Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Kano ile jigging - spinning - lrf

B

BS Okuru

Misafir
Şanslısınız… Aradığım ikinci el bir olta makinesini bulabilmek umuduyla, ben de yakın zamanda foruma kayıt olmuştum. Makineyi bulamadım ama arada foruma bakar oldum, sizin sorunuzu görünce de kayıtsız kalamadım. Bir kitaba sığacak bir konuyu kısaca nasıl anlatırım bilmiyorum ama, deneyelim bakalım…

Kendimi tanıtayım önce. Türkiye’de tatlı su ve denizde, “tüm olta balıkçılığı disiplinlerinde” kayak oltacılığını uygulayan ilk olta balıkçılarından, belki de ilk iki kişiden biriyim. İlk kimdir derseniz kıymetli dostum, ustam Bahadır ÇAPAR’dır. Ben 2008 yılından bu yana kayak oltacılığı yapmaktayım. Adana’daki pek çok baraj gölü başta olmak üzere, Kayseri Yamula Barajı’na kadar pek çok Tatlısu gölünde ve Adana Yumurtalık sahillerinden Hatay Samandağ sahillerine ve açıklarına kadar Doğu Akdeniz’de balık peşinde toplamda 2000 km.ye yakın kürek çektim bu güne değin. Sorunuzun odağını oluşturan dikey sürütme (jigging), at-çek ve sırtı(trolling) disiplinlerinde avlanıyorum. Açık konuşmak gerekirse Türkiye’de kayak oltacılığını ustam ve benim dışımda uzun soluklu sürdürebilen, bu konuda uzmanlaşacak deneyime erişebilen bir başkasıyla tanışmadım. Umuyorum vardır. İnternet ortamından takip edebildiğim kadarıyla bir hevesle bu işe girişip, kısa zamanda (çeşitli sebeplerle) vazgeçen bir avuç insan var sadece.

Konuya gelelim… Peşinen söyleyeyim! Güvenli değil, devrilebilir… vs. gibi yorumlara derhal kulağınızı kapatın! Okumayın, duymayın! Deniz kayağına hiç binmemiş insanların kuruntusu bu. Ben bunca yıl, bunca kilometre, iki kere fırtınada kalmama rağmen – ki birinde kıyıdan 8 kilometre, ikincide 3.5 kilometre açıktaydım – hiç devrilmedim. Bir kere bile! Ustam sadece bir kez devrildi, onda da denizde değil baraj gölündeydi, iç suların dalgası denizden tehlikelidir. Kıyıdan 12 kilometre açıkta avlandığım oldu, Hatay açıklarında 250 metre derinliklere gittim devrilmedim, ölmedim, işte burada size bunları canlı kanlı yazıyorum…Hiç tehlikesi yok anlamayın tabii ki, denizde uyulması gereken kurallara kesin riayet etmeli, hava durumu siteleriyle yakın akraba olmalı, acil durumda kol gücünüzle gittiğiniz yerden döneceğinizi bilerek kendinizi, limitlerinizi, denizi iyi tanımalısınız.

Diğer yandan sağlıklı ve iyi bir fiziki kondisyonda olmanız da şarttır. Çok güçlü olmanız gerekmez, ben mesela 36 yaşında 1.78 boyunda 70’li kilolarda ortalama bir fiziğe sahibim. Asıl güçlü olmanız gereken psikolojik dayanıklılıktır. Kolay yılan, pes eden bir karakteriniz varsa hemen vaz geçin! Ama bir kere “ben oraya gidecek, sağ salim de döneceğim” derseniz bu iş olur. İlk uzun seferimin ( 24 satte 63 km.) sonlarında yorgunluktan kısa süreli, saniyelik bir baygınlık geçirip kusmuş, yine de kendimi zorlayarak gezimi tamamlayabilmiştim. Ki normal bir av gününüzde yapacağız yol azami 20 – 30 kilometre, vücut alıştığında çok kolay geliyor, ilk birkaç seferiniz zorlar sadece.

Diğer yandan son derece etkin bir av aracıdır. Tam bir oynak canavarıdır! Kofana, akya ve hatta orkinos oynaklarına on metre mesafeye kadar ürkütmeden sokulabilirsiniz. Zira kayağın su kesimi yoktur, yani su altında kalan kısmı yok gibidir. Birkaç metre kalana kadar balık orda olduğunuzu görmez bile. Çok defa balığın nazlı zamanlarında iş olsun diye sahteyi kovalayan balıklarla göz göze gelirsiniz. Saf saf size bir bakınır geri dönerler. Eğer fırtına çıpası kullanmayı ve akıntıda sürüklenme hızınızı yavaşlatmayı öğrenirseniz dikey sürütmede de ( jigging) son derece etkindir.

