Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Kaçan balık büyük olur derler...

BİROL

Daimi Üye
Katılım
30 Nis 2010
Mesajlar
4,163
Tepkime puanı
129
Puanları
63
Yaş
57
Konum
İSTANBUL
Adı
Birol
5-10 sene önceydi.Lüfer dönemi başlamıştı.Yazlığın önündeki kayalıktan
3 akraba birbirinden güzel ekipmanla lüfere atmıştık.Yem istavrit fleto,tazecik.
gece 10 gibi başladık beklemeye.Gece 1 olmuştu ve ırakın tutmayı, tık bile dememişti.Gardımız düşmek üzere idi. Sitenin bekçisi geldi yanımıza.Elinde en uç parçası kırıkdaha doğrusu en uç parçası olmayan bir kamış. Yem istedi verdik. Kör topal taktı iğneye ve 20 metre yan tarafa doğru attı.O kamış balık tutsun,bilmemne yaparız gibisinden makaraya aldık bekçiyi..
Daha 15 dakika geçmeden kütttt balık üstünde.Bekçi heyecandan kayanın üstünden düştü ve sonradan öğrendikki kaburgasını kırmış.Tabii balığı çekmek bize düştü. Bekçi koca kofanayı kucaklayıp koşturarak eve gitti.
Bizde gaza gelip eve dönmekten vazgeçtik.Gece 3e kadar bekledik ama tık bile etmedi.
O geceyi hiç unutmam..o bekçi bize nasipin ne olduğunu o kadar gzel öğretmişti ki...
 

krghy68

Yeni Üye
Katılım
6 Eyl 2011
Mesajlar
7
Tepkime puanı
0
Puanları
1
Yaş
48
Adı
hayati YAY
bizler kacırdıklarımızla övünürüz üzülme kardeş hepimizin başına gele bilir
 

kop49

Yeni Üye
Katılım
30 Kas 2010
Mesajlar
25
Tepkime puanı
20
Puanları
3
Adı
Metin V.
AVCIDA AZ ATICIDA GALİBA ERSİN BEY..2 YIL OLDU BU SAYFAYI AÇALI AMA KATILIM AZ... REKLAM REKLAM..
 

oguzsen

Aktif Üye
Katılım
12 Ağu 2012
Mesajlar
147
Tepkime puanı
31
Puanları
28
Yaş
33
Geçen sene tekneyle mezgit avındayız dibe indir çek bereketliydi yine dibe saldım 1 mezgit takıldı çekmedim 2 den aşağı çekmem 1 tane için olta çekmem yani neyse çekmedim bekledim sonra bitane daha vurdu ama sağlam vurdu baya bi asıldı tahminim 1,5 kilo falan ağırlık vardı çektim balığı suyun üstüne 1 kulaç kala kaçtı büyük ihtimal kırlangıçtı çünkü kanatları renkliydi.
 
Katılım
17 May 2010
Mesajlar
3,976
Tepkime puanı
422
Puanları
83
Yaş
42
Konum
rize
Adı
Hızır Şeref Gültekin
Kan Grubu
O Rh Pozitif
büyük ihtimal kırlangıçtır evet çok denk geldim güney marmara da
 

