Nedim Ceylan
Daimi Üye
Bu son yaşadığınız bana Tıkandı Baba hikayesini hatırlattı.Son güncelleme :
Dün akşamdan bu sabahki av için tüm hazırlıklarımı yaptım. Takımlarımı özenle temizledim. Tüm kontrollerimi yaptım. Kamış yüzüklerini makine ye sarılı ipin deformasyonunu kontrol ettim. Önceki gün giden mavi fladen kaşığımın yerine aynısını aldım. İğne ve halkalarını değiştirdikten sonra şeffaf ojeyle bir güzel geçtim üstünden boyası hemen gitmesin diye. Çokça tavsiye üzerine leaderim için fg knot düğümünü yapmaya başladım. Bu sefer liderim 0.30 mono misinaydı. Ama beceremedim. Defalarca yapılış videoları izledim 7 8 defa tekrar tekrar yaptım. Kestim yaptım kestim yaptım. Görünürde sıkı gibi olmuş duruyor fakat sertçe test ettiğimde her defasında sökülüyordu. Neden olduğunu anlamadım sıkı sıkıya yapıyordum, bir türlü beceremedim. Usandım ve bildiğim düğümden devam ettim. Albright düğümümü çabucak yaptım. İlk denememde gördümki gerçekten sağlam olmuştu hiç özen göstermediğim halde.. Biraz zorlayıp test edeğim derken eldivenle tüm gücümle zorladım. Kopar sandım fakat şaşırdım gerçekten ve ikinciyi yapmama gerek kalmadan öylece bıraktım. Yarın bu şanssızlık kesin bitecek diyordum kendime.. Yatmadan baktığım yine bu forumda öğrendiğim ay takvimi de %96 verimlilik gösteriyordu. Tabloda (seasons best!) ifadesi var. Hava kapalı bulutlu.. Rüzgar poyraz.. Her şey benim lehimeydi. Herşey tamamdı geriye bir tek balık almak kalmıştı. İşte başlıyoruz...
Sabahın erken saatlerin de yola çıktım, 5:30 gibi mendirekteydim. Kalabalıktı, yüzler gülüyordu çünkü az ileride kayıklar lüferleri çekiyordu. Hava sisliydi, bir önceki sis herkes epey balık almıştı. Vakit kaybetmeden ustaların aralarına girdim. Herkes gibi limon sahtelerle başladık. Hava aydınlanmaya başlayınca kaşıklar işe girdi. Bende yeni aldığım mavi fladenimi taktım. Ve tek tük lüferler alınmaya başlandı. Dışarıdan gelen bir çok insan da vardı. Çevre illerden gelmişler merayı da pek bilmiyorlardı, bazıları merayı bana soruyorlardı. 🙂 Pek cana yakın duruyorum herhalde herkes bir şey soruyor. İlerleyen saatlerde onlarda aldılar lüferlerini. Düşürenler kaçıranlarmı dersiniz...Tabii ki senaryo değişmedi yine umduğumu bulamadım. Bulunduğum yeri değiştirdim bir süre sonra. Geze geze bulacaktım balığı..
Her 100 metrede yer değiştirip 10 a yakın atış yapıyordum ve ilerleyerek tüm kıyı şeridini ve tüm liman içiyle mendireği hızlı bir şekilde seri atışlarla tarayacaktım.Herkes gibi bazen hızlı bazen orta sarım yaparak sürekli deniyordum. Oltam ağırlaştı birden ve takıldığını anladım..
Kamış ucunu vurdurdum çektim olmadı. Kamışı fazla zorlayıp kırmakta istemiyordum. Kes at uğraşma gelmez dediler. Dakikalarca uğraştım ve en sonunda eldivenle makinanın önündeki ipi elime sardım hızlıca çektim. Bunu yaparken ipin denizin içinde bir sürü kayaya sürttüğünü de biliyordum. Muhtemelen kurtarsam da ilk balık vurduğunda ipim kopacaktı. Ve kurtardım.. Kıyıya yakın bir daha takılsada az bir uğraşla onuda hallettim. O bölgeyi hemen terkettim. Az ileride atış yapılan bir yer daha vardı oraya konuçlandım. Atışlarımı serice yapıyordum, hep aynı yerler ve aynı atışlar farklı bir durum yoktu!
Bildiğim bir mera hepsi!. Fakat 1 2 3. atışımda tekrar takıldı. Bu sefer ki epey sıkıntılıydı. 20 dakika uğraştım. Oturup düşündüm ve önce takılan yeri tespit ettim. Sonra o yerin paraleline sağa veya sola taşlıklara inerek paralel çekip kurtaracaktım. Yanımda herkes atışlarını yapıyor bense debeleniyordum. Taşlıklar epey yosunlu sabun gibi kaygan.. Üzerinde durulmuyor bile.Oraya hiç inmek istemedim. Ama bir şekilde taşlıkların üstündeydim ve yine eldivenle makinamın önündeki ipi sardım elime son güç asıldım. Amacım lider düğümümü koparıp ipi kurtarmak. Herşeyi gözden çıkardım. Düğümse kopmayı bırakın banamısın demedi. Biraz daha yana doğru asılmayla tüm ip boşa çıktı ve dengemi de kaybettim.. Kurtarmıştım.. Koptu sandığım ipse ucunda kaşıkla geliyordu...
Yerden kalktığımdaysa bileğimin burkulup üzerine bile basamadığımı farkettim. 5 dk dinlenmenin ardından o yerden çıkarak ilerledim. Akıllanmadım yine başka bildiğim bir kayalığa hafif sekerek gittim burayıda deneyip gidecektim..
Ve yine 1 2 3 4. atışta epey uzaklarda bir kayaya takılmıştı.. Aylardır aynı kaşıkla aynı yerde yüzlerce atış yapmıştım. Ne yapmam gerektiğini öğrenmiştim ama bu sefer yürüyemediğim için bulunduğum yerde denemek zorunda kaldım. Kamışımı hiç zorlamadım. Yine makina önündeki ipi sardım elime ve son güç çektim. Lider misina esnedikçe esniyordu. Düğüm halen zorluyordu. Takılan yerin yakınında paralel çekme şansım yok çünkü çok uzakta.. Misina esnedikçe gerginliğini alıp daha da asıldım ve sonunda boşa çıkmıştı..
Bir umut kaşık gitmemiştir belki dedim ip rüzgarda uçuşurken makinayı sardım hızla bir daha takılmasın diye. Sardığım ip düğüm düğüm olmuş makinama sarılıyordu. Çektim ve boştu. Nihayet leader düğümümü koparmıştım. 2 gün içinde 2 mavi fladen imide denize vermiştim. Sağlık olsun dedim. Ama o da olmadı..Bu moral bozukluğuyla farkında olmasamda çekerken ipin eldivenden kayıp elimi kestiğini farkettim. Biraz acıyla da olsa çantamı sırtlandım.
Dönüş yolunda hemen yanımda bir balıkçı bana işaret edip "kayaların arasında kırlangıç var tutmuşlar atmışlar almamışlar bir bak " dedi. İki büyük kayanın arasında tam belli olmuyordu. Kırmızımsı ufak bir şey. Canlı olduğunu sonradan farkettim.Parmağımla kafasının yanlarından tutup almaya uğraştım. Aldığımda kırlangıç değil iskorpit olduğunu gördüm. Aldıktan sonraysa ufak bir çırpınışla yan ve üst dikenlerinden iki tanesi avucuma girdi. İskorpit olduğu için daha fazla tutup riske girmeden hemen kurtarmak istedim. Bu sefer kuyruğundan tutup bir de acı gün hatırası çektim ve suya yolladım. Başta ciddi bir şişlik oluşmadığından önemsemedim. Önce iğne batma acısı versede biraz sonra sancıdan ağrılarım başladı...
Vermeyince mabud, neylesin Mahmut.
Hocam size daha önce de söyledim. Şehir dışı meralarda sabah suyunda su üstü sahtelerle levrek kovalayın. Bırakın şu mendireği bilmem neyi.