Şimdi… Çok yanlış bir yerdesiniz. Hemen geri adım atın! Daha “kayak nedir” i bilmeden “kayak oltacılığı nedir” e geçmeyin. Olta takımları en son iş.

Öncelikle deniz kayağı tek kişilik bir teknedir. Suya çıkabileceğiniz en küçük, en hafif, en pratik teknedir. Yani sonuç itibarı ile bir “teknedir”. Öyleyse motorlu bir fiber tekneyle denize açılacak kişi hangi yeterliliklere sahip olmalıysa siz de mutlaka bu yeterliliklere tabisiniz demektir.

1- İyi derecede yüzme bilmelisiniz.

2- Temel seviyede ilk yardım ve hayatta kalma teknikleri bilmelisiniz.

3- Yer yarılsa gök delinse farketmez; üzerinizde üstün kalitede bir can yeleğiniz, tam teşekküllü ve su geçirmez kılıflı bir ecza çantanız, diğer teknelerin sizi görebileceği ufakta olsa bir çakar ve flamanız, yedekte on metre düzgün dürülmüş sağlam ipiniz, size balık tutarkende muhakkak lazım olacak bir fırtına çıpanız (Drag net ve ya paraşütte derler), yedekte 3 litre suyunuz, su geçirmez kafa lambanız ve feneriniz, yedek pilleri, ufak bir dürbününüz, bir düdük muhakkak yanınızda bulunacak!

4- Temel seviyede denizcilik bilmelisiniz. ( Deniz ve hava durumu, deniz trafiği… gibi değişkenlere göre rota belirleme, kerteriz alma, acil durumlarda mevkinizi bildirebilme, düğümler… vb.)

5- O gün avlanacağınız mera hakkında genel bilgi sahibi olmalısınız.( Hakim rüzgar yönü nedir, hangi saatte ne yönden eser, dip yapısı nasıldır, çok kuvvetli dip akıntılarına tabii midir, acil durumlarda kendimi atabileceğim korunaklı kıyıları, koyları var mıdır… gibi.)

6- Eğer kışın av yapacaksanız mutlaka Yelkencilerin kullandığı tipten bir kuru kıyafet (dry suit) içinize içlik, ayrıca hafif su serpintilerine dayanıklı bir rüzgar ceketi alacaksınız.

7- Sıcak aylarda iyi bir sandalet, keten hafif bir pantolon, mutlaka uzun kollu ince bir gömlek, muhakkak çepeçevre siperlikli bir şapka yeterlidir. Sakın ha şort, tişört giyip çıkmayın! Güneş canınıza okur! Tecrübeyle sabittir.

Şimdi bunların hepsini yaptıktan sonra aldığınız kayağa gelelim. Özelliklerine göre ben size hangi derinliklerde, ne tür avlar yapmanıza uygundur söylerim. Marka ve ya modeli nedir. Uzunluğu, en geniş noktasında genişliği, sudan yüksekliği (deck height) nedir? İçine oturulan (sit inside) tiptemi yoksa üzerine binilen tiptemi (sit on top)? Baş altı ve kokpitte bulunması gereken iki adet gözün (hatch) kapakları su geçirmez özellikte mi?



Görüşmek üzere…
 

Spinlevrek

Daimi Üye
Katılım
16 Ara 2012
Mesajlar
646
Tepkime puanı
610
Puanları
93
Yaş
53
Konum
Fethiye, Isparta
Adı
İbrahim
Kan Grubu
A Rh Pozitif
Şanslısınız… Aradığım ikinci el bir olta makinesini bulabilmek umuduyla, ben de yakın zamanda foruma kayıt olmuştum. Makineyi bulamadım ama arada foruma bakar oldum, sizin sorunuzu görünce de kayıtsız kalamadım. Bir kitaba sığacak bir konuyu kısaca nasıl anlatırım bilmiyorum ama, deneyelim bakalım…

Kendimi tanıtayım önce. Türkiye’de tatlı su ve denizde, “tüm olta balıkçılığı disiplinlerinde” kayak oltacılığını uygulayan ilk olta balıkçılarından, belki de ilk iki kişiden biriyim. İlk kimdir derseniz kıymetli dostum, ustam Bahadır ÇAPAR’dır. Ben 2008 yılından bu yana kayak oltacılığı yapmaktayım. Adana’daki pek çok baraj gölü başta olmak üzere, Kayseri Yamula Barajı’na kadar pek çok Tatlısu gölünde ve Adana Yumurtalık sahillerinden Hatay Samandağ sahillerine ve açıklarına kadar Doğu Akdeniz’de balık peşinde toplamda 2000 km.ye yakın kürek çektim bu güne değin. Sorunuzun odağını oluşturan dikey sürütme (jigging), at-çek ve sırtı(trolling) disiplinlerinde avlanıyorum. Açık konuşmak gerekirse Türkiye’de kayak oltacılığını ustam ve benim dışımda uzun soluklu sürdürebilen, bu konuda uzmanlaşacak deneyime erişebilen bir başkasıyla tanışmadım. Umuyorum vardır. İnternet ortamından takip edebildiğim kadarıyla bir hevesle bu işe girişip, kısa zamanda (çeşitli sebeplerle) vazgeçen bir avuç insan var sadece.

Konuya gelelim… Peşinen söyleyeyim! Güvenli değil, devrilebilir… vs. gibi yorumlara derhal kulağınızı kapatın! Okumayın, duymayın! Deniz kayağına hiç binmemiş insanların kuruntusu bu. Ben bunca yıl, bunca kilometre, iki kere fırtınada kalmama rağmen – ki birinde kıyıdan 8 kilometre, ikincide 3.5 kilometre açıktaydım – hiç devrilmedim. Bir kere bile! Ustam sadece bir kez devrildi, onda da denizde değil baraj gölündeydi, iç suların dalgası denizden tehlikelidir. Kıyıdan 12 kilometre açıkta avlandığım oldu, Hatay açıklarında 250 metre derinliklere gittim devrilmedim, ölmedim, işte burada size bunları canlı kanlı yazıyorum…Hiç tehlikesi yok anlamayın tabii ki, denizde uyulması gereken kurallara kesin riayet etmeli, hava durumu siteleriyle yakın akraba olmalı, acil durumda kol gücünüzle gittiğiniz yerden döneceğinizi bilerek kendinizi, limitlerinizi, denizi iyi tanımalısınız.

Diğer yandan sağlıklı ve iyi bir fiziki kondisyonda olmanız da şarttır. Çok güçlü olmanız gerekmez, ben mesela 36 yaşında 1.78 boyunda 70’li kilolarda ortalama bir fiziğe sahibim. Asıl güçlü olmanız gereken psikolojik dayanıklılıktır. Kolay yılan, pes eden bir karakteriniz varsa hemen vaz geçin! Ama bir kere “ben oraya gidecek, sağ salim de döneceğim” derseniz bu iş olur. İlk uzun seferimin ( 24 satte 63 km.) sonlarında yorgunluktan kısa süreli, saniyelik bir baygınlık geçirip kusmuş, yine de kendimi zorlayarak gezimi tamamlayabilmiştim. Ki normal bir av gününüzde yapacağız yol azami 20 – 30 kilometre, vücut alıştığında çok kolay geliyor, ilk birkaç seferiniz zorlar sadece.

Diğer yandan son derece etkin bir av aracıdır. Tam bir oynak canavarıdır! Kofana, akya ve hatta orkinos oynaklarına on metre mesafeye kadar ürkütmeden sokulabilirsiniz. Zira kayağın su kesimi yoktur, yani su altında kalan kısmı yok gibidir. Birkaç metre kalana kadar balık orda olduğunuzu görmez bile. Çok defa balığın nazlı zamanlarında iş olsun diye sahteyi kovalayan balıklarla göz göze gelirsiniz. Saf saf size bir bakınır geri dönerler. Eğer fırtına çıpası kullanmayı ve akıntıda sürüklenme hızınızı yavaşlatmayı öğrenirseniz dikey sürütmede de ( jigging) son derece etkindir.

Şimdi… Çok yanlış bir yerdesiniz. Hemen geri adım atın! Daha “kayak nedir” i bilmeden “kayak oltacılığı nedir” e geçmeyin. Olta takımları en son iş.

Öncelikle deniz kayağı tek kişilik bir teknedir. Suya çıkabileceğiniz en küçük, en hafif, en pratik teknedir. Yani sonuç itibarı ile bir “teknedir”. Öyleyse motorlu bir fiber tekneyle denize açılacak kişi hangi yeterliliklere sahip olmalıysa siz de mutlaka bu yeterliliklere tabisiniz demektir.

1- İyi derecede yüzme bilmelisiniz.

2- Temel seviyede ilk yardım ve hayatta kalma teknikleri bilmelisiniz.

3- Yer yarılsa gök delinse farketmez; üzerinizde üstün kalitede bir can yeleğiniz, tam teşekküllü ve su geçirmez kılıflı bir ecza çantanız, diğer teknelerin sizi görebileceği ufakta olsa bir çakar ve flamanız, yedekte on metre düzgün dürülmüş sağlam ipiniz, size balık tutarkende muhakkak lazım olacak bir fırtına çıpanız (Drag net ve ya paraşütte derler), yedekte 3 litre suyunuz, su geçirmez kafa lambanız ve feneriniz, yedek pilleri, ufak bir dürbününüz, bir düdük muhakkak yanınızda bulunacak!

