sportfiske
Üye
- Katılım
- 24 Eyl 2013
- Mesajlar
- 55
- Tepkime puanı
- 24
- Puanları
- 8
İSVEÇ - 22 Haziran 2013 "Dalälv Nehri" Somon Avı Raporum…
Adrenalini, zafer duygusunu, sevinç çığlıklarını ve mutluluğu yaşatacak SOMON Balıkları beni çağırdı... Ben de cevap verdim…
Yeni bir sezon yeni bir heyecan yeni bir baslangıç...
Tüm bu umutlar içerisinde 2013-2014 Somon sezonuna merhaba diyebilmenin mutluluğunu, sevincini, heyecanını ve adrenalinin yüksek olduğu ilk av raporumla tüm "Balık Sevdam" üyelerine gönülden selam olsun, merhaba sevgili dostlar.
Yağmuru bekleyen kurumaya yüz tutmuş bir ağaç parçası gibi sezonun açılmasını beklemek içimdeki koru alevlendirmeye yetmişti. Tüm hazırlıklarımı yapmış olmama rağmen sezon açılışına katılamamıştım. Artık zaman kayıbına da tahammülüm kalmamıştı ve bir an önce kuruyan oltamı suyla buluşturmak, içimdeki koru biraz olsun dindirmek istiyordum. Benim gibi sabırsızlıkla sezonu bekleyen dostlarımla kısa süren bir kaç telefon görüşmesinden sonra 22 Haziran sabahı erkenden avlağa doğru yola çıkmaya karar verilmişti ve artık ava gidecektik.
Avlak ve av hakkında kısa bilgiler...
Avlağımız "Dalälv Nehri", 52 mil uzunluğunda Somon ve Denizalası avı yapılan büyük bir nehirdir. Avlanma zamanı Haziran ve Temmuz aylarıdır ki, Haziran ortasından Temmuz'un ilk haftasına kadar olan süre en yoğun avın yapıldığı zamandır. Yüz yıllardır burada balıkçılar en büyük Somon balığını avlama savaşı vermişlerdir. 2000 yıllarında yılda 15-20 ton Somon ve Denizalası avlanırdı. Şimdilerde ise nehirin akış hızının yavaşlaması nedeniyle yılda ancak 4-5 ton Somon ve Denizalası avlanabiliyor. Avlanma şekli Fly Spin'dir ama buna ek olarak dönerli takımlada avı yapılır. Bu zamana kadar burada yakalanmış Rekor Somon 27,97 kg'dır. Somon balığı yumurtası bir akımda çatlar ve bir kaç yıl sonra denize akar. Denizde ortalama 3 yıl kalır ve tekrar nehirlerden çatladığı akıma oynamak için döner, çoğunluktaki Somon oyundan sonra ölür. Bu durum üzücü olsa da döngüsü bu şekildededir.
Av günü; su akımı 125-200 m3/s, su sıcaklığı 19,40 C°, hava basıncı 754 mm, hava durumu 16 C°
Somon, yıllar sonra çatladığı akımı nasıl bulur?
Bilim adamlarının düşüncesi genetik bir haritayla ve mıknatıs gibi çatladığı yere ulaşıyor. Bugün kesin bir delil yok ama Somon'da magnetit maddesi bulunmuştur. Göçmen kuşlar gibi Somon'da bir kaç duygu kullanıyordur. Yolunu bulabilmek için Somon'un açık denizlerde kullandığı duygu ile nehirlerde kullandığı duygunun farklı olduğunu düşünülüyor. Çatladığı akımın doğası, suyun karışımı ve bitkilerin kokusunu hatırladığını, açık denizde ise suların karışımını ayırt edebiliyor. Somon, tatlı suda çatlayıp yaşamın ilk zamanına tatlı su balığı olarak başlıyor. Sonradan denize açılıp tuzlu su balıkları gibi dengesini değiştirip tuzlu su balığı gibi yaşıyor ve sonradan tekrar nehirlerde tatlı su dengesini bulup tatlı su balığı gibi yaşayabiliyor.
