Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Istanbul boğazı ve çevresi balık avı raporları

Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...
B

BS Okuru

Misafir
2 yıldır gümbür gümbür palamut var Üsküdar'da çarpma ve top ile günde 50 parça zargana yakalanıyor sardalya deseniz yıkılıyor,
Her sene Asansöre çıkan nerede o kiloluk kaba lüferler,kofanalar...
Yemliye, kurşun arkasına çıkan lüferler... ve tarih : 19 Ekim 2017 :)
Bu ne demek biliyor musunuz ?
O 3-5 sene önceki gibi lüfer falan yok kalmadı demek
Azıcık kalan balık hala Karadeniz'de ki çoktan gelip meralara dağılması bile gerekiyordu hani nerede?
Bu kadar palamut boşluğunun nedeni ne?
Zargananin,sardalyanın boşluğunun nedeni ne?
Denizlerimiz çok temiz olduğundan degil herhalde...
Youtube ta video izliyorum adam 20cm balık yakalıyor "Ooo lüfer lüfer maşallah"
Yaa hadi be abi diyorum yazık bizden sonraki nesil 20cm balığı lüfer sanacak, zamanında yakaladığımız o balıkları rüyasında görecek ne yazık ki...
Rastgelsin
 

Yigityasaroglu

Aktif Üye
Katılım
11 Eki 2016
Mesajlar
132
Tepkime puanı
299
Puanları
63
Yaş
33
Konum
Istanbul
Adı
Yigit
Kan Grubu
A Rh Pozitif
Bugün yine gezmedeydim. Sıyırtma kurşun ve slikonlara istavritten küçük yapraklar geliyordu. Allah'tan kovaya atan yoktu . Geçen sene öyle aman aman çıkamadım balığa . Malum bu sene okul bitti askerlige kadar güzel avlar yapabilirim diyordum fakat durumlar dediğiniz gibi hiç iç açıcı değil .
 

i.aslan

Yeni Üye
Katılım
26 Eyl 2017
Mesajlar
12
Tepkime puanı
13
Puanları
3
Yaş
42
Konum
İstanbul - Kartal
Adı
İbrahim
Bir örnek üzerinden ilerleyerek daha açıklayıcı olacağımı düşünüyorum,
İnsanoğlu bildiğimiz üzere bayanlar ortalama 10,erkekler ortalama 12-13 yaşında buluğ çağına girer ( bazı ülkelerde diş etmenlere bağlı daha erken olur) 18 yaşına kadar ergenlik çağı dediğimiz dönemi yaşarlar bu dönemde doğurganlık dönemi de başlar taki 55-60 lı yaşlara kadar bu süreç devam eder taki menapoz ve antrepoz dediğimiz durumlarda bu işlevler son bulur bu yüzyıllardır insanlığın varoluşundan bugüne gelen,doğasında olan bir süreçtir ,
Bir çok ülkedeki en temel sorunun nüfus olarak yaşlı olduğunu ve bunun için genç nüfusun ne kadar önemli olduğunu hatta genç nüfusu arttırmak içinde bir çok değişik yöntemlere baş vurduğunu biliyoruz,
Şimdi bu süreci dişli familyasına uyarlarsak buluğ çağında gençliğinin baharında doğurganlık ve erkeklik olguları yeni gelişmiş bir nesli yani yaprak,çinekop ve hatta sarıkanat dediğimiz balıkları neslin devamlılığı açısından alıkoymamamiz gerekiyor çünkü bu nesil üremeye ve üretmeye en müsait nesildir,
Taki 30cm ve üzeri lüfer,kaba lüfer dediğimiz evrimini tamamlamış balıklar bir de artik yaşlı nesil dediğimiz kofana, kaldıysa sırtıkara balıklar gönül rahatlığıyla avlanabilir çünkü neslin devamlılığına artik pek bir katkısı kalmamıştır...
Çözümler nedir? Derseniz bence;
1) En az 2 sene gırgır,tekne,trol...vb avında hiç bir şekilde çinekop, sarıkanat lari saymıyorum bile lüfer ve kofana dahi olsa alınmamalı ve kesinlikle satışı yapılmamalı gerekirse 2 yıl vatandaş bu balıkları unutmalı
2) Kiyi balıkçılığın yani bizlerin bu neslin devamına gözle görülür bir olumsuzluğu yok bence de ama illa ki bizlere de bir düzenleme getirilmesi gerekiyorsa 25cm altında hiç bir şekilde dişli avciliği yapılmamalıdır yapan olursa da bir denetlemeyle caydırıcı cezalar verilmelidir.
Saygılar
Zamanında denk geldiğim bir makalede bu anlattığınız teorinin yanlış olabileceğini söylüyordu. Belli bir boya gelmiş ve "kofana", "sırtıkara" yani türün erişebileceği maksimum boya erişmiş balıkların, bu boya ulaşıncaya kadar doğada hayatta kalma başarılarının üreyerek sonraki nesillere aktarılmasının daha önemli olabileceğine ve ürerken bıraktıkları yumurta miktarının türün daha küçük balıklarına oranla çok çok fazla olması sebebiyle belki de büyük balıkları avlamanın türün devamlılığına daha çok zarar verebileceğine değiniyordu.

