E
Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.
Biz de cuma akşamı sahalardaydık. Fileto istavrit ile ilk yemli dişli denememizi yaptık 2 vuruş dışında hareket olmadı. Kalan yemler ile kedileri doyurduk gittiğimiz gibi döndük.... Raporunu yazmamıştık ilave etmiş olalım.Ben de cumartesi sahadaydım.
Gece 2'ye dek boru kurdu ile eşkina denedim, sıfır hasılat elde ettim.
Sırf değişiklik olsun ve keza alkolüme zil sesi tadı gelsin diye 2'den sonra izmarit takımını taktım.
10 izmarit, 3 ispari ve 1 istavrit ile geceyi kapadım.
İsparileri kedilere, istavriti de sabah suyuna kalan bir arkadaşa verdim. İzmaritler ise balık dondurucumda yerini aldılar.![]()
Küçücük balıkları alıkoyarsak, 5-10 metre derinliğe ağları bırakıp balıkların yumurtlaması için gerekli alanları vermezsek, denizi ve kıyılarını bildiğin çöplük gibi kullanırsak, akarsu dere kaynaklarını bozup doğal habitatı tahrip edersek tabikide avlayacak balık bulamayız. Sizce de normal değilmi. Burnumuzun dibindeki yunanistanın kıyılarından nasıl balık fışkırıp herkes ucuza deniz ürünleri tüketirken bizde neden bu kadar pahalıdır mesela. Her yanımızın deniz olmasına rağmen neden taa afrika kıyılarından balık avlıyoruz mesela. Her şeye rağmen gördüğünde ya arkadaşım almayın küçücük balıkları günahtır dediğin zaman sana diklenecek az daha devam etsen seninle kavga edecek bir topluluk var karşında. Bütün bunların ışığında durumunuz hiç anormal değildir inanın. Gayet normal olanı yaşıyoruz. Rastgelsin.güncel rapor. pendik. pazar günü öğlenden akşama dek, kırlangıç, olmazsa mezgit peşinde olta salladık durduk. doğru dürüst bir vuruş bile alamadık. bari bir iki kefal tutayım dedim, kefaller de tık demedi.
hemen her hafta gitmemize rağmen son bir senedir ne denizde ne gölde, bir iki turna, ufak tefek bir iki tatlısu levreği, bir iki kefal, ispari vesaire dışında doğru dürüst bir şey tutamadık. bu yaz iki üç kez eşkinaya gittik, onlardan da boş döndük. eskiden mutlaka bir iki tane tutardık.
harcadığımız zamana mı yanalım, boşa çıkan umutlarımıza mı yanalım bilemeden, "bir daha balığa gelenin" şeklinde başlayan cümlelerle oltalarımızı topladık. bir an şunların hepsini kırıp çöpe atayım da dedim ama nolur nolmaz belki bir ara balık dedikleri o canlılardan falan tutabiliriz diyerekten kendime mukayyet oldum.
oltalar şu an arabada duruyor gerçi, her an gidip kırabilirim de. bilmiyorum.