B
BS Okuru
Misafir
Şanslısınız… Aradığım ikinci el bir olta makinesini bulabilmek umuduyla, ben de yakın zamanda foruma kayıt olmuştum. Makineyi bulamadım ama arada foruma bakar oldum, sizin sorunuzu görünce de kayıtsız kalamadım. Bir kitaba sığacak bir konuyu kısaca nasıl anlatırım bilmiyorum ama, deneyelim bakalım…
Kendimi tanıtayım önce. Türkiye’de tatlı su ve denizde, “tüm olta balıkçılığı disiplinlerinde” kayak oltacılığını uygulayan ilk olta balıkçılarından, belki de ilk iki kişiden biriyim. İlk kimdir derseniz kıymetli dostum, ustam Bahadır ÇAPAR’dır. Ben 2008 yılından bu yana kayak oltacılığı yapmaktayım. Adana’daki pek çok baraj gölü başta olmak üzere, Kayseri Yamula Barajı’na kadar pek çok Tatlısu gölünde ve Adana Yumurtalık sahillerinden Hatay Samandağ sahillerine ve açıklarına kadar Doğu Akdeniz’de balık peşinde toplamda 2000 km.ye yakın kürek çektim bu güne değin. Sorunuzun odağını oluşturan dikey sürütme (jigging), at-çek ve sırtı(trolling) disiplinlerinde avlanıyorum. Açık konuşmak gerekirse Türkiye’de kayak oltacılığını ustam ve benim dışımda uzun soluklu sürdürebilen, bu konuda uzmanlaşacak deneyime erişebilen bir başkasıyla tanışmadım. Umuyorum vardır. İnternet ortamından takip edebildiğim kadarıyla bir hevesle bu işe girişip, kısa zamanda (çeşitli sebeplerle) vazgeçen bir avuç insan var sadece.
Konuya gelelim… Peşinen söyleyeyim! Güvenli değil, devrilebilir… vs. gibi yorumlara derhal kulağınızı kapatın! Okumayın, duymayın! Deniz kayağına hiç binmemiş insanların kuruntusu bu. Ben bunca yıl, bunca kilometre, iki kere fırtınada kalmama rağmen – ki birinde kıyıdan 8 kilometre, ikincide 3.5 kilometre açıktaydım – hiç devrilmedim. Bir kere bile! Ustam sadece bir kez devrildi, onda da denizde değil baraj gölündeydi, iç suların dalgası denizden tehlikelidir. Kıyıdan 12 kilometre açıkta avlandığım oldu, Hatay açıklarında 250 metre derinliklere gittim devrilmedim, ölmedim, işte burada size bunları canlı kanlı yazıyorum…Hiç tehlikesi yok anlamayın tabii ki, denizde uyulması gereken kurallara kesin riayet etmeli, hava durumu siteleriyle yakın akraba olmalı, acil durumda kol gücünüzle gittiğiniz yerden döneceğinizi bilerek kendinizi, limitlerinizi, denizi iyi tanımalısınız.
Diğer yandan sağlıklı ve iyi bir fiziki kondisyonda olmanız da şarttır. Çok güçlü olmanız gerekmez, ben mesela 36 yaşında 1.78 boyunda 70’li kilolarda ortalama bir fiziğe sahibim. Asıl güçlü olmanız gereken psikolojik dayanıklılıktır. Kolay yılan, pes eden bir karakteriniz varsa hemen vaz geçin! Ama bir kere “ben oraya gidecek, sağ salim de döneceğim” derseniz bu iş olur. İlk uzun seferimin ( 24 satte 63 km.) sonlarında yorgunluktan kısa süreli, saniyelik bir baygınlık geçirip kusmuş, yine de kendimi zorlayarak gezimi tamamlayabilmiştim. Ki normal bir av gününüzde yapacağız yol azami 20 – 30 kilometre, vücut alıştığında çok kolay geliyor, ilk birkaç seferiniz zorlar sadece.
Diğer yandan son derece etkin bir av aracıdır. Tam bir oynak canavarıdır! Kofana, akya ve hatta orkinos oynaklarına on metre mesafeye kadar ürkütmeden sokulabilirsiniz. Zira kayağın su kesimi yoktur, yani su altında kalan kısmı yok gibidir. Birkaç metre kalana kadar balık orda olduğunuzu görmez bile. Çok defa balığın nazlı zamanlarında iş olsun diye sahteyi kovalayan balıklarla göz göze gelirsiniz. Saf saf size bir bakınır geri dönerler. Eğer fırtına çıpası kullanmayı ve akıntıda sürüklenme hızınızı yavaşlatmayı öğrenirseniz dikey sürütmede de ( jigging) son derece etkindir.
Şimdi… Çok yanlış bir yerdesiniz. Hemen geri adım atın! Daha “kayak nedir” i bilmeden “kayak oltacılığı nedir” e geçmeyin. Olta takımları en son iş.
Öncelikle deniz kayağı tek kişilik bir teknedir. Suya çıkabileceğiniz en küçük, en hafif, en pratik teknedir. Yani sonuç itibarı ile bir “teknedir”. Öyleyse motorlu bir fiber tekneyle denize açılacak kişi hangi yeterliliklere sahip olmalıysa siz de mutlaka bu yeterliliklere tabisiniz demektir.
1- İyi derecede yüzme bilmelisiniz.
2- Temel seviyede ilk yardım ve hayatta kalma teknikleri bilmelisiniz.
3- Yer yarılsa gök delinse farketmez; üzerinizde üstün kalitede bir can yeleğiniz, tam teşekküllü ve su geçirmez kılıflı bir ecza çantanız, diğer teknelerin sizi görebileceği ufakta olsa bir çakar ve flamanız, yedekte on metre düzgün dürülmüş sağlam ipiniz, size balık tutarkende muhakkak lazım olacak bir fırtına çıpanız (Drag net ve ya paraşütte derler), yedekte 3 litre suyunuz, su geçirmez kafa lambanız ve feneriniz, yedek pilleri, ufak bir dürbününüz, bir düdük muhakkak yanınızda bulunacak!
4- Temel seviyede denizcilik bilmelisiniz. ( Deniz ve hava durumu, deniz trafiği… gibi değişkenlere göre rota belirleme, kerteriz alma, acil durumlarda mevkinizi bildirebilme, düğümler… vb.)
5- O gün avlanacağınız mera hakkında genel bilgi sahibi olmalısınız.( Hakim rüzgar yönü nedir, hangi saatte ne yönden eser, dip yapısı nasıldır, çok kuvvetli dip akıntılarına tabii midir, acil durumlarda kendimi atabileceğim korunaklı kıyıları, koyları var mıdır… gibi.)
6- Eğer kışın av yapacaksanız mutlaka Yelkencilerin kullandığı tipten bir kuru kıyafet (dry suit) içinize içlik, ayrıca hafif su serpintilerine dayanıklı bir rüzgar ceketi alacaksınız.
7- Sıcak aylarda iyi bir sandalet, keten hafif bir pantolon, mutlaka uzun kollu ince bir gömlek, muhakkak çepeçevre siperlikli bir şapka yeterlidir. Sakın ha şort, tişört giyip çıkmayın! Güneş canınıza okur! Tecrübeyle sabittir.
Şimdi bunların hepsini yaptıktan sonra aldığınız kayağa gelelim. Özelliklerine göre ben size hangi derinliklerde, ne tür avlar yapmanıza uygundur söylerim. Marka ve ya modeli nedir. Uzunluğu, en geniş noktasında genişliği, sudan yüksekliği (deck height) nedir? İçine oturulan (sit inside) tiptemi yoksa üzerine binilen tiptemi (sit on top)? Baş altı ve kokpitte bulunması gereken iki adet gözün (hatch) kapakları su geçirmez özellikte mi?
Görüşmek üzere…
Kendimi tanıtayım önce. Türkiye’de tatlı su ve denizde, “tüm olta balıkçılığı disiplinlerinde” kayak oltacılığını uygulayan ilk olta balıkçılarından, belki de ilk iki kişiden biriyim. İlk kimdir derseniz kıymetli dostum, ustam Bahadır ÇAPAR’dır. Ben 2008 yılından bu yana kayak oltacılığı yapmaktayım. Adana’daki pek çok baraj gölü başta olmak üzere, Kayseri Yamula Barajı’na kadar pek çok Tatlısu gölünde ve Adana Yumurtalık sahillerinden Hatay Samandağ sahillerine ve açıklarına kadar Doğu Akdeniz’de balık peşinde toplamda 2000 km.ye yakın kürek çektim bu güne değin. Sorunuzun odağını oluşturan dikey sürütme (jigging), at-çek ve sırtı(trolling) disiplinlerinde avlanıyorum. Açık konuşmak gerekirse Türkiye’de kayak oltacılığını ustam ve benim dışımda uzun soluklu sürdürebilen, bu konuda uzmanlaşacak deneyime erişebilen bir başkasıyla tanışmadım. Umuyorum vardır. İnternet ortamından takip edebildiğim kadarıyla bir hevesle bu işe girişip, kısa zamanda (çeşitli sebeplerle) vazgeçen bir avuç insan var sadece.
Konuya gelelim… Peşinen söyleyeyim! Güvenli değil, devrilebilir… vs. gibi yorumlara derhal kulağınızı kapatın! Okumayın, duymayın! Deniz kayağına hiç binmemiş insanların kuruntusu bu. Ben bunca yıl, bunca kilometre, iki kere fırtınada kalmama rağmen – ki birinde kıyıdan 8 kilometre, ikincide 3.5 kilometre açıktaydım – hiç devrilmedim. Bir kere bile! Ustam sadece bir kez devrildi, onda da denizde değil baraj gölündeydi, iç suların dalgası denizden tehlikelidir. Kıyıdan 12 kilometre açıkta avlandığım oldu, Hatay açıklarında 250 metre derinliklere gittim devrilmedim, ölmedim, işte burada size bunları canlı kanlı yazıyorum…Hiç tehlikesi yok anlamayın tabii ki, denizde uyulması gereken kurallara kesin riayet etmeli, hava durumu siteleriyle yakın akraba olmalı, acil durumda kol gücünüzle gittiğiniz yerden döneceğinizi bilerek kendinizi, limitlerinizi, denizi iyi tanımalısınız.
Diğer yandan sağlıklı ve iyi bir fiziki kondisyonda olmanız da şarttır. Çok güçlü olmanız gerekmez, ben mesela 36 yaşında 1.78 boyunda 70’li kilolarda ortalama bir fiziğe sahibim. Asıl güçlü olmanız gereken psikolojik dayanıklılıktır. Kolay yılan, pes eden bir karakteriniz varsa hemen vaz geçin! Ama bir kere “ben oraya gidecek, sağ salim de döneceğim” derseniz bu iş olur. İlk uzun seferimin ( 24 satte 63 km.) sonlarında yorgunluktan kısa süreli, saniyelik bir baygınlık geçirip kusmuş, yine de kendimi zorlayarak gezimi tamamlayabilmiştim. Ki normal bir av gününüzde yapacağız yol azami 20 – 30 kilometre, vücut alıştığında çok kolay geliyor, ilk birkaç seferiniz zorlar sadece.
Diğer yandan son derece etkin bir av aracıdır. Tam bir oynak canavarıdır! Kofana, akya ve hatta orkinos oynaklarına on metre mesafeye kadar ürkütmeden sokulabilirsiniz. Zira kayağın su kesimi yoktur, yani su altında kalan kısmı yok gibidir. Birkaç metre kalana kadar balık orda olduğunuzu görmez bile. Çok defa balığın nazlı zamanlarında iş olsun diye sahteyi kovalayan balıklarla göz göze gelirsiniz. Saf saf size bir bakınır geri dönerler. Eğer fırtına çıpası kullanmayı ve akıntıda sürüklenme hızınızı yavaşlatmayı öğrenirseniz dikey sürütmede de ( jigging) son derece etkindir.
Şimdi… Çok yanlış bir yerdesiniz. Hemen geri adım atın! Daha “kayak nedir” i bilmeden “kayak oltacılığı nedir” e geçmeyin. Olta takımları en son iş.
Öncelikle deniz kayağı tek kişilik bir teknedir. Suya çıkabileceğiniz en küçük, en hafif, en pratik teknedir. Yani sonuç itibarı ile bir “teknedir”. Öyleyse motorlu bir fiber tekneyle denize açılacak kişi hangi yeterliliklere sahip olmalıysa siz de mutlaka bu yeterliliklere tabisiniz demektir.
1- İyi derecede yüzme bilmelisiniz.
2- Temel seviyede ilk yardım ve hayatta kalma teknikleri bilmelisiniz.
3- Yer yarılsa gök delinse farketmez; üzerinizde üstün kalitede bir can yeleğiniz, tam teşekküllü ve su geçirmez kılıflı bir ecza çantanız, diğer teknelerin sizi görebileceği ufakta olsa bir çakar ve flamanız, yedekte on metre düzgün dürülmüş sağlam ipiniz, size balık tutarkende muhakkak lazım olacak bir fırtına çıpanız (Drag net ve ya paraşütte derler), yedekte 3 litre suyunuz, su geçirmez kafa lambanız ve feneriniz, yedek pilleri, ufak bir dürbününüz, bir düdük muhakkak yanınızda bulunacak!
4- Temel seviyede denizcilik bilmelisiniz. ( Deniz ve hava durumu, deniz trafiği… gibi değişkenlere göre rota belirleme, kerteriz alma, acil durumlarda mevkinizi bildirebilme, düğümler… vb.)
5- O gün avlanacağınız mera hakkında genel bilgi sahibi olmalısınız.( Hakim rüzgar yönü nedir, hangi saatte ne yönden eser, dip yapısı nasıldır, çok kuvvetli dip akıntılarına tabii midir, acil durumlarda kendimi atabileceğim korunaklı kıyıları, koyları var mıdır… gibi.)
6- Eğer kışın av yapacaksanız mutlaka Yelkencilerin kullandığı tipten bir kuru kıyafet (dry suit) içinize içlik, ayrıca hafif su serpintilerine dayanıklı bir rüzgar ceketi alacaksınız.
7- Sıcak aylarda iyi bir sandalet, keten hafif bir pantolon, mutlaka uzun kollu ince bir gömlek, muhakkak çepeçevre siperlikli bir şapka yeterlidir. Sakın ha şort, tişört giyip çıkmayın! Güneş canınıza okur! Tecrübeyle sabittir.
Şimdi bunların hepsini yaptıktan sonra aldığınız kayağa gelelim. Özelliklerine göre ben size hangi derinliklerde, ne tür avlar yapmanıza uygundur söylerim. Marka ve ya modeli nedir. Uzunluğu, en geniş noktasında genişliği, sudan yüksekliği (deck height) nedir? İçine oturulan (sit inside) tiptemi yoksa üzerine binilen tiptemi (sit on top)? Baş altı ve kokpitte bulunması gereken iki adet gözün (hatch) kapakları su geçirmez özellikte mi?
Görüşmek üzere…


