Kano Balıkçılığına giriş.

  • Konuyu başlatan Konuyu başlatan willrock
  • Başlangıç Tarihi Başlangıç Tarihi
bu konuyu ilk açıldığında görmüştüm ve ilk tespitim eyvah gitti bunca para dedim.bu sistem göl ve durgun sularda iş yapar.denizde çok ilkel bir avlanma yöntemidir ve kesinlikle güvenli değildir.bunca zahmeti spor ve kas yapma amaçlı yapılıyorsa hadi eyvallah.ama inanınki ona dahi itirazım var.ege denizinde genelde sabah saat 10 dan sonra yavaş yavaş rüzgar esmeye başlar ve 12 den sonra havaya göre şiddetini artırır.ben bunun üstüne ayaklarım yarı büklüm suyun içinde dengedemi durucam takımlarımı düzleyeceğim avmı yapacağım.gerekli durumda önüme arkama nasıl döneceğim.hadi çapayı attım kanoya bağladım ileriden sürat teknesi geçti dalgasıyla hop aşağı hop yukarı aman oğlum hasan sıkı tutun.lunaparkta denge oyuncağı gibi bir şey bu.kesinlikle denizde 100 metreden ileri gidilmez dalgada ve rüzgarda kürek ve kas bir işe yaramaz.1 metre ileri 2 metra sağa sola çeker kaybolur gidersin.bu sisteme kesinlikle güvenmeyin ve özenmeyin.durgun göller olur veya ölüdeniz diye tabir edilen denize bağlantısı çok zayıf deniz birikintisi olur orlarda kullanılır.durgun suda gezersin kas yaparsın balığını avlarsanın o zaman çok zevkli ve heyacanli bir deneyim olur.hatta kanonun üstünde ayakların yarı suyun içinde manzaralı tostunu çıkarır çam ağaçlarına bakarak yersin acayip güzel olur.
 
bu konuyu ilk açıldığında görmüştüm ve ilk tespitim eyvah gitti bunca para dedim.bu sistem göl ve durgun sularda iş yapar.denizde çok ilkel bir avlanma yöntemidir ve kesinlikle güvenli değildir.bunca zahmeti spor ve kas yapma amaçlı yapılıyorsa hadi eyvallah.ama inanınki ona dahi itirazım var.ege denizinde genelde sabah saat 10 dan sonra yavaş yavaş rüzgar esmeye başlar ve 12 den sonra havaya göre şiddetini artırır.ben bunun üstüne ayaklarım yarı büklüm suyun içinde dengedemi durucam takımlarımı düzleyeceğim avmı yapacağım.gerekli durumda önüme arkama nasıl döneceğim.hadi çapayı attım kanoya bağladım ileriden sürat teknesi geçti dalgasıyla hop aşağı hop yukarı aman oğlum hasan sıkı tutun.lunaparkta denge oyuncağı gibi bir şey bu.kesinlikle denizde 100 metreden ileri gidilmez dalgada ve rüzgarda kürek ve kas bir işe yaramaz.1 metre ileri 2 metra sağa sola çeker kaybolur gidersin.bu sisteme kesinlikle güvenmeyin ve özenmeyin.durgun göller olur veya ölüdeniz diye tabir edilen denize bağlantısı çok zayıf deniz birikintisi olur orlarda kullanılır.durgun suda gezersin kas yaparsın balığını avlarsanın o zaman çok zevkli ve heyacanli bir deneyim olur.hatta kanonun üstünde ayakların yarı suyun içinde manzaralı tostunu çıkarır çam ağaçlarına bakarak yersin acayip güzel olur.

Size bu konuda katilmiyorum. Nedenlerini ve ornegimi acikliyim.
Ilk olarak videolarini izledigim cok fazla kano balikciligi var. Hatta en son izledigimde kullanici sahilden baya aciliyor buyuk yuk gemilerinin dalgalarina maruz kaliyor. Sadece dalgalarla sallaniyor. Batma alabora felan olmuyor. Denizde durhun degildi.
Ikinci olarak hava sartlarina bagli olarak yapilacak bir av turu. Gidip dalgali gunde cikilacak degildirler. Malim can yelegi bile temin etmisler. Demekki risklerin farkindalar.
Ucuncu olarak kanolqrin yapisi alabora olsa bile batmicak sekildedir. Ters bile donse tutunabilirsiniz. Hafif ve tekrardan duzeltip icine girilebilir.
Dorduncu olarak illaha dalgali havalarda kullanacak iseler bir iki 20 cm capli iki ucu kapali pvc borularla saga sola destek yapilabilir. Uygulamalari internetlerde mevcut. Benimde cok hevesli oldugum bir konu. Tek sorun alinan kanonun suda deneme yapilmasi. Cunku ayakta durmaya imkan verenler gayet guzel oluyor. Denizdede, tatli sulardada kullanilabilir.
Sozunu ettigim yuk gemisi dalgalari ile imtahan olan kano videosu ektedir. Uzun ama gayet guzel avlari var. Bence izlenmesi zevkli bir video. Dalgalar 32. Dk kadan sonra.

 
selim bey ben bu ürünle 100 metreden ileri açılmam.videodaki dalga ve rüzgar vırıs tırıs.adamın ayaklarına dalga bile gelmiyor.ben bu ürünle balık avlanmaz demedim avlanılır çıkılırda ama güvenli değil.batmaması sorun değil açıkta hava bir bozdumu dalgalar bizi fırıldak gibi yuvarlar alır bilinmeze sürükler.arkasında 4-15 hp motorlu olan tekneler dahi hava bozdumu donuna kadar ıslanmadan güç bela azmak liman ne varsa yanaşamıyorlar.ben diyorumki güvenli değil dikkat edin.siz diyorsunuzki güvenlidir sorun değil.tamam o zaman güvenli bulan alsın kullansın binsin.benim gibi düşünenlerde bot-motor veya tekne-motor kombinasyonunu seçsin.tercih forum üyelerinindir
 
selim bey ben bu ürünle 100 metreden ileri açılmam.videodaki dalga ve rüzgar vırıs tırıs.adamın ayaklarına dalga bile gelmiyor.ben bu ürünle balık avlanmaz demedim avlanılır çıkılırda ama güvenli değil.batmaması sorun değil açıkta hava bir bozdumu dalgalar bizi fırıldak gibi yuvarlar alır bilinmeze sürükler.arkasında 4-15 hp motorlu olan tekneler dahi hava bozdumu donuna kadar ıslanmadan güç bela azmak liman ne varsa yanaşamıyorlar.ben diyorumki güvenli değil dikkat edin.siz diyorsunuzki güvenlidir sorun değil.tamam o zaman güvenli bulan alsın kullansın binsin.benim gibi düşünenlerde bot-motor veya tekne-motor kombinasyonunu seçsin.tercih forum üyelerinindir
Yanlis anlasilan bir nokta var. hava sartlari ile koskoca şilepler bile batiyor. Sadece onu kullanmadan once hava sartlarini dikkat etmek lazim. Ve 1-2 gun denizde kalin demedim. Neyse anlayan anlamistir sanirim. Tedbir sart...
 
Toplum hayatımızın en illet hastalığıdır bu... bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak! Ne yazık sadece olta balıkçılığında değil, toplum hayatını ilgilendiren pek çok konuda bize kaybettirdiği inancındayım. Evet konunun açılmasına vesile olan deniz kayağı açık denize uygun değildir. Koylarda, liman-mendirek çevrelerinde, kıyıya yakın herhangi bir avlakta pek ala kullanılır. Levrek başta olmak üzere, mevsimine göre kıyılayan akya,lüfer gibi pelajiklerin avında gayet rahatlıkla kullanılır.
Açık denize uygun kayaklar da vardır. Nitekim son iki haftadır forumun farklı bir bölümünde bu işe heveslenen bir kardeşimize, Türkçe internet tabanında bulunamayacak, yurtdışı kaynaklarda da zor rastlanır bir içerikle 4 ayrı makale yazdım ve tecrübelerimi paylaştım. Şimdi bu yazılanları görünce haybeye mi uğraştım acaba diye süphe duyuyorum. Okuyunuz...rica ederim.

Buyrun bu fotoğrafları çeken adamların ikisi de sağ, salim, yaptıkları işten memnun, güçleri yettikçe de yine oralara gitmeye devam edecekler! Alelade bir av günümüzde gidip gelebileceğimiz yerler işte...çokta büyütecek bir şey değil...Bu boş lakırdıları sona erdirir umarım.


Sene 2009...Kıyıdan 12 km. Korkmuş gibi bir halim var mı? (Bu soruyu cevaplamayınız.)
DSC02551.jpg


Sene 2012... Kıyıdan 8 Km. Bu fotoğraftan yarım saat sonra kıyamet koptu. İki dalga arasına düştüğümde gökyüzünden başka birşey görünmüyordu! Tek şansım fırtınanın dönüş istikametimden, yani karşımdan esmiyor olmasıydı. Bunları yazabildiğime göre yaptığımdan pişman değilim demekki.
DSCF0958.jpg


Tahminlere göre değil, tecrübelere göre ahkam kesmek vicdani bir görevdir...
 