hüseyin2

Aktif Üye
Katılım
27 Ara 2012
Mesajlar
116
Tepkime puanı
3
Puanları
16
Konum
iskenderun-(memleket TEKİRDAĞ)
Herkese merhaba.Herzamanki gibi Karaburundan gagalı zargana at çek yapıyoruz.Hava orta şiddet dalgalı.Tap taze bir yemi hazırlayıp ilk atış gönderdikten sonra çekerken, yem kıyıya çok yaklaştığında biraz yavaşlattım, eğer arkasından gelen balık varsa belki son bir hamle yapar diye.Ki böyle çok balık tutan oluyor.Evet tam da ona yakın bir şey oldu.Durduğum yer yaklaşık 3-4 metre yüksekliğnde kayanın üzeri ve kıyıya birbuçuk metre kala, yemi yavaş yavaş çekerken tam sudan kaldıracakken canavarı gördüm.3-4 kg civarlarında harika bir kofana.Yemi çıkarmadan orda kamışla askıda bıraktım.Normalde hemen yeme atlar savaşa başlarız diye düşünüyordum bir yandanda kalbim son hızla atmaya başlamıştı.Kofana yemin etrafında dönmeye başladı sanki yemi kokluyor gibi burnunu değdiriyor ve yine etrafında dönüyordu.Su berrak olduğu için tüm hareketlerini görebiliyordum.3-4 metre aşağımda ve bir buçuk metre ilerdeydi.Kalbim iyice hızlanmaya başladı.Yaklaşık 20-30 sn böyle bekledi.Kaçıcak diye kamışa harekette vermemiştim.Hafif dalgayla yem biraz hareket etti, o an kıyamet koptu işte, hala buzlu olan yemi yandan tam ortasından kaptığı gibi kafasını sağa sola hareket ettiriyor ve yemi götürmeye çalışıyordu, kalamam sert kalmıştı bu halde bile yemi birkaç metre götürdü, acayip güçlü hayvanlar.Ufaktan bir zımba yaptım, herhalde yakaladım dedim iş tamam... Yok... ben zımbalarken yemi ağzından bırakmamış bir tur sardım yemi bıraktı.Ama kofana hala orda, yemin yanında , buzlu sert yem 2 parçaya hatta 3 parçaya bölünmüştü.Yem de kofanada hala yan yana önümdeler.Tekrar başa döndük.Yine yemin etrafında dolanıyor, sanki kokluyor ama ısırmıyordu.Beni iyice heyecan bastı tabi.Tekrar yemi ısır diye içimden söylenirken yem yine dalgayla hafif hareketlenince tekrar istediğimi yaptı.Bu defa tamam dedim, hiç bir yere kaçamazsın.Kalamayı tekrar aça aça birkaç metre gitti, yine bir zımba.Daha sonra biraz makineye yüklendim baktım saramıyorum çok sert, tamamdı bu defa iğnemin ucundaydı, 9-10 saniye öyle bekledim.Amaaa yine yemi bıraktı.Fakat yemin yanından ayrılmadı yine.Ben heyecanı geçtim çıldırmak üzereydim.Nerde bu iğne diye söylenmeye başladım.Yemin etrafında yine dolanıyordu.Herhalde allahın hakkı 3 olacak, bu defa kesin iğneye binecek diye düşünürken.3-4 parçaya ayırdığı yemin etrafında bir iki tur daha atıp derinlere yol aldı, bende arkasından bir süre takip ettim.Gözden kaybolup gittiiiiii.
Evet aynen böyle oldu.Bunun sebebi, benim 3 lü iğneyi balığın kuyruğunda bırakmam ve çelik teli balığın ağzından çıkarıp fırdöndüye takmamdı.Normalde balığı çekerken lüfer arkasından gelip ısırdığı için önce kuyruğu ısırıyor ve yakalanıyordu.Yem sabit durduğu için tam ortadan saldırdı, iğneye 2 cm. kalmış ısırdığı nokta ama ne fayda.Biraz düşündükten sonra bunun içinde teknik bir iyileştirme yapmaya karar verdim , yemin içinden çeliktelle 3 lüyü kuyruğuna taktığımda, birde tam ortasına dışardan bir üçlü daha takıyorum artık, faydalı oluyor, kaçma şansı azalıyor.
KISMET OLMAYINCA OLMUYOR İŞTE.ÜZÜLMÜŞTÜM AMA...SELAMLAR... RASTGELSİN
 

rapalacikral

Daimi Üye
Katılım
5 Ara 2012
Mesajlar
509
Tepkime puanı
17
Puanları
18
Konum
İstanbul
Adı
ali
1999 da Ayvalıkta silikola levrek için atçek yapıyorum.

HİÇ UNUTMUYORUM FENERBAHÇE MTK BUDAPEŞTE MAÇINDAN SONRA RIDVAN DİLMEN'İN İSTİFA ETTİĞİ AKŞAMDI. Maçı o yılların teknolojisi volkmenden kulaklıkla dinliyordum :)

saat 22 15 sularında levrek yok, maçta yeniliyoruz, at çekin ve yürünen uzun yolun yorgunluğu var. Hayata küsmüşüm ama çaktırmıyorum:)

O esnada dipten yavaş yavaş getirdiğim silikon sahtemi tamamen derinleşen kumluk zeminde kıyıya almak üzereydim. Tahmini 3-4 m kadar kalmıştı. Birden oltamın dibe takıldığını hissettim. Ama yıllardır yüzdüğüm ve avlandığım tamamen kumluk bir zemindi. Derinlik 5-6m civarıydı. Takılması imkansızdı. Noluyoruz dememe kalmadan balıkla mücadele etmeye başladık.

Misina eski sistemlerde kullandığımız 035 dandik misina kamış ise 3m. ucuz bir kamış. Baktım balık beni suya çekiyor. kamışı zor tutuyorum kalamaya açamıyorum. Baktım misina kopacak hemen makinenin kapağını bir hamlede açıp balığa yol verdim.

Misina hızla akmaya başladı. O esnada kalamayı acma fırsatı bulup makinenin kapağını kapattım . Biryandan da inşallah boşluk bulunca kaçmamıştır düyordum. Balık hızla giderken birden kalamaya yüklendi. Misina hala çok hızlı akıyordu. Kalama çok yumuşak sandım biraz sıkayım dedim. Ama kafa vidası oldukça sıkıydı. Balık hala yol alıyordu. O arada tahminim kıyıdan bir 50m kadar uzaklaşmıştır. Ama zeminin tamamen kumluk olduğunu biliyordum. Biraz içim rahattı.

Balık durdu ve bende buna güvenip malesef kalamayı tamamen kapatıp sarmaya başladım. balık gelmiyordu. Ama ben zorluyordum. Hata işte. Acele ediyordum.

Dibe takılan oltanın aniden kopuşundaki boşluk gibi bir boşluk oldu. Misina kopmuştu. Küfrederek misinayı topladım. Misinanın kopma yeri sahteye yakındı ve tırtıklıydı. Kamışın bir iki halkası da kırılmıştı.Levrek olduğundan emin oldum çünkü levrek bildiğiniz üzere yan yan kafa atarken sürekli misinayı yanağına sürttürerek kopartmaya çalışır. Bu esnada misina zedelenerek tırtıklanır.

Uykularım kaçmıştı. Neydi kaç kiloydu? daha önce noktadan 7 kilo üstü levrek almıştım ama böyle bir zorlama görmemiştim.

Bir kaç gün sonra bölgede sabah erkenden ava gitmiştim. Bölgede B.. Mustafa ve ekibi lakabıyla tanınan bir balıkçı yine geceden dev ağla çevirme yöntemiyle içeride kıstırdığı balığı zıpkınla vuruyordu.

Birden çuvalda oynayan bir canavar gördüm. Balık olamazdı yada yunusmuydu? Çuvalın yanına gidince iki çuvalın yan yana olduunu ve her birinin içinde devasa iki adet dev kocabaş levreğin daha canlı olduğunu gördüm. Gördüm ama gerçekmiydi rüyamıydı

İnanamıyordum. Çuvalın yanında kumun üstünde tahmini 7-8 kiloluk bir iki levrek 8-10 kilo civarı melanur da vardı. ama oyuncak gibi kalıyorlardı. Levreği çuvaldan çıkarmaya kalktım. B.. Mustafa sabahın körü olmasına rağmen alkollü bir vaziyette "elleme a....." dedi. Vallahi dövsende bakacağım dedim. Balığı zorla çuvaldan çıkardım kaldırmakta zorlandım. Hemen yere yatırıp ağızlarına baktım benim sahte varmı diye ama hiçbirşey göremedim. Vardıysa bile yakalayanlar çoktan çıkarıp atmıştır diye düşündüm. Ağzını açmışken kafamı uzattım içine ve kafam ağzına rahatlıkla sığmıştı.:)

Daha sonradan bölge balıkçılarından öğrendiğim kadarıyla 2 büyük levreğin her biri 18er kilo gelmiş. Boyları çok uzun değildi. 10 kiloluk levrekle aynı boyda diyebilirim ama kafadan şişmişlerdi. İri levreklere neden kocabaş dendiğini o sabah anlamıştım:)

Sonuçta kaçan balığım için çok üzülmüştüm ama o balığı gördükten sonra zaten o balık da bunlar kadarsa belki de daha büyükse asla çıkaramazdım diye kendimi hep avutmuşumdur.

Ama ah yine gelse,,, bak bu sefer kaçırırmıyım :D:D:D Yiyosa gelsin oltama:)
harika bir anı
çok teşekkürler

:)


*******************



küçüğüm babam verdi oltayı
boğazda al çek diye
çekiyoruz
dev gibi birşey geliyor
dedim baba birşey geliyor çekemiyor
çek dediğini hatırlıyorum
boşluk verme :)

neyse bi baktık ayakkabı
kocaman erkek ayakkabısı :D
hala gülerim :)
 

rapalacikral

Daimi Üye
Katılım
5 Ara 2012
Mesajlar
509
Tepkime puanı
17
Puanları
18
Konum
İstanbul
Adı
ali
5-10 sene önceydi.Lüfer dönemi başlamıştı.Yazlığın önündeki kayalıktan
3 akraba birbirinden güzel ekipmanla lüfere atmıştık.Yem istavrit fleto,tazecik.
gece 10 gibi başladık beklemeye.Gece 1 olmuştu ve ırakın tutmayı, tık bile dememişti.Gardımız düşmek üzere idi. Sitenin bekçisi geldi yanımıza.Elinde en uç parçası kırıkdaha doğrusu en uç parçası olmayan bir kamış. Yem istedi verdik. Kör topal taktı iğneye ve 20 metre yan tarafa doğru attı.O kamış balık tutsun,bilmemne yaparız gibisinden makaraya aldık bekçiyi..
Daha 15 dakika geçmeden kütttt balık üstünde.Bekçi heyecandan kayanın üstünden düştü ve sonradan öğrendikki kaburgasını kırmış.Tabii balığı çekmek bize düştü. Bekçi koca kofanayı kucaklayıp koşturarak eve gitti.
Bizde gaza gelip eve dönmekten vazgeçtik.Gece 3e kadar bekledik ama tık bile etmedi.
O geceyi hiç unutmam..o bekçi bize nasipin ne olduğunu o kadar gzel öğretmişti ki...
hahaha:)
yazık ama adama üzüldüm
 

anadolufisherman

Yeni Üye
Katılım
30 Ocak 2013
Mesajlar
15
Tepkime puanı
1
Puanları
1
Konum
kayseri
Adı
buğrahan
bundan yaklaşık beş sene evveldi turna balığı tutmak için kayseride küçük bi akarsuya gitmiştik dip oltası ve mantarlı yüzey oltası kullanıyorduk yem olarak ise ölü istavrit balığı.
her neyse tüm oltaları hazır edip kurdum fazla geçmedi ufaktan ufaktan bi zil sesi duydum ekip arakadaşıma sordum sende duydunmu diye o ise zil sesinin kendi elinde ki zilden çıktıgını söyledi ama baktım hala çalmaya devam ediyor hemen oltaları konrol ettim ve bi baktım ki yere uzunca sermiş oldugum 3.20 lik makaralı oltamın zili çalıkyor balık yemi yoklayıp duruyor oturdum bekledim bu arada balık haızlandı ve bende zil i çıkarttım ses yapmasın diye balık hala deli gibi vurmaya devam ediyor misinayı bi sag bi sol gezdiriyor sağlam bi 3 dk kadar bekledim artık bekleyecek sabrım kalmamıştı ve oltayı alıp hemen misinayı sarmaya başladım yaklaşık 1 metre büyüklüğündeki dev o ğüzelim turna balığı usulca gözüktü suyun yüzünde ben o an şok oldum balıgı görünce ve yavaşca derine indi anlayacagınız erken davranmışım o ğüzelim turna hala aklıma düştükce yeniden o anı yaşamış gibi oluyorum.

herkese rastgele
 

sinoplu57

Üye
Katılım
28 Ocak 2013
Mesajlar
78
Tepkime puanı
4
Puanları
8
Yaş
47
Konum
Sinop
Adı
M.Murat Özcan
Güzel bir kış günü yaşıyorduk karadenizde.Hava sabahtan itibaren açık,rüzgar güney rüzgarları şeklinde ve sıcaklık mevsim üstü olmuştu.O gece ay tam dolunay olacaktı.Olta balıkçılığında usta olmuş Murat abi o gün iş yerime geldi ve at çek avcılığına merak sardığını ve benimle ava gelip sistemi gözleriyle görmek istediğini söyledi.Bende havanın güzel olduğunu ve bu akşam beraber at çek yapmaya gidebileceğimizi söyledim ve planımızı yaptık.Akşam bize biraz uzak olan bir meraya gidecektik,çünkü zıpkınla dalış yaptığım günlerde hep o merada levreklerle karşılaşmam olmuştu.Akşam iş çıkışı murat abiyle buluşup meranın yolunu tutmuştuk.2 saat süren yolculuğumuzda murat abiye at çek avcılığının yüzeysel olarak özelliklerini anlatıp durdum,onun beni pür dikkat dinlemesi ve güzel soruları beni mutlu etmişti açıkcası.Meramıza geldikten sonra setlerimizi hazırlayıp at çeklere ara vermeden başladık.Yaklaşık olarak 1 saat kadar bir vuruş almamıştık ki murat abi ye ilk vuruş gerçekleşti ama tasmalamayı yapmadığı için av başarız bitmişti.Bu heyecan tabi ki bizi biraz daha heyecanlandırmıştı.2.vuruş çok fazla geçmeden benim sahteme olmuştu ama bu balığıda alamamıştık dışarı.Artık heyecanla beraber sinirlerimizde de kıpırdanmalara yol açmıştı başarısızlıklar.Murat abi bir kenarda at çeklere devam ederken,bende at çeklere devam ediyordum ama kendimde değil gibiydim.Çünkü beynimde sürekli bir düşünce acaba neyi eksik yapıyoruz da 2 balığıda tutamadık diye.Halbuki şunu çok iyi biliyordum.Her zaman avcılıkta başarılı olamayabilirdim ama işte o an ki durum çok farklıydı.Artık at çek at çek yorulmaya başlamıştık.Murat abi de pes etmiş yanıma gelip oturmuştu.Bir taraftan at çek yaparken bir taraftan da muhabbet etmeye başlamıştık.Açıkcası artık bende pes deme noktasına geldiğim anda işte o karşılaşma!Sadece makinamın çıkardığı o ses o gecenin en güzel anıydı açıkcası.Oltamın ucunda sanki bir sörfçü var o kadar güzel bir misina akımı oldu ki makinamdan,LEVREK balığına olan aşkım iyice pekişmişti.Balık bir süre kalamamdan misina boşalttıktan sonra artık yönünü kendi tarafıma çekmem gerektiğini düşünüp kalamamı kapatmaya başlamıştım.Kalamam az az kapanmaya başladığında balığın hareketlerinin iyice agresifleşmeye başladığını hissettim ve artık zamanı murat başla savaşa diye kendime verdim gazı.İlk defa bu kadar güçlü bir hayvanla mücadele edecektim.Biraz korku,biraz heyecan başlamıştı bende,çünkü su altında çok kez karşılaştığım bu balığı çok iyi tanıyordum.Mücadele ne kadar sürdü bilmem ama murat abinin o sesleri hala kulağımda çınlıyor.Balığı baya yormuştum yada bana yorulduğunu hissettirmişti hayvan.Rahatlamıştım artık balık benimdi ve güzel bir balık olduğu belliydi.Önümde su üstüne çıktığı an belgesel filmi gibiydi.Gökyüzünde ay,denizde o ışıltıve su üstünde bembeyaz bir paşa bana doğru usulca geliyordu ve benide benden almıştı açıkcası.Artık bitti bu mücadele Murat abi dediğim anda taşların üstüne doğru gelen paşanın meğerse son bir hamlesi varmış.Attığı o müthiş kafa darbeleri ip misinamı kesmesine yetmişti.Kepçeyle taşların üstünde bekleyen Murat abi öylece kala kalmıştı.Balık ikimizide yenmişti ve bizi şoka sokmuştu.Bana çok büyük bir ders vermişti o paşa.Ne kadar tecrübeli olursan ol,ne kadar bilgin olursa olsun,avcılıkda hiç zaman başarılı olamayabilirsindi.Mücadele ettiğin canlıya karşı her zaman daha akıllıca hamleler yapmam gerektiği ve Şans faktörünün senin yanında olması gerektiğide ayrıca bir husustu.Balığın sahtemle yaralı bir şekilde kaçması beni çok üzmüştü.O gece dua ettim durdum rabbim balığa bir şey olmasın diye.O gece murat abiye ve bana güzel bir heyecan ve iyi bir ders olmuştu.
(O gece kullandığımız sahte herkezin bildiği kırmızı başlıklı kız dı.)
 
Moderatör tarafında düzenlendi: