@Bedri35 @OmerAydın
Şimdi çok eleştiri alacağım ama…
İşin aslı şuki boğazda gırgırlar olsun, kıyı balıkçılığı olsun “çinekop balığını” dahi almamamız lazım. Hal böyleyken yaprağı bile kovasına atan bohçacılar ki ben onlar için “haramiler” derim, var.
Bu işin ustaları bilirki balığın aslı LÜFER. Ama biz bu balığın yani çinekopun büyümesine, sarıkanat, lüfer olmasına müsade etmiyoruz.
YANİ BİR BALIĞIN ÜREMESİNE MÜSADE ETMEDEN KOVAMIZA ATIYORUZ.
Sonuçta bundan 3-5 sene evvel her gece en az 2-3 lüfer aldığımız “tokmak burnu” dahi bu sene çoğu zaman bizi boş döndürdü.
Yakaladığım balıklar ciddi küçük. Yaprak irisi.
Tabii salıyorum.
Yok taze istavrit, yok zargana, yok izmarit. Balık varsa eti sıyrılmış kılçık ile balık aldığım gün oldu. Özelliklede pandemi sonrası. Ciddi bolluk vardı.
Şimdilerde ise (her zaman konuştuğumuz konu) tezgahlarda yapraklar çinekop diye yerini aldı. Kraçeler ise istavrit diye satılıyor.
Bu gidişle 10 sene sonra önümüze gelecek tablo belli.
Artık balığa yanlızca muhabbet ve temiz hava için çıkarız gibi. HERKESE RASTGELSİN.