bu konuyu ilk açıldığında görmüştüm ve ilk tespitim eyvah gitti bunca para dedim.bu sistem göl ve durgun sularda iş yapar.denizde çok ilkel bir avlanma yöntemidir ve kesinlikle güvenli değildir.bunca zahmeti spor ve kas yapma amaçlı yapılıyorsa hadi eyvallah.ama inanınki ona dahi itirazım var.ege denizinde genelde sabah saat 10 dan sonra yavaş yavaş rüzgar esmeye başlar ve 12 den sonra havaya göre şiddetini artırır.ben bunun üstüne ayaklarım yarı büklüm suyun içinde dengedemi durucam takımlarımı düzleyeceğim avmı yapacağım.gerekli durumda önüme arkama nasıl döneceğim.hadi çapayı attım kanoya bağladım ileriden sürat teknesi geçti dalgasıyla hop aşağı hop yukarı aman oğlum hasan sıkı tutun.lunaparkta denge oyuncağı gibi bir şey bu.kesinlikle denizde 100 metreden ileri gidilmez dalgada ve rüzgarda kürek ve kas bir işe yaramaz.1 metre ileri 2 metra sağa sola çeker kaybolur gidersin.bu sisteme kesinlikle güvenmeyin ve özenmeyin.durgun göller olur veya ölüdeniz diye tabir edilen denize bağlantısı çok zayıf deniz birikintisi olur orlarda kullanılır.durgun suda gezersin kas yaparsın balığını avlarsanın o zaman çok zevkli ve heyacanli bir deneyim olur.hatta kanonun üstünde ayakların yarı suyun içinde manzaralı tostunu çıkarır çam ağaçlarına bakarak yersin acayip güzel olur.
Size bu konuda katilmiyorum. Nedenlerini ve ornegimi acikliyim.
Ilk olarak videolarini izledigim cok fazla kano balikciligi var. Hatta en son izledigimde kullanici sahilden baya aciliyor buyuk yuk gemilerinin dalgalarina maruz kaliyor. Sadece dalgalarla sallaniyor. Batma alabora felan olmuyor. Denizde durhun degildi.
Ikinci olarak hava sartlarina bagli olarak yapilacak bir av turu. Gidip dalgali gunde cikilacak degildirler. Malim can yelegi bile temin etmisler. Demekki risklerin farkindalar.
Ucuncu olarak kanolqrin yapisi alabora olsa bile batmicak sekildedir. Ters bile donse tutunabilirsiniz. Hafif ve tekrardan duzeltip icine girilebilir.
Dorduncu olarak illaha dalgali havalarda kullanacak iseler bir iki 20 cm capli iki ucu kapali pvc borularla saga sola destek yapilabilir. Uygulamalari internetlerde mevcut. Benimde cok hevesli oldugum bir konu. Tek sorun alinan kanonun suda deneme yapilmasi. Cunku ayakta durmaya imkan verenler gayet guzel oluyor. Denizdede, tatli sulardada kullanilabilir.
Sozunu ettigim yuk gemisi dalgalari ile imtahan olan kano videosu ektedir. Uzun ama gayet guzel avlari var. Bence izlenmesi zevkli bir video. Dalgalar 32. Dk kadan sonra.


Konu anlaşılmış fakat bir kaç hususa değinmeden geçemeyeceğim. Aslında her ikiniz de haklısınız. İzmirli Hasan bey, İzmir şartlarını düşünerek yorumlarını yazmış ve altını çizdiği noktaların çoğu bence çok isabetli. Ben Kanoyla balık avlayan birisiyim. Ben Fethiye körfezinde (bilirsiniz körfez içinde bir körfezdir aslında) kanoyla çok rahat avlanabiliyorum. Çünkü çoğunlukla göl gibidir. Buna rağmen öğle saatlerinde deniz hafif dalgalandı mı (Selim beyin videosu gibi), içiniz dışınıza çıkıyor. Bu durum 4-5 m teknede bile oluyor. Kanoyla daha zorlu ve dalgalı havalarda ise gezmek mümkündür, fakat av yapmak çok zorlaşır.

Selim beyin de tespitleri çok doğru. Av yapılmıyor mu yapılıyor. Bu ne beklediğinize bağlı. Selim beyin belirttiği gibi zaten kano balıkçıları belirtilen riskleri dikkate alarak av yapıyor. Benim açımdan yazın çok az risk var. Kıyıdan en fazla 30-40 m açılırım. Genelde, denizin birden derinleştiği ve sarp yamaçlardan denize düşen kayaların olduğu yerlerdeki balıklarla uğraşırım. Ama kış için bir şey diyemem. Deniz 17-18 derece (kuzeyde daha düşük), hangi kıyafet giyilirse giyilsin, ben ıslanmayı göze alamam.

Son olarak, şu videoların gazına gelmememiz gerektiğini vurgulamak istiyorum. Jig tekniği ile balık avı ülkemizde çok sıkıntılı. Belki 10-15 sene önce daha iyiydi. Kanoyla kıyıdan çok uzaklara açılsan ne olur. Sanki balık çok bol ve birisi kanoya binsin ve gelsin bizi tutsun diye bekliyorlar. Jig avcılığına merak sarmış tekne sahibi arkadaşım, şimdi sanırım servet harcadıkları takımları evde nereye koyduklarını bile unutmuşlardır. Şimdi bazıları şöyle diyecek; Ya bu spor işi, balık eti ikinci planda. Ben itiraf edeyim o iş öyle olmuyor. Hadi üç beş gün spor yaptım ve temiz hava aldım diye avunuyorsun. Sonra hayıflanmaya başlıyorsun. 5-6 günün sonunda oltaya bir tık vuruş gelmezse, başlarım böyle spora diyorsun. Bu söz tabi ki en hafifi... Tabi bu balık tutma zevki ağır basan benim gibi amatörler için geçerli. Kimisi için spor yapmak birinci amaçtır. Bu durumda balığı hiç önemsemeden 2-3 ay ay çıkar kanoyla açılır jig yaparsın ve hiç balık tutmamış olsan bile eve her gün, spor yapmış olmamın verdiği mutlu bir yüz ifadesiyle dönersin...

Kanoyla balıkçılık güzel bir hobi. Kıyılara yakın amatör bir ruhla yapmak çok zevkli. Kişisel görüşüm çok abartmamak gerekli. Bence gidin önce bir tekne kiralayıp, kanoyla gitmeyi istediğiniz yerlere gidip biraz jig yapın. Sonra benim ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız.
 
Toplum hayatımızın en illet hastalığıdır bu... bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak! Ne yazık sadece olta balıkçılığında değil, toplum hayatını ilgilendiren pek çok konuda bize kaybettirdiği inancındayım. Evet konunun açılmasına vesile olan deniz kayağı açık denize uygun değildir. Koylarda, liman-mendirek çevrelerinde, kıyıya yakın herhangi bir avlakta pek ala kullanılır. Levrek başta olmak üzere, mevsimine göre kıyılayan akya,lüfer gibi pelajiklerin avında gayet rahatlıkla kullanılır.
Açık denize uygun kayaklar da vardır. Nitekim son iki haftadır forumun farklı bir bölümünde bu işe heveslenen bir kardeşimize, Türkçe internet tabanında bulunamayacak, yurtdışı kaynaklarda da zor rastlanır bir içerikle 4 ayrı makale yazdım ve tecrübelerimi paylaştım. Şimdi bu yazılanları görünce haybeye mi uğraştım acaba diye süphe duyuyorum. Okuyunuz...rica ederim.

Buyrun bu fotoğrafları çeken adamların ikisi de sağ, salim, yaptıkları işten memnun, güçleri yettikçe de yine oralara gitmeye devam edecekler! Alelade bir av günümüzde gidip gelebileceğimiz yerler işte...çokta büyütecek bir şey değil...Bu boş lakırdıları sona erdirir umarım.


Sene 2009...Kıyıdan 12 km. Korkmuş gibi bir halim var mı? (Bu soruyu cevaplamayınız.)
33697 dosyayı görüntüle

Sene 2012... Kıyıdan 8 Km. Bu fotoğraftan yarım saat sonra kıyamet koptu. İki dalga arasına düştüğümde gökyüzünden başka birşey görünmüyordu! Tek şansım fırtınanın dönüş istikametimden, yani karşımdan esmiyor olmasıydı. Bunları yazabildiğime göre yaptığımdan pişman değilim demekki.
33698 dosyayı görüntüle

Tahminlere göre değil, tecrübelere göre ahkam kesmek vicdani bir görevdir...


Daha oncedende kano ile ilgiliydim. Sizin yazdiginiz konularin neredeyse hepsini okumustum. Simdi tekrar goz gecirdim ve eksiklerimi tamamladim. Sunu fark ettim; siz beni destekliyorsunuz.
Daha once bu forumdan reelde tanisip gorustugum kisilere bu kano isini anlatiyordum bir kac zamandir. Ben olaylarin ve risklerin hepsinin farkindayim. Ve bunu balik sevdasi icin degil doga gezintisi, ve guzel anilar icin dusunuyordum. Diger konuda paylastiginiz dogada kamp resimleri tamda hayallerimdi. Sizinle gercektende kano alacagim zaman detayli konusacagim. Ama daha hazir degilim. Bayagi bir fizibilite yapmam gerek ayrica gercektende bana ve kullanacagim yere uygunmu diye arastiracagim. Umarim o zaman yardimlarinizi ve bilgilerinizi esirgemezsiniz.

Konu anlaşılmış fakat bir kaç hususa değinmeden geçemeyeceğim. Aslında her ikiniz de haklısınız. İzmirli Hasan bey, İzmir şartlarını düşünerek yorumlarını yazmış ve altını çizdiği noktaların çoğu bence çok isabetli. Ben Kanoyla balık avlayan birisiyim. Ben Fethiye körfezinde (bilirsiniz körfez içinde bir körfezdir aslında) kanoyla çok rahat avlanabiliyorum. Çünkü çoğunlukla göl gibidir. Buna rağmen öğle saatlerinde deniz hafif dalgalandı mı (Selim beyin videosu gibi), içiniz dışınıza çıkıyor. Bu durum 4-5 m teknede bile oluyor. Kanoyla daha zorlu ve dalgalı havalarda ise gezmek mümkündür, fakat av yapmak çok zorlaşır.

Selim beyin de tespitleri çok doğru. Av yapılmıyor mu yapılıyor. Bu ne beklediğinize bağlı. Selim beyin belirttiği gibi zaten kano balıkçıları belirtilen riskleri dikkate alarak av yapıyor. Benim açımdan yazın çok az risk var. Kıyıdan en fazla 30-40 m açılırım. Genelde, denizin birden derinleştiği ve sarp yamaçlardan denize düşen kayaların olduğu yerlerdeki balıklarla uğraşırım. Ama kış için bir şey diyemem. Deniz 17-18 derece (kuzeyde daha düşük), hangi kıyafet giyilirse giyilsin, ben ıslanmayı göze alamam.