4- Temel seviyede denizcilik bilmelisiniz. ( Deniz ve hava durumu, deniz trafiği… gibi değişkenlere göre rota belirleme, kerteriz alma, acil durumlarda mevkinizi bildirebilme, düğümler… vb.)

5- O gün avlanacağınız mera hakkında genel bilgi sahibi olmalısınız.( Hakim rüzgar yönü nedir, hangi saatte ne yönden eser, dip yapısı nasıldır, çok kuvvetli dip akıntılarına tabii midir, acil durumlarda kendimi atabileceğim korunaklı kıyıları, koyları var mıdır… gibi.)

6- Eğer kışın av yapacaksanız mutlaka Yelkencilerin kullandığı tipten bir kuru kıyafet (dry suit) içinize içlik, ayrıca hafif su serpintilerine dayanıklı bir rüzgar ceketi alacaksınız.

7- Sıcak aylarda iyi bir sandalet, keten hafif bir pantolon, mutlaka uzun kollu ince bir gömlek, muhakkak çepeçevre siperlikli bir şapka yeterlidir. Sakın ha şort, tişört giyip çıkmayın! Güneş canınıza okur! Tecrübeyle sabittir.

Şimdi bunların hepsini yaptıktan sonra aldığınız kayağa gelelim. Özelliklerine göre ben size hangi derinliklerde, ne tür avlar yapmanıza uygundur söylerim. Marka ve ya modeli nedir. Uzunluğu, en geniş noktasında genişliği, sudan yüksekliği (deck height) nedir? İçine oturulan (sit inside) tiptemi yoksa üzerine binilen tiptemi (sit on top)? Baş altı ve kokpitte bulunması gereken iki adet gözün (hatch) kapakları su geçirmez özellikte mi?



Görüşmek üzere…
Sevgili Salih merhaba,

Ben konuya cevap yazarken, sen de bu uzun makaleyi ele almışsın. Gerçekten çok bilgilendirici olmuş. Ben açıkçası yazmaya üşendim. Genç arkadaşımıza telefonla irtibatı önerdim. Sizin değerli açıklamalarınızın yanında benim de tecrübe ettiğim bazı hususlar var. Ben kıyıdan çok uzaklaşmıyorum. Daha çok hafif jiglerle ve jighead li silikonlarla çalışıyorum. Kanodan balıkçılık çok zevkli. Türkiye de sizin gibi kanodan balık tutanlar olduğunu öğrenmek beni de çok sevindirdi. Rasgele
 

arrow

Yeni Üye
Katılım
10 Şub 2016
Mesajlar
16
Tepkime puanı
20
Puanları
3
Yaş
35
Konum
Ankara- Antalya
Adı
Erkan Arda Abacı
Kan Grubu
B Rh Pozitif
Şanslısınız… Aradığım ikinci el bir olta makinesini bulabilmek umuduyla, ben de yakın zamanda foruma kayıt olmuştum. Makineyi bulamadım ama arada foruma bakar oldum, sizin sorunuzu görünce de kayıtsız kalamadım. Bir kitaba sığacak bir konuyu kısaca nasıl anlatırım bilmiyorum ama, deneyelim bakalım…

Kendimi tanıtayım önce. Türkiye’de tatlı su ve denizde, “tüm olta balıkçılığı disiplinlerinde” kayak oltacılığını uygulayan ilk olta balıkçılarından, belki de ilk iki kişiden biriyim. İlk kimdir derseniz kıymetli dostum, ustam Bahadır ÇAPAR’dır. Ben 2008 yılından bu yana kayak oltacılığı yapmaktayım. Adana’daki pek çok baraj gölü başta olmak üzere, Kayseri Yamula Barajı’na kadar pek çok Tatlısu gölünde ve Adana Yumurtalık sahillerinden Hatay Samandağ sahillerine ve açıklarına kadar Doğu Akdeniz’de balık peşinde toplamda 2000 km.ye yakın kürek çektim bu güne değin. Sorunuzun odağını oluşturan dikey sürütme (jigging), at-çek ve sırtı(trolling) disiplinlerinde avlanıyorum. Açık konuşmak gerekirse Türkiye’de kayak oltacılığını ustam ve benim dışımda uzun soluklu sürdürebilen, bu konuda uzmanlaşacak deneyime erişebilen bir başkasıyla tanışmadım. Umuyorum vardır. İnternet ortamından takip edebildiğim kadarıyla bir hevesle bu işe girişip, kısa zamanda (çeşitli sebeplerle) vazgeçen bir avuç insan var sadece.

Konuya gelelim… Peşinen söyleyeyim! Güvenli değil, devrilebilir… vs. gibi yorumlara derhal kulağınızı kapatın! Okumayın, duymayın! Deniz kayağına hiç binmemiş insanların kuruntusu bu. Ben bunca yıl, bunca kilometre, iki kere fırtınada kalmama rağmen – ki birinde kıyıdan 8 kilometre, ikincide 3.5 kilometre açıktaydım – hiç devrilmedim. Bir kere bile! Ustam sadece bir kez devrildi, onda da denizde değil baraj gölündeydi, iç suların dalgası denizden tehlikelidir. Kıyıdan 12 kilometre açıkta avlandığım oldu, Hatay açıklarında 250 metre derinliklere gittim devrilmedim, ölmedim, işte burada size bunları canlı kanlı yazıyorum…Hiç tehlikesi yok anlamayın tabii ki, denizde uyulması gereken kurallara kesin riayet etmeli, hava durumu siteleriyle yakın akraba olmalı, acil durumda kol gücünüzle gittiğiniz yerden döneceğinizi bilerek kendinizi, limitlerinizi, denizi iyi tanımalısınız.

Diğer yandan sağlıklı ve iyi bir fiziki kondisyonda olmanız da şarttır. Çok güçlü olmanız gerekmez, ben mesela 36 yaşında 1.78 boyunda 70’li kilolarda ortalama bir fiziğe sahibim. Asıl güçlü olmanız gereken psikolojik dayanıklılıktır. Kolay yılan, pes eden bir karakteriniz varsa hemen vaz geçin! Ama bir kere “ben oraya gidecek, sağ salim de döneceğim” derseniz bu iş olur. İlk uzun seferimin ( 24 satte 63 km.) sonlarında yorgunluktan kısa süreli, saniyelik bir baygınlık geçirip kusmuş, yine de kendimi zorlayarak gezimi tamamlayabilmiştim. Ki normal bir av gününüzde yapacağız yol azami 20 – 30 kilometre, vücut alıştığında çok kolay geliyor, ilk birkaç seferiniz zorlar sadece.

Diğer yandan son derece etkin bir av aracıdır. Tam bir oynak canavarıdır! Kofana, akya ve hatta orkinos oynaklarına on metre mesafeye kadar ürkütmeden sokulabilirsiniz. Zira kayağın su kesimi yoktur, yani su altında kalan kısmı yok gibidir. Birkaç metre kalana kadar balık orda olduğunuzu görmez bile. Çok defa balığın nazlı zamanlarında iş olsun diye sahteyi kovalayan balıklarla göz göze gelirsiniz. Saf saf size bir bakınır geri dönerler. Eğer fırtına çıpası kullanmayı ve akıntıda sürüklenme hızınızı yavaşlatmayı öğrenirseniz dikey sürütmede de ( jigging) son derece etkindir.

Şimdi… Çok yanlış bir yerdesiniz. Hemen geri adım atın! Daha “kayak nedir” i bilmeden “kayak oltacılığı nedir” e geçmeyin. Olta takımları en son iş.

Öncelikle deniz kayağı tek kişilik bir teknedir. Suya çıkabileceğiniz en küçük, en hafif, en pratik teknedir. Yani sonuç itibarı ile bir “teknedir”. Öyleyse motorlu bir fiber tekneyle denize açılacak kişi hangi yeterliliklere sahip olmalıysa siz de mutlaka bu yeterliliklere tabisiniz demektir.

1- İyi derecede yüzme bilmelisiniz.

2- Temel seviyede ilk yardım ve hayatta kalma teknikleri bilmelisiniz.

3- Yer yarılsa gök delinse farketmez; üzerinizde üstün kalitede bir can yeleğiniz, tam teşekküllü ve su geçirmez kılıflı bir ecza çantanız, diğer teknelerin sizi görebileceği ufakta olsa bir çakar ve flamanız, yedekte on metre düzgün dürülmüş sağlam ipiniz, size balık tutarkende muhakkak lazım olacak bir fırtına çıpanız (Drag net ve ya paraşütte derler), yedekte 3 litre suyunuz, su geçirmez kafa lambanız ve feneriniz, yedek pilleri, ufak bir dürbününüz, bir düdük muhakkak yanınızda bulunacak!

4- Temel seviyede denizcilik bilmelisiniz. ( Deniz ve hava durumu, deniz trafiği… gibi değişkenlere göre rota belirleme, kerteriz alma, acil durumlarda mevkinizi bildirebilme, düğümler… vb.)

5- O gün avlanacağınız mera hakkında genel bilgi sahibi olmalısınız.( Hakim rüzgar yönü nedir, hangi saatte ne yönden eser, dip yapısı nasıldır, çok kuvvetli dip akıntılarına tabii midir, acil durumlarda kendimi atabileceğim korunaklı kıyıları, koyları var mıdır… gibi.)

