- Katılım
- 29 Nis 2010
- Mesajlar
- 22,259
- Tepkime puanı
- 12,384
- Puanları
- 113
- Yaş
- 51
- Konum
- İstanbul
- Adı
- Hamdi TEKBIYIK
- Kan Grubu
- O Rh Negatif
Merhaba arkadaşlar,
Balıksız geçen İstanbul günlerinde İrfan’ın aldığı güzel levrekler iştahımı kabartmıştı
İrfan’ın daveti üzerine ani bir kararla balık avlağımızın rotasını Kuzenim Fatih ile Bursa’ya çevirdik.
Akşam yola çıktık saat 21:30 da Bursa’ya vardık. İrfan’la buluştuk. Önce Bursa’nın meşhur İskender’in den yedik.
Gece başlayıp sabaha kadar sürecek av için gerekli konuşmalarımızı yaptık. İrfan’ın önerdiği Şekilde takımlarımızı hazırlamış ve oltalarımızı getirmiştik.
İğne : Mustad 505 1 Numara
Fluorcarbon Misina : 0.40 beden 0.35 Köstek 3 iğneli takım.
Yem : Canlı Teke
Av yerimize gitmeden önce İrfan’ın meşhur VIP avlağını ziyaret ettik
Bize tutacağımız balığı yakından göstermek istediğini ve herkesi buraya getirmediğini söyledi 






Sonra avlağımıza doğru yola çıktık. Orada bizi Musa kaptan bekliyordu. Neşeli ve tecrübeli bir ağabeymiz di. Bir kontrol de onla yaptık malzemelerimizi tamamladık.
Sıra kullanacağımız yeme gelmişti. İzmir’den özel mamun getirtmişti İrfan. Fakat mamunlar aşırı sıcağa dayanamayıp ölmüşlerdi.
Zaten mamunu denemek için getirtmişti, esas yemimiz canlı teke idi. Teke ise çok nadir çıkıyordu. Gece 12:00 de limanda teke süzmeye başladık.
Musa kaptan ve İrfan tekeleri gece ışıkla tek tek kepçeye alıyorlar dı
Biz de kovaya bakarak, çoğalmaları için dua ediyorduk
Çünkü teke yok sa balık ta yok..!!




Bu sırada havanın yatması içinde dua ediyorduk. Kuzey Doğudan şiddetli rüzgar alıyorduk. Denizde önce emniyet şarttı..!! Havanın yatması gerekiyordu üç ayrı hava tahmin sitesinden kontrol etmiştim. Yine yanıldılar mı? diye düşünüyordum.
Gece 01:30’a kadar hemde teke süzdük, hem havanın yatmasını bekledik. Hava biraz daha sakinleşmişti. Hava tahminin biraz gecikmeyle de olsa sakinleşeceğini anladık.
Teknemize eşyalarımızı yerleştirdik, artık av bölgemize gitmek için hazırdık…


Gecenin karanlığın da limandan hareket ettik. Bir yandan limandan çıkınca denizin ne durumda olduğunu merak ediyordum. Limandan çıkınca havanın sıcak olduğunu ve denizin yatmaya başladığını görünce İrfan ile göz göze geldik ve ikimizin de yüzü gülüyordu. Çünkü hava tam istediğimiz gibi olacağını belli ediyordu..
Musa kaptan avlağa geldiğimiz de kerterezi aldı ve İrfan’a demir atmasını söyledi. Demiri suya salarken balığın olmasını arzuluyorduk. Demir atma işlemi tamamlandı, ve Rastgele diyerek oltalarımızı karanlık sulara yolladık…