Son olarak, şu videoların gazına gelmememiz gerektiğini vurgulamak istiyorum. Jig tekniği ile balık avı ülkemizde çok sıkıntılı. Belki 10-15 sene önce daha iyiydi. Kanoyla kıyıdan çok uzaklara açılsan ne olur. Sanki balık çok bol ve birisi kanoya binsin ve gelsin bizi tutsun diye bekliyorlar. Jig avcılığına merak sarmış tekne sahibi arkadaşım, şimdi sanırım servet harcadıkları takımları evde nereye koyduklarını bile unutmuşlardır. Şimdi bazıları şöyle diyecek; Ya bu spor işi, balık eti ikinci planda. Ben itiraf edeyim o iş öyle olmuyor. Hadi üç beş gün spor yaptım ve temiz hava aldım diye avunuyorsun. Sonra hayıflanmaya başlıyorsun. 5-6 günün sonunda oltaya bir tık vuruş gelmezse, başlarım böyle spora diyorsun. Bu söz tabi ki en hafifi... Tabi bu balık tutma zevki ağır basan benim gibi amatörler için geçerli. Kimisi için spor yapmak birinci amaçtır. Bu durumda balığı hiç önemsemeden 2-3 ay ay çıkar kanoyla açılır jig yaparsın ve hiç balık tutmamış olsan bile eve her gün, spor yapmış olmamın verdiği mutlu bir yüz ifadesiyle dönersin...

Kanoyla balıkçılık güzel bir hobi. Kıyılara yakın amatör bir ruhla yapmak çok zevkli. Kişisel görüşüm çok abartmamak gerekli. Bence gidin önce bir tekne kiralayıp, kanoyla gitmeyi istediğiniz yerlere gidip biraz jig yapın. Sonra benim ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız.

Boyle sporlar bir tek hevesle olacak isler degil, azim, arzu ve zevkle olacak isler. Ben ege fizik bolumu okurken tek isteyerek yazan kisiydim sinifta. Cok istenerek okunacak bir bolum degildir insanlarin geneli icin ama benim icin oyledi. Ayrica balik benim icin spor olmaktan bir adim oteye gecemez. Ama en az 3 senedir bir fiil bu sporla ugrasiyorum. Esim baligin b sine bile katlanamiyor. Birakin eve balik getirmeyi, balik kokusu ustume sinerse eve beni bile almiyor. Ben ve 3 yasindaki oglum ya baligi disarda yada akrabalarimda yemek zorundayiz. Hani demissiniz ya spor spor da bir yere kadar. Benim icin o siniri belirleyen nokta yok 🙂 benim gibi baliklara asik olup bu zulmu ceken baskasi varmi bilmiyorum. her neyse sanirim ben istisnayim. Genellikle tutulan baliklari geri salarim. Yada yanimdakilere dagatirim. Bundan guzel doga ile bas basa kalinan spor yoktur sanirim.
 
Daha oncedende kano ile ilgiliydim. Sizin yazdiginiz konularin neredeyse hepsini okumustum. Simdi tekrar goz gecirdim ve eksiklerimi tamamladim. Sunu fark ettim; siz beni destekliyorsunuz.
Daha once bu forumdan reelde tanisip gorustugum kisilere bu kano isini anlatiyordum bir kac zamandir. Ben olaylarin ve risklerin hepsinin farkindayim. Ve bunu balik sevdasi icin degil doga gezintisi, ve guzel anilar icin dusunuyordum. Diger konuda paylastiginiz dogada kamp resimleri tamda hayallerimdi. Sizinle gercektende kano alacagim zaman detayli konusacagim. Ama daha hazir degilim. Bayagi bir fizibilite yapmam gerek ayrica gercektende bana ve kullanacagim yere uygunmu diye arastiracagim. Umarim o zaman yardimlarinizi ve bilgilerinizi esirgemezsiniz.



Boyle sporlar bir tek hevesle olacak isler degil, azim, arzu ve zevkle olacak isler. Ben ege fizik bolumu okurken tek isteyerek yazan kisiydim sinifta. Cok istenerek okunacak bir bolum degildir insanlarin geneli icin ama benim icin oyledi. Ayrica balik benim icin spor olmaktan bir adim oteye gecemez. Ama en az 3 senedir bir fiil bu sporla ugrasiyorum. Esim baligin b sine bile katlanamiyor. Birakin eve balik getirmeyi, balik kokusu ustume sinerse eve beni bile almiyor. Ben ve 3 yasindaki oglum ya baligi disarda yada akrabalarimda yemek zorundayiz. Hani demissiniz ya spor spor da bir yere kadar. Benim icin o siniri belirleyen nokta yok 🙂 benim gibi baliklara asik olup bu zulmu ceken baskasi varmi bilmiyorum. her neyse sanirim ben istisnayim. Genellikle tutulan baliklari geri salarim. Yada yanimdakilere dagatirim. Bundan guzel doga ile bas basa kalinan spor yoktur sanirim.

