Latif Uğurluçimen
Aktif Üye
- Katılım
- 9 Haz 2011
- Mesajlar
- 359
- Tepkime puanı
- 12
- Puanları
- 18
- Adı
- Latif UĞURLUÇİMEN
Bu hafta sonu yine böyle evde geçti. Beyin cerrahı olan doçent arkadaşım son üç haftanın 10 gününü evde sırt üstü yatırarak geçirtti bana. Kalan zamanlarda fazla oturma, ayak da çok durma, bir şey taşıma, kaldırma tenkiti ve bir torba ilaç. Belimi incitmişim, gerçi o söylemese de yapma dediği her şeyi zaten yapamıyordum. Bu arada basit bir operasyon da geçirdim üzerine tam tuzu, biberi oldu.
Gidebildiğim son balık avı haziran ayının başıydı. O gün üç ekip yola çıktık bir ekip kıyıda surf ve at-çek yapacak, diğer iki ekip sürütme yapacaktı. İki gün olarak planladığımız etkinlik, emekli olan ve memleketine yerleşmeye karar veren Ali bey ve tayin sebebiyle aramızdan ayrılacak olan Erol bey için veda busesi olacaktı. Cuma günü gecesini bir daha görüşme imkânımızın az olacağını düşündüğüm dostlarımla sabahın ilk ışıklarına kadar sohbet ederek geçirdim.
Birinci Gün.
Sürütme yapmak için hazır olan iki bot seyir güvenliği için gerekli son kontroller yapıldıktan sonra gitmeye hazırdı. Açılmaya başladık deniz suyunun laciverte yakın rengi beni çok umutlandırmıştı. Ben ve kardeşim Ahmet ikili vobler takım sürütüyorduk Erol Bey oltasına sıkı sarılmış beraber olacağımız bu son av etkinliğimizin tadını çıkartıyordu. Sabahın serinliğinde termosumuzdaki sıcak çaydan içmeye karar verdiğimizde ilk vuruşu aldım. Ani bir tasma hareketiyle makineden boşalan misinaya, amreyajı kontrol ederek hâkim oldum. Mücadele benim açımdan zevkli ve zorluydu güçlü kafa darbeleri, derinlerde yer tutmaya çalışması sarıkuyruk (Seriola dumerili) olma ihtimalini güçlendiriyordu. Fakat farklı olan bir şey vardı ki, balıkları görünceye kadar çözemedim. Takımımda sürüttüğüm iki voblere birden balık binmişti. Birbirini çekerken hem kendilerini yormuşlar hem de beni yormuşlardı. Tahmin ettiğim gibi eş boyda iki sarıkuyruk’tu. Önde olanı kepçe mesafesinde su üstü yapmışken diğeri biraz daha mücadele etmek ister gibiydi. Video çeken kardeşim Ahmet ekrandan iki balık olduğunu fark edememiş olması belki normaldi ama arkamda kaldığı için kepçe elinde bekleyen Erol bey’inde bunu fark edemediğini de ben fark edememiştim. Erol Bey, geriden gelerek ani bir hareketle ilk balığı kepçeledi. Askıda kalan ikinci balığın misinayı kopararak derinlere dalmasını seyrettim. Olsun; sabahın erken saatinde limitimi doldurmamış, balık yakalamanın keyfiyle bir fincan sıcak çayı hak etmiştim.
Kopan takımı yenilememiş ve oltamı suya atmamıştım. Kaptanlık görevini ifa ederken çayımı yudumluyor keyif ediyordum. Bir süre sonra kardeşim Ahmet, ‘’ağabey aldı’’ diye seslenmesi benim gazı keserek uygun pozisyonu almam için gerekli uyarıydı. Benim takımım zaten suda değildi Erol Bey oltasını toplamış video çekimine başlamıştı. Uygun manevraları yaptıktan sonra kepçecilik görevini üstlenmiştim. Ahmet balığı iskeleden yanaştırmıştı. Fakat hala diri olan balık bir kez daha koştuktan sonra yine Ahmet’in becerikli manevrasıyla birkaç metre ileriden su üstü yapmıştı. Kepçeye aldığımız, sarıkuyruk ile aynı merada gezindiğini bildiğimiz ve sıkça birbiriyle karıştırılan genç bir akya (Lichia amia) olması bizi şaşırtmamıştı.
Erol Bey, en son sahneye çıkmış, oltasında mücadele ettiği balığın çok büyük olmadığını ''toplamayın oltalarınızı ben bunu kepçesiz alırım'' demesiyle yaklaşık 45 Cm. boyunda bir palamut’u bot’a alması bir olmuştu. Kahvaltı vakti gelmişti fikir birliği yaparak, kıyıda çayın ve sofranın da hazır olduğu teyidini alıp çıkmaya karar verdik. Kahvaltıdan sonra ben istirahat etmeye karar verip diğer arkadaşları yalnız gönderdim onlarda bir ıskarmoz (baraküda) yakalamışlar öğle üzeri çıktılar. Bütün öğleden sonra istirahat ve dost sohbetiyle geçti. Akşam deniz kenarında çadırımızın önüne kurduğumuz soframızda eksiğimiz hemen, hemen yoktu.
