Latif Uğurluçimen
Aktif Üye
- Katılım
- 9 Haz 2011
- Mesajlar
- 359
- Tepkime puanı
- 12
- Puanları
- 18
- Adı
- Latif UĞURLUÇİMEN
Aklımda kalmıştı, bir ay kadar önce bot üzerinden sürütme yaptığımız bu ıssız koyun burnundaki kayalar. Yanından geçerken yakalayışını gerçekleştirdiğim levrek, İki günlük etkinliğin en güzel on dakikasını yaşatmıştı bana. Yine olabilir miydi?.
Bilecik’ten gelen misafir…
Her şey onun için planlandı, Çok seviyordu balık yakalamayı. Geldiği yerde bolca turna yakalamışlığı vardı ama bizimle olmayı seviyordu galiba. Yaş itibariyle benden küçüktü ama eniştemizdi, bizde çok seviyorduk onu. Kardeşim İşyerinden izin alarak Perşembe akşamından eniştemizi de alarak yola çıktı. Ben de Cuma akşamı onlara katılacak ve kalan iki günde onlara eşlik edecektim. Cuma akşamı sahilde oturmuş mis gibi iyot kokusunu içime çekerken bu kayaları düşünüyordum. Sabah kayalarda ben at çek yapmalıydım, bu düşünceyle dalmıştım uykuya ki rüyamda sabaha kadar bu kayalarda at çek yaptım. Sabah kalktığımızda gün doğmamıştı kayaların olduğu yer bulunduğumuz yerden gözükmüyordu, kararlı bir bakış attım o tarafa ‘’hadi’’ dedim ‘’çıkalım artık’’. Bütün oltalar suyla buluşmuştu ben elime bile almamıştım sürütme takımlarımı hedefimdeki kayalara uzak bir mesafede kıyıya yöneldim, amacım motor sesiyle meranın doğallığını bozmamaktı.’’ Ben burada kıyıya çıkmak istiyorum siz sürütmeye devam edin sonra ben sizi ararım’’ dedim. O kadar kararlı ve kati bir sesle söylemiş olmalıyım ki itiraz etmediler (yoksa botta bir kişi eksildi diye sevindikleri için miydi?) Bir şişe su, bir sandviç ve özenle hazırladığım birkaç voblerin olduğu kutuyu aldım. Kayalara doğru yürürken sahiline fazla yaklaşmamalıyım diye düşündüm levrek varsa kayalara çok yakın duruyor olabilirdi. Kayaların başladığı noktada denize on beş metre kadar uzakta durup, kıyıya paralel atış yapmaya başladım. Sabahın karanlığına doğru yaptığım bu ilk atışlar meradaki sessizliği bozan tek şeydi. Seçebildiğim kadarıyla voblerin peşine çıkanda olmamıştı seri bir şekilde birkaç vobler değiştirdim. O ana kadar su üstü yemler kullanmıştım. Yalpa kanadı olan modellerden daiwa saltiga 17 cm atmaya başladığımda küçük bir heyecan yaşadım ama kayalara takılan saltigayı kolayca çıkartmayı başardım. Kendi yaptığım su üstü yemlerden 17 cm. ve 75 gram ağırlığı olan vobleri denemeye karar verdiğimde artık tan vurmuştu. Birkaç atıştan sonra yavaş, yavaş kayalar üzerinde bölgeyi bir uçtan bir uca yürümeye başladım. İlk temas çok cılız olmuştu ama kefal rengine boyadığım bu 17 cm. boyundaki voblerin üzerindeki diş izleri merada lüfer olduğunun ispatıydı. Tan yeni vuruyordu ve daha açık bir renk denemeliyim diye düşündüm. Yine kendi yaptığım 14 cm. boyundaki 35 gr. Ağırlığındaki daha parlak renkli vobler ile değiştirdim. İlk bir kaç atıştan sonra net bir vuruş aldım vobler artık suyun üstünde değildi fakat çok sısa sürdü ve ne olduğunu anlayamadan balık kurtulmuştu. Israrlı ve daha uzağa atışlar yapmaya başladım. Suyun üzerinde gelen yemin çıkardığı sesler ve önünden kaçışan birkaç yavru balığın hareketleri meradaki lüferleri benden daha çok heyecanlandırmıştı. Birkaç yerde birden lüfer avlanmaya başladı bana en yakın olan tarafına net bir atış yaptım. Balığın avlanırken yapmış olduğu dalgalanma henüz dağılırken benim voblerimde salınarak o civardan geçiyordu. İşte tam peşindeydi birden suyun üzerine çıkmış tam bir denizaltı gemisi gibi suyu yararak peşinden geliyordu hamle yapması an meselesiydi. Onu biraz daha iştahlandırmak için bileğime yüklendim ve kamışı limitleri zorlarcasına salladığım sırada bu hamlemi ikiletmedi. Seviyordum bu makaradan boşalan olta ipinin sesini misina gibi değildi. Önce uzaklaşmak istedi, müdahale etmedim şaşkındı, ilk defa mı? Böyle bir şey geliyordu başına, yoksa daha önce yakalanıp kurtulmuş muydu? Bilinmez. Sonra birden durdu, sağ tarafa doğru birkaç metre yüzdükten sonra, işte şov başlıyor dedim. O muhteşem sıçrayışını üst, üste birkaç kez yaptı. Olta ipimin üzerinde azalan baskıyı bu sıçrayışlar sırasında kamışımı geriye çekerek aldım ve biraz ip sardım. Kurtulamamış olmasının verdiği sıkıntıyla artık daha hırçınlaşmıştı. Sola doğru yüzerken bir sıçrayış daha yaptı ama tedbirimi almıştım. Yorulmuştu yanlamasına yüzerek yaklaştı bana, ben de bir kaç adım denize girmiştim. Sırtımda asılı duran kepçeme hızla uzanıp ani bir hareketle balığı kepçeye aldım. Kayaların üzerinde bir müddet seyrettim, güzelliğini. Bana bu duyguyu yaşatan çok güzel bir lüferdi.
Sıra telefon açmaya gelmişti ‘’beni alın, güzel bir lüfer yakaladım''.
Kullanılan kamış
Balzer matrıx spın 75/ 30-75 atar 2.70 boy
Kullanılan makine
Banax helicon 500G
Kullanılan olta ipi
Balzer royal 0.22 mm.
balığın boyu
74 Cm.
Bilecik’ten gelen misafir…
Her şey onun için planlandı, Çok seviyordu balık yakalamayı. Geldiği yerde bolca turna yakalamışlığı vardı ama bizimle olmayı seviyordu galiba. Yaş itibariyle benden küçüktü ama eniştemizdi, bizde çok seviyorduk onu. Kardeşim İşyerinden izin alarak Perşembe akşamından eniştemizi de alarak yola çıktı. Ben de Cuma akşamı onlara katılacak ve kalan iki günde onlara eşlik edecektim. Cuma akşamı sahilde oturmuş mis gibi iyot kokusunu içime çekerken bu kayaları düşünüyordum. Sabah kayalarda ben at çek yapmalıydım, bu düşünceyle dalmıştım uykuya ki rüyamda sabaha kadar bu kayalarda at çek yaptım. Sabah kalktığımızda gün doğmamıştı kayaların olduğu yer bulunduğumuz yerden gözükmüyordu, kararlı bir bakış attım o tarafa ‘’hadi’’ dedim ‘’çıkalım artık’’. Bütün oltalar suyla buluşmuştu ben elime bile almamıştım sürütme takımlarımı hedefimdeki kayalara uzak bir mesafede kıyıya yöneldim, amacım motor sesiyle meranın doğallığını bozmamaktı.’’ Ben burada kıyıya çıkmak istiyorum siz sürütmeye devam edin sonra ben sizi ararım’’ dedim. O kadar kararlı ve kati bir sesle söylemiş olmalıyım ki itiraz etmediler (yoksa botta bir kişi eksildi diye sevindikleri için miydi?) Bir şişe su, bir sandviç ve özenle hazırladığım birkaç voblerin olduğu kutuyu aldım. Kayalara doğru yürürken sahiline fazla yaklaşmamalıyım diye düşündüm levrek varsa kayalara çok yakın duruyor olabilirdi. Kayaların başladığı noktada denize on beş metre kadar uzakta durup, kıyıya paralel atış yapmaya başladım. Sabahın karanlığına doğru yaptığım bu ilk atışlar meradaki sessizliği bozan tek şeydi. Seçebildiğim kadarıyla voblerin peşine çıkanda olmamıştı seri bir şekilde birkaç vobler değiştirdim. O ana kadar su üstü yemler kullanmıştım. Yalpa kanadı olan modellerden daiwa saltiga 17 cm atmaya başladığımda küçük bir heyecan yaşadım ama kayalara takılan saltigayı kolayca çıkartmayı başardım. Kendi yaptığım su üstü yemlerden 17 cm. ve 75 gram ağırlığı olan vobleri denemeye karar verdiğimde artık tan vurmuştu. Birkaç atıştan sonra yavaş, yavaş kayalar üzerinde bölgeyi bir uçtan bir uca yürümeye başladım. İlk temas çok cılız olmuştu ama kefal rengine boyadığım bu 17 cm. boyundaki voblerin üzerindeki diş izleri merada lüfer olduğunun ispatıydı. Tan yeni vuruyordu ve daha açık bir renk denemeliyim diye düşündüm. Yine kendi yaptığım 14 cm. boyundaki 35 gr. Ağırlığındaki daha parlak renkli vobler ile değiştirdim. İlk bir kaç atıştan sonra net bir vuruş aldım vobler artık suyun üstünde değildi fakat çok sısa sürdü ve ne olduğunu anlayamadan balık kurtulmuştu. Israrlı ve daha uzağa atışlar yapmaya başladım. Suyun üzerinde gelen yemin çıkardığı sesler ve önünden kaçışan birkaç yavru balığın hareketleri meradaki lüferleri benden daha çok heyecanlandırmıştı. Birkaç yerde birden lüfer avlanmaya başladı bana en yakın olan tarafına net bir atış yaptım. Balığın avlanırken yapmış olduğu dalgalanma henüz dağılırken benim voblerimde salınarak o civardan geçiyordu. İşte tam peşindeydi birden suyun üzerine çıkmış tam bir denizaltı gemisi gibi suyu yararak peşinden geliyordu hamle yapması an meselesiydi. Onu biraz daha iştahlandırmak için bileğime yüklendim ve kamışı limitleri zorlarcasına salladığım sırada bu hamlemi ikiletmedi. Seviyordum bu makaradan boşalan olta ipinin sesini misina gibi değildi. Önce uzaklaşmak istedi, müdahale etmedim şaşkındı, ilk defa mı? Böyle bir şey geliyordu başına, yoksa daha önce yakalanıp kurtulmuş muydu? Bilinmez. Sonra birden durdu, sağ tarafa doğru birkaç metre yüzdükten sonra, işte şov başlıyor dedim. O muhteşem sıçrayışını üst, üste birkaç kez yaptı. Olta ipimin üzerinde azalan baskıyı bu sıçrayışlar sırasında kamışımı geriye çekerek aldım ve biraz ip sardım. Kurtulamamış olmasının verdiği sıkıntıyla artık daha hırçınlaşmıştı. Sola doğru yüzerken bir sıçrayış daha yaptı ama tedbirimi almıştım. Yorulmuştu yanlamasına yüzerek yaklaştı bana, ben de bir kaç adım denize girmiştim. Sırtımda asılı duran kepçeme hızla uzanıp ani bir hareketle balığı kepçeye aldım. Kayaların üzerinde bir müddet seyrettim, güzelliğini. Bana bu duyguyu yaşatan çok güzel bir lüferdi.
Sıra telefon açmaya gelmişti ‘’beni alın, güzel bir lüfer yakaladım''.
Kullanılan kamış
Balzer matrıx spın 75/ 30-75 atar 2.70 boy
Kullanılan makine
Banax helicon 500G
Kullanılan olta ipi
Balzer royal 0.22 mm.
balığın boyu
74 Cm.
Ekli dosyalar
-
97.5 KB Görüntüleme: 890
-
97.2 KB Görüntüleme: 907
-
97.7 KB Görüntüleme: 795
-
67.7 KB Görüntüleme: 906
-
58.7 KB Görüntüleme: 869
-
72.9 KB Görüntüleme: 908
Moderatör tarafında düzenlendi:
