyelerdi.



Şunu itiraf etmeliyim ki bu levrek şu ana kadar sahteye en sert şekilde binen balıklardan bir tanesiydi
Devamında çok sert olmayan bir vuruş alsam da balık sahteye oturmuyor. Pek te önemli değil ben adrenalini zaten yaşadım.
Güneşin kendini iyice belli ettiği saatlerde Burak geliyor ve deniz kenarında termosta çay keyfimizi yapıyoruz.
Balıkçı teknelerini ne yaptı bilmem ama biz eve dönmeye hazırlanırken denize açılan zıpkıncılardan biri eli boş olarak geri dönüyor. Levrek görmediğini söylüyor. Hayırlısı olsun.

Daha iyi avlar sizin olsun
rastgele