İkinci Gün.
Sabah erken çıkmıştık açılmaya başlamadan önce yakınımızda bulunan kayalıkların önünden sürütme yapmaya karar verdik. Kumsaldan balkon gibi uzanan ve önü birden derinleşen bu kayaların civarında birçok kez balık almıştık. En yakın geçtiğimiz mesafede, sürütme kamışlarımın yanında hep hazır bulundurduğum spin takımımı aldım. Kıyı şeridine doğru birkaç atış yapmıştım ki suyun üzerinde salınarak gelen lucky craft aurora black voblerime sataşan levreği tasmaladım. Bu benim o gün yakaladığım ilk ve son balık oldu. Bir gün önce balıkları aldığımız meraya doğru dönmeye karar verdik. Kararımızın doğru olduğunu Erol Bey ve kardeşim Ahmet’in birer akya yakalamasıyla anladık. Saat 8.30 civarı kahvaltı için çıkmaya karar verdik. Kıyıya yaklaştığımızda Ali bey’in at-çek yaptığını ve bir mücadele içerisinde olduğunu fark ettik. Kıyıya çıkarak yanına geldiğimizde, sonradan boyunu ve kilosunu ölçtüğümüz 79 Cm. boyunda 2930 Gr. Ağırlığında bir levreği henüz sudan çıkarmıştı. Bu Ali bey’in veda busesiydi. Yine dün olduğu gibi ben kahvaltıdan sonra çıkmadım. Çıkan ekiplerde eli boş dönünce dönüş hazırlıklarına başladık.
Kulanılan kamışlar:
Balzer matrix spin 75 2.70 cm. 30-75 atar
Tole big water 2.25 cm. 50-150 gr. atar
2 adet Balzer up-tıde 3.00 cm. 35-300 Gr. atar
Kullanılan makine:
Banax helicon 500G
Cormoran corbos 510 çıkrık
Ryobı cornelian 10000
Ryobı cornelian 12000
Kullanılan sahte yemler:
Lucky craft aurora black
Daiwa saltica çesitli boy ve renk
Strıke pro çeşitli boy ve renk
Rıver 2 sea çeşitli boy ve renk
Jacson çeşitli boy ve renk
Rapala magnum serisi
Yo-zuri tobimaru serisi
Balıkların boyları:
Sarıkuyruk 88 cm.
İlk iki akya 79 cm.
son akya 73 cm.
levrek 46 cm.
palamut 46 cm.
baraküda 46 cm.
Ali bey'in yakaladığı levrek 79 cm.
Gidebildiğim son balık avı haziran ayının başıydı. O gün üç ekip yola çıktık bir ekip kıyıda surf ve at-çek yapacak, diğer iki ekip sürütme yapacaktı. İki gün olarak planladığımız etkinlik, emekli olan ve memleketine yerleşmeye karar veren Ali bey ve tayin sebebiyle aramızdan ayrılacak olan Erol bey için veda busesi olacaktı. Cuma günü gecesini bir daha görüşme imkânımızın az olacağını düşündüğüm dostlarımla sabahın ilk ışıklarına kadar sohbet ederek geçirdim.
Birinci Gün.
Sürütme yapmak için hazır olan iki bot seyir güvenliği için gerekli son kontroller yapıldıktan sonra gitmeye hazırdı. Açılmaya başladık deniz suyunun laciverte yakın rengi beni çok umutlandırmıştı. Ben ve kardeşim Ahmet ikili vobler takım sürütüyorduk Erol Bey oltasına sıkı sarılmış beraber olacağımız bu son av etkinliğimizin tadını çıkartıyordu. Sabahın serinliğinde termosumuzdaki sıcak çaydan içmeye karar verdiğimizde ilk vuruşu aldım. Ani bir tasma hareketiyle makineden boşalan misinaya, amreyajı kontrol ederek hâkim oldum. Mücadele benim açımdan zevkli ve zorluydu güçlü kafa darbeleri, derinlerde yer tutmaya çalışması sarıkuyruk (Seriola dumerili) olma ihtimalini güçlendiriyordu. Fakat farklı olan bir şey vardı ki, balıkları görünceye kadar çözemedim. Takımımda sürüttüğüm iki voblere birden balık binmişti. Birbirini çekerken hem kendilerini yormuşlar hem de beni yormuşlardı. Tahmin ettiğim gibi eş boyda iki sarıkuyruk’tu. Önde olanı kepçe mesafesinde su üstü yapmışken diğeri biraz daha mücadele etmek ister gibiydi. Video çeken kardeşim Ahmet ekrandan iki balık olduğunu fark edememiş olması belki normaldi ama arkamda kaldığı için kepçe elinde bekleyen Erol bey’inde bunu fark edemediğini de ben fark edememiştim. Erol Bey, geriden gelerek ani bir hareketle ilk balığı kepçeledi. Askıda kalan ikinci balığın misinayı kopararak derinlere dalmasını seyrettim. Olsun; sabahın erken saatinde limitimi doldurmamış, balık yakalamanın keyfiyle bir fincan sıcak çayı hak etmiştim.
