Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Şiir Sayfası

Asi ve mavi

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
1,539
Tepkime puanı
33
Puanları
48
Konum
İstanbul
Adı
Didem
Pardon,
sizin uzun ve dalgın yürüyüşleriniz var,
benim de sağanak yağmurlarım.
Birlikte ıslanalım mı?

Gökhan Özcan
 

şebboy

Üye
Katılım
7 May 2010
Mesajlar
42
Tepkime puanı
4
Puanları
8
Yaş
64
Konum
Marmaris
Adı
Ahmet Şebboy
HEP SENİ
Arıyorum içimde , hep o eski seni
Nedendir bilinmez , bulamıyorum .
O masum , o nemli , güzel gözleri
Artık hayalimde okşuyorum ,
Öptüğüm kokladığım gül kokulu teni .
Hiç bırakmadım , hala tutuyorum
Elimden ayrılmayan minik elleri
Kalbim böyle söylemiyor ,
Bu beynimin oyunu .
İçimde bir yerdesin ,
Senden ayrı hiç olur mu
İnan sensiz gitmez bu gemi .
Vazgeçmek yok arayacağım ,
Sonuna kadar hep seni !
HEP SENİ !
A.Şebboy.
 

Asi ve mavi

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
1,539
Tepkime puanı
33
Puanları
48
Konum
İstanbul
Adı
Didem
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR


Orhan Kemal'in güzel anısına


işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete


sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak


sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur


çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
anama sövmüş patron
ter döktüğüm gazetede
sıkmışım dişlerimi
ıslıkla söylemişim umutlarımı
susarak söylemişim
sıcak bir ev özlemişim
sıcak bir yemek
ve sıcacık bir yatakta
unutturan öpücükler
çıkmışım bir kavgadan
vurmuşum sokaklara


sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
dallarda insan iskeletleri


asacaklar aydemir'i
asacaklar gürcan'ı
belki başkalarını
pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
dökülüyor etlerim
sarı yapraklar gibi


asmak neyi kurtarır
sarı sarı yaprakları kuru dallara?
yolunmuş yaprakları
kırılmış dallarıyla
ne anlatır bir ağaç
hani rüzgâr
hani kuş
hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

asılmak sorun değil
asılmamak da değil
kimin kimi astığı
kimin kimi neden niçin astığı
budur işte asıl sorun!


sevdim gelin morunu
sevdim şiir morunu
moru sevdim tomurcukta
moru sevdim memede
ve öptüğüm dudakta
ama sevmedim, hayır
iğrendim insanoğlunun
yağlı ipte sallanan morluğundan!

neden böyle acılıyım
neden böyle ağrılı
neden niçin bu sokaklar böyle boş
niçin neden bu evler böyle dolu?
sokaklarla solur evler
sokaklarla atar nabzı
kentlerin
sokaksız kent
kentsiz ülke
kahkahanın yanıbaşı gözyaşı


işten çıktım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
karanlıkta akan bir su
gibi vurdum kendimi caddelere
hava leylâk
ve tomurcuk kokusu
havada köryoluna
havada suçsuz günahsız
gitme korkusu
ah desem
eriyecek demirleri bu korkuluğun
oh desem
tutuşacak soluğum

asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi
yaşatmaktır önemlisi
güzel yaşatmak
abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak


ah yavrum
ah güzelim
canım benim / sevdiceğim
bitanem
kısa sürdü bu yolculuk
n'eylersin ki sonu yok!
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

nerdeyim ben
nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz siz
kimsiniz?
ne söyler bu radyolar
gazeteler ne yazar
kim ölmüş uzaklarda
göçen kim dünyamızdan?


asmak neyi kurtarır
öldürmek neyi?
yolunmuş yaprakları
ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
söyler hangi güzelliği?

kökü burda
yüreğimde
yaprakları uzaklarda bir çınar
ıslık çala çala göçtü bir çınar
göçtü memet diye diye
şafak vakti bir çınar
silkeledi kuşlarını
güneşlerini:
«oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, memet,
memet!»

gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
üstümbaşım elim yüzüm gazete
vurmuşum sokaklara
vurmuşum karanlığa
uy anam anam
haziranda ölmek zor!


bu acılar
bu ağrılar
bu yürek
neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
bu geceler niçin böyle insansız
bu insanlar niçin böyle yarınsız
bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

kim bu korku
kim bu umut
ne adına
kim için?


«uyarına gelirse
tepemde bir de çınar»
demişti on yıl önce
demek ki on yıl sonra
demek ki sabah sabah
demek ki «manda gönü»
demek ki «şile bezi»
demek ki «yeşil biber»
bir de memet'in yüzü
bir de güzel istanbul
bir de «saman sarısı»
bir de özlem kırmızısı
demek ki göçtü usta
kaldı yürek sızısı
geride kalanlara


nerdeyim ben
nerdeyim?
kimsiniz siz
kimsiniz?


yıllar var ki ter içinde
taşıdım ben bu yükü
bıraktım acının alkışlarına
3 haziran '63'ü

bir kırmızı gül dalı
şimdi uzakta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
yatıyor oralarda
bir eski gömütlükte
yatıyor usta
bir kırmızı gül dalı
iğilmiş üzerine
okşar yanan alnını
bir kırmızı gül dalı
nâzım ustanın


gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
bir basın işçisiyim
elim yüzüm üstümbaşım gazete
geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
şuramda bir çalıkuşu ötüyor
uy anam anam
haziranda ölmek zor!



Hasan Hüseyin Korkmazgil
 

Asi ve mavi

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
1,539
Tepkime puanı
33
Puanları
48
Konum
İstanbul
Adı
Didem
Büyük usta Nazım Hikmet'in bugün ölüm yıldönümü. Kendisini saygı ve özlemle anıyorum.

YAŞAMAYA DAİR

1

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
bir sincap gibi meselâ,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
yani, bütün işin gücün yaşamak olacak.

Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani, o derecede, öylesine ki,
meselâ, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut, kocaman gözlüklerin,
beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
insanlar için ölebileceksin,
hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
hem de en güzel, en gerçek şeyin
yaşamak olduğunu bildiğin halde.

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, meselâ, zeytin dikeceksin,
hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
yaşamak, yani ağır bastığından.

1947

YAŞAMAYA DAİR

2


Diyelim ki, ağır ameliyatlık hastayız,
yani, beyaz masadan
bir daha kalkmamak ihtimali de var.
Duymamak mümkün değilse de biraz erken gitmenin kederini
biz yine de güleceğiz anlatılan Bektaşi fıkrasına,
hava yağmurlu mu, diye bakacağız pencereden,
yahut da yine sabırsızlıkla bekleyeceğiz
en son ajans haberlerini.

Diyelim ki, dövüşülmeye değer bir şeyler için,
diyelim ki, cephedeyiz.
Daha orda ilk hücumda, daha o gün
yüzükoyun kapaklanıp ölmek de mümkün.
Tuhaf bir hınçla bileceğiz bunu,
fakat yine de çıldırasıya merak edeceğiz
belki yıllarca sürecek olan savaşın sonunu.

Diyelim ki, hapisteyiz,
yaşımız da elliye yakın,
daha da on sekiz sene olsun açılmasına demir kapının.
Yine de dışarıyla beraber yaşayacağız,
insanları, hayvanları, kavgası ve rüzgârıyla
yani, duvarın arkasındaki dışarıyla.

Yani, nasıl ve nerde olursak olalım
hiç ölünmeyecekmiş gibi yaşanacak...

1948

YAŞAMAYA DAİR

3

Bu dünya soğuyacak,
yıldızların arasında bir yıldız,
hem de en ufacıklarından,
mavi kadifede bir yaldız zerresi yani,
yani, bu koskocaman dünyamız.

Bu dünya soğuyacak günün birinde,
hattâ bir buz yığını
yahut ölü bir bulut gibi de değil,
boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.

Şimdiden çekilecek acısı bunun,
duyulacak mahzunluğu şimdiden.
Böylesine sevilecek bu dünya
"Yaşadım" diyebilmen için...

Şubat 1948
 

Asi ve mavi

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
1,539
Tepkime puanı
33
Puanları
48
Konum
İstanbul
Adı
Didem
Memleketim, memleketim, memleketim,
ne kasketim kaldı senin ora işi
ne yollarını taşımış ayakkabım,
son mintanın da sırtımda paralandı çoktan,
Şile bezindendi.
Sen şimdi yalnız saçımın akında,
enfarktında yüreğimin,
alnımın çizgilerindesin memleketim,
memleketim,
memleketim...