O zaman bu tam size göre. Başarılar
 
Sene 2012... Kıyıdan 8 Km. Bu fotoğraftan yarım saat sonra kıyamet koptu. İki dalga arasına düştüğümde gökyüzünden başka birşey görünmüyordu! Tek şansım fırtınanın dönüş istikametimden, yani karşımdan esmiyor olmasıydı. Bunları yazabildiğime göre yaptığımdan pişman değilim demekki.

yukarıdaki yazdığınız yazıyı çok önemsiyorum.yaptığınızdan pişman olmamanız farklı şey o gün şansınızın yaver gitmesi farklı bir şeydir.ne demişsiniz tek şansım fırtınanın dönüş istikametinden yani karadan değil arkamdan esmesiydi yazmışsınız.tamda aynen öyle peki rüzgar ve dalga karşı istikametten esseydi ne olucaktı ? ben size söyleyim eğer önden vuran dalga sonrası eğim yapan kanonun önü denize saplanıp sizi üstünden atmazsa yada ( eğim sonrası ikinci dalga sizi içine çekmezse ) var gücünüzle küreğe asılsanız dahi 1 metre ileri-geri yapacaktınız.ama bu ciddi tempoya çok değil 10 dk sonra kollarınız ve takatiniz yeterli gelmeyecek ve 1 ileri 2 geri olucak.yarım saat sonrada hep geri olucak ve Allah sonumuzu hayır etsin.bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak gerekir aynen öyle.şimdi size bundan 1 sene önce bizzat yaşadığımı yazayım.yani şurdan duydum veya şurdan okudumda değil bizzat yaşadıklarımı yazacağım

gümüldürde mandalin bahçemiz olduğu için yazları vaktim hep orlarda geçer.geçen sene yazın hava hafiften kapalıydı.rüzgar karadan denize doğru esmekteydi.denize baktım gram dalga yok sadece rüzgarın denizin üstünde kayak yapar gibi hızlı şekilde geçiyordu ve o minik dalgalar sörf görüntüsü veriyordu.kendimce nasıl olsa rüzgar karadan denize doğru estiği için dalga yok çıkayımda belki 1-2 çupra alır daha önceden yakalayıp buzluktaki eksik sayıdaki çipraları tamamlar akşama mangal yaparız dedim.geldim deniz kenarına bot motor takım taklavat hepsi tamam hafiften açığa doru kerteriz bölgeme gitmeye başladım.rüzgar arkamdan geldiği için hiç sarsıntı yok motora bile fazla yüklenmeden yaklaşık 3 km ileriye gittim.fakat bir tuhaflık vardı.karadan bakarken dalgalar yok gibiydi ama açıkta işin rengi biraz farklıydı.fakat dalgalar o kadar yüksek değildi yaklaşık 10 cm falandı.bende o kadar zahmet ettim uğraştım buraya kadar geldim hiç değilse biraz av yapayım zaten dalgalar yüksek değil dedim ve av yapmaya başladım.ama tuhaflık devam ediyordu dalga hafiflemiş rüzgar sanki şiddetini artırmaya başlamıştı.iki üç olta atımından sonra rüzfarın hayra alamet olmadığını farkettim ve hemen oltayı topladım.abartmıyorum bu yaşadıklarım 15-20 dk içinde oldu.ben oltayı topladıktan sonra çapaya geçince rüzgar botun üstündeki hafif olan poşetler yem ve benzerlerini aldı uçurdu.

1 ) çapanın yarısına kadar geldiğimde av bölgemden yaklaşık 200 metre açığa çekilmiştim.hava hafiften daha kararmış rüzgar şiddetlenmişti.attığım yer 60 metre ve ben daha çapanın yarısına bile gelmemiştim.başlarım çapasına deyip çapanın ipini kesip motoru çalıştırdım ve karaya doğru hafiften sürmeye başladım.dalga boyu çok değil yaklaşık yarım metre ama rüzgarı şiddetiyle önden bota bir vuruyorduki nerdeyse plane kalkıcam ve üstüm başım sucuk gibi olmuştu.bottaki tüm ağırlıkları öne kaydırıp botun ortasına geçtim.elim geride motoru kontrollü hızla karaya doğru sürmeye başladım.ama rüzgar öyle şiddetlenmiştiki 4 hp motor ile gram gram ilerliyorum.karaya varmam 60 dk sürdü ve anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. 4 hp motor bütün gücüyle çalışmış 60 dk sonra beni karaya ulaştırmıştı.o gün anladımki denizler idarelik işi sevmez ve her donanımın iyisinden ve güçlü olucak.

