Şimdi çoğunluk İstanbul'dan olunca balıkların sadece Boğaz geçişiyle ilgileniyoruz herhalde. Ben bildiklerimi yazayım, yanlışımı görenler düzeltsin.
Lüfer türünün yaşayacağı asgari sıcaklık 13 derecedir, haliyle havalar soğumaya başlayınca balığın davranışında değişiklikler görülüyor. İçgüdüsel olarak yaklaşan kışa hazırlık için lüferin kıyılara doğru bir dikey göç sergiler. Bu yüzden Karadeniz'de sürüleşme eğilimi ile birlikte yalıya inip bolca beslenerek yağ rezervlerini artırırlar. Sonbaharla birlikte lüferin lezzetlenmesinin nedeni budur. Ağustos-Eylül öncesi avlanan lüfere bu yüzden koruk (olmamış, ham) lüferi denir. Bu 13 dereceyi öğrendiğimden bu yana lüferin kaç derece deniz suyu sıcaklığında av vermeye başladığını gözlemlediğimde hep 17-18 derece ile verimli avların başladığını gördüm. 17-18 derece deniz suyu sıcaklığı, lüferin yatay göçü için alarm zili gibi. Yaz uzadığında zamanı biraz daha sarkıyor, bu sene gibi doğru düzgün yaz yaşamadığımız dönemlerde deniz suyu sıcaklığı normallerin altındayken bu süreç biraz daha erken başlıyor. Küresel ısınmanın bu zamanlamalara etkisi de ortada. Karadeniz suları göç için gerekli sıcaklıklara düşmediği zaman, balığın göç etmediğini görebiliriz. Eskiden Boğaz'da Aralık ayında sarıkanat, lüfer keserken, artık yıl boyunca av veriyor küresel ısınmanın etkisiyle. 2-3 derecelik bir sıcaklık farkı çok şeyi değiştiriyor. Bazen palamut normal göç zamanlarında sular sıcak diye Boğaz ağzından gerisin geri Sinop'a kadar dönebiliyor.
Kimi kaynaklarda Rusça kökenli olarak verilen Rumca kökenli Anavaşya yukarı çıkış, Katavaşya ise aşağı iniş anlamında. Hep karıştırıp dururdum sonunda şöyle bir yol buldum; çıkış noktalarından hareketle A ile başlayan Anavaşya Akdeniz'den Karadeniz'e, K ile başlayan Katavaşya ise Karadeniz'den Akdeniz'e göçü ifade ettiğinden ilk harf hangi denizden geldiklerini hatırlatıyor.
Bu arada Boğaz akıntıları ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda Akdeniz suyunun Karadeniz'e ulaşmadığı, en son Paşabahçe Yeniköy arasında akıntı sistemleri sayesinde tamamıyla Karadeniz suyu ile karıştığını okumuştum. Karadenizdeki balığın göç alışkanlıklarını bu yüzden Boğazlara giren Akdeniz akıntısı ile bağdaştırmak pek mümkün değil gibi.
Not: İtalyancası olan var mı? Bir şeylere bakınırken 1917 tarihli İtalyanca bir dergide, ton balıklarının Marmara ve Karadeniz göçleri hakkında haliyle İtalyanca bir yazı buldum. Çok kısıtlı bir şekilde sökebiliyorum yazının içeriğini ancak Levant bölgesiyle ilgili epey bir bilgi içeriyor.