Nâzım Hikmet
 

Murat BİLGE

Daimi Üye
Katılım
1 Haz 2010
Mesajlar
849
Tepkime puanı
30
Puanları
18
Konum
İstanbul/Eyüp
Adı
Murat BİLGE
(İsminin baş harfleri ile 8,5 Aylık kızıma Yazdığım doğaçlama)

BABADAN KIZINA

Benim canıma, kanıma, varlığıma anlam katan,
İçtiğim su, aldığım hava kadar gerekli,
Lâkin; kendi canımdan da öte,
Gelincik çiçeğim, mor menekşem, kırmızı gülüm.
Eser bahar yelleri, ılık ılık,
Ninniler söyler her bir ota, kuşa, böceğe,
Ağlar sanki, toprağın aşkından her bir yağmur tanesi,
Zanneder mi ki? Yanar kavrulur ama beklenen gelmez...

Bilemezsin içimdeki merağı,
Ey güzeller güzeli, dünya gözü ile görünen,
Yaradanın meleği, bu aciz kulun emaneti.
Zaman geçtikçe,
Artar sevgin... Ve artar endişem emanet olduğun gelir aklıma.

Bu kadar güzeldir işte,
İsminin anlamı.
Lâl olsun, söylemeyen diller,
Güzel, temiz, pak adını,
Eyy yaradanın ikramı, cennetin babaya müjdecisi...

Murat BİLGE
 

Asi ve mavi

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
1,539
Tepkime puanı
33
Puanları
48
Konum
İstanbul
Adı
Didem
YAĞMURLU DENİZ

Bırakın beni
Dışarda yağan yağmurlar alsın
Yanısıra yağan yağmurların
Kaldırımların dibinden dibinden
Mutludur denize doğru giden

O her gün oyuklarından yere iner
Yaprak yaprak merdiven bir ağacın
Biraz dudak boyar biraz taranır
Önünde içi yağmur dolu bir aynanın
Çıkar adımlarını yağmurlara bırakır

Açıklarda denizin üstünde yüzen
Yağmurlarlayım ben
Aşk yorgunu dinlenen

Necati Cumalı
 

Asi ve mavi

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
1,539
Tepkime puanı
33
Puanları
48
Konum
İstanbul
Adı
Didem
HER DİLDE TÜRKÜLERİN MERAMI BİR

Her dilde türkülerin meramı bir
Sıla, iki gözlü bir ev, bir gelin
Kovboyun dilinde yavuz bir at, bir kement
Doğuda, bizim çobanların dilinde
Taze ekmek, taze peynir

Mutlu olmak her vakit elimizdedir
Bütün istediğimiz bundan ibaret
Köylüye toprak, kovboya kement
Her şeyin başında, her şeyden önce
Hürriyet

Necati Cumalı
 

Hamdi

Admin
Site Admin
Katılım
29 Nis 2010
Mesajlar
22,259
Tepkime puanı
12,384
Puanları
113
Yaş
51
Konum
İstanbul
Adı
Hamdi TEKBIYIK
Kan Grubu
O Rh Negatif
(İsminin baş harfleri ile 8,5 Aylık kızıma Yazdığım doğaçlama)

BABADAN KIZINA

Benim canıma, kanıma, varlığıma anlam katan,
İçtiğim su, aldığım hava kadar gerekli,
Lâkin; kendi canımdan da öte,
Gelincik çiçeğim, mor menekşem, kırmızı gülüm.
Eser bahar yelleri, ılık ılık,
Ninniler söyler her bir ota, kuşa, böceğe,
Ağlar sanki, toprağın aşkından her bir yağmur tanesi,
Zanneder mi ki? Yanar kavrulur ama beklenen gelmez...

Bilemezsin içimdeki merağı,
Ey güzeller güzeli, dünya gözü ile görünen,
Yaradanın meleği, bu aciz kulun emaneti.
Zaman geçtikçe,
Artar sevgin... Ve artar endişem emanet olduğun gelir aklıma.

Bu kadar güzeldir işte,
İsminin anlamı.
Lâl olsun, söylemeyen diller,
Güzel, temiz, pak adını,
Eyy yaradanın ikramı, cennetin babaya müjdecisi...

Murat BİLGE
Bir babanım çocuğuna vereceği güzel ve anlamlı bir hediye :)