Ve, nihayet avdayız...
Meraya ilk adımımı attığımda, Nehir'in "gece avında yorgun düşmüs savaşçı" gibi sessiz sedasız akışı umutlarımı biraz olsun karartmış, avın tadını kaçıracak hissine kapılmama neden olmuştu. Bu hislerden kendimi arındırıp takımları hızlı bir şekilde hazırlamaya koyuldum. Akıntı yardımı ile suyun altını tarayarak yapılan "Spin Fly" avlanma şekli çok etkili bir sistem ve ben de bu avlanma şekli ile av yapacağımdan kendi hazırladığım sahte sineklerimi gözden geçirdim ve takımımı hazırladım. Biraz heyecan, biraz ürkeklik içerisinde el emeği, göz nuru sineğimi su ile buluşturdum. Saatler geçmiş tek bir vuruş dahi alamamıştım ama bu durum benim hedefime ulaşmama engel olamayacaktı, en azından bu düşünceyi aklıma yerleştirmiştim. Etrafimda kısmetini arayanlar içerisinde bir kaç balık alan olmuştu. Birinde iğne balığın kuyruk kısmına saplanmış ve balık ters bir şekilde geliyordu.
Yasa gereği vücudunun her hangi bir bölgesine isabet eden iğnenin balıktan hızlı bir şekilde alınması ve balığı elementine iade edilmesi gerekiyordu, nitekim öyle de oldu.
Saatler ilerledi, çok efor sarfetmiş ve neticeye ulaşamamıştım. Gece avı için yorgun düşen bedenimi tazelemek için önce yemek molası ardından da sıcak bir kahve eşliğinde kendimi yine ava hazır hale getirmiştim. Saatler 22:40'ı gösteriyordu ki, ilk balığımı kandırmayı başarmış ve kazanan ben olmuştum. Hayallerini kurduğum ve nihayetinde ellerimde tuttuğum bu 11,5 kg'lık Somon gecenin karanlığını aydınlatmaya yetmiş, günün tüm yorgunluğunu üzerimden almıştı. Gecenin sessizliğini sevinç çığlıklarımla bozmuştum, adrenalin tavan yapmış ve yeniden doğmuş gibi çok mutluydum. Heyecanımı yatıştırıp yeniden ava devam etmeye başladığımda öyle bir vuruş almıştım ki, bir an aklımdan geçen "aman Allah'ım nasıl bir şey bu" demekten kendimi alıkoyamamıştım.
Kalama ayarı oldukça yüksek olmasına rağmen balık hiçe sayıp ip alıyor ve kendini akıntıya atabilmek için müthiş bir savaş veriyor, kurtulmak için ne gerekiyorsa uyguluyordu. Ben ise akıntıya balığı kaptırmamak için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyordum. Balıkla mücadele esnasında aklımdan "bu bir rekor olabilir mi?" ya da "geçen yılınn rekoru olan 21.4 kg'ı egale edebilirmiyim?" diye geçirirken balık kendini akıntıya atmış ve tüm kontrol ona geçmişti, kısa bir süre sonra bir anda takım boşalmış ve bu sefer kazanan balık olmuştu. Haliyle tüm hayallerim de balıkla birlikte uçup gitmişti. "Kısmet değilmiş" diyerek ava devam ediyordum ama aklımda hep giden balık vardı. İlerleyen zaman içerisinde ilk yakaladığım Somon'un ikizini yakalamayı başarmış ve avımı mutlu bir şekilde sonlandırmıştım. Bu zamana kadar birçok çesit büyük balık avladım ama Somon avının yeri benim için hep ayrı olmuştur. Bu av güncemin de sonunda evime mutlu ve huzurlu dönebilmiştim. Sizlere de nasip olması dileklerimle, yeni bir av güncesinde daha görüşmek üzere sağlıcakla kalınız...
