Duyuruyu Kapat
Facebook Gözat
Twitter Gözat

Tırıvırı nedir, Neden Yasaktır, Zararları Nelerdir?

Konu, '3/2 Numaralı Amatör (sportif) Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen Tebliğ 2012/66' kısmında Ersin tarafından paylaşıldı.

  1. Doğ@ Tutkunu

    Doğ@ Tutkunu Yeni Üye

    Kayıt:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    18
    Beğeniler:
    0
    TIRIVIRI OLTA TAKIMLARINA ALTARNATİF BİR BAKIŞ
    Amatör bir balıkçı, bir doğa sever, doğa tutkunu olarak forum sitelerinde tırıvırı aleyhinde yazılan ve aleyhte oluşturulan kamu oyu ve çıkarılan yasakları abartılı bulduğum için bu yazıyı kaleme alma ihtiyacı hissettim.
    Tepki verecek arkadaşlar için hemen şunu belirtmeliyim. Bende en az sizin kadar çevreci, doğayla ilgili, hatta yukarıda belirttiğim gibi doğa tutkunu, yoğun iş hayatından da bulduğum her fırsatı kendimi doğaya atarak rahatlayan ve çevre konusunda ki entelektüel duyarlılıkları destekleyen bir kişiyim. Asla tırıvırı satışından ya da üretiminden geçimini sağlayan, ya da tırıvırı ile yapılan avı alışkanlık haline getirmiş ya da bundan hoşlanan bir kişi değilim. Ama bu konuda ortaya konulan çabaları iyi niyetli, entelektüel bir doğa bilinci olarak kabul etmekle birlikte abartılı buluyorum. Bu tavırlar çözüm için doğru tavır olmadığı gibi yasakçı bir yöntemde usul açısından doğru değildir. Şu anda yasak olmuş olmasına rağmen hala tartışılıyor olması da geçersiz bir yol olduğunun kanıtıdır. Ayrıca balık avıyla az buçuk uğraşmış herkesin yolu bir şekilde tırıvırı ile kesişmiş belki hala çantalarının bir köşesinde alternatif bir malzeme olarak bulunduğunu sanıyorum, bu forum sitelerini oluşturanların, hatta buralarda yazanların ve özellikle okuyanların şimdi ekran başından beni onayladıklarını duyar gibiyim.
    Bu konuda ben olta ve zıpkın la avlanan birisi olarak su altında, profesyonel balık avlayan tekne veya gemilerden kasti yada kazara atılmış eski ağ parçalarına takılmış ölü balıkları gördüğümde yada tırıvırı denen ağ parçasına takılmış ve can vermiş balık yada su altı canlılarını gördüğümde içi cız eden birisiyim. Çoğu zaman avı bırakıp bu atıkları toplamaya başlamışımdır. Ebatı çok büyük olanlarda ise balıklara tuzak olabilecek yapıları bıçak la daha küçük parçalara ayırarak doğaya yardımcı olmaya çalışıyorum.
    Tırıvırı mevzusundaki tartışmalar aslında her konuda olduğu gibi toplumsal cehaletimizin doğurduğu sorunlar. Neticede tırıvırı bir av aleti ve yanlış kullanıldığında doğa açısından problemli sonuçlar doğurmaktadır. Ama yasakçı zihniyetle çözülmez. Av tüfeği de bir av aleti ama onu insanlar cinayet içinde kullanıyor ya da kazara tüfekle oynayan bir çocuk istenmeyen sonuçları doğurabiliyor. Bunun sonucunda av tüfeği üretimini, satışını ya da bulundurmasını yasaklamalı mıyız? Kırmızı ışıkta geçmek yasak ama ama hala ışık ihlalinde kaynaklanan bir ton istenmeyen sonuç var ve engellenemiyor. Ee arabayı mı yasaklayalım, yola çıkmayı mı yasaklayalım… Piknik alanlarında sahillerde akarsularda ayağımıza teneke ya da cam kırığı batmayan, bundan dolayı günü veya tatili zehir olmayan yok gibidir. Ama şişe ya da teneke kutu üretiminin, bulundurulmasının, taşınmasının yasak olduğunu ben hatırlamıyorum.
