Hoş Geldin, Ziyaretçi!

Forum içeriğine ve tüm hizmetlerimize erişim sağlamak için forumka kayıt olmalı yada giriş yapmalısınız. Forum üye olmak tamamen ücretsizdir.

Slow Pitch, Slow Jig

Horozbina

Daimi Üye
Katılım
18 Ocak 2012
Mesajlar
2,270
Tepkime puanı
3,797
Puanları
113
Konum
Tekirdağ / İstanbul / Ören
Adı
Bülent
Ben biraz meraklı bir oltacıyım. Balığın neyle yakandığından çok o yakalayan şeyin neden ve nasıl balık yakaladığıyla ilgileniyorum. O sebeple size bir dizi soru sormak istiyorum.

Kısa bir mesafede yön değiştiren jiglerden ilham alınarak teknik isimlendirildiğine göre neden "slow sequence jig" ya da "short distance turn jig" dememişler acaba? Mesela tekniğe "slow pitch jerk jigging" yerine "slow sequence jigging" diyebilirlerdi... Neden dememişler? Tekniğe isim veren başka bir teknik detay olmasın?

Japonya'da slow pitch jerk jigging denilince ilk akla gelen çıkrık makineler olan:
1) Shimano Ocea jigger 2000NR'nin azami kaloma direnci 10 Kg, 1500NR'de 8 Kg
2) Studio Ocean Mark Blue Haven L50Hi'de bu değer 15 Kg, hatta tekniğe özel modifiye ettikleri ve sınırlı üretimi yapılan L50Hi-S2T modelinde 10 Kg
3) Daiwa Saltiga 15H Slow Jigging'de bu değer 8 Kg
Bu değerler ışığında SPJ makineleri tekniğin uygulanacağı bölge ya da hedeflenen balığın dışında bir kıstasa göre üretiliyor olmalı. Yoksa bu adı geçen üç markanın çok daha yüksek direnç üretebilecek makine üretme kabiliyeti var, nitekim üretiyorlarda. Sizce bu kıstas ne olabilir?

İpi makaraya yüklemeden önce ucuna dört kulaç monofilaman misina bağlayıp, makara tabanına bu misinayı sarıp, devamında olta ipini bu misinanın üzerine sarmak yeterli iken neden bu kadar karmaşık bir yönteme ihtiyaç duydunuz?

SPJ tekniğinde en çok beğenilen ve tercih edilen "Evergreen Poseidon Slow Jerker" kamışın en ağır künye değerine sahip olan 603-6 modeli dahi 135 Gr ağırlığında. Halbuki büyük balık avcılığı için üretilen yine Japon menşeli casting ve jigging kamışları 250/500 Gr aralığında ağırlığa sahip. Acaba teknik, bu bahsettiğiniz büyüklükte balıkları doğrudan hedeflemiyor olabilir mi? Kamışın test değerlerinin belirlenmesinde makinenin kaloma gücü ya da balığın büyüklüğü dışında başka bir kıstas olmasın?
Bir de bu klasmandaki kamışların 1,50/1,60 m boyda olanlarında "High pitch Jerk", 1,90 m civarında olanlarda "Slow Pitch Jerk", 2,0/2,10 m olanlarda "Long Fall Jerk" ibareleri yeralıyor. Bunlar nedir?

Ben de Japonya'da bu tekniğin uygulayıcısı olan kimselerin PE 0,8/1 azami PE 2 olta ipi kullandıklarını görüyorum. Bu kadar ince ip kullanılmasının nedeni nedir?

Bu çeviriye ulaştığınız kaynağı paylaşırmısınız? Benim başvurduğum kaynaklar yanlış olmalı, anlamı farklı çıkıyor. Ben de doğru bir kaynaktan öğreneyim isterim.

Bu cümlenizden anladığım kadarıyla kaburanın Japon olta balıkçılığındaki gelişimini, tarihçesini iyi biliyorsunuz. Bizleri kaburanın kelime anlamı nedir, Japonya'da kullanımı hangi tarihlere dayanır, udaki-kabura, tataki kabura, katsuo bake gibi kavramlar nedir aydınlatırmısınız?

Rastgele.

Ne çok soru,:hasta: önce bu konuda fazla bilgi ve deneyiyim yok, bunu da arada yazdım sanırım. Her hangi bir yerden de tercüme etmedim. birçok yanlış düşüncelere sapmış olabilir. Son sorudan başlayacak olursam 11 kez Japonyaya gittim ama Japonca bildiğim kelime sayısı da çok az, çoğunu da unuttum. Bildiğim kelimeler içinde bizim hobi ile ilgili sakana kalmış aklımda, kabura da turp gibi bir şey. Ben kabura denilen formları adını öğrenmeden önce su piresine benzetmiştim daphnia pulexe yani. Adını duyunca ismi turptan almışlar demek dedimiştim. Bu kabura da bana bir restoranda hızlı yemek yeme yarışmasında mükafat olarak verilmişti, onu da oradan biliyorum. Sonra kaburamı bir japona verdim o da bana 200 yen verdi almadım Türk usulü itişip kakıştık, paralar yere düştü yuvarlanıp gitmişti.

Japonların sizin önerdikleriniz isimler yerine neden bu slow pitch isimini verdiklerini de bilemem. Herhalde kısa hatvelerle yani düşük frekansla hareket ettiğindendir. Yalnız tairaba ismini dillerine uydurduklarını tahmin ediyorum. Biri tai rubber demiştir, diğerleri söylerken yuvarlayıp dillerine uydurmuş ve bu kendi aralarında tutmuştur. Tükenmeze borupen aslana layon, masaya teybru falan derler. Yani kendi dillerinde olmayan kelimeleri başkalarından aldıklarında uyduruyorlar bir şeyler. Hatta bizim dönere de gruguru derler bu da dönmek demek.

Söylediğin gibi ince ip kullanıyorlar, sanırım kamışın esnekliğine güvenip, steez gibi küçük makineye daha uzun ip bağlayabilmek için olabilir.
Elimdeki makine, elimde olan 50 libre ipten 300 m sarabildiğinden sardım bunu. Bir de sözüm ona 15 kg balık yakalayacağım ya:D
Önce 30 libre sarmıştım bir iki av sonrası uskumru yakalayınca değiştirdim, bu sistem işe yarayacak deyip kalına geçtim, onu da 300 metre aldı. Benim makine büyük saltiga 35 nsj 600 gr. Hatta bunu oğluma verip 200 lük bj mi alsam dedim bir ara.

Makine tabanına misina sarma güzel fikir. Yukarıda yazdım mı hatırlamıyorum bu eleman makara tabanında yoksa bağladığınız düğümden sonra, sonradan yukarıdaki sarımı da etkileyen tabandaki düğüm sonrası ipi tabana bir bantla yapıştırmalarını yazacaktım atlamış olabilirim, belki de yazmışımdır.
Bendeki makinede tabanında zaten ipin dönmesini engellemek için ipin bağlanacağı tırnak üretici tarafından yapılmış. Ben ihtiyaç duyup matkapla makarayı delip böyle bir şey preslemedim.
Önceleri bu sistem yoktu, şimdi Çin MW de yeni modellerine ekledi bu zımbırtıyı.

Sonuç olarak yazdıklarım, nerede beğendiğim malzeme görsem alıp denediklerim, hatta bunlarda kullanılan elemanları alıp vakit geçirmek için yaptıklarım ve bunlardan çıkardığım benim varsayımlarım.
Ulaştığın kaynaklarda bunlara ters bilgiler olduğunu yazmışsın bunları paylaşman okuyanları yanlış yönlendirdiysem düzeltme sağlayacak ve doğruları öğrenmemizi sağlayacaktır.
Şimdiden çok teşekkürler.
 

Horozbina

Daimi Üye
Katılım
18 Ocak 2012
Mesajlar
2,270
Tepkime puanı
3,797
Puanları
113
Konum
Tekirdağ / İstanbul / Ören
Adı
Bülent
İma nın madai jigi. Bunda rubber (lastik) yok. Yem (karides) taktıklarını da göremedim. Yoksa rubber da mı hikaye. Madailer ham yapıyo bunu da:【楽天市場】アムズデザイン アイマ 真鯛魂 レンジセッター 10号 【メール便OK】 【テンヤマゴチにオススメ!】【真鯛】:プロショップケイズ楽天市場店

LG-H815 cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi

İki gündür internetim yoktu, Şimdi baktım. Bu da güzelmiş. Kıllar yaprak vs, iğneye takmak için taze yem bulunmadığı durumlar için güzel ve işe yarayan çözüm, aynı zamanda pratik.
Bu slider denen gezer ağırlıklardan aslında burada da birileri yapsa iyi olacak dışarı daha az para ödenir.
Bunlar 50 liraya satılan canlı yem yüzdürücüler gibi pahalı olursa işimize yaramaz. Gerçi üretenler boyası için 10 liradan fazla para ödüyorlarmış.
Bir de bunu bizim gezer kurşunlar gibi sadece delikle bırakmamalılar. Misina yumuşak plastik bir yataklama içinde olmalı. Bunun da kalıp parası var.
Ancak piyasada bulunabilecek küçük çaplı silikon boru kullanılacak delik çapında yapabilirler. Bu silikon boru da deliğe sıkı geçirilip yapıştırılırsa yatırım maliyetini düşürecektir.
 

coner

Daimi Üye
Katılım
29 Eki 2014
Mesajlar
7,550
Tepkime puanı
14,488
Puanları
113
Yaş
68
Konum
istanbul/Üsküdar/Tuzla
Adı
Eşref
Kan Grubu
O Rh Negatif
Öğrenmek ,öğretmek gibi kutsaldır.
Öğretiden ders çıkarmak,denemek,denemeden yorum,
yapmamak lazım.
Teşekkürler Bülent ağabey
 
B

BS Okuru

Misafir
Mütevazı yaklaşımınız ve cevabınız için teşekkür ederim. Bildiklerinizi genç heveslilere aktarma gayretinizi ise ayrıca takdir ediyorum. Ancak biz küçüklerinize en büyük dersi yanılabileceğinizi dürüstçe söyleyerek vermiş oldunuz. Bu günümüzde mumla aradığım, çok nadiren rastladığım bir erdem. Benim nazarımda sorunun oluşumu zaten sizin, benim ya da bir başkasının paylaştıklarımızla değil, okuyanların bu paylaşılan bilgiyi peşinen doğru kabul edip, hemen alkış tutmalarıyla başlıyor. Araştırmayan, kurcalamayan, sorgulamayan bir nesil yetişti yurdumuzda. Belki birazdan benim yazacaklarımda bütünüyle yanlıştır. Araştırmadan, ulaştığın bilgiyi gidip denizde tecrübe etmeden nasıl doğruluğunu bilebilirsin?

"Balığı tutayım da nasıl tutarsam tutayım" karakteriyle kavgalıyım. İçinde bulunduğumuz çağın insanı bu kadar düz olmamalı. Asıl serzenişim 18/30 yaş grubunda bulunanlara. Mesela genç bir dimağ nasıl olur da kullandığı olta makinesinin mekanik ve mühendislik yönlerini merak etmez? Düz ve helis dişli (Çıkrık makine) nedir? Düz konik dişli (Van staal) nedir? Sonsuz vida dişli (Wormshaft Oscillation, D.A.M. Quick, Abu Cardinal) nedir? Hypoid dişli (Spin makine) nedir? nasıl merak etmezler? Dayanamayıp parantez içlerinde kopyanın kralını verdim, bakalım araştıran olacak mı?

Lafı fazla uzatmayayım. Şahsen hazır bilgiye konmak isteyenlere verecek bilgim yoktur. Merak edenleri doğru yöne sevk edecek, ayak izi kabilinden bilgi öbekleri vermeyi daha makbul görüyorum. Sevgi ve saygılarımla Bülent ağabey...

Kısa bir mesafede yön değiştiren jiglerden ilham alınarak teknik isimlendirildiğine göre neden "slow sequence jig" ya da "short distance turn jig" dememişler acaba? Mesela tekniğe "slow pitch jerk jigging" yerine "slow sequence jigging" diyebilirlerdi... Neden dememişler? Tekniğe isim veren başka bir teknik detay olmasın?
Bu teknik tamamıyla mekanik bir tekniktir. Makine ve kamışın ürettiği fiziki tepkimelerin olabildiğince hassas yorumlanması ve kullanılması üzerine kurulmuştur. Haliyle makineye hareket veren “pitch” ve kamışa hareket veren “jerk” tekniğin isimlendirilmesinde kullanılmıştır.

Daha önce forumda jiggingle ilgili yazdığım makalede kısaca değindiğim bu iki kavramı biraz daha açayım. “Pitch” olta makinesi çevirme kolunun bir tam turuna denir bizim dilimizdeki “pratik” karşılığı “tur”dur. Çevirme kolunun eksenine bir saat yerleştirdiğinizi hayal edin; yarım saatlik bir çevirme “Half pitch” yani yarım tur, on beş dakikalık bir çevirme “quarter pitch” yani çeyrek turdur.

“Jerk” ise olta kamışının yatay eksene dik bir tam çırpılmasıdır. Küpeşteye yaslanıp denize bakarak kamışımızı aşağı eğdiğimizi ve jigi dibe bıraktığımızı hayal edelim. Kamışımız takriben 135°dedir. Kamışı başımızın üstüne, 0°ye doğru çırptığımızda bu “full jerk”tir, yani “tam çırpma”.

Gördüğünüz gibi bunlar aslında temel aksiyon tekniklerinden başkası değildir. Farkı yaratan bu iki kelimenin önüne eklenen “slow” yani “yavaş” sıfatıyla ortaya çıkar. Aslında çok eski olmasa da her şeyin çabuk eskidiği çağımızda geleneksel kabul edilen “speed jigging” tekniğinin aksine bu teknik bahsi geçen aksiyonları çok “yavaş tempoyla” uygular. Ayrıca speed jiggingde sadece one pitch/full jerk aksiyonu kullanılır. Oysa SPJ tekniği half/quarter gibi ara aksiyonları da çokça kullanır.

İşte fark temel olarak budur ve tekniğin isimlendirilmesinin hikayesi bu temellere dayanır. Bu arada SPJ’nin açılımı “slow pitch jigging” değil “slow pitch jerk”dir.

Japonya'da slow pitch jerk jigging denilince ilk akla gelen çıkrık makineler olan:

1) Shimano Ocea jigger 2000NR'nin azami kaloma direnci 10 Kg, 1500NR'de 8 Kg

2) Studio Ocean Mark Blue Haven L50Hi'de bu değer 15 Kg, hatta tekniğe özel modifiye ettikleri ve sınırlı üretimi yapılan L50Hi-S2T modelinde 10 Kg

3) Daiwa Saltiga 15H Slow Jigging'de bu değer 8 Kg

Bu değerler ışığında SPJ makineleri tekniğin uygulanacağı bölge ya da hedeflenen balığın dışında bir kıstasa göre üretiliyor olmalı. Yoksa bu adı geçen üç markanın çok daha yüksek direnç üretebilecek makine üretme kabiliyeti var, nitekim üretiyorlar da. Sizce bu kıstas ne olabilir?
SPJ kati surette büyük balık hedefleyen bir teknik değildir. Tekniğin felsefesi kaçan balığı kovalayacak kadar fiziki güce sahip olmayan “palazların” büyük ağabeylerinin saldırılarından arta kalan yaralı veya sersemlemiş yemlik balıkları kapma alışkanlıklarından faydalanmaya dayanır. Ana hedef “buzluğu doldurmak” eve sofralık kalitesi yüksek balıkla dönmektir, trofe yakalamak değil. Bilirsiniz ki pek çok türün en ideal lezzeti sunduğu ağırlık 2-8 kg ağırlığında oldukları dönemdir.

Ayrıca SPJ bir derin su tekniğidir. Japon’lar bu tekniği 100/300 m derinliklerde kullanır. Bu derinlikler için hafif sayılabilecek 150/300 gr aralığında jigleri kolay dipletmek, kuvvetli okyanus akıntılarından olabildiğince az etkilenmek için ince ip kullanırlar.

Diğer yandan makinenin kaloma gücü ne kadar artarsa, ince ayar yapma şansı o kadar azalır. 20 kg kaloma direnci üreten bir makinenin kaloma ayar kolunu/yıldızını bir tık çevirdiğinizde mesela 1 kg’lık değişim yapabiliyorsanız, aynı büyüklükte ama 10 kg direnç üretebilen makinede bu değer, tahminen 0,25 kg olacaktır. Daha hassas ayar olanağı vardır.

Yazdıklarımla birlikte, fazla detaylandırmamak için yazmayacağım birkaç detayın da katkısıyla, bu teknikte yüksek kaloma direnci kullanılmaz. Kendi araştırmalarımda neredeyse tüm uzmanların, makinelerini 5 kg’a ayarladığını gördüm. Ki bu değer tekniğin asli hedefini oluşturan, yukarıda zikrettiğim büyüklükler için gayet yeterlidir.

İpi makaraya yüklemeden önce ucuna dört kulaç mono filaman misina bağlayıp, makara tabanına bu misinayı sarıp, devamında olta ipini bu misinanın üzerine sarmak yeterli iken neden bu kadar karmaşık bir yönteme ihtiyaç duydunuz?
Bu meselenin en iyi ve en kolay yolunu adım adım tarif edeyim. Makineniz ister spin ister çıkrık olsun yöntem aynıdır. Saracağınız ipin çapına uygun (Ör. 0,24 mm olta ipine 0,35/0,40 mm misina) 4/5 kulaç misina kesilir. Misinanın ucu idam düğümüyle makaraya bağlanır. Misinanın diğer ucu da uygun bir düğümle (Ör. Uni to uni) olta ipinin başlangıcına bağlanır. Sabit bir kuvvetle sarım yapılır. Böylece misina tabana düzgünce sarıldıktan sonra olta ipi üzerine sarılmış olur, tüm elemanlar da birbirine ekli olduğu için asla sorun çıkmaz.

SPJ tekniğinde en çok beğenilen ve tercih edilen "Evergreen Poseidon Slow Jerker" kamışın en ağır künye değerine sahip olan 603-6 modeli dahi 135 Gr ağırlığında. Halbuki büyük balık avcılığı için üretilen yine Japon menşeli casting ve jigging kamışları 250/500 Gr aralığında ağırlığa sahip. Acaba teknik, bu bahsettiğiniz büyüklükte balıkları doğrudan hedeflemiyor olabilir mi? Kamışın test değerlerinin belirlenmesinde makinenin kaloma gücü ya da balığın büyüklüğü dışında başka bir kıstas olmasın?
Bir de bu klasmandaki kamışların 1,50/1,60 m boyda olanlarında "High pitch Jerk", 1,90 m civarında olanlarda "Slow Pitch Jerk", 2,0/2,10 m olanlarda "Long Fall Jerk" ibareleri yer alıyor. Bunlar nedir?
Yukarıda bahsettiğim gibi bu teknikte hedef sofralık balıktır. Bu sebeple olta kamışı, SPJ tekniğinde mücadele donanımı değil aksiyon donanımıdır. Balık bindiğinde kamışla değil makineyle çekilir. Aksiyon yönünden bu tekniğin en önemli donanımıdır diyebilirim. Mesela 90/180 gr künye değeri olan bir SPJ kamışınız var. Hedeflediğiniz balık türü çok agresif ve bölgeci. Jigin sert sıçramalardan çok, yavaş süzülmelerle balığın üzerine doğru inmesini ve balığı kışkırtıp hamle yapmasını istiyorsunuz. O zaman bu kamışla 180/200 hatta çok aheste bir aksiyon istiyorsanız ve akıntı yoksa 220/250 gr jig kullanabilirsiniz. Yok tam tersi balık kaçanı kovalayıp kapmaya meyilli o zaman kamışın yemi agresif biçimde sıçratması için kamış künyesindeki alt değere yaklaşacaksınız. Tekniğin en can alıcı noktasını da yazmış oldum...

Bu “high pitch” ve “long fall” nedir şu anda girmek istemiyorum…

Ben de Japonya'da bu tekniğin uygulayıcısı olan kimselerin PE 0,8/1 azami PE 2 olta ipi kullandıklarını görüyorum. Bu kadar ince ip kullanılmasının nedeni nedir?
İnce ipin kerametini yukarıda yazdım zaten. PE 2 azamisidir. Bundan daha kalınını kullanan usta ben görmedim. Nitekim ben de PE 2 iple 18/20 kg balıkları dize getirebiliyorum. Ben yapabiliyorsam siz de yaparsınız herhalde…

Bu çeviriye ulaştığınız kaynağı paylaşır mısınız? Benim başvurduğum kaynaklar yanlış olmalı, anlamı farklı çıkıyor. Ben de doğru bir kaynaktan öğreneyim isterim.
Haliyle ben de Japonca bilmiyorum. Bir veya iki sözlükten yaptığım çeviriler sonucunda ulaştığım sonuç şudur;

鯛カブラ Tai Kabura (Orjinali budur.)

鯛 Tai : Fangri

カブラ Kabura : Tüylü Zoka

タイラバ Tairaba

タイ Tai : Tayland

ラバ Raba : Katır

Gördüğünüz gibi taikabura ve tairaba farklı yazılıyor. Muhtemelen sizin dediğiniz gibi “raba” kelimesini fonetik olarak “rubber”a benzediği için kullanmışlar. Aynı fonetik benzerlik “tai” kelimesi için de geçerli…

Bu cümlenizden anladığım kadarıyla kaburanın Japon olta balıkçılığındaki gelişimini, tarihçesini iyi biliyorsunuz. Bizleri kaburanın kelime anlamı nedir, Japonya'da kullanımı hangi tarihlere dayanır, udaki-kabura, tataki kabura, katsuo bake gibi kavramlar nedir aydınlatır mısınız?
Kabura bilumum tüylü zokalara denir. Japon balıkçılığında kullanımı yazılı kaynaklara göre 1690’lara dayanır. Çok uzatmadan kısaca anlatmak gerekirse “Udaki Kabura” damaklı iğneye sahip, halen bir kısım Japon tarafından, değişik boyları levrek, fangri, istavrit avlarında kullanılan tüylü zokadır. “Tataki Kabura” ise “oltayla” ticari yazılı ve çizgili orkinos avcılığı yapan teknelerin kullandığı, damaksız, ağzı iğneden çok kakıca benzer biçimlenmiş bir tüylü zokadır. “Bake” kaburanın yöresel bir isimlendirmesidir. Tüm kaburalar önüne kullanılacağı balık türünün ismi eklenerek adlandırılır. Mesela “katsuo bake” çizgili orkinos (katsuwonus pelamis) kaburasıdır, “aji kabura” istavrit kaburasıdır…gibi. İşte modern taikaburaların temeli de bu geleneksel tüylü zokalardır.

İyi şanslar dilerim…
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Horozbina

Daimi Üye
Katılım
18 Ocak 2012
Mesajlar
2,270
Tepkime puanı
3,797
Puanları
113
Konum
Tekirdağ / İstanbul / Ören
Adı
Bülent
Önce bunca bilgi için çok teşekkürler.
Benim araştırmadan, tahminlerle, sezgilerimle ve kendi denediklerimle yazdıklarıma düzeltmeler olduğundan çok sevindim.
Konu daha doğru bilgilerle yerine oturmuş oldu.

İnsan zeki hayvan ama aklına ilk gelenler çoğu zaman yanlıştır. Bizler kökü paleolitik çağlara uzanan yanlışlarla bu günlere yok olmadan ulaşmış bir canlı türüyüz ama değişen ortamda doğrulara daha yakın bilgiye ulaşamayan toplumlar diğerlerinin, şimdi bizim olduğumuz gibi oyuncağıdır.

Doğru sandıklarımızı gerçek bilgiye karşın, korumak, sürdürmeye çalışmak, savunmak, yani muhafazakarlık, her zaman; yerinde saymayı dahi başaramaz geriye gitmemizi sağlar.

Burada ve daha önce yazdıklarımda dikkat edilirse kendi saptamalarımda hep sanırım yazmışımdır.
 
Son düzenleme:

Mehmet Fatih

Daimi Üye
Katılım
11 Şub 2015
Mesajlar
1,417
Tepkime puanı
2,251
Puanları
113
Yaş
39
Konum
Çanakkale
Adı
Mehmet Fatih
Kan Grubu
A Rh Pozitif
Bilgiler ve yorumların için teşekkürler Bülent abi.Tecrübelerin % 100 Doğru yada % 80 Doğru bu foruma giren herkeste son 5 yıldır büyük emeğin var.Tonla zaman harcayıp kafa yorduğun her detayı ve gözlemlerini senin gibi herkes paylaşmaz paylaşamaz kıskanır :harika:
 

coner

Daimi Üye
Katılım
29 Eki 2014
Mesajlar
7,550
Tepkime puanı
14,488
Puanları
113
Yaş
68
Konum
istanbul/Üsküdar/Tuzla
Adı
Eşref
Kan Grubu
O Rh Negatif
Bülent ağabey dün beraber nasıl geçti 3 saat anlayamadım,
Her seferinde bir şeyler öğreniyorum.
yeni malzemelerin test yorumlarını merakla bekliyorum.
Teşekkürler.
 

Horozbina

Daimi Üye
Katılım
18 Ocak 2012
Mesajlar
2,270
Tepkime puanı
3,797
Puanları
113
Konum
Tekirdağ / İstanbul / Ören
Adı
Bülent
Bilgiler ve yorumların için teşekkürler Bülent abi.Tecrübelerin % 100 Doğru yada % 80 Doğru bu foruma giren herkeste son 5 yıldır büyük emeğin var.Tonla zaman harcayıp kafa yorduğun her detayı ve gözlemlerini senin gibi herkes paylaşmaz paylaşamaz kıskanır :harika:

Mehmet

Yazdıklarımda bazı kelimeleri bildiğim anlamlarından bir şeyler çıkararak araştırmadan tahminen yazdım. Bu nedenle işin geçmişi, isimlendirilmesi ile ilgili yanlışlar olacaktır.

Salih yazıya başlarken pitch kelimesi için tur yazmış. Şimdi benim bildiğim pitch kelimesi ile bağlantısı yok. Pitch’in bizim dilde ve meslekte karşılığı hatve veya adımdır. Birimi uzunluktur, mm veya inç uzunluk birimi. Mesala bir vidada iki diş arasındaki mesafedir. M10 civatanın pitch değeri yani adımı 1.5 mm gibi.

Dişlilerde de modül denen kavramın yanında bölüm dairesinde iki diş arasındaki uzunluğa aynı terim kullanılır.

Şimdi ben bu bilgimle onun yazdığı pitch kavramına karşı çıkmam gerekirdi. Bunun da birimi bir sayıdır. Adettir yani. Makine kolunu 10 defa çevirdiğimizde 10 tur atmış oluruz, alınan yol merkezde sıfır, kolun topuzunda ise dönme çapı çarpı pi sayısı olduğundan yarı çapı farklı kollarda farklı uzunluk çıkar.

Her dilde, bir kelimenin farklı anlamları olabiliyor. Bu kelime de, konusuna göre çok anlamı olan bir kelime, diğer anlamlarını bilmeden kafandaki bilgiye göre karşı çıkarsın. Pitch kelimesinin bir anlamı da tekrarlanan bir durumun her biri. TDK buna Çevrim adında nefis bir kelime türetmiş.


İnsan böyle bir canlı işte. Kendisine öğretilenlerin doğrultusunda olana inanır diğerlerini ret eder. Doğru sandıklarını ise kanının son damlasına kadar savunur. Aslında kafasındakiler genelde ve hatta %99.99 yanlıştır. Araştırılmamıştır, sorgulanmamıştır. Bu yanlış bilgilerin doğruya en yakın hali ise bilimde mevcuttur. Doğru olana karşı yanlışı savunmak, işte bizdeki durum budur. Bu yanlışlar ve bunları korumak için kavga ediyoruz, savaşıyoruz ölüyoruz. Bilim kafalarımızdaki bu yanlışlara boş varsayımlar ismini vermiş. Bizde ise bilim ve bilimsel yöntemi öğreten eğitim olmadığından birbirimizi yeriz. Bu yanlışları küçümseyen gruba karşın, yanlışı destekleyenin yanında oluruz. Bundan yararlanarak yanlışları savunanlar istediklerini yapar duruma gelerek dünya ilerlerken biz ise gerilere gideriz.

Yanlış bilgiyi savunanlar doğrulara karşı çıkanlar bu bilgi ile geliştirilmiş teknolojiyi ise sonuna kadar kullanır. Kullandıkları tüm aletlerin ardında karşı çıktıkları doğru bilgi vardır. Bilgisayar cep telefonu kullanırlar otomobilleri vardır, hastalandıklarında röntgen MR çektirirler. Bu onların en büyük çelişkisidir, bazıları şüphe eder ama egoları karşı çıkar. Çelişkileri onlarda kompleksler oluşturur. Bu komplekslerle düşüncelerini savurunur gözükenleri seçerler.


Bizim konuya dönecek olursak kabura yuvarlak bir turp ya da şalgamın japoncası. İstanbul rum balıkçılarının da bir zamanlar kullandığı yünlü zoka benzeri tüylü zoka anlamı var mı bilmiyorum. Bizdekiler uzun onlar şalgama benzer yaptıklarından buna da aynı ismi vermiş olabilirler.
Bilmediğim için de hayır bu turptur, slider denilen tairaba takımının gezer ağırlığı bu turba benzer, ismi buradan verilmiştir diye yukarıdakileri yazarken sezgisel olarak aklıma ilk gelenleri savunma yerine eğer zamanım varsa bunu araştırmam gerekir.

Bilimsel yöntemin çalışma biçimi budur. Kafandaki doğru bildiğine ters sonuçlara ulaşırsan doğru sandığını değiştirmeli, konu ilgini çekiyorsa daha doğrusuna ulaşmak için uğraşmalısın.


Ayrıca Salih’in yazdıklarrında da yanlışlar olabilir. Bunlar da zamanla değişir.

Hiçbir zaman eski çağ beyinlerinin kıt olanaklarla sorularına verdikleri yanıtları kesin doğru olarak kabul etmemek gerekir. İnsan bu günlere bu yanlışlarla gelebildi ama bunları değiştirebildikçe gelişti ve daha rahat yaşar duruma gelecek teknolojiler geliştirdi.

Bunları yaparken de dünyayı olumsuz yönde değiştirdi, o da ayrı mesele. Ama bunun farkına vardığında ise düzeltmek için yollar arıyor şimdi.