Bu unutamayacağım av güncemden birkaç kareyi sizlerle paylaşmak istiyorum, keyifli seyirler dilerim…




















Adrenalini, zafer duygusunu, sevinç çığlıklarını ve mutluluğu yaşatacak SOMON Balıkları beni çağırdı... Ben de cevap verdim…
Yeni bir sezon yeni bir heyecan yeni bir baslangıç...
Tüm bu umutlar içerisinde 2013-2014 Somon sezonuna merhaba diyebilmenin mutluluğunu, sevincini, heyecanını ve adrenalinin yüksek olduğu ilk av raporumla tüm "Balık Sevdam" üyelerine gönülden selam olsun, merhaba sevgili dostlar.
Yağmuru bekleyen kurumaya yüz tutmuş bir ağaç parçası gibi sezonun açılmasını beklemek içimdeki koru alevlendirmeye yetmişti. Tüm hazırlıklarımı yapmış olmama rağmen sezon açılışına katılamamıştım. Artık zaman kayıbına da tahammülüm kalmamıştı ve bir an önce kuruyan oltamı suyla buluşturmak, içimdeki koru biraz olsun dindirmek istiyordum. Benim gibi sabırsızlıkla sezonu bekleyen dostlarımla kısa süren bir kaç telefon görüşmesinden sonra 22 Haziran sabahı erkenden avlağa doğru yola çıkmaya karar verilmişti ve artık ava gidecektik.
Avlak ve av hakkında kısa bilgiler...
Avlağımız "Dalälv Nehri", 52 mil uzunluğunda Somon ve Denizalası avı yapılan büyük bir nehirdir. Avlanma zamanı Haziran ve Temmuz aylarıdır ki, Haziran ortasından Temmuz'un ilk haftasına kadar olan süre en yoğun avın yapıldığı zamandır. Yüz yıllardır burada balıkçılar en büyük Somon balığını avlama savaşı vermişlerdir. 2000 yıllarında yılda 15-20 ton Somon ve Denizalası avlanırdı. Şimdilerde ise nehirin akış hızının yavaşlaması nedeniyle yılda ancak 4-5 ton Somon ve Denizalası avlanabiliyor. Avlanma şekli Fly Spin'dir ama buna ek olarak dönerli takımlada avı yapılır. Bu zamana kadar burada yakalanmış Rekor Somon 27,97 kg'dır. Somon balığı yumurtası bir akımda çatlar ve bir kaç yıl sonra denize akar. Denizde ortalama 3 yıl kalır ve tekrar nehirlerden çatladığı akıma oynamak için döner, çoğunluktaki Somon oyundan sonra ölür. Bu durum üzücü olsa da döngüsü bu şekildededir.
Av günü; su akımı 125-200 m3/s, su sıcaklığı 19,40 C°, hava basıncı 754 mm, hava durumu 16 C°
Somon, yıllar sonra çatladığı akımı nasıl bulur?
Bilim adamlarının düşüncesi genetik bir haritayla ve mıknatıs gibi çatladığı yere ulaşıyor. Bugün kesin bir delil yok ama Somon'da magnetit maddesi bulunmuştur. Göçmen kuşlar gibi Somon'da bir kaç duygu kullanıyordur. Yolunu bulabilmek için Somon'un açık denizlerde kullandığı duygu ile nehirlerde kullandığı duygunun farklı olduğunu düşünülüyor. Çatladığı akımın doğası, suyun karışımı ve bitkilerin kokusunu hatırladığını, açık denizde ise suların karışımını ayırt edebiliyor. Somon, tatlı suda çatlayıp yaşamın ilk zamanına tatlı su balığı olarak başlıyor. Sonradan denize açılıp tuzlu su balıkları gibi dengesini değiştirip tuzlu su balığı gibi yaşıyor ve sonradan tekrar nehirlerde tatlı su dengesini bulup tatlı su balığı gibi yaşayabiliyor.
Ve, nihayet avdayız...
