Apaçilik kentselleşme, varoşluk, çaresizlik, dışlanma korkusu, eğitimsizlik, biraz umut, biraz umutsuzluk, kabuk değiştirme, değiştirdiği kabuğa sığamayıp başkalarının kabuklarına girme, fakirlik ve daha bir çok değişkenin arasında sıkışmış sosyolojik bir vakadır bence. Bende beğenmemekten çok bu konuda birşeyler yapamayıp uzaktan seyredenler, tuzu kurular güruhunun içinde olmanın verdiği utanma duygusu uyandırmakta bu terim. Konunun bir başka boyutu daha var ki bunu herkes kendisi için şöyle bir düşünmeli. Acaba biz ne kadar apaçiyiz. Kaçımız bilinç altımızda kimlere özeniyor ve benzemeye çalışıyoruz. Misal Maslak'ta şöyle bir gezin iş çıkışı. Bütün baylar ve bayanlar hepsi şirket müdürü gibi giyinirler. Saç modelleri ve kıyafetleriyle reytingi yüksek Amerikan dizilerinden fırlamış gibidirler. Asla akşam evde nemli gözlerle izledikleri yerli dizilerden bahsetmezler. Hatta bir kısmı özellikle yabancı dizileri seyrederler ki ertesi güne entellektuel bir geyikle başlayabilsinler. Maaşlarının yarısını verip güzel bir ayakkabı alırlar ama üzerlerindeki kıyafetlerin en az bir çeşidi imitasyondur. Bu farkedildiğinde modanın özünü bilmek takipçisi olmakla geçiştirirler. Aslında sosyete pazarlarının gerçek müdavimleri de bunlardır. Bu konudaki örnekler daha da çoğaltılabilir ama sonuç olarak sorulması gereken soru şudur; Kim? Nerede? Ne zaman? Nasıl? Ne kadar? Apaçidir? Acaba başkaları da bizi apaçi olarak görüyor olabilir mi?
Sevgiler selamlar...