Aradan yarım saat geçti geçmedi derken benim oltam birden aşağı doğru basmaya başladı.
Evet bu aradığımız "O" balıktı.. Çünkü mücadele ve kafa vuruşları, kalama istemesi "O" balığın işaretcisi idi…
Sakin sakin ve zevk alarak oltamı çektim, karanlık sudan beyaz heybeti ile Levrek kendini gösteri, Fatih hemen kepçeyle tekneye Levreği aldı. Hepimizin yüzünde gülümseme vardı..
Yine konsantre olduk ve güzelim Levrekleri beklemeye başladık. Aradan 15 dakika kadar az bir zaman daha geçti ki..!!
Benim olta yine aşağı doğru bastı, evet geliyordu ve bu diğerinden oldukça büyük olduğunu belli ediyordu. Kalamanın sesi gecenin karanlığında bize melodi gibi geliyordu. İrfan’a bu daha büyük dedim. Fatih kepçeyi hazırladı, zevkle balığı çekiyordum. İnanılmaz güzel bir mücadele vardı balıkla aramızda
Levrek kendini gösterdi ve kepçe ile tekneye aldık
Keyifler yerine gelmişti, çünkü deniz her zaman balık vermez di. Bu sefer yüzümüze güleceğini belli etmişti.
Bu işe en çok İrfan ve Musa kaptan seviniyordu. Misafirlerimizin balık tutması bizim için daha önemli diyorlardı. Sağolsunlar ellerinden geleni yapıyorlardı balık almamız için.
Ava devam ediyorduk fakat vuruş kesilmişti, aradan 1-2 saat geçti balık alamıyorduk. Merayı değiştirdik fakat orada da balık vuruşu olmadı, tekrar eski meraya döndük. İrfan av şeklini değişelim dedi, sabit avlanmayacaktık. Av yerimize tekrar döndük ve demir atmadık. İrfan küreklerin başına geçti ve sakin sakin kürek çekerek oltalarımızı dipte tutuyor ve yemleri gezdirerek avlanmaya başladık. İrfan’ın ve Musa kaptan’ın tecrübelerine güveniyorduk.
Ava devam ediyorduk ki..!! Musa kaptanın oltası suya basmaya başladı. Vuruşlardan ve oltanın halinden Levrek olduğu belli oluyordu. Derken kepçeyle Levreği tekneye aldık ve yüzümüz gülmeye başladı. Tabi ki umutlar da başladı
Aradan yarım saat geçti İrfan Fatih Fatih diye seslendi, Fatih oltaya asıldı ve Fatih için anlamı büyük olan ilk Levreğini tekneye aldı
Yavaş yavaş sabah oluyordu güneş doğmaya başlamıştı, İrfan bizlerin balık tutması için gayret gösteriyordu ve tutmuştuk ta. İrfan artık balık tutabilirdi
Derken onun kamışta aşağı doğru basmaya başladı ve o da balığı tekneye aldı. 



Emeğimize ulaşmıştık, Levrek avı için 300 Km gitmiştik hiç uyumadan sabaha kadar avlanmıştık. Sonucun da Levreği de yakalamıştık. Daha insan ne ister ki
Balığın kestiğine kanaat getirdik ve mutlulukla limana doğru yola çıktık. Yolda gecenin sonunda bize mutluluk veren Levrekler ile hatıra fotoğrafları çekildik.












Limana geldik eşyalarımızı yerleştirdik. Hepimiz uykusuzduk ama olsun balığı yakalamıştık, her şeyden önemliydi




Musa kaptanı evine bıraktık. Güzel bir kahvaltıyı hakkettiğimizi İrfan söyledi J Kahvaltımızı da yaptık, gecenin yorumunu aramızda konuştuk.

Artık İstanbul’a geri dönme zamanı gelmişti..İrfan’la vedalaştık ve İstanbul’a balıksız günlere geri döndük..

Buradan Levreklerin Efendisi
İrfan Kardeşime ve Musa kaptana Misafirperverliklerinden dolayı çok teşekkür ederiz. Emeklerinize sağlık, yüzünüzden gülümseme eksik olmasın 
Balıksız geçen İstanbul günlerinde İrfan’ın aldığı güzel levrekler iştahımı kabartmıştı
Akşam yola çıktık saat 21:30 da Bursa’ya vardık. İrfan’la buluştuk. Önce Bursa’nın meşhur İskender’in den yedik.
Gece başlayıp sabaha kadar sürecek av için gerekli konuşmalarımızı yaptık. İrfan’ın önerdiği Şekilde takımlarımızı hazırlamış ve oltalarımızı getirmiştik.
İğne : Mustad 505 1 Numara
Fluorcarbon Misina : 0.40 beden 0.35 Köstek 3 iğneli takım.
Yem : Canlı Teke
Av yerimize gitmeden önce İrfan’ın meşhur VIP avlağını ziyaret ettik






Sonra avlağımıza doğru yola çıktık. Orada bizi Musa kaptan bekliyordu. Neşeli ve tecrübeli bir ağabeymiz di. Bir kontrol de onla yaptık malzemelerimizi tamamladık.
Sıra kullanacağımız yeme gelmişti. İzmir’den özel mamun getirtmişti İrfan. Fakat mamunlar aşırı sıcağa dayanamayıp ölmüşlerdi.
Zaten mamunu denemek için getirtmişti, esas yemimiz canlı teke idi. Teke ise çok nadir çıkıyordu. Gece 12:00 de limanda teke süzmeye başladık.
Musa kaptan ve İrfan tekeleri gece ışıkla tek tek kepçeye alıyorlar dı




