koxford
Yeni Üye
Değerli Baliksevdam.com üyeleri, huzurunuzda bazı sorular sormak, ardından bu sorulara ilişkin şahsımca makul cevapları beyan etmek, son olarak da kendimce aldığım bir kararı burada ilan etmek ve sizleri de benzer bir kararı vermeye ve kararınızı burada ilan etmeye davet etmek istiyorum.
Avlanan bir balık türü en az ne kadar büyüklükte iken alıkonmalıdır ve belli bir türden avladığımız balıkların alıkonabilecek maksimum miktarı ne olmalıdır? Bana göre, her iki sorunun cevabı da avladığımız türün sürdürülebilir avcılığı ile, yani türün yeterli popülasyonda devamı ile ilgilidir. Burada sorunun sadece ilk kısmıyla ilgileneceğim şimdilik.
Şimdi, sorunun ilk bölümünün, yani ‘Avlanan bir balık türü en az ne kadar büyüklükte ise alıkonmalıdır?’ sorusunun cevabının şu olduğu kanaatindeyim: Ancak ve ancak, üreme döngüsüne katkı yaptığından kesin olarak emin olabileceğimiz bir büyüklükte ise alıkonmalıdır. Bu kriteri şöyle bir örnekle açıklığa kavuşturabiliriz: Sözgelimi 6 kg ve 100 cm büyüklüğündeki bir balık, her amatör avcı için muhteşem bir av olacaktır, ama yakalanan balık cinsinin – varsayalım ki – ancak ve ancak, en az 20 kg ve 1,5 m büyüklükte iken üreme döngüsüne katkı yaptığından kesin emin olunabiliyorsa, o zaman bu 6 kg ve 100 cm’lik bireyin alıkonmaması gerekir.
Şimdi bu mülahazayı amatör levrek avcılığına uygulayalım (profesyonel avcılık daha bir başka ve dertli mevzu olduğundan ve bizler amatör/sportif avcı olduğumuzdan meseleyi sadece amatör/sportif avcılık bazında ele alıyorum): Varsayalım ki levreğin üreme döngüsüne kesin katkı yapmış olduğu büyüklük 30 cm olsun; o zaman 30 cm altındaki levrekleri kesinlikle alıkoymamamız gerekir. Eğer levreğin üreme döngüsüne kesin katkı yaptığından emin olabileceğimiz ölçü 40 cm ise, o zaman da 40 cm altındaki levrekleri kesinlikle alıkoymamamız gerekir.
O halde amatör levrek avcıları olarak yapmamız gereken şey, bizim sularımızda levreğin üreme döngüsüne kesin katkı yaptığından emin olabileceğimiz ölçüyü bulup öğrenmek ve bu ölçünün altında yakaladığımız levrekleri asla alıkoymamak, ve dahi ölçü altı levrekleri alıkoyanları medeni bir şekilde uyarmak ve onları aklı selime davet etmektir (tabi bu son söylediğimi Türkiye’de yapmaya kalkarsanız dayak yeme ihtimaliniz de vardır ve uyarma sorumluluğumuz ile dayak yeme ihtimalimizin iç içe geçmişliğinden müteşekkil bu durum ciddi bir ahlaki ikilemdir).
Efendim, dedik ki, bizim sularımızda levreğin en az hangi büyüklükte üreme döngüsüne kesin katkı yaptığını öğrenecek ve ona göre avlanacağız (şimdi levrek özelinde konuşuyorum ama söylediklerimin bütün türler için geçerli olduğu aşikar) . İşte kızılca kıyametin koptuğu yer! İnternette epeydir araştırmama rağmen bu konuda güvenilir, makul ölçüde kesin bir bilgiye ulaşamadım. Bu hususu, ilk fırsatta, doktora yaptığım Ege Üniversitesi’nde Su Ürünleri fakültesi’nden öğrenmeye çalışacağım (yalnız bu aralar kampüse uğramadığımı, gerekli bilgiyi edinmemin zaman alabileceğini belirteyim).