6- Eğer kışın av yapacaksanız mutlaka Yelkencilerin kullandığı tipten bir kuru kıyafet (dry suit) içinize içlik, ayrıca hafif su serpintilerine dayanıklı bir rüzgar ceketi alacaksınız.

7- Sıcak aylarda iyi bir sandalet, keten hafif bir pantolon, mutlaka uzun kollu ince bir gömlek, muhakkak çepeçevre siperlikli bir şapka yeterlidir. Sakın ha şort, tişört giyip çıkmayın! Güneş canınıza okur! Tecrübeyle sabittir.

Şimdi bunların hepsini yaptıktan sonra aldığınız kayağa gelelim. Özelliklerine göre ben size hangi derinliklerde, ne tür avlar yapmanıza uygundur söylerim. Marka ve ya modeli nedir. Uzunluğu, en geniş noktasında genişliği, sudan yüksekliği (deck height) nedir? İçine oturulan (sit inside) tiptemi yoksa üzerine binilen tiptemi (sit on top)? Baş altı ve kokpitte bulunması gereken iki adet gözün (hatch) kapakları su geçirmez özellikte mi?



Görüşmek üzere…
ilginiz için ne kadar teşekkür etsem azdır...eminim daha paylaşacak çok tecrübeniz vardır bu konuda.Şimdi sizin yazdıklarınızı okuyunca biraz aceleye mi getirdim acaba kanoyu diye tedirgin olmadım desem yalan olur,Türkiye'de kano ile balıkçılığa dair tatmin edici yol gösterici pek bilgi bulamadığımdan biraz körleme,biraz ihtiyaçları göz önünde bulundurarak Point65 Tequila GTX Angler Tandem aldım.
 

arrow

Yeni Üye
Katılım
10 Şub 2016
Mesajlar
16
Tepkime puanı
20
Puanları
3
Yaş
35
Konum
Ankara- Antalya
Adı
Erkan Arda Abacı
Kan Grubu
B Rh Pozitif
Sevgili Erkan,
Ben Kano ile bir kaç yıldır balık tutuyorum. Bu yaz kanoyu, hafif jigging ve spinning e uygun olarak tasarlayacağım (kamış yuvası, buzluk vs.). Sorduğun konulara verilecek cevaplarım var. Fakat yazmak uzun olur. İstersen özelden telefonumu verebilirim. Ben Isparta SDÜ de öğretim üyesiyim. Tek başına kano ile denize açılmak ve balık tutmak biraz tehlikeli. İki üç kişilik bir ekip hem eğlenceli hem de güvenli olacaktır. Bu sebeple, bir kano ekibi kurmak en öncelikli amaçlarımdan birisi.
çok teşekkür ederim özelden yazıyorum :)
 
B

BS Okuru

Misafir
Sevgili Salih merhaba,

Ben konuya cevap yazarken, sen de bu uzun makaleyi ele almışsın. Gerçekten çok bilgilendirici olmuş. Ben açıkçası yazmaya üşendim. Genç arkadaşımıza telefonla irtibatı önerdim. Sizin değerli açıklamalarınızın yanında benim de tecrübe ettiğim bazı hususlar var. Ben kıyıdan çok uzaklaşmıyorum. Daha çok hafif jiglerle ve jighead li silikonlarla çalışıyorum. Kanodan balıkçılık çok zevkli. Türkiye de sizin gibi kanodan balık tutanlar olduğunu öğrenmek beni de çok sevindirdi. Rasgele
Merhaba Beyefendi; bu şahane su vasıtasına gönül vermiş başkalarının olduğunu bilmek çok sevindirici. Maalesef memleketimizin çok kötü hastalıkları var; peşin hükümle karar vermek ve bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak. Biz kendi cemiyetimizde bir türlü bu ıslanma ve devrilme korkusunu kırıp bu güzel uğraşıyı yaygınlaştıramadık. Daha bir süre de emelimize ulaşabilecek gibi değiliz... yazık tabii...

Diğer yandan oltacılık bir bütündür. Elde edilen balığın ne kadar büyük olduğu gibi konular genelde olgunlaşmamış kişilerin kuruntusudur. Siz yaptığınız avcılıktan memnunsanız, mutlu oluyorsanız, ne derinlikte, ne kadar uzakta, ne kadar çok ve ya büyük balık tuttuğunuzun ne önemi kalır. Önemli olan yaptığınız avcılıktan keyif duymanız.
 
B

BS Okuru

Misafir
ilginiz için ne kadar teşekkür etsem azdır...eminim daha paylaşacak çok tecrübeniz vardır bu konuda.Şimdi sizin yazdıklarınızı okuyunca biraz aceleye mi getirdim acaba kanoyu diye tedirgin olmadım desem yalan olur,Türkiye'de kano ile balıkçılığa dair tatmin edici yol gösterici pek bilgi bulamadığımdan biraz körleme,biraz ihtiyaçları göz önünde bulundurarak Point65 Tequila GTX Angler Tandem aldım.
İşin aslı biraz aceleye getirmişsiniz. Hevesiniz kursağınızda kalsın istemiyorum ancak deniz şartlarında teknenin rigiditesi çok önemli bir faktör. Bu parçalı kayaklar taşıma kolaylığı yönünden ne kadar sevimli görünüyorsa da firmanın kendisi bile dalga performansını %50 gibi düşük bir oranda göstermiş. Diğer yetersizlikleri ufak modifikasyonlarla aşılır ama bu çok parçalı yapı hakkında kesin bir kanaat belirtemeyeceğim. Denemek lazım da diyemiyorum zira hem para veriyorsunuz bu alete, hem de canınızı emanet ederek denize açılacaksınız. Eğer imkan varsa iade etmeyi ve daha uygun bir model arayışını tavsiye edebilirim.
 
B

BS Okuru

Misafir
Heveskar birinin hevesini kırmak işime gelmedi. Biraz interneti araştırıp memlekette bulunabilen modellere göz gezdirdim.

Birincisi benim kullandığım kayaklar Wilderness Systems marka Tarpon 100 ve 140 modelleri. Bunları Türkiye'ye ilk getirenler de biziz. Tabii biz uluslar arası taşıma ve gümrük masraflarıyla beraber o günün parasıyla epey pahalıya maletmiştik. Sonradan bizim vesilemizle İstanbul'da Orofin firması iki ve ya üç ufak parti getirdi ki bu partilerin çoğunu da kulüp kurmak hayaliyle ustam aldı. Onun filoda yanlışım yoksa 6 ve ya 7 Tarpon 160 kayak var. Hala getiriyor mu, elerinde var mı bilmiyorum ama bulabilirseniz Tarpon 120 ya da 140 modelini şiddetle tavsiye ederim.

Hobie kayak markasının güzel modelleri var, ege tarafında katamaran işi yapan birisi getiriyormuş ama fiyatlar yakıyor, pek yanaşılmaz.

İnternette bulabildiğim yegane adam gibi marka Rotomod (RTM). Fiyatları da makul görünüyor. Eğer aldığınızı iade etme imkanınız varsa bu marka üzerinden bir model tavsiyesi verebilirim. Bir Fransız firmasıdır. Bu konuda da tecrübelidir.

Point 65 çok iyi müsabaka kayakları, güzel tur-gezi (Touring) kayakları yapan bir firma. Balıkçılık gibi diğer dallarda tecrübesi pek yok.
 

arrow

Yeni Üye
Katılım
10 Şub 2016
Mesajlar
16
Tepkime puanı
20
Puanları
3
Yaş
35
Konum
Ankara- Antalya
Adı
Erkan Arda Abacı
Kan Grubu
B Rh Pozitif
Heveskar birinin hevesini kırmak işime gelmedi. Biraz interneti araştırıp memlekette bulunabilen modellere göz gezdirdim.

Birincisi benim kullandığım kayaklar Wilderness Systems marka Tarpon 100 ve 140 modelleri. Bunları Türkiye'ye ilk getirenler de biziz. Tabii biz uluslar arası taşıma ve gümrük masraflarıyla beraber o günün parasıyla epey pahalıya maletmiştik. Sonradan bizim vesilemizle İstanbul'da Orofin firması iki ve ya üç ufak parti getirdi ki bu partilerin çoğunu da kulüp kurmak hayaliyle ustam aldı. Onun filoda yanlışım yoksa 6 ve ya 7 Tarpon 160 kayak var. Hala getiriyor mu, elerinde var mı bilmiyorum ama bulabilirseniz Tarpon 120 ya da 140 modelini şiddetle tavsiye ederim.

Hobie kayak markasının güzel modelleri var, ege tarafında katamaran işi yapan birisi getiriyormuş ama fiyatlar yakıyor, pek yanaşılmaz.

İnternette bulabildiğim yegane adam gibi marka Rotomod (RTM). Fiyatları da makul görünüyor. Eğer aldığınızı iade etme imkanınız varsa bu marka üzerinden bir model tavsiyesi verebilirim. Bir Fransız firmasıdır. Bu konuda da tecrübelidir.

Point 65 çok iyi müsabaka kayakları, güzel tur-gezi (Touring) kayakları yapan bir firma. Balıkçılık gibi diğer dallarda tecrübesi pek yok.
k.largo luxe modeli aklıma yatmıştı daha önce ancak aklıma takılan 2 noktayı çözemiyorum. Birincisi aracımın uzunluğu 4 metre iken bu kanoyu nasıl taşıyacağım,ikincisi evimde nereye koyacağım :)
 
B

BS Okuru

Misafir
Güzel bir kayağa benziyor, dalga yarma kabiliyeti bizim Tarponlardan biraz daha zayıf görünüyor burun yapısına bakarak, ancak daha stabil olacaktır tahminimce. Genişliği denge açısından yeterli, zaten daha genişleri hem yavaş oluyor hemde istikametini (traking) koruyamıyor. Daha kısa kayak düşünmeyin, Zira kayak ne kadar uzun olursa sürat, rotada kalma, dalga yarma kabiliyeti o kadar artar. Kolaylıkla taşıyabileceğiniz, cüssenize uyacak olabilen en uzun boyu tercih etmek esastır.

Araba konusuna pek takılmayın. Önden, arkadan biraz taşarsada birşey olmaz. Uygun şekilde dört noktadan bağladığınızda sıkıntı kalmaz. Babamı da götürdüğüm bir iç anadolu seferinde çektiğim fotoğrafı paylaşıyorum. Görebileceğiniz üzere iki kayak yüklediğim halde git gel 700 km. civarını bulan yolculuğumuzda hiç bir sorun olmadı.

Koyacak yer konusu elbette bir sorun. Ancak bu konuda 4.20 boyunda takriben 200 kiloluk bir fiber teknenin sahibine göre çok daha ferah olacağınız garanti:) Çare bulursunuz. Örnek vereyim; ustam beş katlı bir apartmanın teras katında oturuyordu ve çok uzun bir süre tekne römorklarının çıkrığından uydurduğu basit bir vinç ve çelik halatla indirip çıkardı kayaklarını! Olmaz diye birşey yok...
Bağlama noktaları.jpg2.jpg
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Spinlevrek

Daimi Üye
Katılım
16 Ara 2012
Mesajlar
646
Tepkime puanı
610
Puanları
93
Yaş
53
Konum
Fethiye, Isparta
Adı
İbrahim
Kan Grubu
A Rh Pozitif
Güzel bir kayağa benziyor, dalga yarma kabiliyeti bizim Tarponlardan biraz daha zayıf görünüyor burun yapısına bakarak, ancak daha stabil olacaktır tahminimce. Genişliği denge açısından yeterli, zaten daha genişleri hem yavaş oluyor hemde istikametini (traking) koruyamıyor. Daha kısa kayak düşünmeyin, Zira kayak ne kadar uzun olursa sürat, rotada kalma, dalga yarma kabiliyeti o kadar artar. Kolaylıkla taşıyabileceğiniz, cüssenize uyacak olabilen en uzun boyu tercih etmek esastır.

Araba konusuna pek takılmayın. Önden, arkadan biraz taşarsada birşey olmaz. Uygun şekilde dört noktadan bağladığınızda sıkıntı kalmaz. Babamı da götürdüğüm bir iç anadolu seferinde çektiğim fotoğrafı paylaşıyorum. Görebileceğiniz üzere iki kayak yüklediğim halde git gel 700 km. civarını bulan yolculuğumuzda hiç bir sorun olmadı.

Koyacak yer konusu elbette bir sorun. Ancak bu konuda 4.20 boyunda takriben 200 kiloluk bir fiber teknenin sahibine göre çok daha ferah olacağınız garanti:) Çare bulursunuz. Örnek vereyim; ustam beş katlı bir apartmanın teras katında oturuyordu ve çok uzun bir süre tekne römorklarının çıkrığından uydurduğu basit bir vinç ve çelik halatla indirip çıkardı kayaklarını! Olmaz diye birşey yok...
Ekli dosyayı görüntüle 33116Ekli dosyayı görüntüle 33117
Bilgilendirici mesajınız için teşekkürler. Ben Point 65 Parçalı kullanıyorum. Ben de çok araştırarak karar vermiştim. Daha amatörce düşünenler için taşıma kolaylığı sağlayan ve başlangıç için yeterli bir kano olduğu kanaatindeyim. Haklısınız "Discovery Chanel" da bugünlerde yayınlanan "Pasifik Savaşçıları" nda olduğu gibi, bir kullanımı mümkün değil. Ama kıyıdan çok açılmadıkça ve Devlet Meteoroloji web sitesiyle senkronize biçimde çalışıldığında, Point iki parçalı kano bizim gibi amatörlerin işini görebilir. Bu vesileyle, kanodan tuttuğunuz balıkların paylaşımlarını ve yeni tecrübelerinizi bekliyoruz...