Ben 15 16 yaşlarımdayken üsküdarda balıkçılar deniz kıyısındaydı, temizlenen balıkların iç organları hemen arkaya denize atılırdı. burada çok iri kefaller olurdu. bir gün arkadaşımla tanıdığı bir tezgaha gittik, tezgahın arkasından el oltasıyla kefal yakalamıştık. kefaller bacağım boyundaydı ilk defa bu kadar iri kefal görmüştüm. 3 tane yakalayıp eve götürdüm. annem içini açtığında o koku burnuma geldi dedim anne ben bunları yemem direk kedilere gitti balıklar. belki güzel temizleyip yenebilir, yiyen çok duygum. hatta evdekilere levrek diye yutturup yiyen bir abimiz vardı üsküdarda. kafasını kesiyorum sirkeye yatırıyorum bir gün bekliyor sirkede diye tarif vermişti. ama her ne kadar yense de o çocukluğumda gördüğüm manzara ve kokudan sebep yiyemiyorum. oltama gelse direk salıyorum.
