Bu aralar balık yokluğu ve sıcaklar nedeniyle genelde keyif amaçlı mercan avına gidiyoruz. Tabiki bu avlar süresince benim aklımda hep güzel bir canlı yem yakalama ümidi de var. En çok beklediklerim lapa, küçük turna, iri sardalya veya lokum balığı. Bizim buralardaki yırtıcıların favori yemleri. Olurda bunlardan gelirse iğneyi özenle çıkartıp yeni aldığım file tipi livara atıtorum. Eğer iki-üç yem yakalayabilmişsek en mutlu benim. Arkadaşları ikna edebilirsem hava kararmadan yol üstündeki taşları yokluyarak eve gidiyoruz. Bugünde arkadaşlarla birlikte iş çıkışı mercana gittik. Onlar çim çim ile yemledikleri dip takımları ile avlanırken ben balık derisi ile yapılmış çaparinin alt iki iğnesini yemli diğerlerini yemsiz kullandım. Arkadaşlar yemli dip takımları ile avlanırken ben dipten 5-10mt kadar yukarıda SABIKI tarzı yemli çaparimi yukarı aşağı salladım.

Bizim bölgelerde karadeniz ve marmarada kullanılan tüylü ve simli çapariler çok iş yapmıyor. Nedendir tam olarak bilemiyorum ama sanırım suyun berraklığı ile alakalı. Canlı yem temin etmek konusunda yaşadığım sorunları aşabilmek için balık derisi çaparisi(SABIKI) aldım. İşe yaradımı derseniz; KESİNLİKLE EVET. Bugün ilk denememde daha önce kandıramadığım bir adet iri sardalya, 3-4 adet lapa ve son anda iğneyi koparan küçük bir turna yakaladım.
Onlar mercan ben lapa yakalıyordum. Fakat derinlik çok fazla olduğundan su yüzeyine gelen lapaların mideleri dışarı çıkıyor ve çok kısa sürede ölüyorlardı. Hava kararmaya başlayınca demir alma işi bana kaldı. Gün batımının kalan son ışıklarıdan istifade edebilmek için olanca hızımla demiri toplayıp tam kaz taşa yöneldim. 44 mt etekten 30mt zirveye kadar mercan ve erişte ile kaplı bu taşta daha önce yaptığım dip sürütmelerinde defalarca takım taktırmıştım. Çünkü daha önce takımın dibe yakın gitmesini sağlamak için iskandilin dokunmasını beklemek zorunda kalıyordum. Ama artık öyle yapmak zorunda değilim. Çünkü sizlerle faydalarını paylaştığım SAYAÇLI MAKİNALAR konusundan sonra bir tane de ben edindim.

Taşın zirvesi için gerekli olan kalomayı sayaca bakıp ayarladım(artık herşeyi ölçüp biçerek ayarlayabiliyorum). Taşın zirvesine gelince 500gr'lık iskandilin altıma gelmesini bekledim. Geldiğinde tekrar ileri verdim. 10 mt kadar sonra tekrar STOP. Taşın üzerinden aşağı doğru düşerken ilk ısırık geldi. Ancak balık iğneye oturmadı. Hemen ileri yol verip kıskandırmaya çalıştım. Derken çıkrık istediğim sesleri çıkartmaya başladı. İlk dakikası güçlü sonrası kolay bir mücadele ile balığı yüzeye aldım. Ancak bu turna ince uzun yapısı nedeniyle kepçeye sığmadı ve kafa darbeleri nedeniyle iğne kepçenin toruna (filesine) takıldı ve balık kurtuldu. Ancak dermansız olduğundan kaçmakta tereddüt etti. Biraz korkarak biraz da heyecanla ensesinden elimle tuttup içeri buyur ettim. Arkadaşlar tuttuğum balığı görünce neden her mercan avında mızıkçılık ettiğimi anladılar.

Bu avda ölmek üzere olan lapanın düzgün yüzmesini sağlayabilmek için kurşunlu zoka (JIG HEAD) kullandım. Bu zokların ağırlık merkezi altta olduğundan gerçekten işe yarıyorlar. Tek kötü tarafları yüksek görünürlük ve düşük iğne mukavemetleri. Yinede sağladıkları düzgün aksiyona değer diye düşünüyorum.



Herkese rastgelsin...

Bizim bölgelerde karadeniz ve marmarada kullanılan tüylü ve simli çapariler çok iş yapmıyor. Nedendir tam olarak bilemiyorum ama sanırım suyun berraklığı ile alakalı. Canlı yem temin etmek konusunda yaşadığım sorunları aşabilmek için balık derisi çaparisi(SABIKI) aldım. İşe yaradımı derseniz; KESİNLİKLE EVET. Bugün ilk denememde daha önce kandıramadığım bir adet iri sardalya, 3-4 adet lapa ve son anda iğneyi koparan küçük bir turna yakaladım.
Onlar mercan ben lapa yakalıyordum. Fakat derinlik çok fazla olduğundan su yüzeyine gelen lapaların mideleri dışarı çıkıyor ve çok kısa sürede ölüyorlardı. Hava kararmaya başlayınca demir alma işi bana kaldı. Gün batımının kalan son ışıklarıdan istifade edebilmek için olanca hızımla demiri toplayıp tam kaz taşa yöneldim. 44 mt etekten 30mt zirveye kadar mercan ve erişte ile kaplı bu taşta daha önce yaptığım dip sürütmelerinde defalarca takım taktırmıştım. Çünkü daha önce takımın dibe yakın gitmesini sağlamak için iskandilin dokunmasını beklemek zorunda kalıyordum. Ama artık öyle yapmak zorunda değilim. Çünkü sizlerle faydalarını paylaştığım SAYAÇLI MAKİNALAR konusundan sonra bir tane de ben edindim.

Taşın zirvesi için gerekli olan kalomayı sayaca bakıp ayarladım(artık herşeyi ölçüp biçerek ayarlayabiliyorum). Taşın zirvesine gelince 500gr'lık iskandilin altıma gelmesini bekledim. Geldiğinde tekrar ileri verdim. 10 mt kadar sonra tekrar STOP. Taşın üzerinden aşağı doğru düşerken ilk ısırık geldi. Ancak balık iğneye oturmadı. Hemen ileri yol verip kıskandırmaya çalıştım. Derken çıkrık istediğim sesleri çıkartmaya başladı. İlk dakikası güçlü sonrası kolay bir mücadele ile balığı yüzeye aldım. Ancak bu turna ince uzun yapısı nedeniyle kepçeye sığmadı ve kafa darbeleri nedeniyle iğne kepçenin toruna (filesine) takıldı ve balık kurtuldu. Ancak dermansız olduğundan kaçmakta tereddüt etti. Biraz korkarak biraz da heyecanla ensesinden elimle tuttup içeri buyur ettim. Arkadaşlar tuttuğum balığı görünce neden her mercan avında mızıkçılık ettiğimi anladılar.

Bu avda ölmek üzere olan lapanın düzgün yüzmesini sağlayabilmek için kurşunlu zoka (JIG HEAD) kullandım. Bu zokların ağırlık merkezi altta olduğundan gerçekten işe yarıyorlar. Tek kötü tarafları yüksek görünürlük ve düşük iğne mukavemetleri. Yinede sağladıkları düzgün aksiyona değer diye düşünüyorum.



Herkese rastgelsin...
