Sevgili dostum,
Mustafa abi benim yıllar önce tanışmış olmam gereken bir dostsun. Seni geç buldum çabuk kaybediyorum. Neredeyse 2 ay kaldı İstanbul'dan ayrılmama. Keşke çok daha öncelerden tanışmış olsaydık. Seni anlatacak kelimeler arıyorum aklıma bunlar geliyor; "çılgınsın, delisin ve bir o kadar da fedakar, dost canlısı ve olgunsun". Bu nasıl bir tanım böyle düşünen olabilir ama bence bu gerçekten de sihirli bir karışım. Kendim kadar deli birini bulduğum için çok ama çok mutluyum.

Senden öğreneceğim, seninle paylaşacağımız daha çok şey var. Sakın 2 ay sonra gidiyor kurtulacağım diye düşünme bu gidişin elbette bir dönüşü de olacak


Balık mevzuuna gelince Mustafa abi bu konudaki öğretmenimdir balığın tutulmasında büyük pay onundur.Diğer taraftan Hamdi balık kayanın altına kaçtığında müdahale edip bana yol göstermeseydi bu balık yakalanamazdı onun da avdaki hakkı çok büyüktür. Balığın yakalanmasında diğer pay sahipleri ise tabiri caizse beraber muhabbetin dibine vurduğumuz diğer dostlarım ve bu av için hayatlarını feda eden rahmetli tekelerdir
Gecenin tek üzücü olayı Çağatay kardeşimizin geçirdiğini duyduğumuz kazaydı ama kendisini de ayakta sapa sağlam çakı gibi gördük ve sevindik. Umarız başına bir daha böyle bir şey gelmez.
Avcı biraz acemi olunca yaşadığı heyecan da büyük oluyor sonra böyle çenesi düşüyor ( halbuki ne kadar sessiz sakin ağzı var dili yok bir adamımdır



). Kusura bakmayın balıksız kalmayın.
Sevgiler selamlar