2 ) ikinci örnekte dalga açıktan karaya doğruydu bende o gün bahçedeki işlerden dolayı işlerim öğlene doğru bitti ve 4 metre polyester tekne ve 9.9 hp motor ile saat 12 gibi açığa çıktım.aslında 3 km tam manasıyla açıkta sayılmaz.motorlarda emniyet mandalına bağlı kırmızı renkli kablo olur.onu koluna takarsın bir devrilme gibi durumda koluna bağlı kablo otomatikmen çekilir ve motor stop eder.ama kablonun görüntüsü beni rahatsız etmişti motor karizmatik 🙂 durmuyordu.kabloyu mandaldan çıkarıp geriye doğru doladım.ama 1 saat sonra dalga acayip şiddetlenmeye başladı nasıl olsa karaya doğru olduğu için önemsemedim.fakat düzgün av yapamıyordum ve içim resmen dışıma çıktı.hatta çok sıkıştım pete ihtiyacımı giderirken rahat duramadığım için resmen üstüme yaptım.baktım olmayacak toparlandım motoru çektim çalışmadı.haydaaa ne oldu şimdi her bakımını yaptım hiç bir şeyi yoktu.ne yaptıysam çalışmadı dalgada beni karaya götürüyordu o açıdan biraz içim rahattı.karaya az bir şey kala bir şey dikkatimi çekti.motorun emniyet mandalındaki kabloyu çekmiştim ( karizmatik görünecek ya ) hemen yarine taktım ikinci çekişte motor çalıştı.dalga karaya doğru ama az eğimli olduğu için beni yaklaşık denize indiğim noktadan 1 km sağa kaydırmıştı.4 metre polyester 9.9 hp motor ile dalgayı yardırarak kontrollü gideyim dedim ama 1 km mesafeyi gitmek 40 dk sürdü ve ölüm geldi.eve gidince donuma kadar ıslanmıştım ve savaştan çıkmış gibiydim.bu ve benzeri üç beş tecrübeden sonra ben şuna kanaat getirdim.hava durgunsa güzelse sabah erkenden 6-7 gibi avını yapacaksın en geç 12 -1 gibi rüzgar artmaya başlayınca oylanamadan toplanıp geleceksin.haa o gün hava güzel akşama kadar devam et.özellikle hava parçalı bulutlu zamanlarda rüzgara ve dalgaya kesinlikle güvenme.çok değil 15.20 dk içinde öyle bir değişirki ne olduğunu anlayamazsın bizzat kaç kere yaşadım.

bu kano ve benzerlerini kullanmak için konsantrasyonun yüksek güçlü ve genç olacaksın.her ne olursa olsun 100 metreden ileri çıkmayacaksın.haa ben çıktım bir şey olmadı bir olmaz iki olmaz ters bir zamanda açığa çıkarsın rambo gelip kürek çekse fayda etmez.bunlarda benim görüşüm çünki bu yazdıklarımı duymadım okumadım bizzat yaşadığım.bu takımı herkes kullanamaz genç güçlü akıllı işidir ve herkese uygun değil.
 
Sene 2012... Kıyıdan 8 Km. Bu fotoğraftan yarım saat sonra kıyamet koptu. İki dalga arasına düştüğümde gökyüzünden başka birşey görünmüyordu! Tek şansım fırtınanın dönüş istikametimden, yani karşımdan esmiyor olmasıydı. Bunları yazabildiğime göre yaptığımdan pişman değilim demekki.

yukarıdaki yazdığınız yazıyı çok önemsiyorum.yaptığınızdan pişman olmamanız farklı şey o gün şansınızın yaver gitmesi farklı bir şeydir.ne demişsiniz tek şansım fırtınanın dönüş istikametinden yani karadan değil arkamdan esmesiydi yazmışsınız.tamda aynen öyle peki rüzgar ve dalga karşı istikametten esseydi ne olucaktı ? ben size söyleyim eğer önden vuran dalga sonrası eğim yapan kanonun önü denize saplanıp sizi üstünden atmazsa yada ( eğim sonrası ikinci dalga sizi içine çekmezse ) var gücünüzle küreğe asılsanız dahi 1 metre ileri-geri yapacaktınız.ama bu ciddi tempoya çok değil 10 dk sonra kollarınız ve takatiniz yeterli gelmeyecek ve 1 ileri 2 geri olucak.yarım saat sonrada hep geri olucak ve Allah sonumuzu hayır etsin.bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmamak gerekir aynen öyle.şimdi size bundan 1 sene önce bizzat yaşadığımı yazayım.yani şurdan duydum veya şurdan okudumda değil bizzat yaşadıklarımı yazacağım

gümüldürde mandalin bahçemiz olduğu için yazları vaktim hep orlarda geçer.geçen sene yazın hava hafiften kapalıydı.rüzgar karadan denize doğru esmekteydi.denize baktım gram dalga yok sadece rüzgarın denizin üstünde kayak yapar gibi hızlı şekilde geçiyordu ve o minik dalgalar sörf görüntüsü veriyordu.kendimce nasıl olsa rüzgar karadan denize doğru estiği için dalga yok çıkayımda belki 1-2 çupra alır daha önceden yakalayıp buzluktaki eksik sayıdaki çipraları tamamlar akşama mangal yaparız dedim.geldim deniz kenarına bot motor takım taklavat hepsi tamam hafiften açığa doru kerteriz bölgeme gitmeye başladım.rüzgar arkamdan geldiği için hiç sarsıntı yok motora bile fazla yüklenmeden yaklaşık 3 km ileriye gittim.fakat bir tuhaflık vardı.karadan bakarken dalgalar yok gibiydi ama açıkta işin rengi biraz farklıydı.fakat dalgalar o kadar yüksek değildi yaklaşık 10 cm falandı.bende o kadar zahmet ettim uğraştım buraya kadar geldim hiç değilse biraz av yapayım zaten dalgalar yüksek değil dedim ve av yapmaya başladım.ama tuhaflık devam ediyordu dalga hafiflemiş rüzgar sanki şiddetini artırmaya başlamıştı.iki üç olta atımından sonra rüzfarın hayra alamet olmadığını farkettim ve hemen oltayı topladım.abartmıyorum bu yaşadıklarım 15-20 dk içinde oldu.ben oltayı topladıktan sonra çapaya geçince rüzgar botun üstündeki hafif olan poşetler yem ve benzerlerini aldı uçurdu.

1 ) çapanın yarısına kadar geldiğimde av bölgemden yaklaşık 200 metre açığa çekilmiştim.hava hafiften daha kararmış rüzgar şiddetlenmişti.attığım yer 60 metre ve ben daha çapanın yarısına bile gelmemiştim.başlarım çapasına deyip çapanın ipini kesip motoru çalıştırdım ve karaya doğru hafiften sürmeye başladım.dalga boyu çok değil yaklaşık yarım metre ama rüzgarı şiddetiyle önden bota bir vuruyorduki nerdeyse plane kalkıcam ve üstüm başım sucuk gibi olmuştu.bottaki tüm ağırlıkları öne kaydırıp botun ortasına geçtim.elim geride motoru kontrollü hızla karaya doğru sürmeye başladım.ama rüzgar öyle şiddetlenmiştiki 4 hp motor ile gram gram ilerliyorum.karaya varmam 60 dk sürdü ve anamdan emdiğim süt burnumdan geldi. 4 hp motor bütün gücüyle çalışmış 60 dk sonra beni karaya ulaştırmıştı.o gün anladımki denizler idarelik işi sevmez ve her donanımın iyisinden ve güçlü olucak.

2 ) ikinci örnekte dalga açıktan karaya doğruydu bende o gün bahçedeki işlerden dolayı işlerim öğlene doğru bitti ve 4 metre polyester tekne ve 9.9 hp motor ile saat 12 gibi açığa çıktım.aslında 3 km tam manasıyla açıkta sayılmaz.motorlarda emniyet mandalına bağlı kırmızı renkli kablo olur.onu koluna takarsın bir devrilme gibi durumda koluna bağlı kablo otomatikmen çekilir ve motor stop eder.ama kablonun görüntüsü beni rahatsız etmişti motor karizmatik 🙂 durmuyordu.kabloyu mandaldan çıkarıp geriye doğru doladım.ama 1 saat sonra dalga acayip şiddetlenmeye başladı nasıl olsa karaya doğru olduğu için önemsemedim.fakat düzgün av yapamıyordum ve içim resmen dışıma çıktı.hatta çok sıkıştım pete ihtiyacımı giderirken rahat duramadığım için resmen üstüme yaptım.baktım olmayacak toparlandım motoru çektim çalışmadı.haydaaa ne oldu şimdi her bakımını yaptım hiç bir şeyi yoktu.ne yaptıysam çalışmadı dalgada beni karaya götürüyordu o açıdan biraz içim rahattı.karaya az bir şey kala bir şey dikkatimi çekti.motorun emniyet mandalındaki kabloyu çekmiştim ( karizmatik görünecek ya ) hemen yarine taktım ikinci çekişte motor çalıştı.dalga karaya doğru ama az eğimli olduğu için beni yaklaşık denize indiğim noktadan 1 km sağa kaydırmıştı.4 metre polyester 9.9 hp motor ile dalgayı yardırarak kontrollü gideyim dedim ama 1 km mesafeyi gitmek 40 dk sürdü ve ölüm geldi.eve gidince donuma kadar ıslanmıştım ve savaştan çıkmış gibiydim.bu ve benzeri üç beş tecrübeden sonra ben şuna kanaat getirdim.hava durgunsa güzelse sabah erkenden 6-7 gibi avını yapacaksın en geç 12 -1 gibi rüzgar artmaya başlayınca oylanamadan toplanıp geleceksin.haa o gün hava güzel akşama kadar devam et.özellikle hava parçalı bulutlu zamanlarda rüzgara ve dalgaya kesinlikle güvenme.çok değil 15.20 dk içinde öyle bir değişirki ne olduğunu anlayamazsın bizzat kaç kere yaşadım.

bu kano ve benzerlerini kullanmak için konsantrasyonun yüksek güçlü ve genç olacaksın.her ne olursa olsun 100 metreden ileri çıkmayacaksın.haa ben çıktım bir şey olmadı bir olmaz iki olmaz ters bir zamanda açığa çıkarsın rambo gelip kürek çekse fayda etmez.bunlarda benim görüşüm çünki bu yazdıklarımı duymadım okumadım bizzat yaşadığım.bu takımı herkes kullanamaz genç güçlü akıllı işidir ve herkese uygun değil.

Hasan bey biz yaşlandık galiba. Gençleri anlayamıyoruz. Ya da daha doğrusu, biz kendimizi iyi ifade edemiyoruz. Kuşak farkı dedikleri bu olsa gerek...🙂
 
Back