Şimdi buyrun burdan yakın. :)

Bu iki teoride göz önünde bulundurulduğunda herhalde en optimum olan Sarıkanat ve Lüfer yakalamak, diğerlerini suya iade etmek. :rolleyes:
 
Katılım
18 Nis 2017
Mesajlar
78
Tepkime puanı
420
Puanları
53
Yaş
39
Konum
İstanbul
Adı
Mustafa
Üstatlar benim bir sorum olacak. Yakaladığınız balığı dolapta nasıl muhafaza ediyorsunuz? İki tez var bu konuda:
1. İçini Temizleyerek dolaba koymak( ki bu konuda balığın normal su ile temizlenmesinin lezzetini kaçıracağını söylüyorlar)
2. Denizden geldiği gibi tuzlu suyuyla buzluğa atmak ( ki bu konuda da balığın iç organlarının ve yediği balık şayet midesinde ise zamanla balığı bozabileceği ve zehirlenmeye sebep olabileceği)
Ben iki yolu da denedim ve ilk seçenekte hakikaten lezzet azalması oluyor ama sağlık açısından da gönlüm rahat oluyor. sizlerin bu konudaki tecrübeleri nelerdir?
 
B

BS Okuru

Misafir
Zamanında denk geldiğim bir makalede bu anlattığınız teorinin yanlış olabileceğini söylüyordu. Belli bir boya gelmiş ve "kofana", "sırtıkara" yani türün erişebileceği maksimum boya erişmiş balıkların, bu boya ulaşıncaya kadar doğada hayatta kalma başarılarının üreyerek sonraki nesillere aktarılmasının daha önemli olabileceğine ve ürerken bıraktıkları yumurta miktarının türün daha küçük balıklarına oranla çok çok fazla olması sebebiyle belki de büyük balıkları avlamanın türün devamlılığına daha çok zarar verebileceğine değiniyordu.

Şimdi buyrun burdan yakın. :)

Bu iki teoride göz önünde bulundurulduğunda herhalde en optimum olan Sarıkanat ve Lüfer yakalamak, diğerlerini suya iade etmek. :rolleyes:
Mantıklı olabilir bir çok balık neslinde "damızlık" diye tabir ettiğimiz durum söz konusu ve ya tam tersi de olabiliyor,
Şayet "menapoz" yani "üretememe" durumu bu dişli ailesinde yok ise tabi ki de onlarda alıkoyulmamali lakin hangi birimiz uyabiliriz ki ??? 2-3 kiloluk Koca kofana :)
Yurt dışındaki yakala-birak durumu var bolluk bereket var, balığa denize çevreye saygı var sonucunda da istemediklerini kadar balık oluyor,
Bir yerden başlamak lazım ben deniz bilimci ve ya su ürünleri mezunu değilim takdir edersiniz ki mantığımla hareket ettim ve gelişimini tamamlamış bir kofana ve ya sirtikaranin doğurganlık durumunu bilemem :)
Ama makale yazan bir kişi bu konuyu muhakkak araştırıp yazmıştır,
Ama yine mantığım ve vicdanım yaprak ve çinekop yakalamaktansa, kofana ve ya sirtikara yakalamayı tercih eder ( tabi boğazda var ve ya kaldıysa)
Rastgelsin
 
Durum
Üzgünüz bu konu cevaplar için kapatılmıştır...