Şimdi, belki bazılarımız şöyle diyebilecek: “Yahu kardeşim, yakalayabileceğimiz levreğin en küçük boyutunu düşünmeye ne gerek var? Zaten amatör balık avcılığını düzenleyen tebliğde ölçü verilmiş.” Aklından bu düşünce geçecek olanlara, hiç kızmadan, ama beni dinlemelerini umarak, cevap vermeye çalışayım. Evet efendim, yasa koyucu levrek için bir minimum ölçü belirlemiş – 18 cm! Ben, bu ölçünün her tür bilimsellikten uzak olduğu gibi bir kanaate kapılmış durumdayım. Zira, yasa koyucunun yasaları ille de doğru koyması gerekmiyor. Bir yasa, basbayağı yanlış olabilir, adaletsiz olabilir. Elbette, burada yasaları takmayalım gibi bir mesaj vermek istemiyorum; yalnızca yasaları da en nihayetinde insanların koyduğunu, dolayısıyla onların da sorgulanabileceğini vurgulamak istiyorum. Hem, zaman zaman niçin değiştiriyoruz yasalarımızı? Onlarda bir eksik, bir kusur gördüğümüz için, onları adalete, doğruluğa, akla daha uygun kılmak için değil mi? Bunu yapmakla da, yasaların yanılabileceğini kabul etmiş olmuyor muyuz? Yani, bir şey salt yasal diye doğru olmak zorunda değil, değil mi? (Tekrar söylüyorum, niyetim kesinlikle yasaların otoritesini sarsmak değil - tersine, yasaya saygı bir nevi namustur benim için -, ama yasalar da sorgulanır; demokrasinin, insana değer vermenin gereğidir bu. Mesela yasa trolle avcılığa izin verir, biz de ‘Bu böyle olmaz efendim, şu şu şu gerekçelerden ötürü trol yasaklanmalı, yasa buna izin vermemeli’ deriz. Yasayı eşleştirir, yasa koyucuya duyarlılığımızı gerekçeleriyle bildiririz. En nihayetinde, yasa koyucunun ya bizim söylediklerimizi haklı gerekçelerle çürütmesini ya da haklı gerekçelerimize uygun yasa yapmasını umarız. Neyse, amacım lugat parçalamak falan da değil). Şimdi, bir şey salt yasal olduğu için doğru olmak zorunda olmadığına göre, yasa 18 cm ispendeğe izin veriyor diye 18 cm ispendeği alıkoymak problemsiz ve doğru olmak zorunda değil. Benim bütün bu kuşkum, 18 cm bir ispendeğin, üreme döngüsüne katkı yaptığına kesinlikle inanmamamdır. Fikrim odur ki, 18 cm’lik alıkonmuş bir ispendek, bir anlamda, 3 yaşında katledilmiş bir insan yavrusu gibidir.
Peki o zaman levrek avcılığında minimum ölçümüz ne olmalı? Dediğim gibi, bu sorunun cevabını vermek için ortaya attığım kriterin Türkiye için fiili karşılığını, yani Türkiye sularında en az kaç cm’lik bir levreğin üreme döngüsüne katkı yaptığından kesin olarak emin olunabileceğinin bilgisini, şimdilik, bulamadım. Ama bakın İrlandalılar ne yapıyor:
Resimdeki tabelada yazanların bir kısmının tercümesi şöyle: “Levrekler Yasa Trafından Korunmaktadır: Amatör/sportif balık avcısı başına günlük alıkonabilir balık sayısı limiti: 2, [Alıkonabilir levreğin minimum] büyüklük limiti: 40 cm, [Amatör Levrek avcılığı için] Yasak Dönem: 15 Mayıs – 15 Haziran … Levreklerimize ihtimam edelim.”
Bu tabela İrlanda Levrek Koruma Kanunu’nun (Irish Bass Protection Legislation) öngördüğü bazı hususları hatırlatıyor ki, aynı kanuna göre İrlanda’da ticari/profesyonel levrek avı tamamen yasaklanmış durumda (ama ticari balıkçılar kanunu delmek için bastırıyorlar!).
Her neyse… Şimdilik bulduğum referanslar içinde en tatmin edici görüneni olduğu için ve yukarıda zikrettiğim gerekçe ve ölçütlerden hareketle, yine şimdilik, İrlanda Levrek Koruma Kanunu’nun öngördüğü üzere, yakaladığım levrekler içerisinde 40 cm altında olanları alıkoymayacağımı, bu ölçü dahilinde günlük iki levrekten fazlasını da alıkoymayacağımı huzurlarınızda ilan ediyorum. Ayrıca, sizleri de benzer mülahazaları telakki etmeye davet ediyorum. Bunun dışında, eğer levreğin bizim ülkemizin koşullarında – atıyorum – 30 cm’de üreme döngüsüne kesin katkı yaptığından emin olunabiliyorsa limitimi buna göre aşağı çekeceğimi, ama eğer levrek bizin ülkemizin koşullarında ancak – gene atıyorum – 60 cm iken onun üreme döngüsüne kesin katkı yaptığından emin olunabiliyorsa limitimi gene buna göre yukarı çekeceğimi de yine huzurlarınızda ilan ediyorum.