Meraya ilk adımımı attığımda, Nehir'in "gece avında yorgun düşmüs savaşçı" gibi sessiz sedasız akışı umutlarımı biraz olsun karartmış, avın tadını kaçıracak hissine kapılmama neden olmuştu. Bu hislerden kendimi arındırıp takımları hızlı bir şekilde hazırlamaya koyuldum. Akıntı yardımı ile suyun altını tarayarak yapılan "Spin Fly" avlanma şekli çok etkili bir sistem ve ben de bu avlanma şekli ile av yapacağımdan kendi hazırladığım sahte sineklerimi gözden geçirdim ve takımımı hazırladım. Biraz heyecan, biraz ürkeklik içerisinde el emeği, göz nuru sineğimi su ile buluşturdum. Saatler geçmiş tek bir vuruş dahi alamamıştım ama bu durum benim hedefime ulaşmama engel olamayacaktı, en azından bu düşünceyi aklıma yerleştirmiştim. Etrafimda kısmetini arayanlar içerisinde bir kaç balık alan olmuştu. Birinde iğne balığın kuyruk kısmına saplanmış ve balık ters bir şekilde geliyordu.
Yasa gereği vücudunun her hangi bir bölgesine isabet eden iğnenin balıktan hızlı bir şekilde alınması ve balığı elementine iade edilmesi gerekiyordu, nitekim öyle de oldu.
Saatler ilerledi, çok efor sarfetmiş ve neticeye ulaşamamıştım. Gece avı için yorgun düşen bedenimi tazelemek için önce yemek molası ardından da sıcak bir kahve eşliğinde kendimi yine ava hazır hale getirmiştim. Saatler 22:40'ı gösteriyordu ki, ilk balığımı kandırmayı başarmış ve kazanan ben olmuştum. Hayallerini kurduğum ve nihayetinde ellerimde tuttuğum bu 11,5 kg'lık Somon gecenin karanlığını aydınlatmaya yetmiş, günün tüm yorgunluğunu üzerimden almıştı. Gecenin sessizliğini sevinç çığlıklarımla bozmuştum, adrenalin tavan yapmış ve yeniden doğmuş gibi çok mutluydum. Heyecanımı yatıştırıp yeniden ava devam etmeye başladığımda öyle bir vuruş almıştım ki, bir an aklımdan geçen "aman Allah'ım nasıl bir şey bu" demekten kendimi alıkoyamamıştım.
Kalama ayarı oldukça yüksek olmasına rağmen balık hiçe sayıp ip alıyor ve kendini akıntıya atabilmek için müthiş bir savaş veriyor, kurtulmak için ne gerekiyorsa uyguluyordu. Ben ise akıntıya balığı kaptırmamak için ne gerekiyorsa yapmaya çalışıyordum. Balıkla mücadele esnasında aklımdan "bu bir rekor olabilir mi?" ya da "geçen yılınn rekoru olan 21.4 kg'ı egale edebilirmiyim?" diye geçirirken balık kendini akıntıya atmış ve tüm kontrol ona geçmişti, kısa bir süre sonra bir anda takım boşalmış ve bu sefer kazanan balık olmuştu. Haliyle tüm hayallerim de balıkla birlikte uçup gitmişti. "Kısmet değilmiş" diyerek ava devam ediyordum ama aklımda hep giden balık vardı. İlerleyen zaman içerisinde ilk yakaladığım Somon'un ikizini yakalamayı başarmış ve avımı mutlu bir şekilde sonlandırmıştım. Bu zamana kadar birçok çesit büyük balık avladım ama Somon avının yeri benim için hep ayrı olmuştur. Bu av güncemin de sonunda evime mutlu ve huzurlu dönebilmiştim. Sizlere de nasip olması dileklerimle, yeni bir av güncesinde daha görüşmek üzere sağlıcakla kalınız...
Bu unutamayacağım av güncemden birkaç kareyi sizlerle paylaşmak istiyorum, keyifli seyirler dilerim…




















