Samet selamlar.
Öncelikle şunu söylemek isterim, mecburi olan hava ve rüzgar bilgisi hariç 2012 senesinden bu yana kıyı balıkçılığında hiçbir programı kullanmadım. Ben tarz olarak sahadan gelen bilgiyi baz alırım, ki zaten haftanın en az 3-4 günü bizzat sahadayımdır. O kadar çok insan tanıdım ki, kalkıp zahmet etmek yerine "Abi bilmem ne programı bugün balık cılız gösteriyor." diyen, oturduğu yerden balığı görebileceğini zanneden.

Seninkisi su çekilmesi esaslı bir program sanırım. Onda da bir önceki akşam ben inememişken sahada olan bizim ekip "Midye çıkarırken zorlandık, yarın tırmıksız inme." dediği için tırmıkla indim. Ancak bugüne dek hiç midye çıkaramadığım bir mera olan Caddebostan'da yine midye çıkaramayınca mesajımda yazdığım üzere istavrite dair tek bir atış bile yapmadım. Yapanların tamamına yakını 0 ya da 2-3 balık alarak döndüler.
Buradan midye ve yem konusuna gelecek olursak değerli hobidaşım. Özelikle Tuzla sahilinde istavrit avında kurt çok sık kullanılırdı. O dönemler kurt bu kadar pahalı değildi. Ancak gerek kurt olsun gerek karides olsun, istavrit çaparisine takdığımız zaman yemin doğası gereği havada, havada olmasa bile denize inerken gerçekleşen o çarpışma esnasında birçoğu dökülüyor. Özellikle karides dökülmeden suya inse bile suyun içerisinde kendini salıyor maalesef. O yüzden karidesi bir gün önceden tuzlamak ve güzelce kurutmak şart.
Tavuk etini ilk acemilik yıllarımda denemişliğim var. Kurt olsun, karides olsun, midye olsun hepsi hayvanın kendi doğasından geldiğinden olsa gerek bunlara bayılıyor ancak tavuk konusunda son derece olumsuz düşünenlerdenim. Hatta hiç iş yapmıyor diyebilirim. (Konumuz istavrit, sadece bu balığı baz alarak yazdığımı hatırlatmak isterim.)
Toparlamak gerekirse, nisan ve mayıs ayları ile ağustos sonu ve eylül aylarında yani istavritin artık kıyıdan uzaklaşmaya başladığı dönemlerde balığı cezbetmek adına yapılacak en ideal yöntem iğnelerimize midye takmaktır. Midyenin siyah kenarı olmasına özellikle dikkat edelim. Midyeyi açıyoruz, 2 yanağı tam ayırmadan, ters yaparak yatırıyoruz ve suyunun akması için 5-10 dakika bekliyoruz. Akabinde midyenin kenarlarını kapsayan siyah kısımları varsa falçata ile rahatlıkla sıyırıyoruz. Bunları iğnelerimize iğneden fazla uzamayacak, sarkmayacak şekilde minnak minnak takıyoruz. Bu siyah kısımlar hem iğneden düşmüyor, dökülmüyor hem de aynı yem ile yani tazelemeden o iğne ile 5-10 balık alabiliyorsun. Genelde 10 köstekli çapari kullanılır. Siz en az 5-6 kösteğe yani iğneye mutlaka yem takın. Çevrenizdekiler tek tük ve hatta nisan, eylül gibi takvimlerde sıfır balık alırken, siz çatır çatır balık alırsınız.
Son 2 cümlendeki 2 sorunu yanıtlamaya çalışarak yazımı tamamlamak isterim. Yem ipini gerektirecek bir durum yok. Siyah kısımlar sanki kaslı gibi olduğundan iğneden düşmesi çok zor oluyor. Anca abartılı büyük bir istavrit yahut ispari vesaire gelirse yemi tazelemek zorunda kalırsın.
Ben kışları -ki kıyı balıkçılığında açık ara en sevdiğim av takvimidir- , eşkinaya atarken eğer yarım saat 1 saat içerisinde 5-6 tane istavrit o 1/0 , 2/0 iğnelere gelirse hemen 6 yahut 8 numara Owner iğneden çıplak bir takım yapıyorum. 3-5 köstekli. Ve onu midye ile yemliyorum. Sim takmıyorum. Düz, çıplak iğne. Kış olmasına rağmen, istavritin ağırlıklı olarak aşırı açık, derin sularda olmasına rağmen kıyıladığı o zaman dilimlerinde muazzam avlar yapıyorum bu sayede. (Forumda kış istavrit avı video yahut fotoğraflarımdan bolca olması gerek.)
Ama nisan-mayıs ve ağustos sonu-eylül aylarında simli çapariye uyguluyorum bu yem taktiğini çünkü balığın hala sime de kanabilme olasılığı devam ediyor. Hem simden hem yemden faydalanmak istiyorum.
Umarım sorularına yeterli yanıtları verebilmişimdir. Bizzat sahada deneyimlediğim, nacizane ve dilim döndüğünce aktaracağım bilgiler bundan ibaret. Selamlar, hem huzurlu hem bereketli avlar.