Bu sırada havanın yatması içinde dua ediyorduk. Kuzey Doğudan şiddetli rüzgar alıyorduk. Denizde önce emniyet şarttı..!! Havanın yatması gerekiyordu üç ayrı hava tahmin sitesinden kontrol etmiştim. Yine yanıldılar mı? diye düşünüyordum.
Gece 01:30’a kadar hemde teke süzdük, hem havanın yatmasını bekledik. Hava biraz daha sakinleşmişti. Hava tahminin biraz gecikmeyle de olsa sakinleşeceğini anladık.
Teknemize eşyalarımızı yerleştirdik, artık av bölgemize gitmek için hazırdık…


Gecenin karanlığın da limandan hareket ettik. Bir yandan limandan çıkınca denizin ne durumda olduğunu merak ediyordum. Limandan çıkınca havanın sıcak olduğunu ve denizin yatmaya başladığını görünce İrfan ile göz göze geldik ve ikimizin de yüzü gülüyordu. Çünkü hava tam istediğimiz gibi olacağını belli ediyordu..
Musa kaptan avlağa geldiğimiz de kerterezi aldı ve İrfan’a demir atmasını söyledi. Demiri suya salarken balığın olmasını arzuluyorduk. Demir atma işlemi tamamlandı, ve Rastgele diyerek oltalarımızı karanlık sulara yolladık…


Aradan yarım saat geçti geçmedi derken benim oltam birden aşağı doğru basmaya başladı.
Evet bu aradığımız "O" balıktı.. Çünkü mücadele ve kafa vuruşları, kalama istemesi "O" balığın işaretcisi idi…
Sakin sakin ve zevk alarak oltamı çektim, karanlık sudan beyaz heybeti ile Levrek kendini gösteri, Fatih hemen kepçeyle tekneye Levreği aldı. Hepimizin yüzünde gülümseme vardı..
Yine konsantre olduk ve güzelim Levrekleri beklemeye başladık. Aradan 15 dakika kadar az bir zaman daha geçti ki..!!
Benim olta yine aşağı doğru bastı, evet geliyordu ve bu diğerinden oldukça büyük olduğunu belli ediyordu. Kalamanın sesi gecenin karanlığında bize melodi gibi geliyordu. İrfan’a bu daha büyük dedim. Fatih kepçeyi hazırladı, zevkle balığı çekiyordum. İnanılmaz güzel bir mücadele vardı balıkla aramızda
Levrek kendini gösterdi ve kepçe ile tekneye aldık
Bu işe en çok İrfan ve Musa kaptan seviniyordu. Misafirlerimizin balık tutması bizim için daha önemli diyorlardı. Sağolsunlar ellerinden geleni yapıyorlardı balık almamız için.
Ava devam ediyorduk fakat vuruş kesilmişti, aradan 1-2 saat geçti balık alamıyorduk. Merayı değiştirdik fakat orada da balık vuruşu olmadı, tekrar eski meraya döndük. İrfan av şeklini değişelim dedi, sabit avlanmayacaktık. Av yerimize tekrar döndük ve demir atmadık. İrfan küreklerin başına geçti ve sakin sakin kürek çekerek oltalarımızı dipte tutuyor ve yemleri gezdirerek avlanmaya başladık. İrfan’ın ve Musa kaptan’ın tecrübelerine güveniyorduk.
Ava devam ediyorduk ki..!! Musa kaptanın oltası suya basmaya başladı. Vuruşlardan ve oltanın halinden Levrek olduğu belli oluyordu. Derken kepçeyle Levreği tekneye aldık ve yüzümüz gülmeye başladı. Tabi ki umutlar da başladı
Aradan yarım saat geçti İrfan Fatih Fatih diye seslendi, Fatih oltaya asıldı ve Fatih için anlamı büyük olan ilk Levreğini tekneye aldı
Yavaş yavaş sabah oluyordu güneş doğmaya başlamıştı, İrfan bizlerin balık tutması için gayret gösteriyordu ve tutmuştuk ta. İrfan artık balık tutabilirdi



Emeğimize ulaşmıştık, Levrek avı için 300 Km gitmiştik hiç uyumadan sabaha kadar avlanmıştık. Sonucun da Levreği de yakalamıştık. Daha insan ne ister ki
Balığın kestiğine kanaat getirdik ve mutlulukla limana doğru yola çıktık. Yolda gecenin sonunda bize mutluluk veren Levrekler ile hatıra fotoğrafları çekildik.












Limana geldik eşyalarımızı yerleştirdik. Hepimiz uykusuzduk ama olsun balığı yakalamıştık, her şeyden önemliydi




Musa kaptanı evine bıraktık. Güzel bir kahvaltıyı hakkettiğimizi İrfan söyledi J Kahvaltımızı da yaptık, gecenin yorumunu aramızda konuştuk.

Artık İstanbul’a geri dönme zamanı gelmişti..İrfan’la vedalaştık ve İstanbul’a balıksız günlere geri döndük..

Buradan Levreklerin Efendisi
Moderatör tarafında düzenlendi:
