Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Lüfer nasıl kurtulur? Sn. Başbakan'a çağrı

hunter

Daimi Üye
Gold Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
4,003
Tepkime puanı
816
Puanları
113
Yaş
56
Konum
İstanbul-Pendik
Adı
Mustafa
Selam ,
Alıco Ustanın yazdıklarına ekleyebilecek fazla bir şeyim yok ,kendisi ile 5 yıldır lüferi beraber avlarız ,şimdiye kadar yüzlerce kez İstanbul Boğazı ,Adalar ,Karadeniz çıkışları ,Ambarlı ,Kumburgaz vs vs lüferi akla gelebilecek her yerde beraber aradık ve de avladık ,biz her sene Ağustos 15 dedi mi sefere başlardık bugün 12 Eylül hala karadayız ...E lüfer yok çünkü ...O yüzden Alıco ve diğer lüfer ustalarının yazdıkları önemlidir ve forumlarda sağlam kaynaklardır diye düşünüyorum ...
Rasgele :)
Bu arada sizde aramıza hoş geldiniz.

Aliço arkadaşı tanıyanlar baya varmış gördüğüm kadarıyla,bir benmi tanımıyorum ! :) belki resmini görürsem tanıyabilirim.

Anadolu yakası Rağmanlar-Pendik ben çok lüfer almışlığım var,hatta Lüfer'de neki Pendik Kaynarca'da iki adet sırtı kara aldım ben,hemde mangala yatırdığımda sığmadı bile,düşünüm yani. :) Hatta Rahmanlarda Torik aldım,bu yazdıklarım şaka falan değil.

Ancak bu nerden baksanız 8-10 sene arası kadar olmuştur.
Bizler elbet şimdilerde neler yapabilir diye ona bakıyoruz,gerek kişisel duyarlı taraflarımızla,gerekse yaptırım gücümüzle nerelere,ne kadarını başara biliriz diye buralarda paylaşıp fikir almakdayız,bir çok şeylerlede bizzat ilgilenip mücadele etmekdeyiz...Burada kimler denizlerimiz ve balıklarımızın daha fazla üremelerine ve yaşam alanlarının refah bir şekilde (uygun)yerleşebilmeleri,üreyebilmeleri için nasıl katkımız olur diye uğraş verenlerede destek olmalıyız

Buradan bu konu sahibi sevgili Aliço kardeşimizede teşekkür ederim.

Bizler çok kere Form'larda yazıştık destek istedik,çok kere yazılı ve görsel basında sesimizi duyurmaya çalıştık,çok kere organizasyon yapıp orada kocaman pankartlar açıp sesimizi duyurmaya çalıştık,çoğu yerlerde ellerimizle proşür dağıttık,çoğu fuar'larda stant açıp broşür dağıttık,NİYE? elbet amacımız bir ve tek.
Selamlar.
 

ALİCO

Üye
Katılım
23 Ağu 2011
Mesajlar
33
Tepkime puanı
0
Puanları
6
Adı
ali suulker
Değerli Üstadlar

Adamlar dava açma aşamasına kadar getirdiler konuyu. eski boylarda devam etmek arzusundalar. elimiz hala güçlüyken konuda devam etmek durumundayız.
Konu 2006 yılından beri yazdığımız olması gerekeni söylediğimiz. "Rumeli Feneri ile Anadolu fenerini düz hat ile kesen çizgi ile Adalar bölgesinin 3 mil dışına kadar olan bölgede gırgır avcılığı yasaktır. ibarelerini görmeden;
Boğaza tüm hızıyla girmekte olan lüfer daha ilk elden Çayırbaşında büyükderede arkasından paşabahçe koyunda kırılmaktadır. kaçıpta kurtulabılenler ise meralara dağılmaktadır.

Şimdi şöyle düşünecek olursak Trolmu daha zararlıdır Gırgırmı denirse hangisi daha zararlıdır. Trol zaten yasaklandı. ama Gırgır daha zararlıdır hala yasaklanamadı.
1968-1970 yılında Uskumruyu Trollermı bitirdi? gırgırlarmı?
1986 yılında orkinosları trollermi bitirdi gırgırlarmı?

Adalar bölgesinde orkinoslar tonlarca tutulmadımı bunu ne troller yaptı nede başka bir av aracı tamamen gırgırlar sayesinde tüketilmedimi. Sardalyeden bahsetmiyorum bile.
En son el oltasında tutulan Orkinos 385 Kglık bir balıktı o günden sonra bir daha oltalara orkinos maalesef uğramadı. o gune kadar olta ile 700 kg lıklara tutulan balıklar maalesef yok oldu gitti. bunun sonucu olarakta sahipsiz ve başıboş kalan pelajik balıklar başlarında çoban olmadığından direkt orta kanalaldan geçerek kendilerine yol buldular ve durmadan meralamadan gelip geçtiler. hangi balığı tutacağız. başlarında büyük balık olan sürüler dağılmadan kaçamadan aynı bölgelerde meralamak zorunda kalırlardı ancak bugun maalesef bunu söylemek imkansız oldu. 15 Temmuzlarda uzun olta tutmaya başladığımız meralarda maalesef yapılan denemeler sonucunda bugüne kadar bir verim alınamamıştır. deniz suyunun halen sıcak olması küresel ısınma gibi nedenler, boğaza ve karadeniz çıkışlarında boşaltılan balast suları sayesinde meralarımız çorak çöller haline gelmiştir. Hatta bu durum bilinmeyen balık türlerinin bölgelerimize kadar taşınmasına neden olmuştur.

Lüfer ; bilmem ne kadar nasıl ve ne şekillerde lüfer tutarsınız ama halen bu balık meralarımızda varken kol kanat germek zorundayız. Geçen bir haberde 1990 lı yıllardan beri görülmeyen kofananın tutulduğu söylenip gazetelerde manşetten verilmiştir. ancak bir kofana 1 milyon adet gibi yavrulama sürecinden geçmiştir. sürekli olarak ufak balıklardan ziyade Anaç balıkların dahada fazla korunma ve kollamaya ihtiyaçları vardır. o yüzden ilgili haberde bizler için üzücü niteliktedir.

Ekonomik boyuta gelince; İstanbul’da gayri sâfi hâsılanın % 40’ı sanâyi, % 30’u ticâret ve geri kalanı diğer sektörlerden sağlanır. Tarımın payı sâdece % 1 dir. Türkiye Bütçesinin ana kaynağı İstanbul’dur. Toplam vergilerin yaklaşık % 37’si İstanbul’dan toplanmaktadır.

o yüzden ekonomik bazda bakacak olursak İstanbul için fazlaca değere şayan olmayacaktır bizim balıkçılığımız. İstanbul Ülke ekonomisinin Gayrisafi Yurtiçi hasılasının %27.2 gibi bir rakamını karşıladığına göre bizim balıkçılığımızın ekonomik boyutuda bu rakamın içerisinde sınırlı ve çok ufak bir paydan oluşmaktadır.
 

hunter

Daimi Üye
Gold Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
4,003
Tepkime puanı
816
Puanları
113
Yaş
56
Konum
İstanbul-Pendik
Adı
Mustafa
Değerli Üstadlar

Adamlar dava açma aşamasına kadar getirdiler konuyu. eski boylarda devam etmek arzusundalar. elimiz hala güçlüyken konuda devam etmek durumundayız.
Konu 2006 yılından beri yazdığımız olması gerekeni söylediğimiz. "Rumeli Feneri ile Anadolu fenerini düz hat ile kesen çizgi ile Adalar bölgesinin 3 mil dışına kadar olan bölgede gırgır avcılığı yasaktır. ibarelerini görmeden;
Boğaza tüm hızıyla girmekte olan lüfer daha ilk elden Çayırbaşında büyükderede arkasından paşabahçe koyunda kırılmaktadır. kaçıpta kurtulabılenler ise meralara dağılmaktadır.

Şimdi şöyle düşünecek olursak Trolmu daha zararlıdır Gırgırmı denirse hangisi daha zararlıdır. Trol zaten yasaklandı. ama Gırgır daha zararlıdır hala yasaklanamadı.
1968-1970 yılında Uskumruyu Trollermı bitirdi? gırgırlarmı?
1986 yılında orkinosları trollermi bitirdi gırgırlarmı?
Adalar bölgesinde orkinoslar tonlarca tutulmadımı bunu ne troller yaptı nede başka bir av aracı tamamen gırgırlar sayesinde tüketilmedimi. Sardalyeden bahsetmiyorum bile.
En son el oltasında tutulan Orkinos 385 Kglık bir balıktı o günden sonra bir daha oltalara orkinos maalesef uğramadı. o gune kadar olta ile 700 kg lıklara tutulan balıklar maalesef yok oldu gitti. bunun sonucu olarakta sahipsiz ve başıboş kalan pelajik balıklar başlarında çoban olmadığından direkt orta kanalaldan geçerek kendilerine yol buldular ve durmadan meralamadan gelip geçtiler. hangi balığı tutacağız. başlarında büyük balık olan sürüler dağılmadan kaçamadan aynı bölgelerde meralamak zorunda kalırlardı ancak bugun maalesef bunu söylemek imkansız oldu. 15 Temmuzlarda uzun olta tutmaya başladığımız meralarda maalesef yapılan denemeler sonucunda bugüne kadar bir verim alınamamıştır. deniz suyunun halen sıcak olması küresel ısınma gibi nedenler, boğaza ve karadeniz çıkışlarında boşaltılan balast suları sayesinde meralarımız çorak çöller haline gelmiştir. Hatta bu durum bilinmeyen balık türlerinin bölgelerimize kadar taşınmasına neden olmuştur.

Lüfer ; bilmem ne kadar nasıl ve ne şekillerde lüfer tutarsınız ama halen bu balık meralarımızda varken kol kanat germek zorundayız. Geçen bir haberde 1990 lı yıllardan beri görülmeyen kofananın tutulduğu söylenip gazetelerde manşetten verilmiştir. ancak bir kofana 1 milyon adet gibi yavrulama sürecinden geçmiştir. sürekli olarak ufak balıklardan ziyade Anaç balıkların dahada fazla korunma ve kollamaya ihtiyaçları vardır. o yüzden ilgili haberde bizler için üzücü niteliktedir.

Ekonomik boyuta gelince; İstanbul’da gayri sâfi hâsılanın % 40’ı sanâyi, % 30’u ticâret ve geri kalanı diğer sektörlerden sağlanır. Tarımın payı sâdece % 1 dir. Türkiye Bütçesinin ana kaynağı İstanbul’dur. Toplam vergilerin yaklaşık % 37’si İstanbul’dan toplanmaktadır.

o yüzden ekonomik bazda bakacak olursak İstanbul için fazlaca değere şayan olmayacaktır bizim balıkçılığımız. İstanbul Ülke ekonomisinin Gayrisafi Yurtiçi hasılasının %27.2 gibi bir rakamını karşıladığına göre bizim balıkçılığımızın ekonomik boyutuda bu rakamın içerisinde sınırlı ve çok ufak bir paydan oluşmaktadır.


Sevgili Aliço,
İsminiz böylemi bilemediğimden,burada yazan şekliyle hitap ediyorum.

Çok güzel ve dikkat çekecek şeylere işaret ederek parmak basmışsınız.
Ekranlara yansıyan geçenlerdeki balıkcıların yorumlarını dinlediğimde çok sinirlendim,çok güldüm. :)

Bu kadarmı insanlar kendi yalanlarına inanır,bu kadarmı resmen bindikleri dalı kesmeye çalışırlar...Adam biz tutmasak Boğazdan akıp gidecek başkaları tutacak falan diyor. :) Olta balıkcıların kişi başı balıkların ortalama şu kadar kilo tutsalar bu kadar eder saçmalıklarına bile inandırmışlar...ne diyim ben. :)

Sende bilirisin çok şeylerle mücadeleler ettik,Tırıvırısıyla,Trolüyle,Gırgırıyla,Bohçacısıyla,Dinamitcisiyle vs.

Elbet mücadeleye hala devam,sen kendi çapında bir yol açmış,en tepemizdeki merciye güzel bir yazı yazmışsın,her ne kadar kaç yanımız sularla çevrili yazısı 3 mü? 4 mü? yanlış yazım sonucu gereksiz takılmalara maruz kalmadan aynen bildiğimiz doğruda devam sevgili kardeşim,bizlerde yerimizde saymayalım birer yazıda biz gönderelim.

Başlattığın mücadelen için teşekkürler.
Selamlar.
 

BİROL

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
4,163
Tepkime puanı
129
Puanları
63
Yaş
57
Konum
İSTANBUL
Adı
Birol
Sevgili Arkadaşlar,
Bizler elimizde sopa, biri hata yapsada hıııı desek, elimizde silgi, biri yanlış yazsada silsek diye bekleyen insanlar değiliz.
Çoğunlukla muadil bile olmak istemeyiz.Konular kendi kendine gelişip çoğalsın deriz.
O yüzden bu konuda yazılanları silmek istemiyoruz ama artık lütfen konunun özüne yani lüfere dönelim.

Aliço arkadaşı yıllardır takip ederim. Kişisel olarak tanışmamış olsak bile, günceliğini takip ederim.
Kendi teknesi ile sezonunda gerek lüfere gerekse palamuta olta sallamışlığını ve takım/avlanma şeklini takip ederim.
Bence lüfere gönül vermiş bu arkadaşımızın çığlığı iyi duymamız lazımdır.
Yıllar önce orkinosların,boğazın marmaraya açılan kısımlarında lüfer sürülerini bekleyip, onları kıyıya basması ile kıyı balıkçılarının yüzünü güldüren avları kim özlemiyor? Uzun zamandır orkinoslar yok ve lüfer sürülerini kıyılatacak tehdit yok. Ama orkinosların içgüdüsü ile yaptıklarının misli misli dehşetli tehditi artık karadenizin boğaz girişinde gırgırlar yapmaktadırlar.
Son 2 senedir kendini iyice hissettiren lüfer popülasyonundaki yokoluş artık torunlarımıza/ çocuklarımıza diye başlayan cümleler yerine , "birkaç sene..." diye başlayan cümlelere dönüşmesi kaçınılmaz olacaktır.

Eline diline sağlık Aliço Reis,avlarını ve mücadeleni takipteyiz....
 

nidya78

Üye
Katılım
5 Ağu 2010
Mesajlar
95
Tepkime puanı
5
Puanları
8
Yaş
47
Adı
Aydın ÖZDEMİR
Denizde balığın tükendiği gün gerçek anlamda hepimizin tükendiği gün olacaktır. Olaya hemen herkez çok dar açıdan bakıyor. Denizde balık biterse yemeyiz olur biter olayı değil bu. Denizde balığın bittiği gün planktonların çoğalmasıyla oluşan hidrojen sülfür yağmur bulutlarıyla taşınıp karadaki hayatıda bitirir. 3 tarafımız denizle çevrili olduğundan bu durumdan en çokda biz etkileniriz ama kimsenin umrunda değil. Umrunda olmasından öte kimse farkında bile değil. Çözüm aslında çok radikal kararlarda. Marmarada profesyonel avcılık kesin olarak yasaklanmalıdır. Marmara bir üretim merkezi olarak kullanılmalıdır. Prfesyonel balıkçılar Ege ve Karadenizde avlanabilirer. Marmarada üreyen balık fazlasıyla herkeze yetecektir. Bizlerde talepte bulunurken en üst sınırdan istemeliyiz. Balığın avlanma boyu 25 cm istenirken arasının bulunup 20 cm de karar kılındığı gibi biz tümden profesyonel balıkçılığın yasaklanmasını desteklemeliyiz ki en azından Marmarada yasaklanabilsin.
 

OZAN IŞIK

Moderatör
Yönetici
Katılım
2 May 2010
Mesajlar
7,996
Tepkime puanı
4,747
Puanları
113
Yaş
41
Konum
Şişli, İstanbul
Adı
OZAN
Kan Grubu
O Rh Pozitif
Luferin boy yasagiyla kurtulamayacagi aşikardır . Boy yasağı sadece bir süre bu girgirlarin idare etmesini sağlayacak. Bence avcılık tamamen serbest bırakılmalıdır. Bu sayede denizlerde girgir filolarının beslenebilecegi tüm buyuk balık sürüleri yok olacak en sonunda da bütün bu canavarlar jilet fabrikaları'nı boylayacaktir. Girgirlarin tamamen yok olması şarttır bütün bu yasaklar balıkları değil girgirlari korumak yasam sürelerini uzatmak içindir. Girgirlarin olmadıgı denizlerimiz kısa sürede kendini yenileyecek ve tekrar balık dolacaktir. Sonunda böyle bir ödül varken bir on yıl çiftlik balığı yemeye raziyim ama sonunda kazanan doga ana olacak. Ortada milyon liralık sermayelerin döndüğü bu piyasada kimse ben teknemi satayım da deniz kurtulsun demeyecegine göre tek seçenek hepsinin yok olmasıdır başka seçenek yoktur.. Balıkları kitlesel olarak avlayan tüm bu unsurlar( girgirlari, trol, vs..) yok olduklarında ise tek yapılacak is , denizler tekrar kendine geldiginde bunların palazlanmasini önleyecek olan bir yasa ile yani buyuk teknelerle avcılığı yasaklayarak denizleri koruma altına almaktır. Başka türlü bu kanser hücrelerini denizlerimizden temizleyemeyiz.
 

onder

Daimi Üye
Katılım
1 May 2010
Mesajlar
785
Tepkime puanı
104
Puanları
28
Yaş
47
Adı
Önder Çapa
Bence sorunun çözümü tamamen yasaklamak yerine kota koymaktır. Ayrıca çiftliklerin de çözüm olacağını düşünmüyorum. Bunun yerine av yasağı olan bölgelerin arttırılması daha sağlıklı bir çözümdür bana göre. Çünkü 1 kg sofralık balık üretmek için yanlış hatırlamıyorsam 2 kg kadar yemlik balık tüketimi oluyormuş. Ya da en güzeli devlet ek bir vergi koyarak profosyonel avcılığı tamamen yakalayacak, toplanan vergi paraları da bu balıkçı ailelere maaş olarak bağlanacak. Aklıma bunlardan başka çözüm gelmiyor benim. Lüferin ve diğer balıkların kurtulması ancak böyle olur. Profosyonel balıkçıların bahsettiği biz tutmasak başkası tutacak tezi de; İtalyanların Orkinosları katledip toplamalarından dolayı sanırım. Ama bizim konumuz Orkinos değil Lüfer. Çünkü Orkinosun Dünya çapında değeri çok yüksek. Hatta bu işe ilgisi olmayan Mitsubishi'nin yaklanan ton balığının %90 kadarını satın alarak dondurucuda sakladığı bile söyleniyordu yukarda bazı yerlerine değindiğim belgeselde. Ama Lüfer için aynı durum söz konusu değil. Çünkü Lüfer lokal olarak değerli ve sadece belli ülkeler tarafından çokça tüketiliyor. Bana kalırsa iğnenin küçüğü büyüğü olmaz. Ne kadar küçük olursa olsun, yeterli sayıda batırırsak uyandırmamız mümkün olabilir bazı kişileri. Ama birleşip çuvaldız olarak saplamak daha keskin bir uyanış ve her ne kadar bize karşı öfke uyandırsa da birşeyler yapılmasını sağlayacaktır tahminimce.
 

ryetik

Daimi Üye
Katılım
28 Ara 2010
Mesajlar
809
Tepkime puanı
47
Puanları
18
Yaş
48
Konum
İstanbul - Samsun
Adı
Ramazan Yetik
Bence çözümü hiç zor değil. Gırgırlar için , radar sonar v.s yasaklanacak , kıyılara yakın avcılık yasaklanacak , ağ boyları 50 metreden daha derin olmayacak , bilimsel araştırmalar sonrasında belirlenen güzergah yada bölgelerde avcılık yasaklanacak , kotalar getirilecek , denetimler sıkı yapılacak , cezalar ağır olacak. Çok fazla şey mi ? Aslında değil bu iş dünyanın hemen her yerinde böyle yada buna yakın yapılıyor. Peki neden uygulanmıyor? Hepimizin bildiği gibi patates , soğan bakanlığı yüzünden ve sermaye sahiplerinden çekindiklerinden.. Peki bu durum düzelir mi? Düzelir mi bilmiyorum ama bildiğim şey bunun için şahsi olsun , birlikte olsun herkes elinden geleni yapmalı , en azından kimse çabaları sebebiyle suçlanmamalı. Saygılarımla..
 

Faruk Usta

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
1,320
Tepkime puanı
82
Puanları
48
Konum
İSTANBUL /ANADOLUYAKASI
Adı
Faruk
Kan Grubu
O Rh Pozitif
Problemin parçası olmak olmamalı amaç ,çözümün ortağı olmak için çabalamak lazım ;)...

Arkadaşlar konumuz lüfer , ne ekonomık getiriler nede iktisat ve piyasa bilgisi ,buradaki amaç lüferin yok olmasını engellemek için görüş ve fikir birliği olmalı..

lüfer ve sülalesi yok oluyor ne yapılmalı ne yapılmamalı bunu tartışmalıyız ,konuya bence çok fazla virüs bulaşmış eğer silinmez ise prg. çökecek :)

(konu değil virüs mesajlar ) yanlış anlaşılmasın

milyon dolarlık gırgır denen tekneler her gecen gün daha aç gözlü daha bir pervasız denizin dibini getirmek için çabalıyor yasal yollar dan hukuk mücadelesi vermeye hazırlanıyor ,biz ne yapıyoruz senin kaşın benim gözüm klasik toplumsal tavırlar ..valla kimse alınmasın . yazıları okuyunca bunu gördüm .

buradaki mesajların kişisel mesajlar yerine tepkı dolu bilimsel içerik dolu olmasını yeğlerdim ,inşallah oda olur ..

lüferi hukuki yollardan yine yavru iken yakalamak isteyen zihniyet ,piyasada balık ucuzlamasın bol olmasın diye ,hamsiyi kedi maması yapan fabrikalara satan zihniyettir,kimin ile oynadığınızı bilin buna göre yazında adamlar bizlere oturdukları yerler ile gülmesinler :)..

zira yukarıda okuduğum bir gırgırcının hesabına göre kıyıdan avlanan şu kadar bunlarda bu kadar yakalar bu kadar balık yapar o vatandaşın söylemıne hala oturduğum yer ile gülmekteyim :)) hakıkaten adam gırgırcı eskiden çok gırgır okumuş :D

adamlara denizi bitirdiniz balık kalmadı kardeşim akıllı olun deniyor bunlar hala pişkin pişkin yavuz hırsız misali ,biz yapmadık diyorlar ,utanmadan kıyıcıların tuttuğu balığı hesaplıyorlar ,pes doğrusu pes vallahi ....

herkese iyi geceler ,selamlar



 

ALİCO

Üye
Katılım
23 Ağu 2011
Mesajlar
33
Tepkime puanı
0
Puanları
6
Adı
ali suulker
Su Ürünleri ve Balıkçılık Meslek Dalı Ana Komisyonu (MEDAK) Başkanı Prof. Dr. Meriç Albay, Marmara Denizi'nin, birçok balık türünün üreme yeri ve geçiş noktası olduğundan çok iyi korunması gereken bir bölge olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Albay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, av sezonunun balık türlerinin üreme aylarına göre hesaplanmadığını belirterek, bunun da denizlerdeki balık neslinin önemli ölçüde azalmasına neden olduğunu ifade etti.

Bazı balıkların yumurtlama dönemlerinin farklılık gösterdiğini ifade eden Albay, şu bilgileri aktardı:

''Bazı balıkların yumurtlama dönemi 15 Nisan'dan önce başlarken bazılarının üreme dönemi ise 1 Eylül'den sonra da devam etmekte. Özellikle ülkemiz balıkçılığının temelini teşkil eden hamsinin üreme dönemi ekim ayına kadar devam ediyor. Aynı zamanda ülkemiz balıkçılığı için önemli bir tür olan istavrit ise, mart ayının ikinci yarısından itibaren üreme dönemine giriyor. Bu dönemler su sıcaklığına göre ileri ve geri doğru kayabiliyor. Oysa ki av yasakları yakın zamana kadar 1 Mayıs'ta başlarken, son 2 yıldır 15 Nisan'da başlıyor''

Albay, balıkların trol ağları ile ciddi zarar gördüğünü belirterek, Çipura, hamsi, kefal, gibi bir çok balık çeşidinin üreme döneminin eylülde başlayıp ekim ve kasım aylarına kadar devam ettiğini ve yumurtadan çıkan yavruların kendini ağlardan koruyabilecek boya gelmediğinden özellikle gırgır ve trol ağları ile zarar gördüğünü ifade etti.

-''YENİ DÜZENLEME YETERLİ DEĞİL''-

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın bu yıl sürdürülebilir balıkçılık için, avlanacak balık boyutlarına yeni düzenleme getirdiğini belirten Albay, bunun olumlu bir adım olduğunu ancak yeterli görmediklerini kaydetti.

Albay, şöyle konuştu:

''Bakanlık tarafından orfoz ve lahos balığının minimum avlanma boyu 30 santimetreden 45 santimetreye, lüferin minimum avlanma boyu ise 14 santimetreden 20 santimetreye çıkartıldı. Bu olumlu bir adım olmasına rağmen yeterli değil. Çünkü, ilk üreme boyu üzerine yapılan çalışmalarda lüferin ilk üreme boyu 21-24 santimetre arasında, orfozun ilk üreme boyu dişilerde 43,8 santimetre iken erkek bireylerde ortalama 68,5 santimetre, lagosta ise 50-60 santimetre olduğu kanıtlandı. Balıkçıların mevcut kullandıkları ağlar ile bahsettikleri tez doğru. Çünkü istavrit ağı ile lüfer avlıyorlar. Oysaki bütün dünya da ağ seçiciliği diye bir şey var. Ağın göz açıklığını daha büyük tutarlarsa, büyük balıklar ağa takılacak, küçük balıklar ise ağın delikleri arasından çıkıp gidecek. Aynı zamanda ağı toplama hızı da önemli. Her ne kadar ağın göz açıklığı uygun olsa da hızla çekilen bir ağ, suyun içinde bir duvar şeklini alacak ve küçük balıklar dışarı çıkamayacak. Son zamanlarda gelişen teknoloji ile balığın türünü, tahmini miktarını ve boyunu da ortalama olarak tespit edebilen cihazlar geliştirilmiş ve bunu kullanan balıkçı reisleri de görüntüden anlayabiliyor. Bir sürüde bulunan toplam balığın içindeki küçük yüzdeler ile ifade edilen iri balığı almak için ağ atmamaları gerekiyor.''

Hamsi avının, zaman zaman gündüz yasaklandığını bildiren Albay, Türkiye'de kıyı balıkçılığı yapıldığından hamsinin gece avlandığını belirtti.

-''MARMARA DENİZİ, BİR ÇOK BALIK TÜRÜNÜN ÜREME YERİ''-

Prof.Dr.Albay, Marmara Denizi'ndeki balıkların Marmara'yı, Akdeniz ile Karadeniz arasında bir geçiş ve dinlenme noktası olarak kullandığını belirterek, bu nedenle bölgenin çok iyi korunması gerektiğini ifade etti.

Albay, şunları söyledi:

''Marmara denizi, bazı balıklar için ev sahipliği de yapıyor. Burası aynı zamanda bir çok türün üreme yeri. Marmara Denizi, çok iyi korunması gereken bir bölge olmasına rağmen biz bunu başaramadığımız gibi bugün en çok trol, algarna çekilen bir yer konumuna geldi. Sonuçta da bir zamanlar orkinos, kılıç, çipura, levrek, palamut, lüfer ve özellikle uskumru gibi türlerin yaşadığı ve avlandığı yerde, bugün sadece istavrit, hamsi ve sardalya ile birlikte kırmızı karides avlanabiliyor ve bu avcılık çok kısa sürüyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) verilerine göre, 2004 yılında, Marmara'da yılda 68 bin ton balık avlanırken, bu rakam 2009 yılında 31 bin tona düştü. Geçen yılda ise toplam deniz balıkları avcılığının yüzde 8,86'sı Marmara Denizi'nde gerçekleştirildi.''

-''BALIK TÜRLERİ YOK OLUYOR''-

Marmara Bölgesi'nin ekonomik değeri olan balık türlerinin hızla azaldığını belirten Albay, şunları kaydetti:

''Marmara Denizi'ndeki potansiyel olarak avlanabilir balık çeşitlerine korkunç bir azalma oldu. Örneğin, en son Marmara'da 1996 yılında orkinos avlanmış ve balık halinde satışı yapılmış. Kılıç balığı ise en son ne zaman avlandığı bilinmiyor. Bir zamanlar Sarayburnu'nda olta ile 2 kiloluk çipuralar yakalanırken bugün tükenmek üzere. Uskumru ise artık yok denecek kadar az avlanıyor. Belki hala kıyıda köşede kalmış 50-60 tür var. Ancak, örneklemek için numune bulmak zor.''

Türkiye'deki balıkçılık gemilerinin kıyı balıkçılığına göre dizayn edildiğini belirten Albay, gemilerin fabrika tipi gemilere dönüştürülerek, açık deniz balıkçılığına uygun hale getirilmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

Tekirdağ'da, 30 yıllık balıkçılık yapan Osman Kesici de, hamsinin biraz daha zamanının olduğunu belirterek, lüferin şu sıralar az bulunduğunu, palamudun ise bol olmasını beklediklerini söyledi.


haber7.com dan alıntıdır.

Marmara Denizinde balık hızla azalıyor - Ekonomi haberleri - Haber7 haber7.com - Güncel Haberler, Son dakika haberleri ---- Bu noktada haber var

Yanlız orkinos konusunda biraz iyimser davranılmış herhalde 10 yıl sonrası yazılarak. 1983-86 yıllarında tükendi gitti o balıklar maalesef.. birde lüferin üreme boyu konusunda yanlışmı düşünüyoruz acaba?