İlker, yöntemden haberim var. Yapmadım, gözümle de görmedim ama yapan birinden nasıl yapıldığına dair bilgiyi almıştım. Çok zahmetli iş, yapana saygı duymak lazım.

Lüfer elbet herkesin hedef balıklarından biridir. Ancak bu iş keyif işi ya aslen, hızlı sarımla sahte yüzdürürken hayvanın binmesinin keyfi asansör yönteminde olmaz mesela. Geçen hafta bana lüfer isabet ettiğinde çektiğim videoyu hatırla. Keşke GoPro benim başımda olmasa da başkası beni çekse, yüzümün şekli filan değişiyordur bindiği anda.

Adrenalin patlaması yaşatıyor o saniye. Çıkarabilecek miyim - kaçacak mı endişesi nefis bir şey.
Ben sahte ile avlanıp çinekop binmesini, çok seyrek lüfer bindiğinde de "oha bu ne lan" demeyi tercih ederim açıkcası. Yukarıda bahsettiğim tekne ile avı bundan da zevkli bence. Bulunduğun derinliğe ve tekne hızına göre değişmekle beraber 100-400 gr aralığında ağırlık ile avlanılır. 100 gr ile av, çok yavaş giden tekne ile ve çok sığ suda mümkündür ve en zevklisi odur ama ben yapamadım maalesef. Motorun rölantisi ile oynadım ama o kadar düşüremedim. Dur kalk vermek lazım motora ama o da avın keyfini kaçırıyordu, ben 300 gr ile avlandım genelde. O benim hızıma göre güzel bir açı ile dibi buluyordu. O avlarda lüfer bindiğinde sahtedeki gibi ağırlık olmaz bazen, bilakis olta boşalır elinde, sanki bir an kopmuş gibi olur. balık sana doğru yüzerek, zarganayı ağızlayaraki o koca ağırlığı havalandırır. ilk kez yaşadığında bunu , hatta sonralarda da, boş bulunup tasma atmazsın, zira alışık olduğun bir şey olmadığından şaşkınlık yaşarsın 2-3 saniye, en önemli 2-3 saniye o aslında. balığın yarattığı boşluğu da alarak tasma atman gerekir. bir senedir bu avı yapma fırsatım olmadığından şimdi bile aynı hatayı yapabilirim, melekeyi kaybetmişimdir belki, ama bisiklete binmek gibi aynı, geri kazanırım sanırım.
beklemeli yemli çinekop avında da balık kurşunu havalandırır, görmüşsünüzdür, hafif gergin yay halinde bıraktığınız kamışın ucundaki fosfor aşağı çekilmez bazen bilakis kamış düz hale gelir, sanki kurşun kurtulmuş gibi ilişkenden. bu sanırım (gözümle görmedim bu anı denizin dibinde elbette, fikir yürüterek anlamaya çalışma benimkisi) balığın bize doğru yüzüp aynı anda yemi ağızladığında yaşanan olgu. hep çekilmeye alışığızdır avlarda , ipin bollaşmasına değil. oysa bu da olur her iki çeşit avda da. tereddütsüz tasma atmak gerekir. ( beklemeli yemli avda bazen gerçekten kurşun ilişkenden kurtulur ve ben manasız bir tasma atarım

aradaki farkı anlamak zordur. olsun, sonradan vah vah demekten iyidir )
bu sabah da balığa gidemedim ya, öğlen kamışı almaya karşıya geçeceğim diye, herhalde hava durumuna hiç bakılmaksızın perşembe-cuma arka arkaya sabah suyuna giderim diye tahmin ediyorum. yazarken özledim balığı...