    Ama şimdi tırıvırı için böyle bir yasak var. Hatta bazı arkadaşların tırıvırı üretimi yapılan ağların neden alım satım ve dolaşımının serbest olduğu nu sorguladığını görüyoruz. Buna forumlarda tepki gösteren geçimini balıkçılıkla sağlayan esnaf arkadaşlar sonuna kadar haklı. Zira balıkçılık bizim için bir hobi ama o insanların ekmek teknesi. Ve tırıvırı üretimi yapılan ağlar özellikle gündüz avları için vazgeçilmezdir. Dolayısıyla bu ağların satışları serbest olmak zorundadır. Zaten üretim amacı da 1,5 metrelik tırıvırı için değil binlerce metrelik üretilecek profesyonel balıkçı ağları içindir.
    Gelelim tırıvırı mevzusuna:
    Tırıvırı nın bilinen zararları nelerdir, bu zararlar ortadan kaldırılabilirimi?
    1)Tırıvırı av maksadının dışında da yani avcının kontrolünden çıktığında aktif olabilmekte ve varlığını devam ettirdiği süre boyunca ki bunun 200 yıl olduğu söylenmekte balıklar ve diğer su canlıları için tuzak oluşturmakta ve ölümlerine sebeb olmaktadır. Şüphesiz ki bu duruma müdahale edilmeli ve düzeltilmeli.
    2)Doğaya vermeden doğadan alıyorsunuz. Yani doğal bir yem vermiyorsunuz. Klasik bir olta takımından daha fazla balık avlamak mümkün. Doğal yemlemeyle yaptığınız bir avda 10 balık avladıysanız meraya saçtığınız yemlerle 100 balığı beslemişsinizdir. Tırıvırı da sadece doğayı sömürüyoruz.
    3)Bir diğeri özellikle malzeme imalatçısı ve satıcılarının işine gelmiyor. Tırıvırı oldukça ekonomik, ciddi paralara mal olan takımların satışını olumsuz etkiler. Yani av kartellerinin işine gelmiyor.
    TIRIVIRIYLA DOĞAYA ZARAR VERMEDEN AVLANMAK MÜMKÜN MÜ?
    Tabiî ki mümkün…
    Bu satırları kaleme alırken şunun altını çizme ihtiyacı hissediyorum. Tırıvırı tutkunu değilim, böyle bir avı da çok zevkli bulmam ama her oltacı gibi hatta forum sitelerinde aleyhte yazanlarda da olduğu gibi çantamda tedbir amaçlı bulundurur, meranın durumuna göre iklim koşullarına göre hiçbir takımla sonuç alamazsam eve eli boş dönmemek için alternatif bir yöntem olarak belki denerim. Tırıvırı ile avcılık av eylemi için değil direk balık için yapılır. Halbuki av bir tutkudur ve çoğu avcı gibi bende av için totalde yaptığım harcamayı pazardan balık almak için yapsam yüzlerce kilo balık alır eve dönerim. Ama dert bu değil, dert doğa, temiz hava, oltayı elinde tutarken oltanın ucundaki trofenin vermiş olduğu titreşimin dalga boyları ve uyandırdığı heyecandır, doğaya karşı verilen mücadele ve tabiî ki bu mücadeleden galibiyetle çıkmak. Bu mücadelede günlerce galip olamazsanız doğadan aldığını haz pekiştiresiz kalır. Dolayısıyla bir avcı olarak eyleminizden mutlu olmazsınız ve stresiniz azalacak yerde artar ve daha da asabileşirsiniz. Buda istenmeyen bir sonuçtur. Ve tırıvırı ile bunlar mümkün olmaz. Heyecanlı değildir, mücadele yoktur, oltadaki titreşim çok yetersiz ve uyuz edicidir. Tek pozitif yönü bir pekiştireç olmasıdır. Tadmin edemez, telafi eder. Pekiştireç in önemini okuyucular arasında eğitim bilimlerine ilgi duyan, eğitimci olan ya da KPSS sınavına hazırlanan öğretmen adayları pekala bilirler. Olta balıkçılığı değişken oranlı bir tarifedir ve sönmeye karşı en etkilisidir.
    Şimdi zararsız tırıvırı nasıl kullanılır bunu tartışalım:
    1)En büyük zarar tırıvırı nın zeminde takılıp kopması dır.Bunun çok basit bir çözümü var. Tırıvırının arkasında çok sağlam ve en az 1mm’lik bir misina kullanacaksınız. 1mm lik bir misina her türlü takılan tırıvırıyı biraz yırtarak biraz sündürerek ve parçalayarak çıkarır. Tırıvırının su altında birkaç gözü takılır onlarda yırtılır. Su altında kalacak böyle bir tırıvırının tüm bedeniyle özel düğümlenmiş olması lazım. Bu imkansız olduğuna göre doğal olarak 1’lik misinayı koparacak şekildeki bir takılma çok düşük bir ihtimal velev ki olsa bile 1lik misinaya kopacak kadar güç uygulanmış bir tırıvı yapısı bozulmuş , sünmüş ,yırtılmış,gözleri kapanmış ve balıklar için tuzak olma ihtimali olabildikçe zayıflamıştır.Ama zayıf bir misinayla bunu denerseniz sitelerdeki resimlerin yenileri ortaya çıkar. Ve tepkilerin haklılığı vardır.Sizde balık avcısı değil balık katili olursunuz. Ayrıca tırıvırının değilde kurşunun takılmasıda söz konusudur.Bunun da çözümü güçlü bir misina kullanmaktır.Kalın bir misina her türlü kökü ve kayayı söker.Belki inşaat atıkları demir vs de başarısız olur onlara da kurşun takılmaz, tırıvırının bedeni takılır asılınca da yırtılarak yine gelir suda kalmaz.
    2)Tırıvırı av yapabilmesi için su altında serbest olmalı ve sürüklenmemesi lazım.İstenmeyen manzaralar daha çok sürüklenen oltalarda olur.Dolayısıyla tırıvırı uzağa atılmamalı en fazla 5-6 metre mesafeye ya rat-kamış türü takımla bırakılmalı ve alırken yine aynı yerden dikey olarak kaldırılmalıdır.Varsa avı alır yırtılma ihtimali az olur, zamanla oluşan sünme süresi uzar ve en önemlisi takılıp suda kalma olasılığı % 5 in altındadır. Maalesef ki işi bilinçsizce yapanlar ki bizimde başlangıçta olmuştur ağırlığını artırarak daha uzağa attıklarını belki bir iki balık almış olabilirler ama kısa sürede oltanın yapısını bozduğunu görüyoruz. Yapısı bozulan takımla av yapamadığını doğayla inatlaştığını ve hırslanarak daha uzağa ve farklı meraları denediğini ve sonunda tırıvırıyı merada bırakarak bu tartışmalara sebep olduğunu görüyoruz. Bu arkdaşlar uzak denemeler yaparak aslında balık avlamak değil sünmüş bir tırıvırıyla sadece acaba kaçıncı atışta oltayı suda bırakırım denemesi yaptığını söyleye biliriz. Doğayla inatlaşarak ve beyhude atıp çekiyorlar. Balık yuvalarını da bozuyorlar. Görüldüğü gibi sorun tırıvırıda değil bilgisizlik te tecrübesizlikte hatta beceriksizlikte.
    3)Tırıvırı yapısı çabuk bozulan bir takım.Yani her tırıvırı eğer balıkta yakalıyorsan 1-2 belki üçüncü avı yapar 4 olmaz.Dolayısıyla balık tutuma ömrü tamamlanmış bir malzemeyle yapılan denemler gereksizdir.Suda kalanlar işte bu malzemeler. Halbuki ikinci kez kullandıktan sonra onu kendimiz imha ederek ömrünü sonlandırmalıyız. Prensip itibari ile her avı yeni takımla yapmak gerekir.
    4) İklim koşulları ve meranın durumu. Ben şahsen iğneli ve doğal takımlarla av yapabildiğim bir yerde tırıvırıyı elime bile almam. Bir kıymeti yok ki. Birde zaman mevhumu var. Zamanınız varsa tırıvırı’ya gerek yok. Bir, bir buçuk saat gibi bir zamanınız varsa denenebilir. Çünkü sonuç alırsınız. Kendi tercihimi söyleyeyim iç karada yaşıyorum her zaman denize gitmek mümkün olmuyor. Fırsat buldukça tatlı su göllerinde avlanıyorum. Ama sazan avcıları bilir tatlı suda su sıcaklığı 15 dereceyi aşağı düştü mü av zorlaşır hatta imkânsız hale gelir. Soğukkanlı bir canlı olan balıklar su ısısı düşünce vücut ısısı da düşer ve yemlenme ihtiyacı azalır. Normalde ortalama bir sazan balığı bulsa bir günde 100 adet mısır tanesi yiyebilir ama soğuk havada haftada birkaç mısır tanesiyle yaşamını sürdürebilir. Buz altındaki av görüntüleri beni de çok cezp ediyor ama oradaki balık türleri ve mera yapısı bizi aldatmasın, ben sazandan bahsediyorum. En sonunda bulunduğum bölgede ısı düşünce iki ay boş gidip geldim. Haftada 1-2 defa çıktım ve tam iki ay eli boş eve döndüm. Envai çeşit takım ve yem denedim olmadı. Tırıvırı ile sonuç aldım. Hiçbirini takmadım. Eskiyeni kendim imha ediyorum. Zaten soğuk bir havada gecelemek gibi bir şey mümkün değil.1-2 saatte bir tava balık alıp eve dönüyorum.
    Şimdi bumu yasak olan. Yakalansam 750 milyon cezası varmış. Bu yasak ortaçağ engizisyon mahkemeleri kadar ilkel ve gereksiz. Klişe bir söz ama eğitim şart. Eğitimsizliğin bedelini ortaçağ gibi yasaklara sığınarak ödüyoruz. Bu yasakların arkasında Av malzemelerinin arkasındaki sermaye çevrelerinin de payı var.
    5)Gelelim doğal bir yem olmaması meselesine. Bu açıdan olaya bakılınca tek yapay av aracı tırıvırıda değil, farklı bir sürü yapay yem çeşidi var. Burada bir düzenleme gerekirse tırıvırı için ağ gözleriyle ilgili düzenleme olabilir.Ben 35 mm aşağısını prensip olarak kullanmam.Bu ölçülerle İsrail sazanı denilen türlerin olgunları alınabiliyor.Bildiğim kadarıyla fazlada büyümüyor zaten.Bu ölçülere aynalı kolay düşmez düşse de geri bırakılmalı. Ayrıca mevsim sınırı konulmalı. Kış mevsiminde izin verilmeli.Bu mevsim dede zaten fazla ava çıkan olmaz, gece çıkılmaz ,gündüzler kısa, hava soğuk dolayısıyla bir avcı baskısından da söz edilemez.
    Kısaca :Her şey bir eğitim ve bilinçlenme meselesi. Doğayı koruyacağız diye insanlara dünyayı dar etmenin bir anlamı yok .Erzurum İspirdeki ayı saldırıları sonucu yaşanan ölümlerden sonra katil ayıların öldürülmesi söz konusu olunca bazı sözde doğa severlerin ayı sevgisi nüksetmiş ve feveran etmişlerdi. Ayılara zarar veremezsiniz diye. Ve Erzurumlu avcılar o zaman gelin ayınıza sahip çıkın diye okkalı bir cevap vermişti.
    Doğanın kıymetini ,avın kıymetini günlerce doğada kalıp kilometrelerce yol yaptığı halde ava ulamlaşamayan avcıdan daha iyi bilen olmaz.
    Dolayısıyla gündemi işgal eden bu tırıvırı denen takım konusunda yasakçı bir zihniyetle yaklaşarak insanlara ceza keserek kimsenin kimse nin keyfini kaçırmaya ceza ödetmeye hakkı yoktur. Yapılacak şeyleri dört maddeyle özetliyorum.
    1)Takımda kalın en az 1 lik misina kullanılmalı,
    2)Su içinde sürüklemeden yakın mesafede aynı yere indirilip ordan dikey olarak kaldırılmalı
    3)Eskimiş tırıvırı yı kendimiz imha edip sürekli yeni takımla avlanılmalı
    4)Ağ gözlerine kanuni düzenleme getirilmeli ve mevsim sınırlandırılmasına gidilmeli. Hepsi bukadar
    DOĞA HEPİMİZİN, HEPİMİZE YETER VE HEPİMİZ DOĞADA MİSAFİRİZ. Bu ölçüyü muhafaza edersek kimse doğanın yerine ev sahipliğine soyunmazsa bir sorunda kalmaz.
     
  2. Sponsorlu Bağlantılar
  3. agartan

    agartan Moderatör Yönetici

    Yaş:
    52
    Kayıt:
    30 Nisan 2010
    Mesajlar:
    21.233
    Beğeniler:
    8.250
    Şehir:
    İstanbul
    Denizler, göller fazlasıyla ilişkenlerle dolu.
    Bir misinanın dibe takılıp kalmasıyla tırıvırının takılıp kalması arasında milyonlarca kat fark var.
    Birinde kirlilik dışında bir sonuç oluşmazken tırıvırı takıldığı yerden balık katliamına devam eder.
    Biraz araştırma yaparsanız tırıvırıya takılmış balık fotoğraflarını bolca görebilirsiniz internetin derinliklerinde.
    Eğer gerçek bir doğaseverseniz öncelikle o tırıvırıyı çıkarın çantanızdan. Amatörün amacı balık tutarken bundan zevk almaktır. Tırıvırı kullanarak nasıl bir zevk aldığınızı da açıklarsanız seviniriz. Amacınız balığı yakalama zevki değil de karın doyurmaksa amatörüm demeyin, etçiyim deyin.
    Kimsenin doğayı ne kadar sevip koruduğunu ölçemeyiz ama siz yine de durumunuzu bir gözden geçirin derim ben.
    Ayrıca tırıvırıyı savunurken suçu övmek suçunu da işlediğinizi unutmayın.
     
  4. KayaBalığıKaya

    KayaBalığıKaya Daimi Üye

    Kayıt:
    19 Mayıs 2010
    Mesajlar:
    2.846
    Beğeniler:
    1.302
    Batıklarda veya ilişkenlerden kalmış balık ağları bile bir dalgıçı ölüme bile götürecek sonuçlar doğururken, tırıvırı nın yapacağı balık katliamını aklıma bile getirmek istemiyorum.
    Halen tırıvırı yı savunuyorsunuz. Siz ve sizin gibiler avcı değil toplayıcı ve etçisiniz. Tek amacınız en kolay yoldan et e ulaşmak.
     
  5. ismail18

    ismail18 Aktif Üye

    Kayıt:
    28 Mart 2011
    Mesajlar:
    227
    Beğeniler:
    8
    Şehir:
    ÇANKIRI
    ellerine saglık ersin zaten bu trıvırıyı kullananlar dogaya vede balıklara ne kadar zarar verdigini resimlerde görürde insafa gelir ve bir daha kullanmaz insallah
     
  6. Doğ@ Tutkunu

    Doğ@ Tutkunu Yeni Üye

    Kayıt:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    18
    Beğeniler:
    0
    sayın moderator adlı mesajı geri alıyorum
     
    Son düzenleme yönetici tarafından yapıldı: 25 Aralık 2011
  7. Doğ@ Tutkunu

    Doğ@ Tutkunu Yeni Üye

    Kayıt:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    18
    Beğeniler:
    0
    HUCUMA UĞRAYACAĞIMI TAHMİN EDİYORDUM. Ama yazının özünü kaçırıyorsunuz.Etçi tanımlamanızı iade ediyorum.
    Aramız daki fark siz doğayı korumayı düşünürken yasaklardan yola çıkıyorsunuz.İşin biraz kolayına kaçıyorsunuz.Ben ise avcının bilinçlenmesine av araç ve gereçlerinin doğru kullanılmasını sağlamaya çalışıyorum.
    Koyduğunuz yasağın uygulanmadığı yerde söylermisniz yaptıklarınızın ne anlamı var. Vicdanlara ve zihinlere hitap edemezseniz meradaki herkesin başına jandarma polis midikeceksiniz.
    hala korumamız gereken bir doğa var. unutmayın
     
  8. ambrosia

    ambrosia Aktif Üye

    Yaş:
    43
    Kayıt:
    11 Kasım 2011
    Mesajlar:
    782
    Beğeniler:
    167
    Ne kadar illet bir şeymiş gerçektende. Paylaşım için teşekkürler. İstanbul nufusu o kadar kalabalık ki yıllardır boğazdaki avlaklarda biriken kurşun, misina, sahte yem lerde nerede ise tırıvı kadar olmuştur herhalde. Çanakkale de bile tüple dalan arkadaşlarım kıyıya yakın yerlerdeki deniz dibinde kopan ve biriken örümcek ağı gibi olan misinalardan bahsetmişlerdi. Keşke bu tür yerlerde bir şekilde temizlenebilse. Zaten takılan takımların %80 i de daha önce kopan misinalara takılıyor ve eklenerek büyüyorlar.
     
  9. Doğ@ Tutkunu

    Doğ@ Tutkunu Yeni Üye

    Kayıt:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    18
    Beğeniler:
    0
    Bay KAYABALIĞI KAYA
    Bu ekranlar biz doğa severlerin bilgi ve görgülerini kilometrrelerce uzaktanda olsa paylaşmak ve artırmak için var.Bunu yaparkende karşılıklı düşüncelere saygı gösterme erdemi nede sahip olmalıyız.Klavye silahşörlüğüne lüzüm yok.Aynı şeyi benden bekleme.

    Toplayıcı ve etçi hakaretinizi hak etmediğimi düşünüyor ve iade ediyorum. Uzunca bir değerlendirme yaptığım yazıyı okumadan ön yargılara vardığınız anlaşılıyor.
    Halbuki tırıvırı avının çok zevkli olmadığını, asıl avcının et derdinde değil heyacan derdinde olduğunu, TATMİN DEĞİL TELAFİ olduğunu , mevcut tırıvırı kullanımına benim de karşı olduğumu ama bunu yasaklarla değil bilgi ve becerilerle aşılması gerektiğini yazdığımı görürüsün.
    Bu samimi ve içten paylaşım karşısında okumadan etçi ve toplayıcı ithamını bir doğa severden duymaktan gerçekten çok rencide oldum.
     
  10. babuna61

    babuna61 Aktif Üye

    Yaş:
    40
    Kayıt:
    1 Aralık 2011
    Mesajlar:
    216
    Beğeniler:
    4
    Şehir:
    Kocaeli (Ama bize heryer Trabzon ;) )
    Merhaba

    Öncelikle imza ayarlarınızı görebilseydik size isminizle hitap etme şansı bulabilirdik.

    Herhangi bir yanlış anlama olmaması için yazdıklarınızı 2 kez okudum ancak buna rağmen bir anlam veremedim. Bana göre tırıvırı kullanan, çantasında bulunduran, hiç birşey tutamazsam son bir çare olarak kullanırım diyen, dibe takılmasının önüne geçmek için sistemler geliştiren kesinlikle amatör balıkçılık ruhuna sahip olamaz. Bahsettiğiniz ekipmanın geliştirdiğiniz metotla defalarca sudan çıkarmış olabilirsiniz ama %0,0001 ihtimalle bile olsa (ki sizin gibi çantasında bulunduran ve kullandığında hiçbirşey olmayacağını iddia eden arkadaşların suda nasıl bıraktığına defalarca şahit olduk) suda bıraktığınız o gereksiz malzeme suda kaldığında bu konunun başında da göreceğiniz sonuçlar doğuruyor ki bu sadece su altı canlılarını değil diğer su üstü canlılarında da resimde gördüklerinize benzer sonuçlara sebebiyet veriyor ve hiçbir canlı bu şekilde ölümü hak etmiyor. Size gösterilen tepki sizin tarafınızdan amacını aşmış olarak nitelendirilmiş (Etçi sıfatı). Ancak ben de size amatör balıkçı gözüyle bakamıyorum. Ancak son yazdığım cümleyi bir yere bağlamayın amacım size bir sıfat bulmak değil ancak amatör balıkçılık yapacaksanız o ekipmanı bir an evvel takım çantasından çıkarıp yakmanız.
     
  11. Doğ@ Tutkunu

    Doğ@ Tutkunu Yeni Üye

    Kayıt:
    24 Aralık 2011
    Mesajlar:
    18
    Beğeniler:
    0
    Bay Babuna 61
    Değerlendirmenize teşekkür ediyorum.Hem yanlış anlamamak için iki kez okumuşsunuz.Hemde yapmış olduğunuz değerlendirmede hakaret yada laf sokma diye bir derdiniz olmadan, ama benim düşüncelerime katılmadığınızı eleştirel bir dil ile tartışmanın erdemini yitirmeden dile getirmişsiniz.Saygı duyarım...
    Sizinle en azından şu ortak noktamız var.KORUMAMIZ GEREKEN BİR DOĞA VAR. Ama yöntemde farklı düşünüyoruz.

    Söz konusu olta takımı(tırıvırı) na karşı internet ortamında doğanın korunması amacıyla oluşturulan entellektüel çabalar niyet itibari takdire şayan.Acı bir şekilde can veren balık ve diğer canlıların resimlerinin çekilmesi yayınlanması insanın farkında olmadan ne kadar acı ve çirkin sonuçlar doğurduğunu fark edebilmesi açısından önemli ve doğa bilinci oluşturması açısından fevkalede.
    Bana göre yanlış olan ve aslında sonuç alınamayan kısım bu işi mahalle baskısıyla çözmeye çalışmak.Yasak uygulamalara yönelmek ve insanlara yeni ve doğru davranış kazandırmak isterken ceza gibi ilkel bir yola başvurmak.
    Eğitim bilimleriyle nekadar ilgilisiniz bilmiyorum ama olaya bilimsel açıdan bakacak olursak ceza şöyle bir etkiye sahip.
    CEZA ASLA İSTENİLEN BİR DAVRANIŞ KAZANDIRMAZ YADA İSTENİLMEYEN DAVRANIŞI ortadan kaldırmaz.SADECE CEZA ORTAMDA VARKEN İSTENİLMEYEN DAVRANIŞI ANINDA KESER.ANCAK ORTaMDAN ÇEKİLİR ÇEKİLMEZ YENİDEN YANLIŞ DAVRANIŞ İŞLENMEYE DEVAM EDER.
    Dolayısıyla insanlara doğa karşısında bir duyarlılık ceza ile kazandırılamaz.Tam tersine öfkelerini kabartırsınız.
    Tırıvırıyla av yapan bir insan karşıda jandarmayı gördüğü sürece bunu çantasından çıkarmaz.Yada daha kötüsü olta sudayken jandarmayı görürse kendisi keser suda bırakır.
    İnsanların işyerlerinin resimlerini gizli çekip afişe etmekle onları küçük düşürerek onlara doğa duyarlılığı kazandıramazsın.Milyonlarca ceza ödemek zorunda kalan iş yerleri bu parayı tezgah altından ,araka kapıdan satışlar yaparak yine tırıvırıdan çıkarmaya çalışır.İnsanları kanunları kullanarak üç kağıtçılığa yönlendirmiş oluruz.
    Ceza konusuna şöyle bir itirazınız olabilir.Ozaman neden karakollar hapis haneler var.Niye bukadar insan içerde tutuluyor.Cevabını vereyim.Hapishanelrin varlığı insanları bilinçlendirerek o suçu işlemekten alı koymak değil.Sadece ön görülen hapis süreci boyunca suçtan uzak tutarak yeniden suç işlemesini önlemek , bu süre boyunca halkın ve kamunun hakkını koruyarak zarar görmesini önlemektir.Zira serbes kalır kalmaz aynı suçu işleyerek geri dönenlerin örneği oldukça çok...
    Bir şey daha söyliyim.Tırıvırı satan yada kullananlar suçlu değil.Doğa konusunda bilinçsiz, duyarsız, belki aç gözlüde diyebilirsiniz.Bu insanlara suçlu muamelesi yapmak kendi elimizle suçlu üretmektir.
    Size son derece samimi bir soru yönelteyim.
    Söz konusu olta (tırıvırı) türü tırıvırının yanlış kullanımından kaynaklanan kirlenme ve balık ölümlerine karşı en etkili mücadele asker ,polis yada ceza ilemi daha etkili olur yoksa vicdanlara zihimlere hitap ederek mi olur?Cevabını yaz.
    Benim cevabım şu; asker , polis, mahelle baskısıyla insanların gönüllerine girip onları bilinçlendiremezseniz. İkisini birden kullandığınızda ceza ve yasak uygulamaları iyi niyeti yok eder, mahalle baskısı insanlarda komplekse yol açar.
    Ama ikna yolu belki zaman alır ancak etkili olur.Bir satıcıdan malzeme almaya giden bir avcının iki amacı vardır.Birincisi eğlenceli zaman geçirmek, ikincisi bu eğlemi karşısında ödül almak yani balık tutmak.Dolayısıyla malzeme aldığı yerden eline avlanma konusunda bir broşür sıkıştırılsa , bilgi ve becerisi artırılsa inanın doğayı daha iyi koruruz.
    Ayrıca doğayı bu zararlardan en iyi koruyacak asker polis değil sen, ben ve biz doğa severleriz. Merada sözkosu olta (tırıvırı) kullanan bir insana yaklaşıp naapıyorsun hemşerim ,bilmiyormusun yasak olduğunu, şimdi ihbar ederim gelir jandarma tutanak tutar bir de 750 tl cezayazar. Seni etçi, seni toplayıcı, seni doğa düşmanı....vs. Bence bu yaklaşım yapacağınız en kötü müdehaledir.Hele gerçekten ceza almasını sağlarsanız kendi elinizle kendi düşmanınızı üretmiş olursunuz.Bence o bir düşman değil kazanılması gereken ve bilinçsiz, bilgisiz , belki beceriksiz ama bir doğa dostu.Çünkü eğer ordaysa oda bizim gibi doğadan keyif almak için orda .Bu amaçla oraya gelen insanın yerine empati yaparak kendinizi koyun.Jandarmayla didişmek, ceza ödemek aşağılanmak insanı nasıl bir ruh haletine sokar... bir düşünün.
    Ama bunun yerine söz konusu olta (tırıvırı) ile av yapan birinin yanına gidip rast gele doğadaşım diyerek söze başlayıp, eğer mevsim sıcaksa şimdi bunu kullanmaya gerek yok doğal yem le iğneli takımlarla daha çok zevk alırsın demek, mümkünse bir takımını paylaşmak, bilgi ve beceri aktarmak bence o merayı ve balıklarını tırıvırının bilinen zararlarından daha fazla korur.
    Eğer mevsim soğuksa zaten avcı baskısı olabildiğince azalmıştır.Yöntemine bakarak ,kullanındığı beden ipinin sağlamlığına bakarak, kullandığı ağın yeniliğini kontrol ederek eğer doğaya zarar verecek bir durum tespit ettiysek...
    İşte şimdi burada söz konusu (tırıvırı) takımının bilinen tüm zararlarını hatta yanımızda cep tel deki o fotoğrafları gösterek o avcıya doğru avlanma yolunu göstersek daha etkili bir sunuç almazmıyız, bir doğa dostu kazanmazmıyız.
    DOĞRU ZAMAN(KIŞ MEVSİMİ), KALIN BEDEN MISINASI, DEFORME OLMAMIŞ BİR TAKIM,SÜRÜKLEMEDEN BİR NOKYAYA DÜŞÜRÜLEN VE ORDAN DİKEY OLARAK KALDIRILAN BİR OLTA VE GENİŞ GÖZLÜ BİR AĞ TERCİHİ.
    İnanın hepsi bu kadar ve mutlu bir doğa sever.
    Bay babuna 61 ben böyle düşünüyorum.Seninde nezaket içindeki her türlü yorum ve düşüncelerini okumaya hazırım. muhabbetle....