Sevgili Balıksevdam.com üyeleri, hayatımın ilk levrek avını 16 Ağustos 2009’da gerçekleştirdim ve bu avı internette paylaştım. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık sürede, hem levrek avı ile ilgili değişik yöntemler denedim, hem de daha başka levrek avları yaptım ve bunları da internette paylaştım. Yaptığım levrek avlarında, hem 2 kg – 4 kg-üstü arası levrekler yakalayıp alıkoydum, hem de 22 cm’e kadar küçük ispendekler yakalayıp alıkoydum, hiçbir zaman 18 cm’nin, hatta 20 cm’nin altına düşmedim, 20 cm altındaki ispendekleri hep saldım (inanın takım çantamda metre ile gezerim ve buna dair forumumuza üye olan şahitlerim vardır)... Ama aklen ve vicdanen gördüm ki, 18 cm bir ölçü değildir, 20 cm bir ölçü değildir. Yakalayıp alıkoyduğum ispendekleri, belki biraz uzun sürmüş bir ilk heyecan olarak mazur görmenizi sizden rica ediyorum.
Bu tür bir kararı almak, ve dahi huzurlarınızda ilan etmek, bir süredir düşündüğüm bir şey idi. Aldığım kararı sizlerle paylaştığım için de çok mutluyum. Eğer düşünce çizgimde ve/veya aldığım kararda bir eksik, yanlış, hata görüyorsanız lütfen beni uyarınız. Bu kararı alıp burada ilan etmemde sayın Okan Bakır’ın “Moskovada Bir Gecede 50 Trofe” başlıklı yazısının da son derece olumlu bir etkide bulunduğunu, bana ihtiyacım olan kıvılcımı verdiğini belirtmek isterim.
Sevgili Baliksevdam.com üyeleri, sağlıkla, mutlulukla, sürdürülebilir çok keyifli avlarla kalınız ve rast gele!
Avlanan bir balık türü en az ne kadar büyüklükte iken alıkonmalıdır ve belli bir türden avladığımız balıkların alıkonabilecek maksimum miktarı ne olmalıdır? Bana göre, her iki sorunun cevabı da avladığımız türün sürdürülebilir avcılığı ile, yani türün yeterli popülasyonda devamı ile ilgilidir. Burada sorunun sadece ilk kısmıyla ilgileneceğim şimdilik.
Şimdi, sorunun ilk bölümünün, yani ‘Avlanan bir balık türü en az ne kadar büyüklükte ise alıkonmalıdır?’ sorusunun cevabının şu olduğu kanaatindeyim: Ancak ve ancak, üreme döngüsüne katkı yaptığından kesin olarak emin olabileceğimiz bir büyüklükte ise alıkonmalıdır. Bu kriteri şöyle bir örnekle açıklığa kavuşturabiliriz: Sözgelimi 6 kg ve 100 cm büyüklüğündeki bir balık, her amatör avcı için muhteşem bir av olacaktır, ama yakalanan balık cinsinin – varsayalım ki – ancak ve ancak, en az 20 kg ve 1,5 m büyüklükte iken üreme döngüsüne katkı yaptığından kesin emin olunabiliyorsa, o zaman bu 6 kg ve 100 cm’lik bireyin alıkonmaması gerekir.
Şimdi bu mülahazayı amatör levrek avcılığına uygulayalım (profesyonel avcılık daha bir başka ve dertli mevzu olduğundan ve bizler amatör/sportif avcı olduğumuzdan meseleyi sadece amatör/sportif avcılık bazında ele alıyorum): Varsayalım ki levreğin üreme döngüsüne kesin katkı yapmış olduğu büyüklük 30 cm olsun; o zaman 30 cm altındaki levrekleri kesinlikle alıkoymamamız gerekir. Eğer levreğin üreme döngüsüne kesin katkı yaptığından emin olabileceğimiz ölçü 40 cm ise, o zaman da 40 cm altındaki levrekleri kesinlikle alıkoymamamız gerekir.
