Desenize baya gır gır olmuş. Bizim kanunlarımız, yasalarımız bütün yaptırımlarımız sadece garibanlara çalışır gerisi yalan bence baksanıza yetkililerin umrunda değil ama başbakanımız gidip şerefsizlerin teknesini ziyaret ediyor.
Ben farklı bir şey demiyorum sadece bu devletin başındaki kim meselesi değil . Başka bir parti olsa bu durumun değişeceğine inanmıyorum . değişmesi için o partileri getirenler yani bizlerin sağlam bir irade ve çoğunlukla bunun baskısını yapmamız lazım . Hiç bir hükümet bu ülkede doğa ile ilgili sorunlara herhangi bir yaptırım uygulamadı . Doğaya saygısı olan tek bildiğim siyasi Mustafa Kemal Atatürk benim bildiğim . Türkiyenin orman haritasnının 50 senelik grafiğine bakmak yeterli olur kanımca. Bizler bu konuda hem fikir olarak çoğunluk şekilde tepki gösterirsek ancak bir şeyler değişebilir .Senih Can kardeş,
Tüm balıkçı tekneleri gps ile takip edilebilir! Okyanusta sınırlar koymuş elin adamı geçeni affetmiyor. Bu siyasi alt yapı, kanunlar ile mümkün. Gırgır ve trol avcılarını bir dinleyin. Onlar bizden dertli.
Gerçekten! Onlarda farkındalar biten balığın ama o gelip ağ atmasa diğeri gelecek biliyor! Yaptırım yok.
eline sağlık gelemesekte destekliyor ve bunun mücadelesini anlatarak bilgilendirerek yapıyoruz sıkıntı bürokraside orayı alevlendirmek hepimizin borcuİstanbul Boğazı bir biyolojik koridordur. Lüfer bu biyolojik koridoru kullanarak Karadeniz'e ulaşır ve orada ürer. İstanbullu gırgır reisleri her sonbahar Karadeniz'den geri göçe geçen lüferleri avlamak için bir huni ağzı gibi daralan Boğaz girişine en genişinden ağlarını atar, sonarların, radarların yardımıyla balığa kaçacak yer bırakmamacasına avlanırlar.
Lüfer, yok olmanın kıyısında balıklarımızdandır.
Geçtiğimiz dönemde bu sucul hayatın devamı için getirilen kimi yasaklar hepimiz için umut verici birer adım oldu. Bununla birlikte, Türkiye'nin balığının %90'ını tutan gırgır reislerimizin bu yasaklara uymadıkları bugün tezgahlarımızda endişesizce satılan boy altı lüfer balıklardan bellidir.
İstanbul Su Ürünleri Hali'nde denetimin yetersiz olduğu, Sahil Güvenlik Kurumu tarafından denizlerin kontrolunun tam yapılamadığı da gene aynı tezgahlardan belli olmaktadır.
Kimsenin korkusu olmadığı gibi, denetim yükümlülüğü bir kurumdan diğerine sürekli atılmakta, her kurumun ilgilisi tarafından yasadan imkanlara her türlü mazeret ilan edilmekte, ancak gene ve yine boy altı yani yavru boy lüferler tezgahlarda yer bulabilmektedir.
İstanbullular olarak beş yıldır tüm iyi niyetimizle herkesi yasaya uymaya, yasayı uygulatmaya davet ediyoruz. Sonuçta gene gırgır reisleri arzu ettikleri gibi avlanabilmekte, yasak avları için ceza almadıkları gibi yeni tebliğde lüferin avlanma boyunu 17 cm'e indirebilmenin hazırlığını yapmaktadırlar.
Bu değerli deniz, bu fevkalade kırılgan sucul hayat inatla, ısrarla avlanacağım diyen, yasak tanımayan, yasağı delmek için her yolu deneyenlerin insafına bırakılamaz!
Denizlerimiz müşterekimizdir. Sucul hayat bize çocuklarımızın emanetidir.
Trollere yasak olan İstanbul Boğazı gırgırlara da yasaklanmalıdır.Bu sebeple 03.01.2016 pazar günü kalender ordu evi önünde bir etkinlik düzenlenecektir.
vakti ve imkanı olanları sürdürülebilir su hayatı adına bu etkinliğe bekleriz.
not.alıntıdır.