Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Istanbul boğazı ve çevresi balık avı raporları

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...

Engin79

Daimi Üye
Katılım
10 Şub 2017
Mesajlar
861
Tepkime puanı
3,146
Puanları
93
Konum
İstanbul
Adı
Engin
Kan Grubu
O Rh Pozitif
Denizin suyu malesef kar suyu gibi olmuş. Açık yeşil ve çok bulanık. Suyun içinde görüş mesafesi iki üç karışı geçmez.
O rengi gördüğüm an zaten sahile boşuna geldiğimi anlamıştım, ama emin olmak için birkaç kez attım, tık yok.
Bu su kolay kolay düzelmez, 5 gün sonra zaten esaslı kar geliyor, onun suyu da 10 gün düzelmese kafadan 15 gün balık yok bize.
Evde oturup çapari falan bağlarız artık napalım. :)

20180115_151730.jpg
 

dr.ahmet

Yeni Üye
Katılım
7 Kas 2017
Mesajlar
19
Tepkime puanı
54
Puanları
13
Yaş
41
Konum
İSTANBUL
Adı
AHMET
Kan Grubu
A Rh Pozitif
Denizin suyu malesef kar suyu gibi olmuş. Açık yeşil ve çok bulanık. Suyun içinde görüş mesafesi iki üç karışı geçmez.
O rengi gördüğüm an zaten sahile boşuna geldiğimi anlamıştım, ama emin olmak için birkaç kez attım, tık yok.
Bu su kolay kolay düzelmez, 5 gün sonra zaten esaslı kar geliyor, onun suyu da 10 gün düzelmese kafadan 15 gün balık yok bize.
Evde oturup çapari falan bağlarız artık napalım. :)

Ekli dosyayı görüntüle 70308
Üstat bu genel geçer bir kural mıdır? Biz daha işin çok başındayız şaşırmayın sorduğuma:)
 

Engin79

Daimi Üye
Katılım
10 Şub 2017
Mesajlar
861
Tepkime puanı
3,146
Puanları
93
Konum
İstanbul
Adı
Engin
Kan Grubu
O Rh Pozitif
Üstat bu genel geçer bir kural mıdır? Biz daha işin çok başındayız şaşırmayın sorduğuma:)
"Balığın kulağına kar suyu kaçtı" derler. O cümledeki kar suyu işte bu bulanık su.
Genelde kardan sonra olur, bazen yağmurdan sonra da olur, veya istanbulda kar yağmamış bile olsa başka yerlerden akıntıyla gelebilir.
Böyle suda çoğu zaman balık olmaz. (nadiren olduğunu da gördüm)

Benim kısıtlı bilgimle diyeceklerim bu kadar. Balığın hangi durumlarda nerelere kaçtığını ve nasıl davrandığını tecrübeli abilerimiz çok daha iyi bilir. :)
 

dr.ahmet

Yeni Üye
Katılım
7 Kas 2017
Mesajlar
19
Tepkime puanı
54
Puanları
13
Yaş
41
Konum
İSTANBUL
Adı
AHMET
Kan Grubu
A Rh Pozitif
"Balığın kulağına kar suyu kaçtı" derler. O cümledeki kar suyu işte bu bulanık su.
Genelde kardan sonra olur, bazen yağmurdan sonra da olur, veya istanbulda kar yağmamış bile olsa başka yerlerden akıntıyla gelebilir.
Böyle suda çoğu zaman balık olmaz. (nadiren olduğunu da gördüm)

Benim kısıtlı bilgimle diyeceklerim bu kadar. Balığın hangi durumlarda nerelere kaçtığını ve nasıl davrandığını tecrübeli abilerimiz çok daha iyi bilir. :)
Bir bilgi daha öğrendik sayenizde sağolun.
 

fasalisso

Daimi Üye
Katılım
14 Mar 2017
Mesajlar
2,653
Tepkime puanı
7,542
Puanları
113
Yaş
27
Konum
İstanbul
Adı
Kerem Y.
Kan Grubu
A Rh Pozitif
06.01.2017 07.01.2016 tarihlerinde çubuklu sahil beykoz derken galatada noktaladım avlanmayı sadece galatada köprüde tavuk gögsü ile istavrit alabildim öyle üşüdüm öyle üşüdümki bir haftadır yatıyordum yeni kalktım. Bu seneki gri bir fena aman dikkat edin balık zaten yok birde üşütüp yatağa düşmeyin. Yeminle titrerken iç organlarım acıyordu.Herkese rast gelsin.
çok geçmiş olsun :(
 

KaNKuRT

Moderatör
Yönetici
Katılım
12 Ara 2017
Mesajlar
4,274
Tepkime puanı
8,395
Puanları
113
Yaş
56
Konum
İSTANBUL
Adı
Erkan
Bilgi amaçlı

16.01.2018 01:30 | Son Güncelleme: 16.01.2018-7:42
Gökhan Karakaş
‘Marmara için acil harekete geçilmeli’
›› Su canlıları için bir kuluçka alanı görevi gören Marmara Denizi’ndeki kirliliğe dikkat çeken uzmanlar acil eylem planı hazırlanması gerektiğini dile getirdi. Balıkçılar için çözüm önerisi ise yurt dışındaki sularda avlanmaları
İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Öztürk, MarmaraDenizi için acil eylem planı hazırlanması gerektiğini söylüyor: “Bir zamanlar kılıç ve orkinos balıkları İstanbul Boğazı’ndan Karadeniz’e göç ederdi. İstanbul Boğazı, Akdeniz ile Karadeniz arasında göçmen türler için biyolojik koridor ve Türk Boğazlar Sistemi’nin dünyada başka örneği yok. Ama ekolojik ve biyolojik koridor artık kirlenme ve aşırı avcılıkla tehdit altında. Marmara Denizi adeta ülkemizin yatak odası, su canlıları için bir kuluçkalıktır. Marmara Denizi, hem Akdeniz hem Karadeniz için bir anlamda genetik materyal havuzudur. Marmara Denizi’ni korumak için acil eylem planı gerekiyor.”




Karadeniz uyarısı

Karadeniz balıkçılar için iş ve aş kapısı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Öztürk, “Karadeniz’in kirlenip canlı türlerinin yok olması ekonomimizi ve Karadeniz ekolojisini çabuk ve olumsuz etkiler. Karadeniz Akdenizleşmekte. İklim değişikliğine bağlı olarak daha fazla Akdeniz kökenli türlerin Karadeniz’e girdiğini tespit ediyoruz. Karadeniz’in Akdenizleşmesi ekosistemi çok olumsuz etkileyecektir. Türkiye denizleri; kirlenme, iklim değişikliği, yabancı türler, aşırı ve yasadışı balıkçılık konularında zorlu bir sınav veriyor. Oysa denizler sadece gıda kaynağı değil aynı zamanda suyu, rüzgarı, dip çamuru ve kumuyla sağlık kaynağı. Milyonlarca yılda oluşan eşsiz tabiatın korunması ve temiz kalması gerekir. Çevresel felaketler nedeniyle balık stokları azalıyor. Hatta birçok tür yok olma tehlikesi altında” diyor.

Plastik kullanımı azalmalı

Denizlerin kirlilik baskısı altında olduğunu anlatan Öztürk tehlikeli tabloyu şöyle anlatıyor; “Türkiye kıyı ve denizleri yoğun evsel kirlenme baskısı altında. Modern biyolojik arıtma için yeni bir yaklaşım gerekli. Kirlenme nedeniyle denizlerimizde başta da Marmara Denizi’nde azoik-ölü noktalar oluştu. Dünyada en kötü plastik atık yönetimine sahip ülkeler arasındayız. Mikroplastikler, büyük plastik parçaların sürtünme yada güneş ile parçalanması ve bakteriler tarafından yenmesiyle ortaya çıkıyor. Çözünen zehirli kimyasallar besin zinciri yoluyla insana geçiyor. Öncelikle plastikleri yerinde ayrıştırmalı. Denizler ve okyanuslar, soluduğumuz oksijenin yarısını üretirken küresel iklimin düzenlenmesinde büyük rol oynar. Geçen yüz yılda deniz seviyesi küresel ölçekte 10-20 cm. yükseldi. Akdeniz’de geçen yüzyıla göre 20 cm yükseklik öngörülüyor. İklim değişikliği izlenmeli ve planlanması yapılmalı. Nufüs artışının yüzde 2 olduğu ülkemiz halen bir protein deposuyken iklim değişikliği ile ortaya çıkacak sorunlar geleneksel balıkçılığa büyük zarar verecektir.”




Koruma alanları

Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’de deniz koruma alanları bulunmasına karşın Karadeniz ve Marmara denizlerinde hiç koruma alanı olmadığını vurgulayan Öztürk, “Taraf olduğumuz Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne göre 2020 yılına kadar deniz alanlarımızın yüzde 10’unun deniz koruma alanı ilan edilmesi gerekli” diye konuştu.



Olta balıkçıları: Palamut ve lüfer çok azaldı

Olta balıkçılığının bilinçli yapılması için kurulan İstanbul Amatör ve Sportif Olta Balıkçılığı Derneği, yasal limitlerin altındaki balıkları avlamaktan kaçındıklarını belirtti. Dernek başkanı Erol Örkçü, şu açıklamalarda bulundu:

“Palamut ve lüferin çok azaldığını görüyoruz. Besin fazla olduğundan en zengin balık faunası kıyı bölgelerdedir. Yumurtadan çıkan larvalar ve genç balıklar ilk hayat dönemlerini sığlık alanlarda geçirirler. Bu bölgelerin bozulması ya da türler arasında dengesizlik bazı türlerin ortamı terk etmesine ya da yok olmasına yol açabilir. 50 metre derinliklere kadar kıyı alanlarının korunması gerekiyor. Yasaklar denetlenmediği için yeteri kadar uygulanmıyor. Ülkemiz balıkçılığının kurtulması için Su Ürünleri Bakanlığı’nın kurulması düşünülebilir.”

GELENEKSEL BALIKÇILAR ANLATIYOR; BABA YALÇIN’IN FORMÜLÜ: Mavi Anayasa Mavi Seferberlik

50 yıldır ekmeğini denizden çıkartan ve balıkçılar arasında ‘Baba Yalçın’ adıyla tanınan Yalçın Çelik, denizlerimizin eski günlerine dönmesi için ilginç önerilerde bulunuyor. Çelik, 1960-70’lı yıllarda olduğu gibi palamut sürülerinin arkasından Marmara Denizi’ne girecek orkinosları görmek için ‘Mavi Anayasa, Mavi Seferberlik’ ilan edilmesi gerektiğini söylüyor.

‘Ava kapatılmalı’

“Öncelikle Marmara Denizi için harekete geçilmeli. Doğuda Darıca, güneyde Adalar, batıda Yeşilköy, kuzeyde İstanbul Boğazı arası balıkçılığa tamamen kapatılmalı. Sadece olta balıkçıları girmeli. Bu karar 35 yıl önce alınmalıydı. Çanakkale Boğazı’nda aynı yasaklar uygulanmalı. Marmara Denizi’nde yasak olan dip trolü tamamen bitirilmeli. Türk karasularının tamamında ışıkla avcılık tarih olmalı. Uskumru yıllar sonra geri döndü ama tarihi hata yapılarak ışıkla avcılığına izin verildi. 20 metreden büyük tekneler açık denizlere yönlendirilmeli. Av filosu küçültülmeli ve büyük tekneler avdan çıkartılmalı. Lüferin soyu tehlikede çünkü orta su trolü adlı avcılık, çinekop katliamı yapıyor. Tüm tekneler için kota sistemi uygulanmalı ve çinekopa önem verilmeli. 20-23 cm arasına çinekop, 24- 26 cm’e sarıkanat, 27-35 cm’e lüfer denilmeli.”

Kota formülü

12 metre altındaki küçük teknelerle günü birlik avcılık yapan balıkçıların üye olduğu Geleneksel Balıkçılığı Yaşatma Derneği de denizlerimizin bereketli günlerine dönmesi için önerilerde bulundu.

Küçük ölçekli av araçları ile tari hsel bilgiye dayalı balıkçılık yaptıklarını söyleyen GELBALDER Yönetim Kurulu üyesi Kenan Gedikli, “En önemli sorunumuz aşırı, plansız ve kayıt dışı avcılık. Kıyıda yaşayan türleri bu nedenlerle kaybediyoruz. Dip balıklarında (kalkan, barbunya, kırlangıç, mezgit) cinsel olgunluğa geç erişir ve avcılığında büyük gelgitler olmaz. Pelajik türler ise (istavrit, palamut, uskumru, kılıç) aşırı avcılıktan ve iklimsel koşullardan kolayca etkilenir. Ne kadar hamsi avlamamız gerektiğini bilmek ve bu miktarı balıkçılık filosuna adil bir biçimde dağıtmak zorundayız” dedi.
 

enginson

Daimi Üye
Katılım
28 May 2014
Mesajlar
4,987
Tepkime puanı
8,221
Puanları
113
Yaş
44
Konum
istanbul
Adı
Engin ÖLÇER
"Balığın kulağına kar suyu kaçtı" derler. O cümledeki kar suyu işte bu bulanık su.
Genelde kardan sonra olur, bazen yağmurdan sonra da olur, veya istanbulda kar yağmamış bile olsa başka yerlerden akıntıyla gelebilir.
Böyle suda çoğu zaman balık olmaz. (nadiren olduğunu da gördüm)

Benim kısıtlı bilgimle diyeceklerim bu kadar. Balığın hangi durumlarda nerelere kaçtığını ve nasıl davrandığını tecrübeli abilerimiz çok daha iyi bilir. :)
katılıyorum adaş bu suda kılçık olmaz. yakaladığın balık ta ya sırttan takılır çok nadiren yeme atlar. bende kendi adıma nisanı bekleyeceğim.
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...