- Katılım
- 26 May 2013
- Mesajlar
- 6,225
- Tepkime puanı
- 2,614
- Puanları
- 113
- Yaş
- 57
- Adı
- Süleyman Vedal Kahramanoğlu
Selam dostlar,
Yaz içinde ve sonunda sonuçsuz kalan bir iki denemenin ardından kankam Ali'nin Cuma akşamı ısrarlarına dayanamayıp işi gücü bırakarak Cumartesi sabah suyuna olta sallamaya karar verdim. Sabah 04:00'da buluşma kararından sonra gece yarısı ancak 01:00'da yatabilmiştim. Daha iki saat geçmeden Ali'nin mesajlarıyla gözlerimi açtığımda saat 02:30'u gösteriyordu. Gözlerim açılmıyordu ama hem deniz ana hem de kankam beni çağırıyordu. Kalktım ve kahvemi yaptım, o esnada giyindim, kuşandım ve hazırlığımı yaptım. Halen kendime gelemediğimi farkettiğimde ikinci kahvemi hazırlamıştım. Kahve faslının ardından düştüm Silivri yollarına, 04:15'te Ali'nin kapısına dayandım, eşyaları onun arabasına yükledikten sonra Marmara Ereğlisi'ne yola koyulduk.
Limana vardığımızda ortalık sessizdi, hareket yoktu. Tekneye eşyalarımızı taşıdıktan sonra liman aydınlığından faydalanarak takımlarımızı hazırladık ve avlağa doğru yola koyulduk. İçimden, güzel bir av güncesi yaşayacağımızı düşünüyordum. Avlağa vardığımızda oltalarımızı yemleyerek suyla buluşturduk, turlamaya başladık. Hiçbir hareket olmaması canımızı sıkıyordu ama aklımızda havanın aydınlanmasıyla hareket başlar düşencesi hakimdi. Dolap beygiri gibi dönmeye devam ettik ama "tık" yoktu. Kaçırdığımız bir durum mu var diyerek ara ara takımı toplayıp yemlerimizi kontrol ediyorduk. Yaklaşık bir sattlik turlama sonunda ne gelen vardı ne de giden, ta ki, güneş yüzünü gösterene kadar.
Güneşin ilk ışıklarıyla oltamı ziyaret eden Lüfer'i kandırdım ve yemi yutturdum, artık benimdi, yavaş yavaş üzmeden çektim takımı ve artık ellerimdeydi ilk Lüfer'im, çok mutlu olmuştum. Hemen takımı yemledim ve diğerlerini de kandırabilmek umuduyla suya bıraktım. Bir saat kadar daha zarganalarımızı gezdirdik ama sonuç nafile oldu. Ne olduğunu çözemediğim bu av güncesini sonlandırma kararı aldık ve limana döndük. Aklımın avlağımızda kalmasına rağmen ikimizinde işleri bizi bekliyordu.
Eşyalarımızı arabaya yükledikten sonra balıkçı dükkanlarındaki hareketliliğe bakmak için tezgahlara yanaştığımda Jumbo'ları görünce dayanamadım ve dört tane aldım, alışverişimiz de tamamdı. Akşam yemeğimi gözümün önüne getirdiğimde ağzımın suyunun aktığının farkına vardım. O esnada değerli büyüğümüz Nuri ağabeyi de gördük ve bir iki satır muhabbet etmek için liman kahvesinin bahçesinde oturduk. Tavşan kanı çaylarımızı yudumladıktan sonra artık Silivri'ye döneme zamanı gelmişti. Ağabeyimizle vedalaşarak Marmara Ereğlisi'nden ayrıldık. Yolda, gelecek balık avlarımızın programını yaptık, önümüzdeki haftasonu denizde olacaktık.
Ali ile vedalaşıp evimin yolunu tuttuğumda yüzümdeki gülümseme ile eve nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Akşam yemeği için balığımı ve jumbolarımı temizledikten sonra işlerime yoğunlaştım. Koşuşturmanın ardından akşamı etmiştim, artık yemeğimi hazırlayıp sabahki avın keyfini çıkaracaktım. Nitekim de öyle oldu, soframı kurdum, yemeğimi hazırladım ve yaşadıklarımı düşünerek yemeğimi afiyetle yedim.
Bu sezon ilk Lüfer'imi yakaladığım kısacık bir av güncesinde yaşadıklarımı sizler ile paylaşmak istedim. Sizlere de kısmet olması dileklerimle, her zaman rast gelsin...

Kankam, Ali'ço

Hazırlıklar tamam

İlk Lüferim




İlk Lüferim ve Jumbo'larım

Soğan ile döşek, domates ile yorgan yaptım Lüfer'ime







Şarap soslu Jumbo kavurma ve fırında Lüfer

Ve, mutlu son
Yaz içinde ve sonunda sonuçsuz kalan bir iki denemenin ardından kankam Ali'nin Cuma akşamı ısrarlarına dayanamayıp işi gücü bırakarak Cumartesi sabah suyuna olta sallamaya karar verdim. Sabah 04:00'da buluşma kararından sonra gece yarısı ancak 01:00'da yatabilmiştim. Daha iki saat geçmeden Ali'nin mesajlarıyla gözlerimi açtığımda saat 02:30'u gösteriyordu. Gözlerim açılmıyordu ama hem deniz ana hem de kankam beni çağırıyordu. Kalktım ve kahvemi yaptım, o esnada giyindim, kuşandım ve hazırlığımı yaptım. Halen kendime gelemediğimi farkettiğimde ikinci kahvemi hazırlamıştım. Kahve faslının ardından düştüm Silivri yollarına, 04:15'te Ali'nin kapısına dayandım, eşyaları onun arabasına yükledikten sonra Marmara Ereğlisi'ne yola koyulduk.
Limana vardığımızda ortalık sessizdi, hareket yoktu. Tekneye eşyalarımızı taşıdıktan sonra liman aydınlığından faydalanarak takımlarımızı hazırladık ve avlağa doğru yola koyulduk. İçimden, güzel bir av güncesi yaşayacağımızı düşünüyordum. Avlağa vardığımızda oltalarımızı yemleyerek suyla buluşturduk, turlamaya başladık. Hiçbir hareket olmaması canımızı sıkıyordu ama aklımızda havanın aydınlanmasıyla hareket başlar düşencesi hakimdi. Dolap beygiri gibi dönmeye devam ettik ama "tık" yoktu. Kaçırdığımız bir durum mu var diyerek ara ara takımı toplayıp yemlerimizi kontrol ediyorduk. Yaklaşık bir sattlik turlama sonunda ne gelen vardı ne de giden, ta ki, güneş yüzünü gösterene kadar.
Güneşin ilk ışıklarıyla oltamı ziyaret eden Lüfer'i kandırdım ve yemi yutturdum, artık benimdi, yavaş yavaş üzmeden çektim takımı ve artık ellerimdeydi ilk Lüfer'im, çok mutlu olmuştum. Hemen takımı yemledim ve diğerlerini de kandırabilmek umuduyla suya bıraktım. Bir saat kadar daha zarganalarımızı gezdirdik ama sonuç nafile oldu. Ne olduğunu çözemediğim bu av güncesini sonlandırma kararı aldık ve limana döndük. Aklımın avlağımızda kalmasına rağmen ikimizinde işleri bizi bekliyordu.
Eşyalarımızı arabaya yükledikten sonra balıkçı dükkanlarındaki hareketliliğe bakmak için tezgahlara yanaştığımda Jumbo'ları görünce dayanamadım ve dört tane aldım, alışverişimiz de tamamdı. Akşam yemeğimi gözümün önüne getirdiğimde ağzımın suyunun aktığının farkına vardım. O esnada değerli büyüğümüz Nuri ağabeyi de gördük ve bir iki satır muhabbet etmek için liman kahvesinin bahçesinde oturduk. Tavşan kanı çaylarımızı yudumladıktan sonra artık Silivri'ye döneme zamanı gelmişti. Ağabeyimizle vedalaşarak Marmara Ereğlisi'nden ayrıldık. Yolda, gelecek balık avlarımızın programını yaptık, önümüzdeki haftasonu denizde olacaktık.
Ali ile vedalaşıp evimin yolunu tuttuğumda yüzümdeki gülümseme ile eve nasıl geldiğimi hatırlamıyorum. Akşam yemeği için balığımı ve jumbolarımı temizledikten sonra işlerime yoğunlaştım. Koşuşturmanın ardından akşamı etmiştim, artık yemeğimi hazırlayıp sabahki avın keyfini çıkaracaktım. Nitekim de öyle oldu, soframı kurdum, yemeğimi hazırladım ve yaşadıklarımı düşünerek yemeğimi afiyetle yedim.
Bu sezon ilk Lüfer'imi yakaladığım kısacık bir av güncesinde yaşadıklarımı sizler ile paylaşmak istedim. Sizlere de kısmet olması dileklerimle, her zaman rast gelsin...

Kankam, Ali'ço

Hazırlıklar tamam

İlk Lüferim




İlk Lüferim ve Jumbo'larım

Soğan ile döşek, domates ile yorgan yaptım Lüfer'ime







Şarap soslu Jumbo kavurma ve fırında Lüfer

Ve, mutlu son
