KaLaMaR PeŞiNDe

Ayak üşümesinden korunmanın tek yolu gece sıcaklığı 7-8 derecenin altında balığa gitmemek 🙂 Son 3 avdır kayda değer kalamar yok... Levrek hiç yok 🙂
Selamlar. Ben yeni katıldım, adım Cem. Başlığı okurken üşüme sorununa, özellikle de ayakların üşümesine tam ters açıdan yaklaşıldığını gördüm. En ucuz en pratik çareyi paylaşayım.

30 yıllık motorcuyum, gençliğimde kış aylarında uzun yolculuklar da yapardım. Ayak üşümesinin sebebini zayıf yetersiz ısı yalıtımı olarak düşünüyorsunuz ve doğal olarak yalıtımı arttırmaya çalışıyorsunuz. Sebep yetersiz yalıtım değil su buharı. Ayakkabı ve çorap içinde oluşan su buharı vucutta üretilen ısıyı dışarı taşıyor. Çok üşüdüğünüz sırada bir termal kamera ile bakma imkanı olsa ayakların adeta soba gibi dışarıya ısı saçtığı görülebilir. Henüz üşümediğiniz saatlerde ise tam tersi oluyor, ayaklar sokağı ısıtmaya çalışmadığı için kendisi sıcak kalabiliyor. Bunun sorumlusu içeride biriken iletken su buharı.

Lastik çizmeler, yağmurluklar, hava almayan yüksek konçlu botlar, kat kat giyilmiş çoraplar makul hava sıcaklıklarında da terletir ama en fazla bakteri ürer, ayaklar kokar, üşütüp hasta etmez. Soğuk havada ve ise tam tersi. Ortam buhara doyduğunda üşüme kaçınılmazdır.

Yapılabilecek en büyük hata ise daha kalın daha izole ve daha da hava almayan şeyler giymektir. Ayakların daima bir miktar hava alması gerekiyor ki buhar içeride yoğuşamasın ve yoğuşan su ısı iletkeni olmasın. Ve elbette aynı zamanda ısı izolasyonu da gerekiyor. Yani ideal bir denge gerekiyor, ama ideal dengeye rağmen her şey süreye bağlı; nasıl bir denge kurarsanız kurun daima bir süresi vardır, ardından üşüme kaçınılmazdır.

Ne daha çok havalandırma için sandalet giymek, ne de daha yüksek izolasyon düşüncesiyle havalandırmayı tümden ortadan kaldıran çizme vs. giymek de soruna mani olmaz veya içeride birikmiş buhar sorununu çözmez, tam tersine problemi büyütür.

Su buharından bir nebze fazla kurtulmak ve biraz daha az üşümek için 'nefes alan' GoreTex gibi uçuk fiyatlı ve oldukça kısa ömürlü teknolojik ürünler de mevcut ama ayaklar için %100 kesin tek çözüm çorap değiştirmektir. Hatta mümkünse hafif bir yedek ayakkabı da bulundurup, önce çorapları değiştirip birkaç saat kazanmak, bir sonraki seferde ise hem çorabı hem de ayakkabıyı değiştirip yine birkaç ilave saat daha kazanmak.

Ortam sıcaklığ +4 derecenin altına düştüğünde işler iyice zorlaşır ama +4 dereceye kadar bu yöntem sizin sorununuzu çö[COLOR=var(--fr-element-metin)]zer. Kalın ağır hantal bir ayakkabı değil, hafif ve nefes alabilen bir yedek ayakkabı atın sırt çantasına. Ve 2 çift de çok ince olmayan kalınca pamuklu çorap. Çorabınızı çıkarttığında buharının tüttüğünü göreceksiniz. Sizi üşüten şey o su buharı. 1-2 dakika çıplak ayakla bekleyip ayaklardaki nemin de kurumasına izin verdikten sonra yeni çorabı ve (mümkünse taze ayakkabıyı da) giydikten birkaç dakika sonra ayaklarınız sıcacık olacak. Ama dediğim gibi, her çözüm bir yere kadar. Yani olayların değiştiği eşik noktaları var. Hava sıcaklığı +4 derecenin altına düştüğünde her şey daha da zorlaşmaya başlar. Bu basit yöntemle 2-3-4 saat daha artı zaman kazanacaksınız. Hem ucuz, hem de yegane çözüm bu.

Bu arada başlık tek kelimeyle harika. O kadar çok yeni şey öğrendim ki. Elinize emeğinize sağlık efendim.[/COLOR]
 
Ayak üşümesinden korunmanın tek yolu gece sıcaklığı 7-8 derecenin altında balığa gitmemek 🙂 Son 3 avdır kayda değer kalamar yok... Levrek hiç yok 🙂
Ayak üşümesinden korunmanın tek yolu gece sıcaklığı 7-8 derecenin altında balığa gitmemek 🙂 Son 3 avdır kayda değer kalamar yok... Levrek hiç yok 🙂
Selamlar. Ben yeni katıldım, adım Cem. Başlığı okurken üşüme sorununa, özellikle de ayakların üşümesine tam ters açıdan yaklaşıldığını gördüm. En ucuz en pratik çareyi paylaşayım.

30 yıllık motorcuyum, gençliğimde kış aylarında uzun yolculuklar da yapardım. Ayak üşümesinin sebebini zayıf yetersiz ısı yalıtımı olarak düşünüyorsunuz ve doğal olarak yalıtımı arttırmaya çalışıyorsunuz. Sebep yetersiz yalıtım değil su buharı. Ayakkabı ve çorap içinde oluşan su buharı vucutta üretilen ısıyı dışarı taşıyor. Çok üşüdüğünüz sırada bir termal kamera ile bakma imkanı olsa ayakların adeta soba gibi dışarıya ısı saçtığı görülebilir. Henüz üşümediğiniz saatlerde ise tam tersi oluyor, ayaklar sokağı ısıtmaya çalışmadığı için kendisi sıcak kalabiliyor. Bunun sorumlusu içeride biriken iletken su buharı.

Lastik çizmeler, yağmurluklar, hava almayan yüksek konçlu botlar, kat kat giyilmiş çoraplar makul hava sıcaklıklarında da terletir ama en fazla bakteri ürer, ayaklar kokar, üşütüp hasta etmez. Soğuk havada ve ise tam tersi. Ortam buhara doyduğunda üşüme kaçınılmazdır.

Yapılabilecek en büyük hata ise daha kalın daha izole ve daha da hava almayan şeyler giymektir. Ayakların daima bir miktar hava alması gerekiyor ki buhar içeride yoğuşamasın ve yoğuşan su ısı iletkeni olmasın. Ve elbette aynı zamanda ısı izolasyonu da gerekiyor. Yani ideal bir denge gerekiyor, ama ideal dengeye rağmen her şey süreye bağlı; nasıl bir denge kurarsanız kurun daima bir süresi vardır, ardından üşüme kaçınılmazdır.

Ne daha çok havalandırma için sandalet giymek, ne de daha yüksek izolasyon düşüncesiyle havalandırmayı tümden ortadan kaldıran çizme vs. giymek de soruna mani olmaz veya içeride birikmiş buhar sorununu çözmez, tam tersine problemi büyütür.

Su buharından bir nebze fazla kurtulmak ve biraz daha az üşümek için 'nefes alan' GoreTex gibi uçuk fiyatlı ve oldukça kısa ömürlü teknolojik ürünler de mevcut ama ayaklar için %100 kesin tek çözüm çorap değiştirmektir. Hatta mümkünse hafif bir yedek ayakkabı da bulundurup, önce çorapları değiştirip birkaç saat kazanmak, bir sonraki seferde ise hem çorabı hem de ayakkabıyı değiştirip yine birkaç ilave saat daha kazanmak.

Ortam sıcaklığ +4 derecenin altına düştüğünde işler iyice zorlaşır ama +4 dereceye kadar bu yöntem sizin sorununuzu çözer. Kalın ağır hantal bir ayakkabı değil, hafif ve nefes alabilen bir yedek ayakkabı atın sırt çantasına. Ve 2 çift de çok ince olmayan kalınca pamuklu çorap. Çorabınızı çıkarttığında buharının tüttüğünü göreceksiniz. Sizi üşüten şey o su buharı. 1-2 dakika çıplak ayakla bekleyip ayaklardaki nemin de kurumasına izin verdikten sonra yeni çorabı ve (mümkünse taze ayakkabıyı da) giydikten birkaç dakika sonra ayaklarınız sıcacık olacak. Ama dediğim gibi, her çözüm bir yere kadar. Yani olayların değiştiği eşik noktaları var. Hava sıcaklığı +4 derecenin altına düştüğünde her şey daha da zorlaşmaya başlar. Bu basit yöntemle 2-3-4 saat daha artı zaman kazanacaksınız. Hem ucuz, hem de yegane çözüm bu.

Bu arada başlık tek kelimeyle harika. O kadar çok yeni şey öğrendim ki. Elinize emeğinize sağlık efendim.
 
Selamlar. Ben yeni katıldım, adım Cem. Başlığı okurken üşüme sorununa, özellikle de ayakların üşümesine tam ters açıdan yaklaşıldığını gördüm. En ucuz en pratik çareyi paylaşayım.

30 yıllık motorcuyum, gençliğimde kış aylarında uzun yolculuklar da yapardım. Ayak üşümesinin sebebini zayıf yetersiz ısı yalıtımı olarak düşünüyorsunuz ve doğal olarak yalıtımı arttırmaya çalışıyorsunuz. Sebep yetersiz yalıtım değil su buharı. Ayakkabı ve çorap içinde oluşan su buharı vucutta üretilen ısıyı dışarı taşıyor. Çok üşüdüğünüz sırada bir termal kamera ile bakma imkanı olsa ayakların adeta soba gibi dışarıya ısı saçtığı görülebilir. Henüz üşümediğiniz saatlerde ise tam tersi oluyor, ayaklar sokağı ısıtmaya çalışmadığı için kendisi sıcak kalabiliyor. Bunun sorumlusu içeride biriken iletken su buharı.

Lastik çizmeler, yağmurluklar, hava almayan yüksek konçlu botlar, kat kat giyilmiş çoraplar makul hava sıcaklıklarında da terletir ama en fazla bakteri ürer, ayaklar kokar, üşütüp hasta etmez. Soğuk havada ve ise tam tersi. Ortam buhara doyduğunda üşüme kaçınılmazdır.

Yapılabilecek en büyük hata ise daha kalın daha izole ve daha da hava almayan şeyler giymektir. Ayakların daima bir miktar hava alması gerekiyor ki buhar içeride yoğuşamasın ve yoğuşan su ısı iletkeni olmasın. Ve elbette aynı zamanda ısı izolasyonu da gerekiyor. Yani ideal bir denge gerekiyor, ama ideal dengeye rağmen her şey süreye bağlı; nasıl bir denge kurarsanız kurun daima bir süresi vardır, ardından üşüme kaçınılmazdır.

Ne daha çok havalandırma için sandalet giymek, ne de daha yüksek izolasyon düşüncesiyle havalandırmayı tümden ortadan kaldıran çizme vs. giymek de soruna mani olmaz veya içeride birikmiş buhar sorununu çözmez, tam tersine problemi büyütür.

Su buharından bir nebze fazla kurtulmak ve biraz daha az üşümek için 'nefes alan' GoreTex gibi uçuk fiyatlı ve oldukça kısa ömürlü teknolojik ürünler de mevcut ama ayaklar için %100 kesin tek çözüm çorap değiştirmektir. Hatta mümkünse hafif bir yedek ayakkabı da bulundurup, önce çorapları değiştirip birkaç saat kazanmak, bir sonraki seferde ise hem çorabı hem de ayakkabıyı değiştirip yine birkaç ilave saat daha kazanmak.

Ortam sıcaklığ +4 derecenin altına düştüğünde işler iyice zorlaşır ama +4 dereceye kadar bu yöntem sizin sorununuzu çözer. Kalın ağır hantal bir ayakkabı değil, hafif ve nefes alabilen bir yedek ayakkabı atın sırt çantasına. Ve 2 çift de çok ince olmayan kalınca pamuklu çorap. Çorabınızı çıkarttığında buharının tüttüğünü göreceksiniz. Sizi üşüten şey o su buharı. 1-2 dakika çıplak ayakla bekleyip ayaklardaki nemin de kurumasına izin verdikten sonra yeni çorabı ve (mümkünse taze ayakkabıyı da) giydikten birkaç dakika sonra ayaklarınız sıcacık olacak. Ama dediğim gibi, her çözüm bir yere kadar. Yani olayların değiştiği eşik noktaları var. Hava sıcaklığı +4 derecenin altına düştüğünde her şey daha da zorlaşmaya başlar. Bu basit yöntemle 2-3-4 saat daha artı zaman kazanacaksınız. Hem ucuz, hem de yegane çözüm bu.

Bu arada başlık tek kelimeyle harika. O kadar çok yeni şey öğrendim ki. Elinize emeğinize sağlık efendim.
Teşekkürler Cem... Yazdıklarına aynen katılıyorum. O yüzden süet tarzı deriye göre biraz daha hava alabilen bot kullanıyorum. Bir de bu sadece benim gibiler için geçerli, (yani böbrek rahatsızlığı olanlar için) ayakların üst kısmını dize kadar koruyan kollara takılan tarzda pamuklu kolluklar takmaya başladım. Ayan üşümesi biraz daha azaldı. Ama dediğin gibi kesin çözüm değil. Belirli aralıklarla çorap değiştirmek çok işe yarıyor. Bu arada kalamar avları yapıyorum ancak video çekmeyi bıraktım. Çünkü kalamarda kamera açmak sıkıntı oluyor kayda değer kalamarlar kaçabiliyor. Gerçi bu yıl kalamarların boyu önceki yıllara göre biraz daha küçük ama lodos rahat bıraksa irileşecekler diye düşünüyorum.
 
lodos rahat bıraksa irileşecekler diye düşünüyorum.
Kalamar çok enteresan bir canlı; çoğu balık türü kışın soğuk havalarda kıyıdan uzaklaşıp derinlere çekilirken kalamar tersini yapıp soğukta kıyıya yanaşıyor. Lodosun kalamara etkisi ne acaba? Lodosla gelen sıcaklık artışı mı rahatsız ediyor? Lodos estiğinde, veya aşırı sıcak yaz aylarında nereye gidiyorlar? Yoksa sıcaklık değil de yiyeceğin peşinde mi oluşuyor bu hareketler?
 
İzmir için geçerli olmak üzere lodosun bulunduğunuz yerle ilgisi var. Lodosun karşıdan estiği yerlerde deniz çok çalkantılı ve bulanık olduğu için kalamar olmaz. Ama lodosu arkadan alan bir bölgede iseniz deniz karışık olmaz ve kalamar olur. Örnek Sahilevleri Güzelbahçe gibi. Kalamar denizin sakin olduğu bölgelerde kıyılamayı tercih ediyor. Kışın kıyılaması konusunda farklı fikirler var kimi yumurtlamak için kimi vücut ısısına uygun olduğu için diyor.
 
Merhabalar, ne kadar kalamar ve balık avı, zokalar, aksiyonlar, malzemeler vb. hakkında tecrübeli olduğumuzu düşünsekte bir hobidaşımızla konuşurken mutlaka yeni bir şeyler öğrenmekteyiz. Kalamar avının verimini artırmak için hangi şartlarda, ne zaman hangi renkler konulu bir yazıyı yabancı siteden çevirerek bilgilerimizi tazelemek istedim. Tabii bu yazı bir kesinlik sunmamakla beraber herkesin avlandığı meraya, denize göre değişmekte olup her ne kadar böyle açıklamalar da olsa avcılık tecrübeyle sabittir. Eğer bu konuda tecrübelerinizi de paylaşırsanız sevinirim.

* Suyun berrak ve kalamarın isteksiz olduğu zamanlar
- Kahverengi ve tonları
- Koyu yeşil ve tonları
- Pembe ve tonları ( Bu renkler kalamarın istekli olduğu
zamanda da kullanılabilir)
- Mavi ve tonları ve natürel renk dediğimiz açık kahverengi,
kum rengi, hafif yeşile çalan ( Bu renkler kalamarın istekli
olduğu zamanda da kullanılabilir)

* Suyun berrak ve kalamarın istekli olduğu zamanlar
- Turuncu ve tonları
- Pembe Ve tonları
- Mavi ve tonları ve natürel renk dediğimiz açık kahverengi,
kum rengi, yeşil

* Suyun bulanık ve kalamarın isteksiz olduğu zamanlar
- Kırmızı ve tonları
- Mor ve tonları
- Turuncu - pembe - kırmızı - yeşil - mavi renklerinin
birkaçının ya da çoğunun olduğu desenler

* Suyun bulanık ve kalamarın istekli olduğu zamanlar
- Turuncu - pembe - kırmızı - yeşil - mavi renklerinin
birkaçının ya da çoğunun olduğu desenler
- Yeşil ve tonları

Eriştelik ve yosunlu mera ve çevrelerinde avlanırken natürel renkler kahverengi, yeşil, mavi ve tonları gibi desenlere sahip zokalar verimi artıracaktır.

Daha derin sularda da parlak turuncu veya parlak pembe ağırlıklı ya da parlak komple turuncu veya parlak komple pembe zokalar avdan daha çok verim almayı sağlamaktadır.

Sizler de tecrübelerinizle katkıda bulunursanız sevinirim. Oltası suda olan herkese rastgelsin.
 
Benim tercihlerim.
1. Esnek kamış: Kamaların dokunduğu anda misinaya anlık hissetmemesi için.
2. Kamışı çok yumuşak ve sağa yada sola doğru belirli bir açı ile tutmak. İlk vuruş anında uzun koldan değil sarılıp kısa kollardan yakalanması için.
3. Fırdöndüyü belirli bir açı ile bükmek: Bu tesadüfen keşfettiğim bir şey. Ben at çek yöntemi ile avlandığım için minik jerkler fırdöndüsü eğilmiş zokanın sağa sola kaçmasına sebep oluyor.
4. Yakamozlu avlar kalamarda sıkıntı: At çekle değil toplu avlanmak. daha verimli.
5. Kalamarın nazlı olduğu dönemlerde düz sarım yapmak yerine jerk yapmak.
6. Kalamarın nazlı olduğu dönemlerde sürekli zoka değiştirerek uygun rengi bulmak. Ay, bulut durumuna, suyun haline göre göre çok değişkenlik gösterebiliyor.
7. Zokanın altındaki forfor şeridine değil (Her zokada bu şeritlerden yok Yamashita'da var mesela) , zokanın üstüne yada yanlarına ışık tutmak. Yani zokayı olması gerektiğinden fazla parlatmamak.
8. Vurup almadığı zaman sarımı bırakmak.
9 En sevdiğimde gözümün de hep suda olması ve önümden geçerken gördüğü kalamarları yakalamak 🙂
 
Benim tercihlerim.
1. Esnek kamış: Kamaların dokunduğu anda misinaya anlık hissetmemesi için.
2. Kamışı çok yumuşak ve sağa yada sola doğru belirli bir açı ile tutmak. İlk vuruş anında uzun koldan değil sarılıp kısa kollardan yakalanması için.
3. Fırdöndüyü belirli bir açı ile bükmek: Bu tesadüfen keşfettiğim bir şey. Ben at çek yöntemi ile avlandığım için minik jerkler fırdöndüsü eğilmiş zokanın sağa sola kaçmasına sebep oluyor.
4. Yakamozlu avlar kalamarda sıkıntı: At çekle değil toplu avlanmak. daha verimli.
5. Kalamarın nazlı olduğu dönemlerde düz sarım yapmak yerine jerk yapmak.
6. Kalamarın nazlı olduğu dönemlerde sürekli zoka değiştirerek uygun rengi bulmak. Ay, bulut durumuna, suyun haline göre göre çok değişkenlik gösterebiliyor.
7. Zokanın altındaki forfor şeridine değil (Her zokada bu şeritlerden yok Yamashita'da var mesela) , zokanın üstüne yada yanlarına ışık tutmak. Yani zokayı olması gerektiğinden fazla parlatmamak.
8. Vurup almadığı zaman sarımı bırakmak.
9 En sevdiğimde gözümün de hep suda olması ve önümden geçerken gördüğü kalamarları yakalamak 🙂


Ben Antalya'da yaşıyorum. Sizin numaralandırmanıza göre ben de cevap vereyim
1. Savage Gear MPP2 7 - 28 gr 251 cm kamış kullanıyorum. 0,12 ipin önüne 0,30 fluorocarbon kaplama lider misina bağlıyorum.
2 - 5. Ben hafif jerk yapıp tekrar dibe doğru gitmesini bekliyorum. Yakaladığım tüm kalamarları bu bekleme anında yakaladım. Yavaş sarım çok denedim ama bu şekilde hiç nasibim olmadı. Tabii yavaş sarıma uygun 1/5,4 devirli makina kullandım. Her av türüne göre makine devri farklı olmalı ya da elinizin alışkın olması gerekli.
3. Duelin burundan değil kafa üstünden klips takılan modellerini örnek gösterebilirim. Elimde fazlası var ve şu an satışa koydum 2. el bölümünde.
4. Bunu tam anlayamadım, kusura bakmayın.
6. 👍 Ek olarak mavi glow lu zokaların, yapılan araştırmalara göre kalamarın daha çok ilgisini çektiği ve mavi rengin su içinde görünürlüğünün diğer renklere ve uzak mesafeye göre fazla olduğu gözlemlenmiş.
7. Bu şekilde mi demek istediniz?
pixlr_20211209231843179.jpg
pixlr_20211209234222138.jpg
pixlr_20211209234529981.jpg


8. 👍
9. Gündüz kalamar olmaz, kıyılamaz tezine tecrübeme dayanarak kesinlikle katılmıyorum. Hem yaz hem kış, insanın olmadığı ya da nadiren olduğu meralarda gündüz kalamar almışlığım çoktur.
10. Bir şey merak ediyorum. Tatlı suyun (dere, çay, nehir) denize döküldüğü ve çok yakın civarında çeşitli balıklar almışlığım olmasına rağmen kalamar alamadım. Bunun tatlı su ile mi yoksa o sırada kalamarın olmayışı ya da yemediği zamana mı denk gelmesiyle mi yoksa beceriksizlik, o anki nasipsizlik ile bir ilgisi var mıdır?
 
Back