O halde amatör levrek avcıları olarak yapmamız gereken şey, bizim sularımızda levreğin üreme döngüsüne kesin katkı yaptığından emin olabileceğimiz ölçüyü bulup öğrenmek ve bu ölçünün altında yakaladığımız levrekleri asla alıkoymamak, ve dahi ölçü altı levrekleri alıkoyanları medeni bir şekilde uyarmak ve onları aklı selime davet etmektir (tabi bu son söylediğimi Türkiye’de yapmaya kalkarsanız dayak yeme ihtimaliniz de vardır ve uyarma sorumluluğumuz ile dayak yeme ihtimalimizin iç içe geçmişliğinden müteşekkil bu durum ciddi bir ahlaki ikilemdir).
Efendim, dedik ki, bizim sularımızda levreğin en az hangi büyüklükte üreme döngüsüne kesin katkı yaptığını öğrenecek ve ona göre avlanacağız (şimdi levrek özelinde konuşuyorum ama söylediklerimin bütün türler için geçerli olduğu aşikar) . İşte kızılca kıyametin koptuğu yer! İnternette epeydir araştırmama rağmen bu konuda güvenilir, makul ölçüde kesin bir bilgiye ulaşamadım. Bu hususu, ilk fırsatta, doktora yaptığım Ege Üniversitesi’nde Su Ürünleri fakültesi’nden öğrenmeye çalışacağım (yalnız bu aralar kampüse uğramadığımı, gerekli bilgiyi edinmemin zaman alabileceğini belirteyim).
Şimdi, belki bazılarımız şöyle diyebilecek: “Yahu kardeşim, yakalayabileceğimiz levreğin en küçük boyutunu düşünmeye ne gerek var? Zaten amatör balık avcılığını düzenleyen tebliğde ölçü verilmiş.” Aklından bu düşünce geçecek olanlara, hiç kızmadan, ama beni dinlemelerini umarak, cevap vermeye çalışayım. Evet efendim, yasa koyucu levrek için bir minimum ölçü belirlemiş – 18 cm! Ben, bu ölçünün her tür bilimsellikten uzak olduğu gibi bir kanaate kapılmış durumdayım. Zira, yasa koyucunun yasaları ille de doğru koyması gerekmiyor. Bir yasa, basbayağı yanlış olabilir, adaletsiz olabilir. Elbette, burada yasaları takmayalım gibi bir mesaj vermek istemiyorum; yalnızca yasaları da en nihayetinde insanların koyduğunu, dolayısıyla onların da sorgulanabileceğini vurgulamak istiyorum. Hem, zaman zaman niçin değiştiriyoruz yasalarımızı? Onlarda bir eksik, bir kusur gördüğümüz için, onları adalete, doğruluğa, akla daha uygun kılmak için değil mi? Bunu yapmakla da, yasaların yanılabileceğini kabul etmiş olmuyor muyuz? Yani, bir şey salt yasal diye doğru olmak zorunda değil, değil mi? (Tekrar söylüyorum, niyetim kesinlikle yasaların otoritesini sarsmak değil - tersine, yasaya saygı bir nevi namustur benim için -, ama yasalar da sorgulanır; demokrasinin, insana değer vermenin gereğidir bu. Mesela yasa trolle avcılığa izin verir, biz de ‘Bu böyle olmaz efendim, şu şu şu gerekçelerden ötürü trol yasaklanmalı, yasa buna izin vermemeli’ deriz. Yasayı eşleştirir, yasa koyucuya duyarlılığımızı gerekçeleriyle bildiririz. En nihayetinde, yasa koyucunun ya bizim söylediklerimizi haklı gerekçelerle çürütmesini ya da haklı gerekçelerimize uygun yasa yapmasını umarız. Neyse, amacım lugat parçalamak falan da değil). Şimdi, bir şey salt yasal olduğu için doğru olmak zorunda olmadığına göre, yasa 18 cm ispendeğe izin veriyor diye 18 cm ispendeği alıkoymak problemsiz ve doğru olmak zorunda değil. Benim bütün bu kuşkum, 18 cm bir ispendeğin, üreme döngüsüne katkı yaptığına kesinlikle inanmamamdır. Fikrim odur ki, 18 cm’lik alıkonmuş bir ispendek, bir anlamda, 3 yaşında katledilmiş bir insan yavrusu gibidir.
Peki o zaman levrek avcılığında minimum ölçümüz ne olmalı? Dediğim gibi, bu sorunun cevabını vermek için ortaya attığım kriterin Türkiye için fiili karşılığını, yani Türkiye sularında en az kaç cm’lik bir levreğin üreme döngüsüne katkı yaptığından kesin olarak emin olunabileceğinin bilgisini, şimdilik, bulamadım. Ama bakın İrlandalılar ne yapıyor:
Resimdeki tabelada yazanların bir kısmının tercümesi şöyle: “Levrekler Yasa Trafından Korunmaktadır: Amatör/sportif balık avcısı başına günlük alıkonabilir balık sayısı limiti: 2, [Alıkonabilir levreğin minimum] büyüklük limiti: 40 cm, [Amatör Levrek avcılığı için] Yasak Dönem: 15 Mayıs – 15 Haziran … Levreklerimize ihtimam edelim.”
Bu tabela İrlanda Levrek Koruma Kanunu’nun (Irish Bass Protection Legislation) öngördüğü bazı hususları hatırlatıyor ki, aynı kanuna göre İrlanda’da ticari/profesyonel levrek avı tamamen yasaklanmış durumda (ama ticari balıkçılar kanunu delmek için bastırıyorlar!).
Her neyse… Şimdilik bulduğum referanslar içinde en tatmin edici görüneni olduğu için ve yukarıda zikrettiğim gerekçe ve ölçütlerden hareketle, yine şimdilik, İrlanda Levrek Koruma Kanunu’nun öngördüğü üzere, yakaladığım levrekler içerisinde 40 cm altında olanları alıkoymayacağımı, bu ölçü dahilinde günlük iki levrekten fazlasını da alıkoymayacağımı huzurlarınızda ilan ediyorum. Ayrıca, sizleri de benzer mülahazaları telakki etmeye davet ediyorum. Bunun dışında, eğer levreğin bizim ülkemizin koşullarında – atıyorum – 30 cm’de üreme döngüsüne kesin katkı yaptığından emin olunabiliyorsa limitimi buna göre aşağı çekeceğimi, ama eğer levrek bizin ülkemizin koşullarında ancak – gene atıyorum – 60 cm iken onun üreme döngüsüne kesin katkı yaptığından emin olunabiliyorsa limitimi gene buna göre yukarı çekeceğimi de yine huzurlarınızda ilan ediyorum.
Sevgili Balıksevdam.com üyeleri, hayatımın ilk levrek avını 16 Ağustos 2009’da gerçekleştirdim ve bu avı internette paylaştım. Aradan geçen yaklaşık bir yıllık sürede, hem levrek avı ile ilgili değişik yöntemler denedim, hem de daha başka levrek avları yaptım ve bunları da internette paylaştım. Yaptığım levrek avlarında, hem 2 kg – 4 kg-üstü arası levrekler yakalayıp alıkoydum, hem de 22 cm’e kadar küçük ispendekler yakalayıp alıkoydum, hiçbir zaman 18 cm’nin, hatta 20 cm’nin altına düşmedim, 20 cm altındaki ispendekleri hep saldım (inanın takım çantamda metre ile gezerim ve buna dair forumumuza üye olan şahitlerim vardır)... Ama aklen ve vicdanen gördüm ki, 18 cm bir ölçü değildir, 20 cm bir ölçü değildir. Yakalayıp alıkoyduğum ispendekleri, belki biraz uzun sürmüş bir ilk heyecan olarak mazur görmenizi sizden rica ediyorum.
Bu tür bir kararı almak, ve dahi huzurlarınızda ilan etmek, bir süredir düşündüğüm bir şey idi. Aldığım kararı sizlerle paylaştığım için de çok mutluyum. Eğer düşünce çizgimde ve/veya aldığım kararda bir eksik, yanlış, hata görüyorsanız lütfen beni uyarınız. Bu kararı alıp burada ilan etmemde sayın Okan Bakır’ın “Moskovada Bir Gecede 50 Trofe” başlıklı yazısının da son derece olumlu bir etkide bulunduğunu, bana ihtiyacım olan kıvılcımı verdiğini belirtmek isterim.
Sevgili Baliksevdam.com üyeleri, sağlıkla, mutlulukla, sürdürülebilir çok keyifli avlarla kalınız ve rast gele!