Kopan takımı yenilememiş ve oltamı suya atmamıştım. Kaptanlık görevini ifa ederken çayımı yudumluyor keyif ediyordum. Bir süre sonra kardeşim Ahmet, ‘’ağabey aldı’’ diye seslenmesi benim gazı keserek uygun pozisyonu almam için gerekli uyarıydı. Benim takımım zaten suda değildi Erol Bey oltasını toplamış video çekimine başlamıştı. Uygun manevraları yaptıktan sonra kepçecilik görevini üstlenmiştim. Ahmet balığı iskeleden yanaştırmıştı. Fakat hala diri olan balık bir kez daha koştuktan sonra yine Ahmet’in becerikli manevrasıyla birkaç metre ileriden su üstü yapmıştı. Kepçeye aldığımız, sarıkuyruk ile aynı merada gezindiğini bildiğimiz ve sıkça birbiriyle karıştırılan genç bir akya (Lichia amia) olması bizi şaşırtmamıştı.
Erol Bey, en son sahneye çıkmış, oltasında mücadele ettiği balığın çok büyük olmadığını ''toplamayın oltalarınızı ben bunu kepçesiz alırım'' demesiyle yaklaşık 45 Cm. boyunda bir palamut’u bot’a alması bir olmuştu. Kahvaltı vakti gelmişti fikir birliği yaparak, kıyıda çayın ve sofranın da hazır olduğu teyidini alıp çıkmaya karar verdik. Kahvaltıdan sonra ben istirahat etmeye karar verip diğer arkadaşları yalnız gönderdim onlarda bir ıskarmoz (baraküda) yakalamışlar öğle üzeri çıktılar. Bütün öğleden sonra istirahat ve dost sohbetiyle geçti. Akşam deniz kenarında çadırımızın önüne kurduğumuz soframızda eksiğimiz hemen, hemen yoktu.
İkinci Gün.
Sabah erken çıkmıştık açılmaya başlamadan önce yakınımızda bulunan kayalıkların önünden sürütme yapmaya karar verdik. Kumsaldan balkon gibi uzanan ve önü birden derinleşen bu kayaların civarında birçok kez balık almıştık. En yakın geçtiğimiz mesafede, sürütme kamışlarımın yanında hep hazır bulundurduğum spin takımımı aldım. Kıyı şeridine doğru birkaç atış yapmıştım ki suyun üzerinde salınarak gelen lucky craft aurora black voblerime sataşan levreği tasmaladım. Bu benim o gün yakaladığım ilk ve son balık oldu. Bir gün önce balıkları aldığımız meraya doğru dönmeye karar verdik. Kararımızın doğru olduğunu Erol Bey ve kardeşim Ahmet’in birer akya yakalamasıyla anladık. Saat 8.30 civarı kahvaltı için çıkmaya karar verdik. Kıyıya yaklaştığımızda Ali bey’in at-çek yaptığını ve bir mücadele içerisinde olduğunu fark ettik. Kıyıya çıkarak yanına geldiğimizde, sonradan boyunu ve kilosunu ölçtüğümüz 79 Cm. boyunda 2930 Gr. Ağırlığında bir levreği henüz sudan çıkarmıştı. Bu Ali bey’in veda busesiydi. Yine dün olduğu gibi ben kahvaltıdan sonra çıkmadım. Çıkan ekiplerde eli boş dönünce dönüş hazırlıklarına başladık.
Kulanılan kamışlar:
Balzer matrix spin 75 2.70 cm. 30-75 atar
Tole big water 2.25 cm. 50-150 gr. atar
2 adet Balzer up-tıde 3.00 cm. 35-300 Gr. atar
Kullanılan makine:
Banax helicon 500G
Cormoran corbos 510 çıkrık
Ryobı cornelian 10000
Ryobı cornelian 12000
Kullanılan sahte yemler:
Lucky craft aurora black
Daiwa saltica çesitli boy ve renk
Strıke pro çeşitli boy ve renk
Rıver 2 sea çeşitli boy ve renk
Jacson çeşitli boy ve renk
Rapala magnum serisi
Yo-zuri tobimaru serisi
Balıkların boyları:
Sarıkuyruk 88 cm.
İlk iki akya 79 cm.
son akya 73 cm.
levrek 46 cm.
palamut 46 cm.
baraküda 46 cm.
Ali bey'in yakaladığı levrek 79 cm.
Ekli dosyalar
-
78.2 KB Görüntüleme: 653
-
96.8 KB Görüntüleme: 760
-
78.1 KB Görüntüleme: 826
Moderatör tarafında düzenlendi:
